
1. Konu Yazım Aşamasındadır.
2. Sağlıkta Şiddet
2.1. Şiddetin erken uyarı işaretleri
Şiddet çoğu zaman yüksek sesle başlamaz; davranıştaki küçük kaymalarla kendini belli eder. En kritik nokta, hekimin bu kaymaları “kişisel alınacak bir saygısızlık” olarak değil, klinik bir risk belirtisi olarak görmesidir.
Erken uyarı işaretleri genellikle üç düzlemde ortaya çıkar: söz, beden ve ortam.
Sözel işaretler; hastanın ya da yakınının ses tonunun yükselmesi, aynı cümlenin ısrarla tekrarlanması, “kimse ilgilenmiyor”, “burada ölüyoruz” gibi genelleyici ve suçlayıcı ifadeler kullanılmasıdır. Özellikle “bir şey olursa sorumlusu sizsiniz” türü cümleler alarmdır.
Bedensel işaretler; ajite duruş, yerinde duramama, hekime olması gerekenden fazla yaklaşma, yumruk sıkma, ani hareketler, göz temasının tehditkâr hale gelmesidir. Bu noktada kişi henüz şiddet uygulamıyor olabilir ama kontrol eşiği düşmeye başlamıştır.
Ortamsal işaretler ise kalabalıklaşma, birden fazla yakının konuşmaya dahil olması, hekimin köşeye sıkışması, güvenlik veya çıkış yollarının bloke olmasıdır. Kri̇z çoğu zaman fiziksel alan daraldığında hızlanır.
2.2. Hekimin yapması gereken davranışlar
2.3. Hekimin yapmaması gereken davranışlar
2.4. Acil servise özgü kısa senaryolar
Senaryo 1 – “Sırf serum taktırmaya geldik”
Gece 02.30. Acil servis dolu. Ateşi 37.4 olan hastanın yakını:
“Hocam herkes serum taktırıyor, siz niye takmıyorsunuz?”
Hekim kısa açıklama yapar. Yakın sesini yükseltir:
“Bize bakmıyorsunuz, torpilli mi olmamız lazım?”
Bu aşamada:
•Ses yükselmiştir
•“Biz–siz” dili başlamıştır
•Haksızlık algısı oluşmuştur
Bu noktadan sonra yapılacak sert bir cevap, birkaç dakika içinde küfre ve masaya vurma davranışına gider.
Senaryo 2 – “Ölürse sorumlusu sensin”
Yaşlı hasta, çoklu komorbidite. Klinik stabil ama riskli. Yakın:
“Bir şey olursa seni bulurum, haberin olsun.”
Bu cümle çoğu zaman “tehdit” gibi algılanmaz ama net bir şiddet habercisidir. Ardından:
•Telefon çıkarılır
•Video kaydı başlar
•Hekimin adı sorulur
Bu noktada hekim yalnız kalırsa olay büyür.
Senaryo 3 – “Neden sedyeye almadın?”
Acil servis tıklım tıklım. Yeşil alan hastası ayakta bekliyor. Yakın:
“Herkesi yatırıyorsun, bizimkini niye yatırmıyorsun?”
Dakikalar içinde:
•Yakın sayısı artar
•Birisi “Hocam sen yanlış yapıyorsun” der
•Fiziksel alan daralır
Şiddet genelde bu kalabalıklaşma anında başlar.
Senaryo 4 – “Benim tanıdığım var”
Tıbbi kararı değiştirmeye yönelik baskı başlar:
“Ben başhekimle konuşurum.”
“Sağlık Bakanlığı’na şikayet ederim.”
Ardından:
•Ses yükselir
•Tehdit hukuki görünümlü hale gelir
•Hekim savunmaya geçerse gerilim artar
Bu noktada konu artık tıbbi değildir.
Senaryo 5 – Alkol, madde, sabır yok
Gece yarısı alkol almış hasta. Bekleme süresi uzadıkça:
•Yerinde duramaz
•Personelle temas artar
•Küfürlü konuşma başlar
Burada “bir şey dememek” değil, erken sınır çizmek hayat kurtarır. Bu grup şiddete en hızlı giden gruptur.
2.5. Hangi cümleler krizi söndürür, hangileri benzin döker?
Bu kısım belki de en hayati olanı. Aynı bilgi, iki farklı cümleyle tamamen zıt sonuç doğurur.
Krizi söndüren cümleler
Bu cümlelerin ortak özelliği şudur:
Haklılık iddiası yoktur, duygu tanıma vardır.
“Sizi şu an çok gergin görüyorum, bunu anlıyorum.”
“Bu şekilde devam ederse yardımcı olamam, sakin konuşmamız lazım.”
“Şu an elimden geleni net şekilde söylüyorum.”
“Bu kararı ben tek başıma almıyorum, sistem böyle işliyor.”
Bu cümleler karşı tarafın hızını keser çünkü kontrol duygusunu geri verir.
Krizi alevlendiren cümleler (benzini dökenler)
Bunlar genelde refleks olarak söylenir ve neredeyse her zaman olayı büyütür.
“Bağırmayın.”
“Herkese böyle davranıyorsunuz.”
“İsterseniz şikayet edin.”
“Ben işimi biliyorum.”
“Siz anlamıyorsunuz.”
Bu cümleler karşı tarafı küçültülmüş hissettirir. Küçülen insanın bir sonraki adımı çoğu zaman saldırıdır.
2.6. Video kaydı başladığında ne yapılmalı?
2.7. Bu noktada güvenlik ne zaman çağrılmalı?
Türkiye acil servisinde güvenlik genelde geç çağrılır. Oysa doğru zaman, şiddet başlamadan hemen öncedir.
Güvenlik çağırmak için yumruk atılmasını beklemek profesyonel değildir.
Güvenliğin çağrılması gereken net eşikler vardır:
•“Bir şey olursa sorumlusu sensin” gibi açık tehdit
•Fiziksel mesafenin bilinçli olarak ihlal edilmesi
•Yakın sayısının hızla artması
•Küfürlü konuşmanın başlaması
•Video kaydı + tehdit dilinin birlikte görülmesi
Bu eşiklerden bir tanesi bile yeterlidir.
Güvenlik çağırmak, hastayı “suçlu” ilan etmek değil; ortam güvenliğini sağlamaktır. Bu farkı bilen hekim daha az zarar görür.
3. Mobbing
Her şey mobbing değildir
Türkiye’de sık yapılan hata şudur: Her sert söz, her kırıcı davranış, her yüksek ses mobbing etiketiyle adlandırılır. Bu doğru değildir. Bir yöneticinin iş talebinde bulunması, performans eleştirisi yapması, hatayı düzeltmesi mobbing değildir. İletişim kötü olabilir ama bu durum hukuki olarak mobbing sayılmaz. Kaba konuşmak, bağırmak, küçümseyici hitaplar kullanmak ahlaki ve etik olarak yanlıştır, ancak tek başına mobbing sayılmaz. Bu davranışlar: •Kurum kültürü sorunudur •Disiplin konusudur •İletişim ve liderlik problemidirMobbingin ispatı zordur
Mobbing iddiasının en zor yönü ispattır. Çünkü mobbing çoğu zaman:
•Kapalı ortamlarda, sözlü ve iz bırakmadan dolaylı davranışlarla gerçekleşir. Bu nedenle belgeler, tanıklar, yazışmalar ve süreklilik büyük önem taşır.3.1. Mobbing karşısında çalışanın hakları
Mobbinge maruz kalan çalışanın hem özel hukuk hem ceza hukuku açısından başvuru yolları vardır.
Malvarlığına ilişkin haklar
Maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Şahsın varlığına ilişkin haklar
Mobbing kapsamında:
•Hakaret suçu
•İftira suçu
gibi ceza hukuku ihlalleri oluşabilir.
Başvuru yolları
•Kuruma dilekçe ile başvuru
•Savcılığa suç duyurusu (cezai süreç)
•Yönetici açısından disiplin soruşturması
Bu yollar birbirini dışlamaz; aynı anda işletilebilir.
4. Suç, Hukuk, Usül Kavramları
4.1. Suç
Suç Sınıflandırması
•Suçlar çeşitli ölçütlere göre sınıflandırılır. •İşleniş biçimine göre suçlar ◦icrai (bir şey yaparak işlenen, örneğin darp) ◦ve ihmali (yapılması gerekeni yapmayarak işlenen, örneğin görevi ihmal) olarak ayrılır. •Zamana yayılmasına göre ◦ani suç (hakaret gibi tek anda tamamlanan), ◦mütemadi suç (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi devam eden) ◦ve zincirleme suç (aynı suçun aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi) şeklinde sınıflanır. •Failin kastına göre suçlar ◦kasten işlenen ve ◦taksirle (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık) işlenen suçlar olarak ayrılır. •Takibine göre ise ◦şikâyete bağlı suçlar (hakaret gibi, mağdur şikâyet etmezse soruşturma ilerlemez) ◦ve resen soruşturulan suçlar (kasten yaralama gibi, savcılık kendiliğinden harekete geçer) vardır. •Son olarak hukuki değere göre suçlar ◦kişilere karşı suçlar, ◦malvarlığına karşı suçlar ◦ve topluma ya da devlete karşı suçlar şeklinde gruplandırılır.4.2. Hukuk
Hukuk kaç ana alana ayrılır?
Hukuk klasik olarak iki ana kola ayrılır:
•Kamusal (Kamu) Hukuk ◦Savcılık, ceza, disiplin •Özel Hukuk ◦Tazminat, kişilik hakkı → Özel hukuk •Ek olarak karmaYanlış hukuk alanına başvurmak, haklıyken dosyanın çökmesi demektir.
Kamusal hukuk nedir?
Kamusal hukuk, devletin üstün yetkisini kullanarak bireylerle veya kendi organlarıyla kurduğu ilişkileri düzenler. Burada ilişki eşitler arasında değildir.Devlet vardır, yaptırım gücü vardır. Kamusal hukukun temel özelliği: •Emir–yasak vardır. Kurallar emredicidir. Taraflar “anlaşarak” kuralı değiştiremez
Kamusal hukuka giren başlıca dallar
•Ceza Hukuku◦Suç ve cezaları düzenler ◦Kişi ↔ Devlet ilişkisi ▪Şüpheli / sanık ▫Tanık, olayla ilgili gördüğünü, duyduğunu veya bildiğini mahkemeye veya savcılığa anlatan kişidir. •Tanık: Suçu işlemekle itham edilmez, Taraf değildir, Gerçeği söylemekle yükümlüdür. •Yanlış veya yalan beyanda bulunursa ayrı bir suç oluşur. ▫Şüpheli •Şüpheli, bir suç işlendiği iddiasıyla hakkında soruşturma yürütülen kişidir. •Henüz: Dava açılmamıştır, Mahkeme yoktur, Suç sabit değildir, Şüpheli, savcılık aşamasındadır. ▫Sanık •Sanık, hakkında kamu davası açılmış kişidir. •Artık: Dosya mahkemeye gitmiştir, Savcılık iddiame düzenlemiştir, Yargılama başlamıştır •Şüpheli → iddianame kabul edilirse → sanık olur. ▫
Kavram | Ne zaman? | Konumu |
|---|---|---|
Şüpheli | Soruşturma | Savcılık aşaması |
Sanık | Kovuşturma | Mahkeme aşaması |
Tanık | Her aşama | Tarafsız anlatıcı |
Soruşturmanın Sonuçları
◦Soruşturma, “suç işlendi mi ve dava açmaya yeterli şüphe var mı?” sorusuna cevap aranan aşamadır. Bu aşamanın sonunda savcının verebileceği kararlar sınırlıdır ve her biri farklı hukuki sonuçlar doğurur. Soruşturmanın en temel sonucu iddianame düzenlenmesidir. ▪Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) ▫Savcı toplanan delillerin suç işlediğine dair yeterli şüphe oluşturmadığını düşünürse, kovuşturmaya gerek yoktur (KYOK) diyebilir. Savcı, suçun hiç işlenmediğini, şüphelinin suçu işlemediğini, yeterli delil bulunmadığını veya hukuki bir engel olduğunu tespit ederse dava açmaz. Bu karar, “bu dosya bu haliyle kapanmıştır” anlamına gelir. Ancak yeni delil ortaya çıkarsa dosya tekrar açılabilir. ▫Mağdur veya müşteki bu karara itiraz edebilir. •KYOK’a itiraz, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde, Sulh Ceza Hâkimliğine yapılır. Dikkat: İtiraz doğrudan hâkimliğe verilmez; kararı veren savcılık aracılığıyla yapılır. Savcılık itirazı dosyayla birlikte Sulh Ceza Hâkimliğine gönderir. Sulh Ceza Hâkimi dosyayı inceler ve iki ihtimal vardır. •Birincisi, itirazı reddeder. Bu durumda KYOK kesinleşir ve ceza davası açılmaz.◦KYOK’a yapılan itiraz yeni delil yoksa çoğu zaman reddedilir. Bu nedenle itiraz dilekçesi “katılmıyorum” düzeyinde değil; eksik soruşturma, toplanmayan deliller, dinlenmeyen tanıklar somut şekilde gösterilerek yapılmalıdır. Aksi hâlde itiraz şeklen yapılmış olur ama sonuç doğurmaz. •İkincisi, itirazı kabul eder. Bu durumda savcılığa “iddianame düzenle” talimatı verir ve dava açılmasının yolu açılır. ▪Kovuşturma (Yargılama) ▫Savcı, toplanan delillerin suç işlendiğine dair yeterli şüphe oluşturduğunu düşünürse iddianame hazırlar ve mahkemeye sunar. •Ara muhakeme •Ara muhakeme, ceza yargılamasında soruşturma ile kovuşturma arasındaki geçiş aşamasıdır. Daha açık söylemek gerekirse; savcının hazırladığı iddianamenin mahkeme tarafından yargılamaya değer olup olmadığının denetlendiği evredir. Bu aşamada mahkeme, dosyanın esasına girmez; yani “suç işlendi mi?” sorusunu sormaz. Sorduğu soru şudur: “Bu iddianameyle dava açılabilir mi?” •Ara muhakeme süresi 15 gündür; bu sürede ret yoksa iddianame kabul edilmiş sayılır. •Ara Muhakeme Sonuçları ◦Mahkeme iddianameyi reddebilir. ▪Dosya savcılığa geri gider. Savcı eksikleri giderirse yeni bir iddianame düzenleyebilir. Yani ret kararı, dosyanın sonsuza kadar kapandığı anlamına gelmez; “bu haliyle dava açılamaz” demektir. ▫İddianame reddedilince dosya bitmez; savcı ya eksikleri giderip yeniden dava açar, ya KYOK verir, ya da dosyayı zamanaşımı sınırları içinde bekletir. ◦Mahkeme iddianameyi kabul ederse soruşturma sona erer ve kovuşturma (yargılama) aşaması başlar. Bu durumda şüpheli artık sanık sıfatını alır. ▪Yetkisizlik veya Görevsizlik ▫Soruşturma sonunda savcı yetkisizlik veya görevsizlik kararı da verebilir. Eğer olayın başka bir savcılığın görev alanına girdiği anlaşılırsa dosya ilgili savcılığa gönderilir. Bu durumda soruşturma bitmez, sadece doğru mercide devam eder. ▪Alternatif Sonuçlar ▫Bazı durumlarda soruşturma, uzlaştırma, ön ödeme veya şartlı düşme gibi alternatif sonuçlarla da sona erebilir. Özellikle daha hafif suçlarda, tarafların uzlaşması halinde ceza davası açılmadan süreç kapanabilir. Bu tür sonuçlar, klasik anlamda “cezasızlık” değil, kanunun öngördüğü farklı bir çözüm yoludur. •Kovuşturma ve Sonuçları •Kovuşturma, savcının düzenlediği iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayan yargılama aşamasıdır. •Kovuşturma, iddianamenin kabulünden sonra başlar ve suçun niteliğine, öngörülen cezanın ağırlığına ve failin yaşına göre farklı ceza mahkemelerinde yürütülür. Bu ayrımı doğru yapmak çok önemlidir; çünkü yanlış mahkeme görevi, davanın usulden bozulmasına kadar gidebilir. Ceza yargılamasında “hangi mahkeme” sorusu, davanın kaderini belirleyen ilk sorulardan biridir. ◦Genel ceza mahkemeleri ▪Asliye Ceza Mahkemesi, ceza yargılamasının “genel” mahkemesidir. Kanunda açıkça başka bir mahkeme görevlendirilmemişse, kural olarak kovuşturma Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır. Daha hafif suçlar burada görülür; hakaret, tehdit, basit yaralama, görevi kötüye kullanma gibi suçlar tipik olarak bu mahkemenin alanına girer. Sağlık çalışanlarının günlük pratikte en sık karşılaştığı ceza davaları genellikle Asliye Ceza Mahkemesindedir. ▪Ağır Ceza Mahkemesi, daha ağır suçlara bakar. Ölçüt, suçun kanunda öngörülen cezasının ağırlığıdır. Kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, ağır nitelikli yağma, terör suçları gibi suçlar bu mahkemede görülür. Rüşvet de ağır cezaya tabiidir. Ağır Ceza Mahkemeleri üç hâkimle karar verir; bu da suçun ciddiyetinin yargılama yapısına yansımasıdır. ◦Çocuklara özgü ceza mahkemeleri ▪Fail çocuk ise (suç tarihinde 18 yaşını doldurmamışsa), yargılama özel mahkemelerde yapılır. Çocuk Ceza Mahkemesi, çocukların işlediği ve daha hafif nitelikte olan suçlara bakar. Amaç burada cezalandırmadan çok, çocuğun korunması ve topluma kazandırılmasıdır. Usul, yetişkin ceza yargılamasından daha koruyucudur. ▪Çocuğun işlediği suç ağır cezalık nitelikteyse, kovuşturma Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır. Suç ağır olsa bile, failin çocuk olması nedeniyle yargılama dili, tedbirler ve yaklaşım farklıdır. Yani suçun ağırlığı Ağır Ceza’yı, failin yaşı ise “çocuk” ibaresini belirler. •Artık dosya savcılıktan çıkmış, hâkimin önüne gelmiştir. ◦Bu aşamada sanık dinlenir, deliller mahkemede tartışılır, tanıklar huzurda ifade verir. ◦Sonunda mahkeme beraat, mahkûmiyet veya başka bir hüküm kurar. Kovuşturma sürecinde kişi artık sanıktır. ▪Kanunda suç olarak düzenlenen bir fiil, karşılıksız bırakılmaz; mutlaka yaptırıma bağlanır. ▫Birinci yaptırım türü cezalardır •Hapis cezası ve adli para cezası. ▫İkinci yaptırım türü güvenlik tedbirleridir. •Güvenlik tedbirleri cezadan farklıdır; amaç cezalandırmak değil, toplumu korumaktır. Akıl hastalarına özgü tedavi ve koruma tedbirleri, belli hakların kullanılmasının yasaklanması (örneğin meslekten men), eşya müsaderesi veya suçtan elde edilen kazancın devlete geçirilmesi bu gruba girer. Güvenlik tedbirleri bazen cezanın yanında, bazen ceza olmaksızın da uygulanabilir. ▫Üçüncü yaptırım türü cezanın ertelenmesi ve alternatif sonuçlardır. •Bazı durumlarda mahkeme hapis cezasını erteleyebilir, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verebilir. • Ya da denetimli serbestlik uygulayabilir. •Bu hâllerde kişi hemen cezaevine girmez; ancak belirlenen şartlara uymazsa yaptırım devreye girer. Bu mekanizmalar, özellikle ilk kez suç işleyen kişiler için ıslah edici bir rol oynar. ▫Soruşturma, “dava açılmalı mı?” sorusunun cevabının arandığı savcılık aşaması, kovuşturma ise “suç sabit mi?” sorusunun cevaplandığı mahkeme aşamasıdır. Bu ayrım, ceza yargılamasının temel omurgasını oluşturur ve hangi hakların, hangi aşamada kullanılacağını belirlediği için son derece önemlidir. ◦ Amaç: cezalandırma ve kamu düzeni ▪Hakaret suçtur (ceza hukuku) ▪Hakaretin savcılığa nasıl taşınacağı (ceza usulü) •Anayasa Hukuku ◦Devletin temel yapısı ◦Temel hak ve özgürlükler ◦Yasama–yürütme–yargı •İdare Hukuku ◦Kamu kurumlarının işleyişi ◦Kamu görevlileri ◦Hastaneler, üniversiteler, bakanlıklar •Disiplin Hukuku ◦Disiplin hukuku: Kamu görevlilerinin Mesleki görevlerini nasıl yapacağını ve ihlallerini düzenler. ◦Disiplin yaptırımları: ▪Uyarma, kınama ▪Aylıktan kesme ▪Kademe ilerlemesinin durdurulması ▪Görevden çıkarma ◦Sağlık çalışanları açısından en sık temas edilen alan kamusal hukuktur. ◦Disiplin usulü şunları düzenler: ▪Soruşturma nasıl başlar ▪Savunma nasıl alınır ▪Süreler ▪Yetkili amir kimdir ▪Hangi ceza ne zaman verilir ◦Disiplin hukukunda: ▪Savcılık yoktur. Mahkeme yoktur. Kurum içi mekanizma vardır. ▪Ama usul hatası varsa disiplin cezası iptal edilir ◦Infupoint: ▪Ceza hukuku → toplum düzenini ▪Disiplin hukuku → kurum düzenini korur.
Özel hukuk nedir?
Özel hukuk, eşitler arasındaki ilişkileri düzenler. Devlet burada “hakem”dir, taraf değildir. Özel hukukun temel özelliği: •Taraflar eşittir. Kuralların bir kısmı tamamlayıcıdır. Taraf iradesi önemlidirÖzel hukuka giren başlıca dallar
Medeni Hukuk
– Kişiler, aile, miras
Borçlar Hukuku
– Sözleşmeler
– Haksız fiil
– Tazminat
Ticaret Hukuku
– Tacirler
– Şirketler
– Ticari işler
👉 Hasta–hekim ilişkisinin tazminat boyutu çoğu zaman özel hukuktadır.
Karma hukuk dalları (ikisini birden içerir)
Bazı hukuk dalları ne tamamen kamu ne tamamen özeldir.
İş Hukuku
– İşçi–işveren eşit değildir (koruma vardır)
– Ama devlet doğrudan taraf da değildir
Sosyal Güvenlik Hukuku
– Devlet + birey
– Hem kamu hem özel unsurlar içerir
Sağlık Hukuku
– Kamu hastaneleri → kamusal hukuk ağırlıklı
– Özel hastaneler → özel hukuk ağırlıklı
– Çoğu zaman karma yapıdadır
4.3. Usül
Örnekler:
•Çocuklara özgü ceza usulü (çocuğun korunması önceliklidir)
•Uzlaştırma usulü
•Seri muhakeme usulü
•Basit yargılama usulü
•Gizli soruşturmacı, teknik takip gibi özel ceza usulleri
Bu usuller, genel ceza usulünün yerine veya onun yanında uygulanır.
İzin usulü var mı?
Burada kavramı doğru koyalım: İzin usulü, klasik anlamda bağımsız bir “usul türü” değildir. Ama ceza muhakemesinde usule ilişkin bir ön şarttır. Yani: •Yargılamanın nasıl yapılacağını değil, Yargılamanın başlayıp başlayamayacağını belirler. •İzin usulü, özellikle Kamu görevlileri ve Görevle bağlantılı suçlar için öngörülmüş bir koruyucu filtredir. ◦Örnek: ▪Devlet hastanesinde görevli bir hekimin, görevi sırasında işlediği iddia edilen bir fiil → Savcılık doğrudan soruşturma yapamaz, önce idari izin gerekir. ▫İzin verilirse → soruşturma başlar ▫İzin verilmezse → ceza soruşturması yapılamaz (ama disiplin süreci yürüyebilir) ◦4483 sayılı Kanun kapsamındaki izin usulü ▪Kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri iddia edilen suçlar için öngörülmüş bir ön soruşturma izni sistemidir. Savcılık, böyle bir iddiayla karşılaştığında doğrudan ceza soruşturması başlatamaz; önce ilgili idari makamdan (kaymakam, vali, bakan vb.) soruşturma izni ister. Bu izin verilirse ceza soruşturması başlar, verilmezse savcılık dosyayı ceza yönünden ilerletemez. Ancak bu izin sistemi, kamu görevlisini “her suçtan” korumaz; kişisel suçlar (hakaret, kasten yaralama, cinsel saldırı gibi) bu kanunun dışındadır ve izne tabi değildir. Yani 4483, yalnızca görevle bağlantılı fiiller için geçerlidir. ◦2547 sayılı Kanun kapsamındaki izin usulü ▪Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına özgüdür. Burada da savcılık, öğretim elemanının görevinden doğan veya görevi sırasında işlediği iddia edilen suçlar için doğrudan soruşturma yapamaz. Önce üniversite içindeki yetkili merciler (rektörlük, YÖK süreci) tarafından izin ve inceleme mekanizması işletilir. Bu yönüyle 2547, 4483’e benzer; ancak yetkili makamlar ve iç prosedür farklıdır. Yine burada da kural aynıdır: Görevle ilgisi olmayan, kişisel suçlarda izin aranmaz ve savcılık doğrudan harekete geçer. ◦Hekim türü | Görevle ilgili suç | Kişisel suç |
|---|---|---|
Kamu hastanesi | ❌ İzin gerekir (4483) | ✅ Doğrudan |
Üniversite hastanesi | ❌ İzin gerekir (2547) | ✅ Doğrudan |
Özel hastane | ✅ Doğrudan | ✅ Doğrudan |
5. Sağlık Meslek Kurulu
5.1. Sağlık Meslek Kurulu Üyeleri
MADDE 370- (1) Sağlık Meslekleri Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Bakan Yardımcısı, Sağlık Hizmetleri, Halk Sağlığı ve Kamu Hastaneleri Genel Müdürleri veya görevlendirecekleri birer yardımcıları ile I. Hukuk Müşaviri veya görevlendireceği bir hukuk müşaviri,
b) Bakanın seçeceği en az doktora seviyesinde eğitim almış 5 ayrı sağlık meslek mensubu üye,
c) En az genel müdür yardımcısı seviyesinde Milli Eğitim Bakanlığı temsilcisi bir üye,
ç) Yükseköğretim Kurulunun seçeceği iki üye,
d) Meslekî Yeterlilik Kurumu temsilcisi bir üye,
e) Kanunla kurulan sağlık meslek birliklerinden birer üye.
(2) Sağlık meslek birliklerinin temsilcileri yalnızca kendi meslek mensupları ile ilgili konuların görüşüleceği toplantılara katılabilir ve kendi meslek alanları ile ilgili konularda oy kullanır.
(3) Seçilmiş üyelerin görev süresi iki yıldır. Kurul toplantılarına üst üste iki kez mazeretsiz olarak katılmayanların üyeliği düşer. İlgili kurumlar bir ay içinde üyelerini seçerek Bakanlığa bildirmediği takdirde o dönem için ilgili kuruma ait üyelik düşer ve üye sayısında dikkate alınmaz.
(4) Kurul, Bakan Yardımcısının başkanlığında üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve oy çokluğu ile karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Oyların eşitliği hâlinde başkanın oyu yönünde karar alınmış sayılır.
5.2. Sağlık Meslek Kurulu Görevleri
a) Yeni bir sağlık mesleğinin veya dalının ihdasında görüş bildirmek.
b) Sağlık mesleklerinin eğitim müfredatı hakkında görüş bildirmek.
c) Sağlık mesleklerinin etik ilkelerini belirlemek.
ç) Meslek mensuplarının meslekî yeterlilik ve etik eğitimi ile hasta hakları eğitimine tâbi tutulmasına ve eğitimlerin süresine ve müfredatına karar vermek.
d) Sağlık engeli sebebiyle mesleğin icrasının yasaklanmasına karar vermek.
e) Meslekten geçici veya sürekli men etmeye karar vermek.
(7) Meslekî yetersizliğe ilişkin ihbar ve şikâyetler Kurulca doğrudan değerlendirmeye alınmaz. Bu ihbar ve şikâyetler öncelikle denetim görevlileri veya il ve ilçe sağlık müdürlüklerince incelemeye tâbi tutulur. Yapılan inceleme neticesinde fiilin meslekî yeterlilik değerlendirmesi yapılması veya meslekî müeyyide uygulanması gerektirdiğinin tespit edilmesi hâlinde kanaat raporunu içeren inceleme dosyası Kurula gönderilir. Ayrıca fiil hakkında adlî kovuşturma yapılmış ise, verilen kararlar da Kurula intikal ettirilir. İdarî inceleme veya varsa adlî kovuşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler de değerlendirilerek, genel hükümler saklı kalmak üzere Kurulca;
a) Mesleğinde yetersizliği tespit edilenler ile dikkatsiz ve özensiz davranışla ölüme veya vücut fonksiyon kaybına sebep olanların yetersiz görüldükleri alanda meslekî yeterlilik eğitimine tâbi tutulmalarına karar verilir. Bu eğitim, yetersiz görülen alanda teorik ve/veya pratik eğitim ve/veya başka bir sağlık meslek mensubunun nezaret ve sorumluluğunda meslek icrası şeklinde yaptırılabilir. Yeterlilik eğitimine tâbi tutulanlar eğitim sonunda Kurulun belirleyeceği teorik ve/veya uygula-malı sınava tâbi tutulur. Bu sınavda başarılı olanlar mesleğini icraya devam eder; başarısız olanlar meslek icrasından men edilir. Meslekten men edilenler, durumlarına göre Kurulca belirlenen eğitime devam ettirilerek veya eğitime tâbi tutulmadan yapılacak müteakip sınavlarda başarı gösterdiği takdirde meslek icra etme hakkını yeniden kazanır.
b) Hasta hakları uygulamalarına veya etik ilkelere aykırı davranışı sebebiyle ikiden fazla ya-zılı ikaz edilen veya ilgili mevzuatına göre disiplin cezası uygulanan sağlık meslek mensubu, hasta hakları veya etik ilkeler eğitim programına tâbi tutulur.
c) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 14/2/2013 tarihli ve E.: 2011/150, K. 2013/30 Sayılı Kararı ile.; Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.) Meslek icrası esnasında sonucunu öngörerek veya görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veyahut görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek bir kişinin ağır derecede olmayan engelliliğine sebebiyet verenlerin üç aydan bir yıla kadar meslekten geçici men edilmesine karar verilir. Bu fiillerin beş yıl içinde tekrarı hâlinde verilecek cezalarda alt ve üst sınırlar iki katı olarak uygulanır.
ç) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 14/2/2013 tarihli ve E.: 2011/150, K. 2013/30 Sayılı Kararı ile.; Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.) Meslek icrası esnasında sonucunu öngörerek veya görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veyahut görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek bir kişinin ağır engelliliğine veya ölümüne sebebiyet verenlerin bir yıldan üç yıla kadar meslekten geçici menine karar verilir. Bu fiillerin beş yıl içinde tekrarı hâlinde meslekten sürekli men kararı verilir.
(8) Mesleğini icra etmesine mâni ve iyileşmesi mümkün olmayan aklî, ruhî ve bedenî hastalığı ortaya konulan sağlık meslek mensupları, Kurulun kararı ile mesleğini icradan yasaklanabilir.
(9) Meslekî yetersizliğinden dolayı bir uzmanlık dalında mesleğini icra edemeyeceğine karar verilen meslek mensuplarının yetersizliğinin niteliğine göre uzmanlık öncesi sahip olduğu sağlık mesleğini icra edebilmelerine karar verilebilir.
(10) Aynı olaydan dolayı ilgili hakkında ceza takibatına veya disiplin soruşturmasına başlanmış olması bu maddeye göre işlem yapılmasını geciktirmez ve engellemez; ilgilinin mahkûm olması veya olmaması ile disiplin cezası verilmiş veya verilmemiş olması hâlleri, ayrıca meslekî müeyyide uygulanmasını etkilemez.
(11) Kanunla kurulmuş meslek odalarının ve birliklerinin kuruluş kanunlarındaki disiplin hükümleri saklıdır. Ancak fiilin her iki kanuna göre de müeyyide gerektirmesi hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanır.
(12) Meslekten geçici men edilmesine karar verilen Devlet memurları, men müddetince aylıksız izinli sayılır veya talepleri hâlinde aynı süreyle mesleği ile ilişkisi bulunmayan durumlarına uygun başka bir kadroya atanır. Sözleşmeli olanların sözleşmeleri men müddetince ücretsiz olarak askıya alınır. Meslekten sürekli men edilmesine karar verilen Devlet memurları istekleri hâlinde, mesleği ile ilişkisi bulunmayan durumlarına uygun başka bir kadroya atanır, aksi halde görevleri sona erer. Meslekten sürekli men edilmesine karar verilen sözleşmeli personelin sözleşmeleri sona erer.
(13) Bu maddeye göre mesleğini geçici olarak sürdüremeyeceklerin durumları kayıtlara işle-nir. Meslekten sürekli men edilmesine karar verilenlerin veya mesleğini icra etmekten yasaklananla-rın diplomaları, uzmanlık veya meslek belgeleri Bakanlıkça iptal edilir ve sistemden kaydı silinir.
(14) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Sağlık Meslekleri Kurulu’nun rolü ne?
Sağlık Meslekleri Kurulu, hekimin mesleki uygulamasını inceler. Kurul şuna bakar:
•Tıbbi uygulama standartlara uygun mu? •Mesleki özen ihlal edilmiş mi? Kast var mı, yok mu? (mesleki değerlendirme olarak) •Ama şunu unutma: ◦Kurulun “kast yoktur” demesi, ceza hukuku açısından bağlayıcı bir mahkeme kararı değildir.Kasten işlenen suç iddiası varsa
•Örnek: ◦Kasten yaralama, Bilinçli olarak zarar verme, Bilerek yanlış işlem yapma •Bu tür dosyalarda savcılık tıbbi değerlendirme olmadan ilerleyemez. Eğer Sağlık Meslekleri Kurulu: ◦“Bu tıbbi uygulamada kast yoktur” derse, savcılık açısından: ▪Kasten işlenen suçun maddi unsuru çöker ▪Dosya büyük ihtimalle KYOK ile kapanır ◦ İşte burada “savcılık soruşturma açamaz” algısı doğuyor. Ama bu: ▪Kurul yasakladı diye değil Suçun unsuru kalmadığı için olurTaksirli suç iddiası varsa
•Örnek: ◦Taksirle yaralama, Taksirle ölüme neden olma ◦Bu durumda: ▪Kast aranmaz. Sağlık Meslekleri Kurulu’nun “kast yoktur” demesi zaten beklenen şeydir. Savcılık bağımsız şekilde soruşturma yürütür Yani: Kurul “kast yok” dedi diye savcılık eli kolu bağlı kalmaz.Sağlık Meslekleri Kurulu’nun “kast yoktur” görüşü savcılığı hukuken bağlamaz, ama kasten suç iddiasını fiilen düşürür.
6. Sağlık Meslek Mensupları İçin Temel Etikler
Sağlık meslekleri; hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe, optisyen ve 11/4/1928 tarihli ve 1219
sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı icrasına Dair Kanun'da belirtilen tüm meslekleri
kapsamaktadır. İnsan ve toplum sağlığı ile ilgili olmaları bu mesleklerin ortak özelliğidir.
663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin verdiği yetkiye dayanarak Sağlık Meslekleri
Kurulu'nun belirlediği etik ilkelerin amacı; Türkiye'de meslek icra yetkisine sahip sağlık meslek
mensuplarının meslek icrası sırasında hastalarıyla, toplumla ve meslektaşlarıyla ilişkilerini belirleyen
tutum, davranış ve eylem biçimlerini ortaya koymaktır. Etik ilkeler belirlenirken toplumun değer
yargıları, ulusal ve uluslararası insan hakları ve etik belgeleri ile meslek örgütlerinin etik çalışmaları
göz önünde bulundurulmuştur.
Bu ilkelerin, mesleki ve toplumsal gelişimle birlikte değişebilir olduğu dikkatten uzak
tutulmamalıdır.
Sağlık meslek mensubu;
1. Bireylerin ve toplumun sağlığını birinci önceliği sayar.
• Öncelikle zarar vermeme ilkesine uyar.
• Sağlık hizmeti sunarken, aldığı eğitim ve edindiği deneyim ile sahip olduğu bilgi, beceri ve
imkânlarının tamamını kullanarak en iyi ve faydalı olacak şekilde planlama ve uygulama yapar.
2. Daima en üst düzeyde hizmet vermeye gayret eder.
3. Hizmet verdiği bireylerin kişilik haklarına ve mahremiyetine saygı gösterir.
• Hastanın kendi sağlığı ile ilgili kararı kendisinin vermesi hakkına saygı duyar. Bunun için
hastaya, sağlık durumu hakkında, hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen göstererek
doğru ve yeterli bilgilendirme yapar.
• Hastanın; ırkı, etnik kökeni, kültürü, politik görüşü, dini, inancı, mesleği, sosyal durumu,
medeni hali, cinsiyeti, yaş ve sağlık durumu, doğduğu yer, yaşam tarzı, zihinsel ya da fiziksel yeteneği,
ekonomik konumu ya da diğer tutumları temelinde ayrımcılık yapmaz.
• Mevcut kaynakların dağıtımını; birey, grup veya toplulukların gereksinimlerini dikkate alarak,
hakkaniyet, adalet, eşitlik ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde yapar.
• Hastanın sağlık durumu, tanısı, hastalığın seyri ve tedavisi hakkındaki tüm tanımlanabilen
bilgiler ile diğer tüm kişisel bilgileri, ölümünden sonra bile gizli tutar. Aynı zamanda, sağlık hizmeti
alanların bilgi, beden ve düşünce mahremiyetine saygı gösterir.
4. Mesleğini meşruiyet ve dürüstlük çerçevesinde uygular.
• Sağlık hizmetini, almış olduğu eğitim, edindiği bilgi, deneyim ve bilimsel görüşler
doğrultusunda sosyokültürel değerleri dikkate alarak yürütür.
• Bireye ve topluma karşı dürüst davranır, aldatıcı olmaz.
• Sağlık hizmet sunumunda; birey ve toplumu, bilimsel araştırma veya eğitim faaliyetleri ile belli
bir uygulamayı kişi ya da kuruma yönlendirme yoluyla çıkar aracı olarak kullanmaz.
Kaldığın Yerden Devam Et
Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.
Ücretsiz üyelik ile:
✔️Okuduğun konuları takip edebilir
✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir
✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir
✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir
✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin
Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.
👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.
