Banner Image

1. Nedir?

Hiperglisemi, kan şekeri (glukoz) düzeyinin normal referans aralığının üzerine çıkması durumudur. Hiperglisemi için glukoz eşik değerleri: Açlık plazma glukozunun 126 mg/dL ve üzeri, Rastgele ölçümlerde 200 mg/dL üzeri ve eşlik eden hiperglisemi semptomlarının olması  2. saat OGTT glukozunun ≥200 mg/dL olması ile tanımlanır.

Komplike Olmayan Hiperglisemiler

Diyabet öyküsü olmayan, DKA veya HHS gibi kriz tablosu göstermeyen yetişkinlerde hiperglisemi, acil serviste sık karşılaşılan fakat yönetimi konusunda net rehberi az olan bir durumdur. Komplike olmayan hiperglisemiler, ketoasidoz veya hiperosmolar durum gibi metabolik kriz tablosu göstermeyen, ancak klinik olarak müdahale gerektiren glukoz yüksekliği durumlarıdır. Birçok hastada serum glukoz düzeyi 200 mg/dL’nin üzerindedir, ancak ketotik değildir ve sıklıkla normal elektrolit profili ile birliktedir. Reaktif Hiperglisemi İnsülin tedavisinin fizyolojik bir yan etkisidir. Genellikle enjeksiyon sonrası veya düzensiz insülin rejimlerine bağlı olarak ortaya çıkar. Dawn Fenomeni (Şafak Fenomeni) Gece boyunca artan büyüme hormonu, kortizol, adrenalin ve glukagon salınımına bağlıdır. Gece insülin dozu yetersizdir ve bu nedenle sabaha kadar süren persistan hiperglisemi görülür. Düzensiz sabah hiperglisemilerinin ayırıcı tanısında önemlidir.  Somogyi Etkisi Aşırı yapılan akşam insülin dozuna bağlı gece yarısı hipoglisemisi, sekonder anti-insüliner hormon salınımını tetikler. Bu durum sabah saatlerinde reaktif hiperglisemiye neden olur. Tedavide akşam insülin dozu yeniden düzenlenmelidir.

Hiperglisemik Aciller

Diyabetik ketoasidoz (DKA) ve hiperglisemik hiperosmolar durum (HHS), tip 1 diyabet (T1D) ve tip 2 diyabet (T2D) hastalarında görülen en ciddi, akut ve yaşamı tehdit eden hiperglisemik acil durumlardır. DKA:

Hiperglisemi

kandaki ve/veya idrardaki artmış keton konsantrasyonu

ve metabolik asidoz üçlüsü ile karakterizedir.

Buna karşılık HHS, belirgin ketoz veya asidoz olmaksızın şiddetli hiperglisemi, hiperosmolalite ve dehidratasyon ile karakterizedir.

Hiperglisemi (genellikle >600 mg/dL)

Artmış serum osmolalitesi (>320 mOsm/kg)

Ciddi dehidratasyon

Bununla birlikte bazı çalışmalarda hiperglisemik kriz yaşayan bireylerin üçte birinden fazlasında, DKA ve HHS’nin klinik olarak bir arada bulunduğu da bildirilmiştir.

2. Epidemiyoloji

Hem DKA hem de HHS, tip 1, tip 2 veya diğer diyabet türlerine sahip bireylerde her yaşta ortaya çıkabilen hiperglisemik acil durumlardır. Klinik olarak DKA daha çok tip 1 diyabetli çocuk ve gençlerde, HHS ise tip 2 diyabetli, ileri yaş, komorbiditesi fazla ve dehidratasyona yatkın hastalarda görülse de, bu ayrım kesin değildir ve yaşa bağlı önyargı tanıda gecikmeye neden olabilir. Özellikle dikkat çekici olan nokta, son yıllarda DKA ve HHS sıklığında belirgin bir artış olmasıdır; genç erişkinlerde DKA insidansındaki yaklaşık %55’lik artış, diyabet yönetimi ve izleminde önemli sorunlara işaret etmektedir. Ayrıca, erişkin hastaların yaklaşık %6–21’i tip 1 diyabet tanısını ilk kez DKA ile almaktadır. Günümüzde uygun tedavi ile DKA mortalitesi %1’in altına düşmüşken, HHS’de daha ileri yaş, gecikmiş tanı ve daha ağır sıvı kaybı nedeniyle mortalite %5–20 arasında seyretmektedir. Bu nedenle acil servis pratiğinde, yaştan bağımsız olarak DKA/HHS mutlaka akılda tutulmalı ve özellikle HHS hastalarında daha agresif ve dikkatli bir yaklaşım benimsenmelidir.

3. Etiyoloji

Acil servis pratiğinde DKA/HHS gelişen hastaların çoğunda ya enfeksiyon ya da insülin kullanımında aksama mevcuttur. Özellikle sepsis, ÜSYE, İYE veya basit bir gastroenterit bile tetikleyici olabilir. Tıbbi özensizlik, sosyal zorluklar, stress, ekonomik erişim veya düşük sağlık okur yazarlığı gibi nedenlerle insülin tedavisinin atlanması da sık rastlanır. SGLT2 inhibitörleri (örneğin dapagliflozin, empagliflozin), keton üretimini baskılamadan glukoz atılımını artırırlar. Bu durum, kan şekeri çok yüksek olmadan da DKA gelişmesine neden olabilir (öglisemik DKA). T1D’de off-label kullanımlarda bu risk daha da yüksektir. Son yıllarda, Tip 1 ve Tip 2 diyabetli bireylerde kullanılan SGLT2 inhibitörleri, öglisemik DKA olgularının çoğundan sorumlu hale gelmiştir. Bazı ilaçlar hiperglisemik acilleri tetikleyebilir. Glukokortikoidler, insülinin etkisini azaltarak inatçı hiperglisemiye yol açabilir. Antipsikotik ilaçların da DKA riskini artırdığı bilinir, ancak bunun mekanizması tam olarak net değildir. Son yıllarda özellikle immün kontrol noktası inhibitörleri öne çıkmaktadır. Bu tedavileri alan hastaların yaklaşık %1–2’sinde yeni başlayan otoimmün diyabet gelişebilir. Bu durum genellikle hızlı gelişen hiperglisemi ve kısa sürede ilerleyen insülin eksikliği ile seyreder ve zamanında fark edilmezse DKA veya ciddi hiperglisemiye ilerleyebilir. Nitekim yapılan çalışmalarda, bu hasta grubunun yaklaşık %70’inin tanı anında DKA ile başvurduğu gösterilmiştir. Bu nedenle acil serviste, özellikle steroid, antipsikotik veya immünoterapi öyküsü olan hastalarda beklenenden hızlı kötüleşen hiperglisemi görüldüğünde, tabloyu sadece “kontrolsüz diyabet” olarak değerlendirmemek ve hiperglisemik krizleri mutlaka akılda tutmak gerekir.  
Tablo: DKA Etiyolojisi
DKA’yı Tetikleyebilen Sık Durumlar
İnsülin tedavisinin kesilmesi, stres, sosyoekonomik zorluk
Miyokard enfarktüsü, SVO, pulmoner emboli
Enfeksiyon (ÜSYE-İYE-AGE) , Sepsis, Pankreatit
Dehidratasyon yapan tüm sebepler
Travma, cerrahi girişim, alkol-madde alımı -sigara kullanımı

İlaçlar

Glukokortikoid Antipsikotik ilaçlar 
Öglisemik DKA’nın Nedenleri
SGLT2 inhibitörü tedavisi
Dışarıdan insülin enjeksiyonu yapılmış olması
Azalmış gıda alımı, gebelik
Alkol kullanımı, karaciğer yetmezliği gibi glukoneogenez bozuklukları

4. Patofizyoloji

Hipergliseminin Etkileri

Osmotik diüreze neden olur; bu durum volüm kaybı (dehidratasyon) ve hemokonsantrasyona yol açar. Eğer yeterince sıvı alımı olmaz ise

Hiperozmolar duruma, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya, nihayetinde bilişsel işlevlerde azalmaya neden olabilir.

DKA Patofizyolojisi

DKA’da temel problem, insülinin belirgin yetersizliği ve buna eşlik eden karşı düzenleyici hormonların artışıdır (glukagon, katekolaminler, kortizol, GH). Bu durum iki kritik sonucu doğurur: Karaciğerde kontrolsüz glukoz üretimi (glukoneogenez, glikojenoliz) → hiperglisemi Yağ yıkımı ve keton üretimi → metabolik asidoz Oluşan serbest yağ asitleri karaciğerde kontrolsüz şekilde okside olur ve aşırı keton cisimciği üretimine yol açar. Bunun sonucunda ketonemi ve metabolik asidoz oluşur. Karşı düzenleyici hormonlar enfeksiyon, travma, MI sırasında salınımı artabilir.

HHS Patofizyolojisi

HHS’de ise tablo biraz farklıdır. İnsülin eksikliği daha hafiftir. Dolaşımda bulunan az miktarda insülin keton oluşumunu baskılayacak kadar yeterlidir, ancak karaciğerde artmış glukoz üretimi ve periferik dokularda azalmış glukoz kullanımı nedeniyle hiperglisemiyi engelleyecek kadar yeterli değildir. Bu nedenle HHS’de belirgin ketozis ve asidoz görülmez, fakat çok daha derin hiperglisemi ve hiperozmolarite gelişir.

 

 

DKA ile HHS arasındaki temel fark, insülin yetersizliğinin derecesidir. 
DKA = insülin yok + keton + asidoz
HHS = insülin az + keton yok + aşırı hiperglisemi

5. Klinik

5.1. Belirti ve Semptomlar

DKA ve HHS nedeniyle hastaneye yatırılan bireylerde görülen yaygın klinik özellikleri göstermektedir. DKA’da, ilk belirtiler ile akut başvuru arasındaki süre saatler ile birkaç gün arasında olabilirken, HHS’de bu süre günler veya haftalar sürebilir.  
Tablo: DKA ve HHS Klinik Karşılaştırması

Özellik

DKA

HHS

Gelişme Süresi

Saatler ila günler içinde gelişir

Günler ila bir hafta içinde gelişir

Mental Durum

Genellikle uyanık

Bilişsel durumda değişiklik yaygındır

Klinik Bulgular

Poliüri, polidipsi, kilo kaybı ve dehidratasyon

Poliüri, polidipsi, kilo kaybı ve dehidratasyon

Diğer Bulgular

Bulantı, kusma ve karın ağrısı

Genellikle başka akut hastalıklarla birlikte görülür

Solunum Bulgusu

Kussmaul solunumu

Hızlı, derin ve karakteristik olarak aseton kokulu soluk alıp verme şeklindedir. 

-

Not: Hiperglisemik acillerin %30’unda hibrit DKA/HHS tablosu görülebilir.

5.2. Fizik Muayene

DKA’da metabolik asidoza karşı gelişen solunumsal kompansasyon, Kussmaul solunumu olarak bilinir; bu, derin ve karakteristik olarak aseton kokulu soluk alıp verme şeklindedir. Bu koku, asetooasetik asidin yıkım ürünü olan asetonun solunum havasında bulunmasından kaynaklanır. Hiperglisemi ile başvuran her hastada mutlaka volüm değerlendirmesi yapılmalıdır.

5.3. Volüm Değerlendirmesi

Hiperglisemik acil ile başvuran hastalarda mutlaka volüm değerlendirmesi yapılmalıdır. Volüm durumu, hızlı olarak ilk bakışta vital bulgular aracılığıyla değerlendirilebilir. Taşikardi ve hipotansiyon, ciddi hipovolemi ile ilişkilidir.  Ancak bazı hastalar, hiperglisemiye bağlı hipertonisite nedeniyle gelişen intrasellüler alandan ekstrasellüler alana sıvı geçişi sayesinde hemodinamik stabiliteyi ve intravasküler volümü koruyabilir. Acil pratikte volüm durumu değerlendirilirken, vital bulguların (TA, nabız, solunum) yanı sıra hastanın susama hissi, cilt ve mukozaların nem durumu, göz kürelerinin çöküklüğü ve idrar çıkışı birlikte değerlendirilmelidir. Bu parametrelerin kombinasyonu, hastanın dehidratasyon derecesi hakkında hızlı ve güvenilir bir klinik fikir verir. Aşağıdaki "Dehidratasyon Bulguları" tablosunda klinik bulgulara göre tahmini sıvı kaybı durumundan bahsedilmiştir.
Tablo: Dehidratasyon Bulguları
Bulgular
Hafif
Orta
Şiddetli
Dehidratasyon Oranı
Çocuk
%3–5
%6–9
≥%10
Yetişkin
<%5
%5–10
>%10
Susama ve Sistemik Belirtiler
Artan susuzluk
Kayıtsızlık, sinirlilik
Homurdanma, uyuşukluk, koma
Cilt ve Mukoza
Yanak mukozası
Yapışkan veya hafif kuru / Islak
Hafif kuru
Kavrulmuş / Çok kuru
Cilt turgoru
Normal
Azaltılmış
Çadır kurma
Cilt sıcaklığı ve görünümü
Normal
Soğuk
Soğuk, benekli, akrosiyanoz
Göz küresi
Normal
Çökük
Belirgin çökük
Kardiyovasküler sistem
Nabız
Tam, normal oran
Ani*
Hızlı ve zayıf veya yok
Sistolik basınç
Normal
Normalden düşük
Düşük
İdrar çıkışı
Normal veya hafif azalmış
Önemli ölçüde azalmış
Anüri
Solunum
Normal
Derin, hız artabilir
Derin, takipne veya azalmış ila yok
Tahmini sıvı açığı
<50 mL/kg
50–100 mL/kg
>100 mL/kg
Tahmini sıvı açığı hesaplama:
Kaybedilen sıvılar + İdame sıvısı = İdrar + Ter + Solunum + Dışkı

Klinik pediatri formülü:

%10 kayıp = Ağırlık × 100 %5 kayıp = Ağırlık × 50
Çocuklar için ek bulgular
Genel görünüm
Normal
Susamış, hareketleri azalmış, fakat dokununca huzursuzlanan
GKS düşük, koma, terleme
Ön fontanel
Normal
Batık
Belirgin batık
Gözyaşları (bebeklerde)
Var, normal 
Azalmış
Mevcut olmayan
Bebeklerde hipovolemik şokun ilk belirtisi taşikardi olabilir.

Hipovolemi:  Ekstraselüler sıvı kaybıdır. Dehidrasyon: Hücre içi sıvı kaybıdır. Ancak hipovolemi ve dehidrasyon terimleri klinikte birbirlerinin yerine sıkça kullanılmaktadır.

Bu hesaplamalara ek olarak, klinik pratikte hızlı karar vermeyi kolaylaştırmak için genel bir yaklaşım kullanılabilir: HHS’de ortalama yaklaşık 9 L, DKA’da ise yaklaşık 6 L sıvı açığı olduğu kabul edilir. Bu değerler hastanın bireysel durumuna göre değişebilse de, ilk sıvı replasman planını oluştururken yol gösterici bir referans olarak kullanılabilir. Aşağıda DKA ve HHS'yi sıvı elektrolit yönünden karşılaştıran bir tablo verilmiştir.
Diyabetik ketoasidoz (DKA) ve hiperozmolar hiperglisemik durum (HHS)’de tipik total vücut sıvı ve elektrolit açıkları
Parametre
DKA
HHS
Toplam su (L)
6
9
Su (mL/kg)
100
100–200
Na+ (mEq/kg)
7–10
5–13
Cl (mEq/kg)
3–5
5–15
K+ (mEq/kg)
3–5
4–6
PO4 (mmol/kg)
5–7
3–7
Mg++ (mEq/kg)
1–2
1–2
Ca++ (mEq/kg)
1–2
1–2

DKA: Diyabetik ketoasidoz; HHS: Hiperozmolar hiperglisemik durum; Na+: sodyum; Cl: klor; K+: potasyum; PO4: fosfat; Mg++: magnezyum; Ca++: kalsiyum.

* Sıvı ve elektrolit açıkları DKA veya HHS’nin şiddetine göre önemli ölçüde değişebilir. Sıvı replasmanının yeterliliği sık hemodinamik ve laboratuvar takibi ile değerlendirilmelidir.

¶ Değerler vücut ağırlığı başına (kg) verilmiştir.

6. Tanı

6.1. Diyabetik Ketoasidozda Tanı

DKA’daki (Diyabetik Ketoasidoz) temel tanısal özellik, dolaşımdaki toplam keton cisimciği konsantrasyonunun artmış olmasıdır. DKA tanısı, açıklanan üç kriterin tamamına dayanmalıdır. Bu tanının konulabilmesi için üç bileşenin de bir arada bulunması gerekir.

Son yayınlanan (2024) DKA uzlaşı raporunda üç kriterin tamamının da olması gereken DKA tanı kriterleri:

Glikoz Düzeyi

≥200 mg/dL (11,1 mmol/L) veya önceden diyabet tanısı almış olmak şeklinde genişletilmiştir.

Yani güncel DKA tanısı diyabetus mellitus tanısı olan hastalarda  glukoz değerinden bağımsızdır.

Yükselmiş keton düzeyleri

Plazmada β-hidroksibutirat ≥3 mmol/L veya idrarda 2+ keton olması

Metabolik asidoz

pH <7,3 ve/veya bikarbonat <18 mmol/L

Tablo: DKA Kriterleri
Kriter
Açıklama
Diabetes / Hiperglisemi
Glukoz ≥200 mg/dL (11,1 mmol/L) veya diyabet öyküsü
Ketozis
β-Hidroksibütirat ≥3 mmol/L veya idrar keton testi ≥2+
Metabolik Asidoz
pH <7,3 ve/veya bikarbonat <18 mmol/L

Öglisemik DKA

Hiperglisemi DKA'nın temel tanı kriterlerinden biri olmaya devam etse de başvuru sırasında plazma glukoz seviyeleri oldukça değişken olabilir.

DKA'lı hastaların yaklaşık %10’u,  öglisemik DKA ile başvurur. Bu durum, plazma glukozunun <200 mg/dL [11,1 mmol/L] olduğu ama ketoz ve metabolik asidoz kriterlerinin DKA tanımıyla uyumlu olduğu klinik tabloyu ifade eder.

DKA sınıflaması 

DKA sınıflaması hastanın yönlendirileceği bakım alanını belirlemede (örneğin; acil servis, yoğun bakım ünitesi [YBÜ] veya ara bakım ünitesi) klinik olarak faydalı olabilir. Ayrıca, hafif DKA tanısı alan ve intravenöz insülin infüzyonu yerine subkutan insülin tedavisiyle yönetilebilecek hastaları belirlemekte de yol göstericidir. Ancak, her hasta için şiddet sınıflamasında yer alan tüm parametrelerin eksiksiz karşılanması zorunlu değildir. Sonuç olarak, yatış yeri ve tedavi düzeyi, klinik karara bağlıdır.
Tablo: DKA Sınıflandırması ve Önerilen Bakım Seviyesi
Kriter
Hafif DKA
Orta DKA
Ağır DKA
"D" – Glukoz
≥200 mg/dL (11,1 mmol/L)
≥200 mg/dL (11,1 mmol/L)
≥200 mg/dL (11,1 mmol/L)
"K" – Ketonemi (β-Hydroxybutyrate)
3–6 mmol/L
3–6 mmol/L
>6 mmol/L
"A" – Asidoz (pH / Bikarbonat)
pH >7,25 – ≤7,30 Bikarbonat 15–18 mmol/L
pH 7,00–7,25 Bikarbonat 10–15 mmol/L
pH <7,00 Bikarbonat <10 mmol/L
Mental Durum
Alert
Alert / Uyuklayan
Stupor / Koma
Bakım Düzeyi
Gözlem veya normal servis
Step-down / Ara bakım
Yoğun bakım ünitesi

Not: Tüm değişkenlerin karşılanması gerekmez. Nihai tanı ve bakım seviyesi klinik kararla belirlenir.

6.2. Hiperglisemik Hiperosmolar Durumda Tanı

HHS tanısı, aşağıdaki dört kriterin tümüne dayanmalıdır. Bu dört bileşenin tamamı mevcut olmadıkça tanı konulmamalıdır.

Hiperglisemi

Plazma glukozu ≥600 mg/dL (33,3 mmol/L)

Hiperozmolarite

Efektif osmolalite (tonisite) = >300 mOsm/kg (2xNa⁺ + glukoz/18) veya toplam ozmolarite >320 mOsm/kg (2xNa⁺ + glukoz/18 + üre/2,8)

Ölçülen (labdan gelen) Na kullanılır. Düzeltme uygulanmaz. Çünkü bu formül o an kanda gerçekten olan osmotik yükü hesaplar. Glukoz zaten formülde → ekstra düzeltme yaparsan çifte saymış olursun.

Ketozisin belirgin olmaması

β-Hidroksibütirat <3 mmol/L veya idrar keton testi <2+

Asidozun olmaması

pH ≥7,3 ve bikarbonat ≥15 mmol/L

Bikarbonat düzeyi genelde ≥18 mmol/L değerlerine sahiptir.

Tablo: HHS Kriterleri
Kriter
Açıklama
Hiperglisemi
Plazma glukozu ≥600 mg/dL (33,3 mmol/L)
Hiperozmolarite
Efektif serum ozmolaritesi >300 mOsm/kg (2xNa⁺ + glukoz/18) veya toplam ozmolarite >320 mOsm/kg (2xNa⁺ + glukoz/18 + üre/2,8)
Ketozisin belirgin olmaması
β-Hidroksibütirat <3 mmol/L veya idrar keton testi <2+
Asidozun olmaması
pH ≥7,3 ve bikarbonat ≥15 mmol/L

7. Laboratuvar ve Görüntüleme

Hiperglisemik acil durum şüphesi olan hastalarda başlangıçta mutlaka kan şekeri, serum elektrolitleri, venöz kan gazı, tam kan sayımı ve kan veya idrarda keton düzeyleri için örnekler alınmalıdır. Hastalar, enfeksiyon bulguları, iskemi ya da hiperglisemik krizi tetikleyebilecek diğer nedenler açısından dikkatle değerlendirilmelidir ve kardiyak belirteçlerin alınması önerilir. Ayrıca, biyokimyasal değişikliklere bağlı repolarizasyon anormalliklerini (örneğin hiperkalemide sivrileşmiş T dalgaları, iskemi bulguları) saptamak amacıyla mutlaka bir elektrokardiyogram (EKG) çekilmelidir.

DKA’da Kan Gazı Değerlendirmesi

DKA’ da kan gazında genellikle anyon açıklığı artmış metabolik asidoz görülür. Anyon açıklığı, sodyumdan (Na⁺) klorür (Cl⁻) ve bikarbonat (HCO₃⁻) değerlerinin çıkarılmasıyla hesaplanır.

Anyon gap = Na⁺ − (Cl⁻ + HCO₃⁻) 

Eğer anyon açıklığı >12 mmol/L ise, bu durum DKA ile uyumlu yüksek anyon açıklıklı metabolik asidozu gösterir. Ancak anyon açıklığı birinci basamak tanı veya iyileşme kriteri olarak önerilmez. Çünkü DKA’ya mikst tip bozukluklar eşlik edebilir. 

Öte yandan DKA ile başvuran hastaların yaklaşık üçte birinde karma (miks) asit-baz bozuklukları da vardır. Mikst tip bozuklukların genel olarak dört nedeni vardır:

Hiperglisemiye bağlı ozmotik diürez ve sodyum kaybı (natriürezis)

Bulantı ve kusma nedeniyle gelişen hacim kaybı (volüm kontraksiyonu) ve metabolik alkaloz

Kussmaul solunumu (hızlı ve derin soluma) ile gelişen kompansatuvar respiratuvar alkaloz da görülebilir.

DKA’nın başarılı tedavisinden sonra sıklıkla hiperkloremik normal anyon açıklıklı asidoz gelişebilir.

Bu tablo kalıcı DKA sanılırsa, subkutan insüline geri dönüş süreci gereksiz yere ertelenebilir.

Kan gazı ile sıvı elektrolit dengesi de değerlendirilebilmektedir. Hiperglisemik hastalarda plazma sodyum artışı görülebilir.

Kan şekeri 100 mg/dL (5,6 mmol/L) azaldığında, serum sodyumu yaklaşık 1,6 mmol/L artabilir.

Buna bağlı serum sodyumundaki bu erken artış, hipotonik sıvı verilmesi için bir endikasyon değildir. 

Ketonemi Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

Yarı kantitatif yöntem:

Nitroprussid reaksiyonu ile idrarda veya serumda yapılır. Bu yöntem asetoasetik asidi ölçer, ancak DKA’da en fazla üretilen β-hidroksibutiratı ölçmez.

DKA’nın erken döneminde idrar keton testi, asetoasetat oluşumundaki gecikme nedeniyle ketonemiyi olduğundan az gösterebilir.

Geç dönemlerde, β-hidroksibutiratın yıkımı sonucu asetoasetat artacağından, ketonemi olduğundan fazla gibi görünebilir.

Ayrıca, kaptopril gibi bazı sülfhidril grubu ilaçlar ve valproat gibi bazı ilaçlar, yanlış pozitif nitroprussid test sonuçlarına neden olabilir.

 Kantitatif (doğrudan) yöntem:

Kapiller kandan (POCT - yerinde test cihazıyla) veya hastane laboratuvarında doğrudan β-hidroksibutirat ölçümü yapılır. β-hidroksibutiratın kandaki ölçümü, idrarda asetoasetat ölçümüne kıyasla DKA tanısında daha spesifiktir. DKA’ da üretilen temel keton cismi β-hidroksibutirattır. Mümkünse tanı koyarken ve tedaviye yanıtı izlerken, venöz ya da kapiller β-hidroksibutirat düzeyinin doğrudan ölçülmesi önerilmektedir.

  Hiperglisemik kriz geçiren bireylerdeki hiperglisemi, belirgin bir enfeksiyon ya da kardiyovasküler patoloji olmasa bile, C-reaktif protein (CRP) artışı görülebilir. CRP, insülin tedavisi ve hidrasyon ile hipergliseminin düzeltilmesini takip eden 24 saat içinde neredeyse normal seviyelere geriler.

8. Komplikasyonlar

Diyabetik ketoasidozun tedavi ile ilişkili üç önemli komplikasyonu mevcuttur. Fazla normal salin uygulamasına bağlı hiperkloremik metabolik asidoz, non kardiyojenik pulmoner ödem ile beraber hızlı tedavinin sonucunda oluşan beyin ödemidir. Beyin ödeminin en erken semptomu baş ağrısıdır.

9. Ayırıcı Tanı

Karın ağrısı ile başvuran hastalarda dikkatli olunmalıdır; çünkü bu semptomlar hem DKA’nın bir sonucu olabilir, hem de DKA’yı tetikleyen bir altta yatan nedeni (örneğin apandisit, pankreatit) işaret ediyor olabilir. Keton düzeylerinde artış saptandığında, ayırıcı tanıda mutlaka şu durumlar da göz önünde bulundurulmalıdır:

Açlık ketozu

Genellikle günlük enerji alımının <2.090 kJ/gün (500 kcal/gün) olduğu bir beslenme öyküsüyle düşünülür. Bu durumda düşük insülin düzeylerinden dolayı keton üretimi artar.

Alkolik ketoasidoz

Kronik alkol kullanımı olan bireylerde, yakın zamanda geçirilen bir aşırı alkol alımı epizodu (binge) sonrasında gelişen kusma ve akut açlık durumu, hiperglisemi olsun ya da olmasın ketoasidoza neden olabilir.

Gebelikte ketoz

Hiperemezis gravidarum 

Hiperemezis gravidarum’a bağlı kusma, karşı düzenleyici hormonların aşırı artmasına neden olur ve bu da keton oluşumuna yatkınlık oluşturur.

10. Acil Yönetim

10.1. Komplike Olmayan Hiperglisemi Tedavisi

Güncel literatürde komplike olmayan hiperglisemi yönetimine dair net bir fikir birliği henüz oluşmamıştır. Yeni tanı almış, ketotik olmayan ve normal elektrolit düzeylerine sahip hastalarda: Sadece IV hidrasyon veya kısa etkili insülin uygulaması ile serum glukozu genellikle 200 mg/dL seviyesine düşürülebilir. Bazı kurumlarda servis hastalarına kan şekerine göre uygulanan yaklaşım Subkutan Novarapid 200–250 mg/dL → 4 ünite 250–300 mg/dL → 6 ünite 300–350 mg/dL → 8 ünite Not: Bu dozlar hekim kararı ve hastanın yanıtına göre bireyselleştirilmelidir. Sonrasında bu hastalara yaşam tarzı değişikliği ve poliklinik kontrolü önerilmelidir.

 

10.2. Hiperglisemik Acil Durumlarda Ortak Yönetim

Acil servise başvuran her hastada öncelikli yaklaşım resüsitatif A-B-C yaklaşımı olmalıdır. Acil serviste hiperglisemik acil durumda olan hastalar monitörize edilir, iki geniş damar yolu açılır, foley sonda takılır. Hiperglisemik acil durumlardaki ortak tedavi yaklaşımı: Resüsisatif yaklaşım Hava yolu koruma altına alınır. Hastanın GKS ≤8  veya bilinç değişikliği mevcut ise  hava yolunu korumak için entübasyon önerilir. Gerekli ise oksijen ile solunum desteği verilir. Sonraki aşamada hiperglisemik acil tedavisinde ilk adım agresif sıvı tedavisidir. İnsülin Tedavisi Sıvı tedavisi ile birlikte hastanın serum potasyum değeri 3.5 mmol/L üzerinde ise insülin tedavisi uygulanır.  İnsülin tedavisi, DKA yönetiminin temel taşıdır ve tanı konar konmaz kontraendikasyon yok ise en kısa sürede başlanmalıdır. Elektrolit desteği ve aynı zamanda altta yatan tetikleyici nedenin tanımlanması ve tedavisini içerir. DKA ve HHS’nin tedavi yaklaşımları birçok ortak basamak içermekle birlikte bazı uygulama farklılıkları bulunmaktadır. Bu nedenle tedavi yönetimi, sıvı tedavisi ve insülin tedavisi başlıkları altında ortak olarak ele alınmış; bu başlıklar altında DKA ve HHS’ye özgü farklılıklardan bahsedilmiştir.

DKA’ya bağlı metabolik asidozun düzeltilmesi için genellikle intravenöz sıvı resüsitasyonu ve insülin tedavisi yeterlidir.

 

10.3. Tedavi Takibi ve Rezolüsyon Kriterleri

Hiperglisemik Acillerin Tedavi Amacı

Tedavinin amacı glikozu 200 mg/dl altına düşürüp pH’yı 7,3 üzerine ve bikarbonatı 18 mmol/L üzerine çıkarmaktır. Tedavinin hızlı yapılmaması önerildiği gibi aynı zamanda 24-36 veya 24-48 saat gibi bir süre önerilir. 

Daha hızlı tedavi sürelerinde beyin ödemi riski vardır. 

DKA Rezolüsyon Kriterleri

Serum glukozu <200 mg/dL (11,1 mmol/L)

Venöz pH ≥7,3 veya bikarbonat ≥18 mmol/L 

İzotonik salin verilen hastalarda asidozun çözülmesini izlemek, gelişebilecek hiperkloremik, non-anyon gap asidoz nedeniyle zorlaşabilir. Hiperkloramik asidoz, çözülmemiş DKA anlamına gelmez.

Plazma keton düzeyi <0,6 mmol/L veya serum anyon gapinin normalleşmesi (≤12 mEq/L).

Asidoz düzeldikçe β-hidroksibütirat asetooasetata dönüşeceği için, idrar keton ölçümleri, DKA’nın çözülme kriteri olarak kullanılmamalıdır.

Tedavi takibi için nitroprussid ile bakılan idrar veya serum ketonu ölçülmesi önerilmez. Çünkü nitroprussid asetoasetat ve aseton ile tepkimeye girer. Aseton solunum yolu ile akciğerlerden yavaşça atıldığı için  DKA tedavi edilmiş olsa bile test pozitif çıkabilir.

HHS Rezolüsyon Kriterleri

Serum osmolalitesi (ölçülmüş veya hesaplanmış) <300 mOsm/kg

Hipergliseminin düzelmiş olması (Kan şekeri <250 mg/dL (13,9 mmol/L)

İdrar çıkışının >0,5 mL/kg/saat olması

Bilişsel durumun (mental status) iyileşmiş olması

Hiperglisemik Acillerin Tedavileri Süresince Takip Edilmesi Gereken Parametreler

Tedavi süresince, hastane kalibrasyonuna sahip bir glukometre ile parmak ucu kan şekeri ölçümü her 1–2 saatte bir yapılmalıdır.

Saatlik glikoz düşüş hızı 50-70 mg/dL olmalıdır.

HHS’de glukoz düşüş hızı saatte 90–120 mg/dL (5–6,7 mmol/L)’yi aşmamalıdır. HHS’de:

Serum sodyum düzeyindeki düşüş hızı, 24 saat içinde 10 mmol/L'yi geçmemelidir.

Plazma osmolalite düşüş hızı ise saatte 3–8 mOsm/kg aralığını aşmamalıdır.

Her 4 saatte bir kan örneği alınarak  elektrolitler, fosfat, kreatinin ve venöz kan gazı alınmalıdır. 

İnsülin tedavisine başlandıktan 2 saat sonra ve sonrasında her 4 saatte bir serum potasyum düzeyi ölçülmelidir.

Mümkünse serum beta-hidroksibutirat her iki saatte bir ölçülmelidir.

Kan şekeri düzeyi <250 mg/dL (13,9 mmol/L) seviyesine düştüğünde:

%0,9 sodyum klorür infüzyonuna %5–10 dekstroz eklenmeli

İnsülin infüzyon hızı 0,05 ünite/kg/saat olacak şekilde azaltılmalıdır.

 

10.4. Sıvı Tedavisi

Hiperglisemik acillerin yönetiminde verilmesi gereken toplam sıvı miktarı ve sıvı hızı konusunda evrensel kabul edilmiş bir formül yoktur.

Sıvı tedavisinin rolü Sıvı tedavisi intravasküler hacimi artırarak perfüzyonu iyileştirir. Böylelikle laktat oluşumu azalır. Ayrıca glikoz ve keton cismininin renal atılımı artar. Karşı düzenleyici hormonların (glukagon, kortizol, katekolaminler) konsantrasyonunu azaltarak insülin duyarlılığını artırır. Sadece intravenöz sıvı tedavisi ile, insülin uygulanmadan bile, ortalama plazma glukoz düzeylerinde saatte yaklaşık 50–70 mg/dL (2,8–3,9 mmol/L) düşüş bildirilmektedir.

Sıvı seçimi

Çoğu klinik kılavuza göre başlangıç sıvısı izotonik salindir. Ancak yapılan güncel çalışmalara göre dengeli solüsyonlar ile yapılan tedaviler (RL, plasmalyte-148) DKA’nın daha hızlı çözülmesini sağlamaktadır.

Osmolalite yeterli pozitif sıvı dengesi ve uygun insülin tedavisine rağmen düşmüyorsa %0,45 sodyum klorür (hipotonik sıvı) verilir.

Plazma glukoz düzeyi <250 mg/dL (13,9 mmol/L) seviyesine ulaştığında

hipoglisemiyi önlemek ve insülin tedavisinin ketonemi düzelene kadar kesintisiz sürdürülebilmesini sağlamak amacıyla, 

%0.9 sodyum klorür solüsyonuna ek olarak %5–10 dekstroz içeren sıvılar ile replasman tedavisine devam edilmelidir (insülin infüzyon hızını yarı doza düşürmeyi unutmamak gerekir).

Önerilen sıvı tedavisi: 150-250 ml/saat %5 dekstroz, %0.45 NaCl infüzyonudur. Bu sıvı hızı plazma glukoz düzeyini 150-200 mg/dL arasında tutacak şekilde regüle edilmelidir.

Sıvı veriliş hızı

Genel kılavuz önerisi:

İlk 2–4 saat boyunca saatte 500–1.000 mL hızında verilmesi önerilmektedir. 

Sonrasında verilecek tedavi hastanın vital bulguları ve idrar çıkışına göre belirlenir. Sıvı replase edilirken hedeflenen idrar çıkışı 1 ila 2 mL/kg/saat olmalıdır. 

Dehidratasyon Durumuna Göre Sıvı Tedavisi

Önce hastanın dehidratasyon durumu hesaplanır.

Ağır hipovolemik Hastalar

İlk öneri

İlk saatte 1 L %0,9 NaCl veya başka bir kristaloid verilir. Bu öneriye göre genel olarak,

ilk 1 ila 3 saatte 2 L sıvı resüsitasyonu yapılır; ardından %0.45’lik normal salin gibi hipotonik bir solüsyonla daha yavaş bir infüzyon hızı uygulanır.

Ağır dehidrate veya hipovolemik şoktaki hastalara alternatif öneri: 

İlk bir kaç saatte 15-20 ml/kg intravenöz (IV) bolus normal salin verilir.

Sonrasında düzeltilmiş sodyum hesaplanarak sıvı seçimi yapılır. Düzeltilmiş sodyum hesaplarken ölçülen sodyuma her glikozun her 100 mg/dL’lik artışı için sodyuma 1,6 mmol sodyum eklenir.

Eğer düzeltilmiş sodyum <135 mEq/L ise 250 ila 500 mL/saat hızında SF infüzyonuna  devam edilir.

Eğer ≥135 mEq/L üzerinde ise  250 ila 500 mL/saat hızında %0,45 sodyum klorür sıvısı önerilir.

Hafif hipovolemik Hastalar

İlk Öneri

 Aşırı hacim kaybı olmayan DKA hastaları, daha düşük hacimli intravenöz sıvı replasmanıyla başarıyla tedavi edilebilir. %0,9 NaCl veya başka uygun kristaloid, klinik olarak uygun hızda verilerek ilk 8–12 saatte sıvı açığının %50’si tamamlanmalıdır.

Alternatif öneri: Hafif-orta dehidratasyonlu hastalarda IV bolus sıvı uygulaması pek gerekmez iken düzeltilmiş sodyum hesabına göre sıvı seçilerek 250 ila 500 mL/saat hızında sıvı replasmanı yapılabilir.

Kardiyak yetersizlik (kompromise) durumundaki hastalarda sıvı tedavisi

Hemodinamik duruma göre sıvı verilir. Pulmoner ödem gelişimine dikkat edilmelidir. Gerekirse vazopressörler verilebilir. 

Alternatif öneri: İleri yaşlı bireyler ile kalp yetmezliği veya diyalize bağımlı son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda, izotonik veya dengelenmiş kristaloid sıvılar dikkatli şekilde ve daha küçük boluslar halinde (örneğin 250 mL’lik boluslar) verilmelidir.

Plazma glukoz düzeyi <250 mg/dL (13,9 mmol/L) seviyesine ulaştığında Önerilen sıvı tedavisi

150-250 ml/saat %5 dekstroz, %0.45 NaCl infüzyonudur. Bu sıvı hızı plazma glukoz düzeyini 150-200 mg/dL arasında tutacak şekilde regüle edilmelidir

10.5. İnsülin Tedavisi

Kısa etkili insülin tedavisi uygulanır. 

İnsülin tedavisi öncesi mutlaka hastanın serum potasyum değerine bakılması gerekir. İnsülin tedavisi, potasyum düzeyi >3,5 mmol/L'ye yükselene kadar geciktirilmelidir. Serum potasyum değer <3,5 mmol/L olan hastalara öncelikle potasyum replasmanı yapılmalıdır.

Potasyum verilebilmesi için hastanın idrar çıkışının yaklaşık ≥50 mL/saat veya en az 0.5 mL/kg/saat olması gerekir. 

<3,5 mmol/L ise 20–30 mEq/saat agresif potasyum replasmanı önerilir.

500 SF + 2 ampul KCL  1 saatte verilmesi önerilir.

Potasyum replasmanı:

DKA’lı hastaların çoğu hastaneye başvurduklarında serum potasyum düzeyleri normal ya da yüksek olarak bulunur. Bu durumun nedeni, metabolik asidoz ve insülin eksikliğinin, potasyumun hücre içinden hücre dışına geçmesine neden olmasıdır. Ancak insülin tedavisi, asidozun düzeltilmesi, volüm ekspansiyonu ve artmış kaliürezis, serum potasyum düzeyinde düşüşe neden olur. Hiperglisemik acil durum tedavisinde ilk 48 saat içinde potasyum düzeylerinde genellikle 1–2 mmol/L’lik bir düşüş meydana gelir.

Bazı kaynaklar ise 10-20 mEq eklenmesini öneririr.

Tedavi süresince potasyum hedefi 4–5 mmol/L aralığıdır. 

Bu hedefi sağlamak için 3,5 ila 5,0 mEq/L arası serum potasyum  değerlerinde her 1 litre intravenöz sıvıya 20–30 mmol potasyum eklenmesi yeterlidir.

Tablo: İnsülin Türleri ve Klinik Özellikleri
Sınıf
İnsülin Türü
Etki Başlangıcı
Pik Etki Süresi
Etki Süresi
Notlar
Hızlı etkili
Lipros, Aspart, Glulisin
10–30 dakika
30–90 dakika
3–5 saat
Yemekle birlikte veya hemen öncesinde alınır
Kısa etkili
Regular (insülin R)
30–60 dakika
2–4 saat
5–8 saat
IV verilebilir; genellikle hastanede tercih edilir
Orta etkili
NPH (Neutral Protamine Hagedorn)
1–2 saat
4–8 saat
12–18 saat
Pik etkisi nedeniyle hipoglisemi riski taşır
Uzun etkili
Glargin, Detemir
1–2 saat
Belirsiz / sabit
20–24 saat
Pik yapmaz, bazal insülin sağlar
Ultra uzun etkili
Degludec
Glargin U300
1–2 saat
Yok
>42 saat
En uzun etkili insülin, esnek dozlama yapılabilir
Hızlı ve kısa etkili insülinler genellikle öğün insülini (bolus) olarak kullanılır. 1 Ü preprandiyal insülin kan şekerini yaklaşık 50 mg/dL düşürmektedir. Ancak bu düşüş miktarı, bireysel insülin duyarlılığı ve diğer klinik durumlara bağlı olarak 15 ila 100 mg/dL veya daha fazla olabilir. Sağlıklı erişkin bir bireyde, bazal glukoz kullanım hızı yaklaşık 2 mg/kg/dakika’dır. 70 kg’lık bir erişkin ≈ 140 mg/dk → ≈ 200 gram/gün Orta, uzun ve ultra uzun etkili insülinler genellikle bazal insülin olarak kullanılır.

İnsülin dozu:

Orta ve Ağır DKA tedavisi

Yaygın uygulama şekli sabit oranlı intravenöz insülin infüzyonudur.

 DKA'da 0,1 ünite/kg/saat kısa etkili insülin infüzyonu uygulanır. Öncesinde bolus doz uygulaması artık önerilmemektedir. Çünkü kötü bu hastalardaki kötü periferik perfüzyon, subkütan veya intramüsküler yolla verilen insülinin emilimini engelleyebilir ve düzensiz absorbsiyona neden olabilir.

Ayrıca insülin infüzyonu sırasında düşük dozda bazal insülinin (0,15–0,3 ünite/kg) eş zamanlı uygulanması DKA’nın çözülme süresini kısaltmıştır.

Erişkin hastalarda, venöz erişim sağlanmasında gecikme beklendiğinde, infüzyon öncesinde IM olarak 0,1 ünite/kg insülin tedavisi verilebilir. Ardından 0,1 ünite/kg/saat sabit oranlı intravenöz infüzyon ile devam edilmesi önerilir.  

Komplike olmayan hafif veya orta şiddette DKA hastalarında

Alternatif olarak iki farklı seçenek daha vardır. 0.1 ünite/kg IV bolus sonrası saatte bir aynı doz subkutan insülin uygulanabilir. 0.2 ünite/kg iki saatte bir subkutan insülin verilebilir.

Alternatif olarak her 1–2 saatte bir, subkutan hızlı etkili insülin tercih edilebilir. 

HHS’de 0,05 ünite/kg/saat hızında sabit oranlı intravenöz insülin infüzyonuna başlanmalıdır.

İnsülin infüzyonu sonrası serum glukozu ilk saatte 50-70 mg/dl'den az düştüyse insülin infüzyon hızı iki katına çıkarılmalıdır. DKA'da saatlik plazma glikoz düşüş hızı 50-70 mg/dl olmalıdır ve 90-120 mg/dl'yi aşmamalıdır. HHS'de önerilen plazma glikoz düşüş hızı ise 90-120 mg/dl'dir.

IV insülin infüzyonu, kan şekeri düzeyini yaklaşık 200 mg/dL (11,1 mmol/L) seviyesinde tutacak şekilde ayarlanmalı ve ketoasidoz tamamen çözülene kadar sürdürülmelidir.

Yatış öncesinde bazal veya bazal-bolus insülin tedavisi kullanan hastalarda, bu tedavi rejimi mevcut dozunda sürdürülmeli ve gerektiğinde doz ayarlamaları yapılmalıdır.

Hiperglisemi veya ketoasidozun yeniden gelişmesini önlemek için subkutan insülin uygulandıktan sonra 1-2 saat daha IV infüzyon uygulanmalıdır. 

Yeni tanı almış hastalarda ise, DKA’nın çözülmesini takiben, bazal ve öğün öncesi kısa etkili (prandiyal) insülin analoglarını içeren çok dozlu insülin tedavisine başlanmalıdır. Öncelikle toplam günlük insülin ihtiyacı (TDD) hesaplanmalıdır. Sonrasında TDD'nin yarısı bazal insülin yarısı da bölünmüş dozlar halinde hızlı etkili insülin olarak uygulanmalıdır.

TDD: 0,5–0,6 ünite/kg/gün'dür.

Hipoglisemi riski olan, böbrek yetmezliği olan hastalarda 0,3 ünite/kg/gün olarak hesaplanabilir. 

Uzun etkili Bazal İnsülin dozu

Tek doz veye iki bölünmüş doz şeklinde 0,15–0,3 ünite/kg dozunda subkutan (SC)

Hızlı etkili insülin

Hastanın besin alımı ve kan şekeri düzeyine bağlı olarak gerektiğinde eklenmelidir. Hızlı etkili insülin, hastanın besin alımı ve kan şekeri düzeyine bağlı olarak gerektiğinde eklenmelidir.

Meraklısına: Bir öğünde alınan karbonhidrat miktarına karşılık gelen insülin dozunu hesaplamak için şu formül kullanılır:  Yemekteki toplam karbonhidrat miktarı (gram cinsinden)/ 1 ünite insülinin etkilediği karbonhidrat miktarı (gram) İnsülin:Karbonhidrat oranı (I:C ratio) Bu oran, yemek öncesi (preprandiyal) insülin dozunu belirlemede kullanılır ve kişiye özel olarak hesaplanır. I:C Oranı = 500 ÷ Total Günlük İnsülin Dozu (TDD) Örnek: Kişinin toplam günlük insülin dozu (bazal + bolus): 50 ünite Formül: 500 ÷ 50 = 10 Sonuç: I:C oranı = 1:10 1 ünite insülin → yaklaşık 10 gram karbonhidratı kontrol eder. 1 ünite insülinin etkilediği karbonhidrat miktarı (gram) I:C oranındaki payda kısmıdır.

Kan şekeri düzeyi <250 mg/dL (13,9 mmol/L) seviyesine düştüğünde:

%0,9 sodyum klorür infüzyonuna %5–10 dekstroz eklenmelidir. Önerilen sıvı tedavisi: 150-250 ml/saat %5 dekstroz, %0.45 NaCl infüzyonudur. Bu sıvı hızı plazma glukoz düzeyini 150-200 mg/dL arasında tutacak şekilde regüle edilmelidir.

İnsülin infüzyon hızı 0,05 ünite/kg/saat olacak şekilde azaltılmalıdır.

Infupoint: Klinikte DKA tedavisi sırasında hastanın parmak ucu kan şekeri 150 mg/dL altına düşebilir. Bu durumda DKA çözülmediyse insülin infüzyonu kesinlikle durdurulmamalıdır. 
Hipoglisemi riskini önlemek için %5 veya %10 dekstroz infüzyonunun hızı artırılabilir; ancak bu sırada hastaya gereğinden fazla sıvı yüklenmemeye dikkat edilmelidir. 
Saatlik sıvı miktarını aşırı artırmamak için gerekirse daha konsantre çözümler olan %20 dekstroz solüsyonlarına geçilmesi uygun olacaktır. Bu yaklaşım, ketoasidoz tamamen çözülene kadar insülin tedavisini güvenle sürdürmeye olanak tanır.

10.6. Sodyum Bikarbonat Tedavisi

Asidotik hastalar herhangi bir alkali tedavi verilmeden iyileşebilirler. Verilen insülin ketoasit üretimini azaltır. Ketoasitler okside olurken HCO3 oluşumuna neden olur. 

Bikarbonat uygulaması hiperglisemi ve ketoasidozun düzelme hızını artırmaz.

Bikarbonatın Dezavantajları

Hipokalemi, hipernatremi, serebral ödem

Paradoksal santral sinir sistemi asidozu, hücre içi asidoz, laktat seviyelerinin yükselmesi

ADA 2024 Önerisi

Rutin bikarbonat uygulanması önerilmez. DKA’nın metabolik asidozunu düzeltmek için intravenöz sıvı resüsitasyonu ve insülin uygulaması genellikle yeterlidir.

Şiddetli metabolik asidoz olumsuz vasküler etkilere yol açabileceğinden pH <7 olduğunda bikarbonat tedavisi uygulanabilir.

100 mmol sodyum bikarbonat (%8,4 çözeltisi) + 400 mL izotonik içinde verilir ve her iki saatte bir uygulanabilir. 

Uygulama sırasında sodyum bikarbonat verilirken hipopotasemi riskine karşı dikkatli olunmalıdır ve 5 mEq/L altındaki potasyum değerleri için 20mEq potasyum eklenmesi önerilir.

Tintinalli 9th Önerisi

pH <6.9 ise bikarbonat verin. pH>7 olana kadar 2 saat boyunca;  200 mL/saat  20 mEq (20 mmol) KCL + 400 mL sıvı içinde 100 mEq (100 mmol) Sodyum Bikarbonat verilebilir.

Rosen's EM 10 önerisi

Şiddetli asidemisi olan bir hastada yaklaşan kardiyak arresti önlemek için gerekli olmadıkça, rutin bikarbonat uygulanmasını önermiyoruz. Eğer ciddi asidemisi olan bir hasta endotrakeal entübasyon gerektiriyorsa, hızlı sıralı entübasyon sırasında indüksiyon sonrasında pH’daki ani düşüşe bağlı kardiyovasküler kollaps riskini azaltmak için entübasyon öncesi hemen dönemde bir bolus bikarbonat kullanımı faydalı olabilir; bu öneri herhangi bir spesifik klinik çalışmadan ziyade uzman görüşüne dayanmaktadır. Geçmişte, sodyum bikarbonat ciddi asidemisi olan hastalarda (pH < 7.0) önerilmekteydi.  Ancak, araştırmalar bikarbonat verilen hastalarda daha kötü sonuçlar olduğunu göstermiştir; Buna hipokalemi gibi elektrolit eksikliklerinin artması, ketozisin temizlenmesinin gecikmesi, solunumsal kompansasyonların baskılanmasına bağlı olarak serebrospinal sıvı (SSS) asidozunun paradoksal olarak kötüleşmesi ve kan-beyin bariyerinin CO₂’ye tercihli geçirgenliği dahildir.

10.7. Fosfat Tedavisi

DKA’da, fosfat hücre içinden hücre dışı sıvıya kayar ve artmış idrarla fosfat kaybı nedeniyle hipofosfatemi gelişir. Fosfat düzeyi <1 mmol/L olsa bile, eğer kas güçsüzlüğü (örneğin solunum veya kalp yetersizliği) gibi bulgular yoksa, rutin fosfat replasmanı önerilmez. Gerekli görüldüğünde, sıvı replasman solüsyonlarına  20–30 mmol potasyum fosfat eklenebilir.

10.8. Tedavi Sırasında Oluşabilecek Komplikasyonlar

Tablo: Tedavi Sırasında Oluşabilecek Komplikasyonlar
Komplikasyon
Risk Faktörleri / Nedenleri
Önleme ve Yönetim Stratejisi
Hipoglisemi
Aşırı insülin dozu, gecikmiş dekstroz başlanması
Glukoz <250 mg/dL olduğunda %5–10 dekstroz eklenmelidir. Glukoz takibi 1–2 saatte bir yapılmalıdır.
Hipokalemi
İnsülin tedavisi, asidozun düzelmesi, artmış kaliürezis
Potasyum <3,5 mmol/L ise insülini geciktirilmelidir. Sıvılara 20–30 mmol/L potasyum eklenmeli ve 2-4 saatte bir K+ takibi yapılmalıdır.
Normal Anyon Açıklıklı Asidoz
Yüksek hacimde %0,9 NaCl infüzyonu
Dengelenmiş kristaloid solüsyon tercih edilmelidir. Tedavi sonrası pH düşüklüğünde devam eden DKA sanılmamalıdır.
Tromboz (DVT/PE)
Artmış viskozite, dehidratasyon ve Yatak istirahati
Özellikle HHS’de profilaktik antikoagülasyon düşünülmeli ve erken mobilizasyon önerilmelidir.
Serebral Ödem
Özellikle çocuk ve adölesanlarda hızlı osmolalite düşüşü nedeniyle görülür.
Yavaş ve kontrollü glukoz/osmolalite düşüşü sağlanmalıdır. Nörolojik semptomlarda BT ile değerlendirme önerilir.
Osmotik Demiyelinizasyon Sendromu
Çok hızlı serum sodyum veya osmolalite düşüşü
Sodyum düşüşü ≤10 mmol/L/24 saat olacak şekilde izlenmelidir.
Akut Böbrek Hasarı (ABH)
Ciddi hipovolemi, hipotansiyon ve rabdomiyoliz
Erken ve yeterli sıvı resüsitasyonu yapılmalıdır. Kreatinin ve idrar çıkışı izlenmelidir.

11. Taburculuk ve Hasta Yönlendirme

Komplike olmayan hafif veya orta şiddette DKA olgularının çoğu, yakın hemşirelik gözetimi ve monitorizasyonun sağlandığı durumlarda, acil serviste veya ara bakım (step-down) ünitesinde tedavi edilebilir. Buna karşılık, şu gruplardaki hastalar mutlaka yoğun bakım ünitesinde tedavi edilmelidir:

Şiddetli DKA olanlar,

HHS tanısı almış olanlar,

Tetikleyici neden olarak kritik hastalığı bulunanlar (örneğin: miyokard enfarktüsü, gastrointestinal kanama, sepsis),

Mental durum bozukluğu gösteren hastalar.

 

Hastaneden taburculuk aşamasında dikkate alınması gereken temel konular arasında, bakım geçişlerinin düzgün bir şekilde planlanması, tedavi ataletinin önlenmesi, hipoglisemi riskinin azaltılması ve şiddetli hiperglisemik olayların tekrarının engellenmesi yer alır.
Kaldığın Yerden Devam Et

Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.

Ücretsiz üyelik ile:

✔️Okuduğun konuları takip edebilir

✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir

✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir

✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir

✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin

Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.

👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.