
1. Resüsitasyonun Özel Durumlarına İlişkin En Önemli 10 Mesaj
2. Önsöz ve Giriş
2.1. Önsöz
2.2. Giriş
Kılavuzların Kapsamı
Bu kılavuzlar, öncelikle Kuzey Amerika’daki sağlık profesyonelleri için, temel yaşam desteği (BLS) ve ileri yaşam desteği (ALS) uygulamalarında modifikasyon gerektiren özel durumlara bağlı olarak kardiyak arrest veya yaşamı tehdit eden bir durumda bulunan erişkin ve çocuk hastaları tedavi etmeye yönelik olarak hazırlanmıştır. Yaşamı tehdit eden durumlar; solunum arresti, refrakter hipotansiyon ve kritik metabolik asidoz gibi, sağkalım için derhal risk oluşturan çeşitli tıbbi acilleri kapsar. Kardiyak arrest ise kardiyak debinin durması ve bunun sonucunda vücut genelinde oksijen iletiminin kesilmesi anlamına gelir. Mevcut verilere bağlı olarak, öneriler ya kardiyak arrest yönetimi için ya da kardiyak arresti de içerebilen yaşamı tehdit eden durumların yönetimi için sunulmaktadır. Ayrıca bazı başlıklarda, bu ortamlarda kardiyak arrest yönetimine ilişkin literatür yalnızca yaşamı tehdit eden durumdaki hastalarla sınırlı olabilir. Aksi belirtilmedikçe, yaşamı tehdit eden durumlar ve kardiyak arrest için aynı tedaviler önerilmektedir. Bu kılavuzlar, hem erişkinler hem de çocuklar için BLS ve ALS önerilerini içermektedir. Aksi belirtilmedikçe, burada önerilen girişimler standart BLS, pediatrik BLS, ALS ve pediatrik ileri yaşam desteğine (PALS) ek olarak uygulanmak üzere tasarlanmıştır. Bu tedavilerin birçoğu hastane dışı ortamda uygulanabilir olmasa da, bazıları acil sağlık hizmetleri tarafından başlatılabilir ve bazıları (örneğin boğulma vakalarında soluk verilmesi) halktan kurtarıcılar için de geçerli olabilir. Bu kılavuzlar, konuya özgü referanslar ve yerel/bölgesel uzman görüşleri ile birlikte kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Özel durumlara ilişkin kılavuzlar tarihsel olarak çoğunlukla erişkin verilerine dayanarak geliştirilmiştir. Pediatrik tıpta sık görüldüğü üzere, bu öneriler benzer bağlamlarda çocuk resüsitasyonuna da uygulanmıştır. 2025 önerileri için yapılan literatür taramaları tüm yaş gruplarını içermiştir ve pediatrik verilerin mevcut olduğu durumlarda öneriler bu verilere uygun olarak yapılmıştır. Pediatrik verilerin sınırlı veya bulunmadığı konularda ise öneriler ya sunulmamış ya da erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Bu kılavuzlar boyunca, ECLS, hiperbarik oksijen tedavisi ve mekanik trombektomi gibi tüm merkezlerde yeterli altyapı bulunmayan prosedürleri içeren tedavi önerileri yer alabilir. Ancak bu tedaviler belirli merkezlerde mevcut olabilir ve bu ortamlarda kanıtın gücü ve klinik bağlam doğrultusunda uygulanmalı veya değerlendirilmelidir. Sağlık profesyonellerinin hem kendi kurumlarının kılavuzlarını hem de mevcut literatürü takip etmesi önemlidir.Yazım Grubunun Organizasyonu
Yazım grubu; acil tıp, pediatrik acil tıp, erişkin ve pediatrik yoğun bakım, anesteziyoloji, erişkin ve pediatrik kardiyoloji, elektrofizyoloji, kadın hastalıkları ve doğum, maternal-fetal tıp, hiperbarik tıp, medikal toksikoloji, eczacılık, travma bakımı, eğitim ve araştırma alanlarında geçmişe sahip çeşitli uzmanlardan oluşmuştur. Grup üyeleri, Amerikan Kalp Derneği (AHA) Acil Kardiyovasküler Bakım Bilim Alt Komitesi tarafından atanmıştır. Her öneri yazım grubu tarafından geliştirilmiş ve resmî olarak onaylanmış, ardından AHA Acil Kardiyovasküler Bakım Bilim Alt Komitesi tarafından gözden geçirilmiş ve onaylanmıştır. AHA, kılavuz geliştirme sürecinde yanlılık veya uygunsuz etki riskini en aza indirmek amacıyla katı çıkar çatışması politikaları ve prosedürleri uygulamaktadır. Atanmadan önce yazım grubu üyeleri, ilgili tüm ticari ilişkilerini ve diğer potansiyel (entelektüel olanlar dahil) çıkar çatışmalarını beyan etmiştir. Bu prosedürler, 2025 Amerikan Kalp Derneği Kardiyopulmoner Resüsitasyon ve Acil Kardiyovasküler Bakım Kılavuzları içinde yer alan “Bölüm 2: Kanıt Değerlendirme ve Kılavuz Geliştirme” başlığı altında daha ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu belgenin sonunda yer alan Yazım Grubu Çıkar Açıklamaları tablosu, yazım grubu üyelerinin endüstri ile olan ilgili ilişkilerini listelemektedir (Ek 1).2.3. Metodoloji ve Kanıt Değerlendirmesi
Öneri Sınıfı (Class of Recommendation) ve Kanıt Düzeyi (Level of Evidence)
Her bir öneri, kanıtın gücü ve tutarlılığı, alternatif tedavi seçenekleri ve hastalar ile toplum üzerindeki etkisi temel alınarak bir Öneri Sınıfı (Class of Recommendation, COR) ile derecelendirilmiştir. Öneri metninin ifadesi, COR belirlemesine göre yapılandırılmış bir şekilde düzenlenmiştir. Kanıt Düzeyi (Level of Evidence, LOE), mevcut kanıtların kalitesi, miktarı, uygunluğu (relevansı) ve tutarlılığına dayanmaktadır. Her öneri için yazım grubu, önerinin spesifik ifadesini ve buna karşılık gelen COR ve LOE atamalarını tartışarak onaylamıştır. COR belirlenirken yazım grubu yalnızca LOE’yi değil; sistemle ilgili konular, ekonomik faktörler ve eşitlik, kabul edilebilirlik, uygulanabilirlik ve zarar riski gibi etik faktörleri de dikkate almıştır. Bu kanıt değerlendirme yöntemleri, COR ve LOE belirlemede kullanılan spesifik kriterler dâhil olmak üzere, 2025 Kılavuzlarının “Bölüm 2: Kanıt Değerlendirme ve Kılavuz Geliştirme” başlığı altında daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Acil bakım araştırmalarının tasarımı ve finansman desteğinde iyileşmeler olmasına rağmen, özel durumlara ilişkin bilimsel kanıtların genel kalitesi oldukça düşüktür. Bu kılavuzlardaki 235 öneriden yalnızca 2’si Düzey A kanıt ile desteklenmektedir (birden fazla randomize kontrollü çalışma [RCT] ya da bir veya daha fazla RCT’nin yüksek kaliteli kayıt çalışmaları ile doğrulandığı yüksek kaliteli kanıt). Dokuz öneri Düzey B randomize kanıt (bir veya daha fazla RCT’den elde edilen orta düzey kanıt) ile, 32 öneri ise Düzey B randomize olmayan kanıt ile desteklenmektedir. Önerilerin büyük çoğunluğu Düzey C kanıta dayanmaktadır; bunların 67’si sınırlı verilere, 125’i ise uzman görüşüne dayanmaktadır. Buna bağlı olarak, önerilerin gücü optimalden daha zayıftır; bu kılavuzlarda 66 Sınıf 1 (güçlü) öneri, 84 Sınıf 2a (orta düzey) öneri ve 58 Sınıf 2b (zayıf) öneri yer almaktadır. Ayrıca 21 öneri Sınıf 3: Fayda Yok ve 6 öneri Sınıf 3: Zarar olarak sınıflandırılmıştır. Özel durumlara ilişkin bilim alanında, klinik çalışmalar, gerçek yaşam uygulanabilirliği olan dikkatle tasarlanmış girişimsel çalışmalar ve iyi kontrol edilmiş gözlemsel çalışmalar gereklidir.Kılavuz Yapısı
Bu kılavuzlar, belirli konulara veya yönetim sorunlarına ilişkin ayrı bilgi modülleri hâlinde gruplandırılmış modüler bilgi parçaları şeklinde düzenlenmiştir. Her bir modüler bilgi parçası, AHA’nın standart Öneri Sınıfı (COR) ve Kanıt Düzeyi (LOE) terminolojisini kullanan bir öneri tablosu içermektedir. Birden fazla öneri seti içeren konular için kısa bir giriş bölümü sunulmakta; ayrıca önerileri önemli arka plan bilgileri ve genel yönetim ya da tedavi kavramları bağlamına yerleştirmek amacıyla bir özet (synopsis) de yazılabilmektedir. Her öneriye özgü destekleyici metin, önerinin gerekçesini ve öneriyi destekleyen temel çalışma verilerini açıklamaktadır. Uygun olduğunda şekiller, akış diyagramları ve ek tablolar da eklenmektedir.Belge İncelemesi ve Onay
Tüm kılavuzlar, yayımlanmak üzere AHA Acil Kardiyovasküler Bakım Bilim Danışma Komitesi, AHA Bilimsel Danışma ve Koordinasyon Komitesi ve AHA Yürütme Komitesi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Bu kılavuzlar ayrıca AHA tarafından aday gösterilen konu uzmanlarına kör hakem değerlendirmesi için sunulmuştur. Atanmadan önce tüm hakemlerin endüstri ile olan ilişkilerini ve diğer tüm çıkar çatışmalarını beyan etmeleri zorunlu tutulmuş, tüm beyanlar AHA dergi personeli tarafından incelenmiştir. Hakemlere ait kapsamlı çıkar açıklama bilgileri Hakem Çıkar Açıklamaları Tablosu’nda (Ek 2) listelenmiştir. Bu öneriler, 2020 yılında yayımlanan son kapsamlı AHA özel durumlar kılavuzunun ve toksikoloji ile boğulmaya ilişkin odaklanmış güncellemelerdeki önerilerin yerine geçmektedir. Kılavuzun farklı bölümleri arasında tutarlılığı korumak amacıyla, daha önce kontrolsüz gözlemsel çalışmalar, olgu sunumları ve insan dışı çalışmalar temelinde LOE B-NR (randomize olmayan) veya C-LD (sınırlı veri) olarak sınıflandırılmış bazı önerilerin kanıt düzeyi C-EO (uzman görüşü) olarak değiştirilmiştir. Destekleyici veriler, ilgili öneriye özgü destekleyici metinde sunulmaktadır.2.4. Temel Kavramlar
Genel Bakış
Kardiyak arrestten sağkalım ve iyileşme, en iyi sonuçları elde etmek için birlikte çalışan karmaşık bir sistemin varlığına bağlıdır. Kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda tedavinin temel odağı; hızlı tanıma, derhal CPR uygulanması, malign şoklanabilir ritimlerin defibrilasyonu, yeterli ventilasyon, spontan dolaşımın geri dönüşü (ROSC) sonrası destekleyici bakım ve altta yatan nedenlerin tedavisini içerir. Bu yaklaşım, kardiyak arrestin ya miyokard enfarktüsü ve elektriksel bozukluklar gibi primer kardiyak nedenlere ya da solunum yetmezliği veya toksik madde alımı gibi primer kardiyak kökeni olmayan nedenlere bağlı gelişebileceğini kabul eder. Bu gibi durumlarda, geri döndürülebilir altta yatan nedenlerin tedavisi kurtarıcı tarafından mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Her kardiyak arrest durumunda kurtarıcılara yardım çağırmaları, soluklu CPR uygulamaları ve ventriküler fibrilasyon (VF) veya ventriküler taşikardi (VT) mevcutsa doğrudan tedavi etmek amacıyla otomatik eksternal defibrilatör (AED) uygulamaları önerilir. Resüsitasyon başarısının büyük bölümü yüksek kaliteli CPR ve defibrilasyon ile sağlanmakla birlikte, olası altta yatan nedenlere yönelik diğer spesifik tedaviler bazı vakalarda yararlı olabilir. Bu kılavuzlar, kardiyak arrestin etiyolojisi olarak özel durumlara odaklanmakta ve geleneksel resüsitasyon bakımına ek olarak ve onunla birlikte uygulanmak üzere tasarlanmış spesifik tedavi seçeneklerini sunmakta ve değerlendirmektedir. Aksi belirtilmedikçe, tüm hastalara yerel protokoller ve tedavi uygulanan merkezin kaynakları doğrultusunda standart havayolu yönetimi, solunum desteği ve hipotansiyon, aritmiler ile kardiyak arrest tedavisi uygulanmalıdır.Bilgi Boşlukları ve Araştırma Öncelikleri
Özel durumlara bağlı kardiyak arrest ve yaşamı tehdit eden klinik tablolar, literatürde ciddi şekilde yetersiz çalışılmış alanlardır. Bu kılavuzların geliştirilmesi sürecinde yazım grubu, özel durumlara bağlı kardiyak arrest ve yaşamı tehdit eden durumların yönetimine ilişkin geniş bir literatürü gözden geçirmiştir. Bu süreçte karşılaşılan beklenen zorluklardan biri, birçok alanda veri eksikliği olmuştur. Bazı istisnalar dışında, özel durumlara bağlı kardiyak arrestler nadir olaylardır ve bilimsel olarak çalışılması güçtür. Bunun sonucunda, kılavuz önerilerinin büyük çoğunluğu düşük düzeyde kanıta (Kanıt Düzeyi C, LOE C) dayanmaktadır. Yazım grubu tarafından tanımlanan bazı kritik bilgi boşlukları Tablo 5’te özetlenmiştir. Bilim burada bize çok net bir mesaj veriyor: Klinik pratiğin en dramatik anlarını yöneten kararlarımızın önemli bir kısmı, güçlü randomize çalışmalar yerine gözlemsel veriler ve uzman görüşü üzerine inşa edilmiş durumda. Bu, rehavete değil araştırma açlığına davet. Çünkü nadir görülen ama ölümcül olan bu tablolar, “kanıt üretmesi zor” diye klinik olarak önemsizleşmez; tam tersine, metodolojik yaratıcılık ve uluslararası veri havuzları gerektirir. Önümüzdeki yıllarda çok merkezli kayıt sistemleri, zehirlenme-özgül arrest veritabanları ve ECMO gibi ileri desteklerin sonuç analizleri bu boşlukları doldurmanın anahtarı olabilir. Bilimin ilerleyişi bazen büyük randomize çalışmalarla değil, iyi tasarlanmış kolektif veri paylaşımıyla olur.Alternatif CPR
•Defibrilatörün hemen mevcut olmadığı, iyi izlenen bir ortamda kardiyak arrestte olan erişkin ve çocuklarda prekordiyal darbe hangi durumlarda güvenle kullanılabilir? •Hastane içinde, tanıklı ve monitörize asistoli veya perfüzyon sağlamayan bradiaritmi başlangıcında, bilinç kaybı gelişmeden önce perküsyon pacing, erişkin ve çocuklarda transkutan pacingden daha etkili midir? •Hastane dışı ortamda, hemodinamik olarak anlamlı bir aritmi başladıktan sonra bilinç kaybı gelişmeden önce öksürük CPR kardiyak arresti etkili biçimde önleyebilir mi? •Hangi durumlarda interpoze abdominal kompresyon, erişkin ve çocuklarda CPR’ın etkinliğini artırır?Anafilaksi
•Anafilaksiye bağlı şoklanabilir ritimlerde erişkin ve çocuklarda epinefrinin erken uygulanması, standart ALS destek protokollerine kıyasla yarar sağlar mı? •Erişkinlerde intramüsküler 5 mg gibi daha yüksek doz epinefrin, anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte fayda sağlar mı? •Erişkin ve çocuklarda intravenöz epinefrinin artan dozları sonuçları iyileştirir mi?Astım
•Yaşamı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocuklarda ECLS’nin optimal zamanlaması nedir? •Kardiyak arrestte olan erişkin ve çocuklarda aktif ekshalasyon manevralarının faydası nedir? •Yaşamı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocukların tedavisine uçucu anesteziklerin eklenmesi için optimal zamanlama nedir?Kardiyak Girişim Laboratuvarı
•Kardiyak girişim laboratuvarında erişkin kardiyak arrestini tedavi etmek için hangi girişimler RKT’lerde faydalıdır? •Kardiyak girişim laboratuvarında erişkin kardiyak arrestte, şoklanabilir ritimler için (göğüs kompresyonlarından önce) hemen hızlı defibrilasyon sağkalım açısından faydalı mıdır? •Kardiyak girişim laboratuvarında erişkin kardiyak arrest sırasında düzeltici bir işlem (örneğin perikardiyosentez) yapmak için göğüs kompresyonlarına veya CPR’a ara verilmesi zarara yol açar mı? •Kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest olan hangi erişkinler ECLS’den en fazla fayda görür? •Kardiyak girişim laboratuvarında erişkin kardiyak arrest tedavisinde intrakoroner epinefrin kullanımı faydalı mıdır?Kardiyak Cerrahi
•Kardiyak cerrahi sonrası erişkinlerde VF durumunda art arda 3 şok uygulamasının, standart ALS’ye kıyasla faydası nedir? •Erken postoperatif dönemde erişkin ve çocuklarda asistoli veya bradikardi için geçici pacing telleriyle yakalama (capture) insidansı nedir?Boğulma
•Boğulma sonrası erişkin ve çocuklarda eğitimsiz halk kurtarıcıları solunum arresti ile kardiyak arresti ayırt edebilir mi? •Can kurtaranlar boğulma sonrası erişkin veya çocuklarda balon-maske ya da supraglottik ventilasyon uygulamada yetkin midir? •Boğulma sonrası suda solunum desteği sağlama konusunda farklı kurtarıcı türlerinin yetkinlik düzeyi nedir? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte can kurtaranların kurtarma araçları üzerinde (örneğin sörf tahtası, paddleboard, kişisel su araçları, tekneler) resüsitasyon uygulayabilmesi için gerekli yetkinlik ve eğitim düzeyi nedir? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte, eğitimli halk kurtarıcılarının (örneğin can kurtaranlar) bulunduğu ve bulunmadığı bölgelerde erişkin ve çocuklarda resüsitasyon sonuçları nasıldır? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda oksijenli ve oksijensiz resüsitasyon sonuçları nasıl etkiler? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte hava yolu-solunum-dolaşım yaklaşımı ile dolaşım-hava yolu-solunum yaklaşımı sonuçları nasıl etkiler? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte AED’nin erken aşamada kullanımı ile geç aşamada kullanımı sonuçları nasıl etkiler? •Boğulan erişkin veya çocuğun hastaneye taşınması sırasında oksijen kullanımı sonuçları iyileştirir mi? •Boğulan erişkin veya çocuğun hastaneye taşınması sırasında farklı hava yolu tekniklerinin (endotrakeal entübasyon, supraglottik hava yolu, balon-maske ventilasyon, noninvaziv ventilasyon) sonuçları nedir? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda ECPR sonuçları nasıl etkiler? •Boğulma sonrası kardiyak arrestte resüsitasyon sırasında veya sonrasında hedefe yönelik sıcaklık yönetimi nörolojik sonuçları iyileştirir mi? •Boğulma merkezine kabul ile diğer sağlık kuruluşlarına kabul (örneğin tedavinin bölgeselleştirilmesi) kardiyak arrest sonuçlarını etkiler mi? •Boğulan erişkin veya çocukta AED kullanmadan önce göğsün kurulanması güvenli defibrilasyon için gerekli midir? Göğsün kurulanması defibrilasyon başarısını etkiler mi?Elektrik Çarpması
•Belirli bir elektrik yaralanması tipinde erişkin ve çocuklar için ideal resüsitasyon yönetimi nedir?Elektrik çarpması sonrası kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda resüsitasyonun erken döneminde antiaritmik tedavi faydalı mıdır?
Gaz Embolisi
•Gaz embolisi sonrası erişkin ve çocuklarda ek oksijen fayda sağlar mı?Yüksek Sonuçlu Solunum Patojenleri
•Ekipler, PPE’nin resüsitasyon performansı ve sağlık çalışanı yorgunluğu üzerindeki etkilerini nasıl azaltabilir? •PPE uyumsuzluğuna hangi faktörler katkıda bulunur ve ekip performansını bozmayacak şekilde bunlar nasıl ele alınabilir? •Yüksek sonuçlu solunum patojenine sahip bir pandemi sırasında halk kurtarıcılarını CPR ve AED uygulamasını en güvenli şekilde yapmaları için nasıl destekleriz?Hiperkalemi
•Hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda kalsiyumun fayda/zararı nedir? •Hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda sodyum bikarbonatın fayda/zararı nedir?Hipertermi
•Hipertermiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda soğutmanın sağkalım faydası nedir? •Hipertermiye bağlı kardiyak arrestte farklı soğutma sistemlerinin sağkalım faydası nedir?Hipotermi
•Çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda defibrilasyon ve epinefrin uygulanmadan önce yeniden ısıtma için optimal sıcaklık nedir? •Çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda, yeniden ısıtma başlatılana kadar CPR’ın güvenle geciktirilebileceği durumlar var mıdır? •Çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte çocuklarda en iyi prognoz skoru veya değişken hangisidir? •Çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte erişkin veya çocuk, yeniden ısıtma için ECLS kullanmak amacıyla en fazla ne kadar mesafeye taşınmalıdır?Sol Ventrikül Destek Cihazı
•LVAD’li erişkin veya çocukta kardiyak arresti doğrulamak için en iyi yöntem nedir? •Tek kurtarıcı mevcutken LVAD’li erişkin veya çocukta resüsitasyon için en iyi sıra nedir (örneğin göğüs kompresyonlarını mı, LVAD fonksiyonunu değerlendirme ve yeniden başlatmayı mı önceliklendirmek)? •Süregelen kardiyak arresti olan LVAD’li erişkin veya çocukta ECLS’nin rolü nedir? •Bilinen LVAD durmasından sonra tromboz riski nedeniyle yeniden başlatılmaması gereken bir süre var mıdır?Gebelik
•Gebelik sırasında kardiyak arrestin optimal yönetimi nedir? •Gebelikte kardiyak arrestte ileri hava yolu yerleştirme, entübasyon ve video laringoskopi kullanımı dahil hava yolu tekniklerinin sağkalım faydaları nelerdir? •Hastane dışı gebelik kardiyak arrestinde, özellikle transportun perimortem veya resüsitatif doğumu geciktirdiği durumlarda optimal yönetim nedir? •Gebelerde kanama ve pıhtılaşma komplikasyonlarını dengelemek için ECLS açısından en uygun adaylar kimlerdir? •Gebelikte kardiyak arrest sonrası bakımın optimal şekli nedir?Pulmoner Emboli (PE)
•Kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda PE’den şüphelenmek için en iyi tanı kriterleri nelerdir? •Sistemik fibrinolitik verilen erişkin veya çocukta göğüs kompresyonları ne kadar süre sürdürülmelidir? •Fibrinolitik tedavi etkinliğini doğrulamak için fibrin aktivitesi veya diğer fibrinoliz belirteçleri izlenmeli midir?Benzodiazepinler
•Hangi erişkin ve çocuklarda flumazenilin faydası nöbet riskinden daha fazladır?β-Blokerler ve Kalsiyum Kanal Blokerleri
•Standart vazopressörlere ek olarak veya onların yerine uygulanan yüksek doz insülin tedavisi, yaşamı tehdit eden β-bloker veya CCB zehirlenmesinde erişkin ve çocuklarda mortaliteyi veya iskemik komplikasyonları azaltır mı? •β-bloker veya CCB doz aşımına bağlı refrakter şokta ideal vazopressör veya inotrop strateji nedir? Kardiyojenik ve vazoplejik şoka göre tedaviyi uyarlamak sonuçları iyileştirir mi? Nonadrenerjik vazopressörler etkili midir? •Yaşamı tehdit eden β-bloker veya CCB zehirlenmesinde erişkin ve çocuklarda glukagonun faydası nedir? •Yaşamı tehdit eden atenolol, sotalol veya nadolol zehirlenmesinde hemodiyalizin mortalite faydası nedir? •Lipofilik β-bloker veya CCB’lerin oral doz aşımı sonrası erişkin ve çocuklarda ILE’nin faydası nedir? •Özellikle uzatılmış salınımlı formlarda, yaşamı tehdit eden β-bloker veya CCB zehirlenmesinde gastrointestinal dekontaminasyonun faydası nedir?Kokain
•Kokaine bağlı miyokardiyal iskemi, hipertansif acil durum veya aritminin ideal yönetimi nedir?Siyanür
•Hidroksokobalamin veya sodyum nitrit tedavisine sodyum tiyosülfat eklenmesi, yaşamı tehdit eden siyanür zehirlenmesinde erişkin ve çocuklarda sonuçları iyileştirir mi? •Yaşamı tehdit eden siyanür zehirlenmesinde sodyum nitrit tedavisinin uygun olduğu bir karbon monoksit düzeyi var mıdır? •Siyanür alımı olan erişkin ve çocuklar, hidrojen siyanür gaz maruziyeti olan hastalardan farklı mı tedavi edilmelidir? •Siyanür zehirlenmesine bağlı persistan şokta erişkin ve çocuklarda VA-ECMO’nun rolü var mıdır?Digoksin
•Digoksin zehirlenmesine bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklar için en iyi ampirik digoksin-Fab dozu nedir? •Digoksin dışındaki kardiyak glikozidlerle gelişen kritik zehirlenmede erişkin ve çocuklar için uygun digoksin-Fab dozu nedir?Lokal Anestezikler
•Yaşamı tehdit eden lokal anestezik kardiyotoksisitesinde erişkin ve çocuklarda vazopressörler ve sodyum bikarbonat ile standart resüsitasyona ek olarak ILE’nin faydası nedir? •Yaşamı tehdit eden lokal anestezik zehirlenmesinde erişkin ve çocuklar için ideal ILE dozu nedir? •Diğer lokal anesteziklere bağlı yaşamı tehdit eden zehirlenmede optimal tedavi, bupivakain zehirlenmesi ile aynı mıdır?Methemoglobinemi
•Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği olan erişkin ve çocuklarda metilen mavisi tedavisinin gerçek riski nedir? •Methemoglobinemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda metilen mavisi nasıl fayda sağlar?Opioidler
•Yüksek fentanil ve fentanil analoğu prevalansı olan ortamlarda yaşamı tehdit eden opioid zehirlenmesinde erişkin ve çocuklar için ideal başlangıç nalokson dozu nedir? •Şüpheli opioid doz aşımı ile kardiyak arrestte olan erişkin ve çocuklarda naloksonun faydası nedir? •Nalokson ile tedavi edilen opioid doz aşımı hastaları için minimum güvenli gözlem süresi nedir? •Aşırı dozdan sağ kurtulan opioid kullanım bozukluğu olan erişkin ve çocuklar için “eve nalokson” programı dışında diğer etkili ikincil korunma yöntemleri nelerdir?Organofosfatlar ve Karbamatlar
•Organofosfat ve karbamat maruziyeti olan erişkin ve çocuklara bakım veren sağlık çalışanlarını korumak için hangi PPE ve dekontaminasyon protokolleri gereklidir? •Yaşamı tehdit eden organofosfat zehirlenmesinde hangi erişkin ve çocuklar oksim tedavisinden fayda görür? •Yaşamı tehdit eden organofosfat zehirlenmesinde en etkili oksim hangisidir? En uygun doz nedir? •Yüksek toksisiteye sahip karbamatlara (örneğin aldikarb) bağlı yaşamı tehdit eden zehirlenmede erişkin ve çocuklar oksim tedavisinden fayda görür mü?Sodyum Kanal Blokerleri
•TCA dışındaki sodyum kanal blokerlerine bağlı yaşamı tehdit eden zehirlenmede erişkin ve çocuklar için ideal tedavi nedir? •Sodyum kanal blokeri zehirlenmesinde kardiyak arreste ilerlemeyi önlemek için hangi fizyolojik veya elektrokardiyografik hedefler en uygundur?Sempatomimetikler
•Sempatomimetik zehirlenmede hangi faktörler erişkin ve çocuklarda ani kardiyak arreste dekompansasyonu öngörür? •Şiddetli psikomotor ajitasyonu olan erişkin ve çocuklarda sedasyon için ideal ilaç veya ilaç kombinasyonu nedir?Uçucular
•Uçucu hidrokarbon maruziyeti sonrası yaşamı tehdit eden zehirlenmede erişkin ve çocuklarda daha iyi sonuçlar sağlayabilecek başka kalp hızı kontrol ilaçları var mıdır?Zehirlenmede VA-ECMO’nun Rolü
•Zehirlenmede standart yoğun bakım ve antidot tedavisine kıyasla VA-ECMO’dan hangi erişkin ve çocuklar daha iyi sonuç alır? •Dağıtıcı şok veya hücresel hasara yol açan zehirlenmelerde hangi durumlarda VA-ECMO erişkin ve çocuklara fayda sağlar? •Zehirlenme sonrası erişkin ve çocuklarda VA-ECMO başlatmanın optimal zamanı nedir? VA-ECMO peri-arrest dönemde mi yoksa hastalığın daha erken evresinde mi başlatıldığında sonuçlar daha iyidir?3. Alternatif CPR Teknikleri
Giriş
Defibrilasyona ek olarak, kardiyak arrest sırasında olası tedavi seçenekleri olarak çeşitli alternatif ve sözde elektriksel tedaviler araştırılmıştır. Prekordiyal darbe, prekordiyal pacing ve interpoze abdominal kompresyon ile ilgili öneriler, kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yön verir. Öksürük CPR ile ilgili öneriler ise yaşamı tehdit eden aritmisi olan ancak bilinçli ve komutları takip edebilen erişkin ve çocukların yönetimine yön verir.Prekordiyal Darbe
Sıkıca yumruk yapılmış elin ulnar yüzü ile sternumun orta kısmına uygulanan tek, keskin ve yüksek hızlı bir darbedir. Prekordiyal darbe teorik olarak bir elektriksel impuls oluşturabilir; böylece yaşamı tehdit eden bir taşiaritmiyi kesintiye uğratabilir veya asistol durumunda kalbi “yeniden başlatabilir”. Ancak organize bir ritmin elektriksel olarak hassas döneminde (T dalgası sırasında) uygulanırsa — senkronize olmayan bir şok ya da commotio cordis benzeri şekilde — kardiyak ritimde kötüleşme riski vardır.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Hastane dışı kardiyak arrest ortamında rutin bakım sırasında prekordiyal darbe kullanımının, erişkinlerde standart CPR ile karşılaştırıldığında hastaneden taburculuğa kadar sağkalımı artırmadığı iki randomize olmayan çalışmada gösterilmiştir. Defibrilasyon, ilk basamak girişim olarak, ROSC sağlama açısından anlamlı derecede daha olasıdır. Erişkinlerde prekordiyal darbe, bazı hastane içi kardiyak arrest (IHCA) ve hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) vakalarında anında ROSC ile sonuçlanmış; ancak ventriküler taşikardiden (VT) ventriküler fibrilasyona (VF) ya da asistole dönüşüm gibi ritim kötüleşmesine de yol açmıştır. Prekordiyal darbenin başarılı kullanımına ilişkin raporların büyük çoğunluğu, hastane içi kardiyak arrest gelişen erişkinlerde ventriküler aritmiler içindir ve başarı olasılığı VF’ye kıyasla VT vakalarında daha yüksektir. Erişkin asistoli vakalarında da prekordiyal darbe ile ROSC sağlandığını bildiren olgular mevcuttur. Yatan hasta kardiyoloji ortamında indüklenmiş ventriküler taşiaritmilerde kardiyak debinin yeniden sağlanması amacıyla prekordiyal darbenin başarılı kullanımına dair raporlar bulunmakla birlikte, vakaların çoğu yanıt vermemiştir. Çalışmalar genelinde, prekordiyal darbe tekniği, uygulanma sayısı, öncesinde veya sonrasında verilen farmakolojik tedavi ve bazı durumlarda aritmi başlangıcı ile uygulama zamanı açısından standardizasyon eksikliği bulunmaktadır. Çocuklarda kardiyak arrest sırasında prekordiyal darbe kullanımına ilişkin çalışma bulunmamaktadır. Erişkin verilerinden ekstrapolasyon yapıldığında, hastane dışı kardiyak arrestte prekordiyal darbenin standart ALS’ye kıyasla sonuçları iyileştirmediği söylenebilir; hastane içi kardiyak arrest için karşılaştırmalı çalışma mevcut değildir. Çocuklarda prekordiyal darbe kullanımına bağlı ciddi komplikasyonlara ilişkin olgu bildirimleri mevcuttur.Perküsyon Pacing
Sternuma kapalı yumruğun ulnar yüzü ile seri, ritmik ve nispeten düşük hızlı darbeler uygulanmasıdır. Amaç, miyokardiyal depolarizasyonu başlatmaya ve asistol ya da yaşamı tehdit eden bradiaritmi durumlarında kalbi elektriksel olarak pace etmeye yetecek bir elektriksel impuls oluşturmaktır.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Erişkinlere ait sınırlı betimleyici çalışmalar, tanıklı hastane içi asistoli veya yaşamı tehdit eden bradikardik olaylar sırasında perküsyon pacing’in etkili kullanımını göstermektedir; bu vakalarda hastaneden taburculuğa kadar sağkalım, ROSC veya kardiyak debinin yeniden sağlanması gibi olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Erişkinlerde perküsyon pacing kullanımının standart tedaviye kıyasla sonuçları iyileştirdiğini gösteren kontrollü veya karşılaştırmalı çalışmalar bulunmamaktadır. Etkinliği kanıtlanmış diğer girişimlere kıyasla perküsyon pacing’e öncelik verilmesi uygun değildir. Çocuklarda perküsyon pacing kullanımının standart tedaviye kıyasla sonuçları iyileştirdiğini gösteren kontrollü veya karşılaştırmalı çalışmalar bulunmamaktadır. İki pediatrik olguda perküsyon pacing ile QRS kompleksi ve nabız oluşumunun başarıyla sağlandığı bildirilmiştir. Ancak etkinliği kanıtlanmış diğer girişimlere kıyasla perküsyon pacing’e öncelik verilmesi uygun değildir.Öksürük CPR
Hemodinamik olarak anlamlı bir aritminin başlangıcında, bilinçli ve koopere bir hastada, derin bir inspirasyonun hemen ardından öksürme manevrasının birkaç saniyede bir tekrarlanmasıdır. Bu yöntem, geçici hemodinamik destek sağlamayı amaçlar.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Bazı kanıtlar, öksürük CPR’nin aortik ve sol ventrikül basınçlarını artırdığını göstermektedir. Gözlemsel çalışmalar, bilinçli erişkinlerde çeşitli aritmilerin (VT, VF, ileri derece atriyoventriküler [AV] bloklar, ciddi bradikardi ve asistoli) tanıklı başlangıcında öksürük CPR kullanımını ve bunun başarılı şekilde aritminin sonlandırılması ile bilinç kaybının önlenmesiyle sonuçlandığını tanımlamaktadır. Morgagni-Adams-Stokes sendromu olan ve aritmiler sırasında sık bayılma epizodları yaşayan 115 erişkini içeren bir çalışmada hastalara öksürük CPR öğretilmiştir. Takipte 66 hasta toplam 365 olayda öksürük CPR uygulamış; bunların %80’inin etkili olduğu bildirilmiştir. Ancak bu olaylar monitörize edilmemiş bir ortamda gerçekleştiğinden, semptomlar sırasında mevcut kardiyak ritim bilinmemektedir. Önemli olarak, öksürük CPR belirli durumlarda makul olabilir; ancak yüksek kaliteli CPR uygulayan klinisyenlerin zamanını, çabasını ve dikkatini dağıtabilir veya hastaların tıbbi yardım aramasını geciktirebilir. Erişkin hastalarda öksürük CPR kullanımının standart tedaviye kıyasla sonuçları iyileştirdiğini gösteren kontrollü veya karşılaştırmalı çalışmalar bulunmamaktadır. Riskler şunlardır: (1) etkili tedavinin gecikmesi (erken yardım çağrısı, hasta bilinç kaybedip normal solumayı durdurduğunda erken CPR ve defibrilasyon) ve (2) halktan bireylerin kardiyak arrest ile miyokard enfarktüsünü karıştırarak, göğüs ağrısı veya olası iskemik kardiyak olayı düşündüren diğer semptomlar sırasında yardım aramayı geciktirmesi. Eğitimsiz bir erişkinin, kardiyak debiyi sürdürmek amacıyla zamanında öksürük başlatabilecek şekilde kardiyak arrest ritmini güvenilir biçimde tanımlaması olası değildir. Etkinliği kanıtlanmış diğer girişimlere kıyasla öksürük CPR’ye öncelik verilmesi uygun değildir. Çocuklarda öksürük CPR’ye ilişkin çalışma bulunmamaktadır. Etkili tedavinin gecikmesi riski vardır ve küçük çocukların tekniği anlaması veya doğru şekilde uygulaması olası değildir. Etkinliği kanıtlanmış diğer girişimlere kıyasla öksürük CPR’ye öncelik verilmesi uygun değildir.İnterpoze Abdominal Kompresyonlu CPR
Üç kurtarıcı gerektiren bir tekniktir. Konvansiyonel göğüs kompresyonlarına, alternatif olarak abdominal kompresyonlar eşlik eder. Abdominal kompresyonu uygulayan görevli, göğüs kompresyonunun gevşeme fazında ksifoid çıkıntı ile umbilikus arasındaki orta noktaya manuel bası uygular. İnterpoze abdominal kompresyon uygulamasında bazı alternatif teknikler kompresyon cihazları kullanımını içerir. Bu cihazlardan biri basınç uygulama kolları, kompresyon plakası ve kompresyon kuvvetini gösteren bir ekran panelinden oluşur. Diğer bir cihaz ise tahterevalli benzeri bir mekanizma kullanır; bu sistem sternal kompresyon sırasında abdominal dekompresyon, abdominal kompresyon sırasında ise sternal dekompresyon oluşturur. Bu cihazlar hâlen Kuzey Amerika’da mevcut değildir ve bu nedenle bu önerilerin kapsamı dışındadır.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Hastane içi kardiyak arrestte (IHCA) standart CPR ile karşılaştırılan interpoze abdominal kompresyonlu CPR’ye ilişkin erken dönem, nispeten küçük ve körleme yapılmamış iki erişkin randomize kontrollü çalışmada, farklı zaman dilimlerinde tek bir merkezde yürütülen uygulamalarda ROSC, kısa dönem sağkalım ve hastaneden taburculuğa kadar sağkalımda iyileşme gösterilmiştir. Buna karşılık, IHCA’da interpoze abdominal kompresyonlu CPR’yi değerlendiren daha yeni, nispeten küçük ve körleme yapılmamış iki erişkin randomize kontrollü çalışmada ROSC açısından fark gösterilmemiştir. Erişkin hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) üzerine yapılan iki randomize kontrollü çalışmada ise ROSC’de herhangi bir artış gösterilmemiştir. Bu tekniğin optimal klinik kullanım senaryosunu tanımlamak için daha fazla değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Çocuklarda interpoze abdominal kompresyonlu CPR kullanımına ilişkin çalışma bulunmamaktadır. Bu tekniğin optimal klinik kullanım senaryosunu tanımlamak için daha fazla değerlendirmeye ihtiyaç vardır.Prekordiyal Darbe
Kardiyak Arrestte Erişkin ve Çocuklarda Prekordiyal Darbe İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
3: Fayda Yok | B-NR | 1. Kardiyak arrestte erişkinlerde prekordiyal darbe uygulanmamalıdır. |
3: Fayda Yok | C-EO | 2. Kardiyak arrestte çocuklarda prekordiyal darbe uygulanmamalıdır. |
Perküsyon Pacing
Kardiyak Arrestte Erişkin ve Çocuklarda Perküsyon Pacing İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2b | C-EO | 1. Perküsyon (yumruk) pacing; erişkinlerde, bilinç kaybı gelişmeden önce ve kesin tedaviyi geciktirmeden uygulanması koşuluyla, tanıklı, monitörize, hastane içi (ör. kardiyak girişim laboratuvarı veya yoğun bakım ünitesi [YBÜ]) asistoli başlangıcında veya perfüzyon sağlamayan bir bradiaritmi başlangıcında geçici (köprüleyici) bir önlem olarak düşünülebilir. |
3: Fayda Yok | C-EO | 2. Kardiyak arrestte erişkinlerde perküsyon pacing rutin olarak uygulanmamalıdır. |
3: Fayda Yok | C-EO | 3. Kardiyak arrestte çocuklarda perküsyon pacing uygulanmamalıdır. |
Öksürük CPR
Yaşamı Tehdit Eden Aritmilerde Erişkin ve Çocuklarda Öksürük CPR İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2b | C-LD | 1. Öksürük CPR; erişkinlerde, bilinç kaybı gelişmeden önce ve kesin tedaviyi geciktirmeden uygulanması koşuluyla, tanıklı, monitörize, hastane içi (ör. kardiyak girişim laboratuvarı veya yoğun bakım ünitesi [YBÜ]) ortamda, hemodinamik olarak anlamlı bir taşiaritmi veya bradiaritminin başlangıcında geçici (köprüleyici) bir önlem olarak makul olabilir. |
3: Fayda Yok | C-EO | 2. Yaşamı tehdit eden aritmisi olan erişkinlerde öksürük CPR rutin olarak uygulanmamalıdır. |
3: Fayda Yok | C-EO | 3. Yaşamı tehdit eden aritmisi olan çocuklarda öksürük CPR uygulanmamalıdır. |
İnterpoze Abdominal Kompresyon
Kardiyak Arrestte Erişkin ve Çocuklarda İnterpoze Abdominal Kompresyon İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2b | B-R | 1. Erişkinlerde interpoze abdominal kompresyonlu CPR’nin etkinliği belirsizdir. |
2b | C-EO | 2. Çocuklarda interpoze abdominal kompresyonlu CPR’nin etkinliği belirsizdir. |
4. Anafilaksi
Özet
Anafilaksi, tüm yaş gruplarında ortaya çıkabilen, bir maddeye karşı gelişen ciddi, çoklu sistemleri etkileyen, immün aracılı bir reaksiyondur. Yaygın tetikleyiciler arasında böcekler, besinler ve anestezikler, antibiyotikler, kan ürünleri ve kemoterapötikler gibi ilaçlar yer alır. Perioperatif anafilaksinin tanısı zor olabilir ve tedavinin gecikmesine yol açmıştır.¹ Nöromüsküler blokaj sonrası gelişen ve kardiyak arrestle sonuçlanan anafilaksi, ALS kılavuzları uygulanmış olsa bile yüksek mortalite (%34,7) ile ilişkilendirilmiştir.² Nadir bir alerjik reaksiyon sonucu gelişen akut koroner sendrom, diğer adıyla Kounis sendromu, hasta-spesifik karmaşıklıkları nedeniyle bu derlemenin kapsamı dışındadır.³ İmmün aktivasyon sistemik olarak ortaya çıkabilir ve en sık deri, gastrointestinal, pulmoner ve kardiyovasküler sistemleri etkiler. Başlangıcın hızlı olması ve hava yolu obstrüksiyonuna, potansiyel kardiyovasküler kollapsa ilerleyebilmesi, olumlu sonuçlar için zamanında tanı ve tedaviyi zorunlu kılar. Peri-arrest dönemde anafilaksi tedavi seçenekleri arasında epinefrin (IM veya IV), antihistaminikler, bronkodilatörler, kortikosteroidler, glukagon ve tetikleyicinin kesilmesi veya uzaklaştırılması yer alır. Derlememiz, anafilaksiye bağlı kardiyak arrest için herhangi bir girişimsel çalışma saptamamıştır. İncelenen tüm çalışmalar, kardiyak arrest alt gruplarını içeren gözlemsel anafilaksi çalışmalarıdır. Bu öneriler, anafilaksiye bağlı kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimini bilgilendirmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Sıvının damar dışına kaçışına (ekstravazasyon) bağlı intravasküler hacim kaybı, kardiyak arrestin geri döndürülebilir bir nedenidir. Anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte izotonik sıvı resüsitasyonunun kullanımı yalnızca olgu bildirimleriyle desteklenmektedir. Bir erişkin olgu sunumunda, anafilaksi sırasında üçüncü boşluklanma ve artmış vasküler permeabilite nedeniyle verilen sıvının %73’ünün ekstravasküler alana geçtiği bildirilmiştir.⁴ Kardiyak arrest olmayan erişkin anafilaksi hastalarında yapılan bir klinik çalışmada, IV sıvı verilen hastalarda semptomların daha hızlı düzeldiği gösterilmiştir.⁵ Çocuklara özgü veri yoktur.
- Anafilaksi bağlamında ECPR’ye ilişkin kanıtlar yalnızca olgu bildirimleriyle sınırlıdır. 6 hastalık (5 erişkin, 1 adölesan) bir olgu serisinde, kardiyak arrestteki 4 erişkinden yalnızca 1’ine ECPR uygulanmıştır.⁶ Bu hasta sağ kalmış ve nörolojik sonucu iyidir. Süksinilkolin maruziyeti sonrası anafilaksiye bağlı kardiyak arrest gelişen 6 erişkinden oluşan başka bir olgu serisinde, yalnızca 1 hastaya ECPR uygulanmış ancak hasta 12 gün sonra kaybedilmiştir.⁷
- Erişkin olgu bildirimlerinde anafilaksiye bağlı hipotansiyondan elde edilen dolaylı kanıtlar, eşlik eden β-bloker kullanımı olan veya maruziyet şüphesi bulunan ve dirençli anafilaksisi olan hastalarda glukagon uygulanmasını (erişkinlerde 1–5 mg IV, çocuklarda 20–30 mcg/kg IV bolus, en fazla 1 mg’a kadar) desteklemektedir.⁸–¹⁰ Uygulama, standart ALS veya PALS protokollerinin yerine geçmemelidir. Çocuklara özgü veri yoktur.
- Nöromüsküler blokaj ajanlarına maruziyet sonrası gelişen ağır anafilaksiye ilişkin erişkin gözlemsel bir çalışmada, hipertansiyon dışındaki kardiyovasküler hastalık öyküsü, kardiyak arrest nedeniyle ölüm için bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır.² Bu çalışmada kardiyak arrestten sağ kalım 156/199 (%78) olarak bildirilmiştir. Rokuronyum ile ilişkili anafilaksi için sugammadeksin potansiyel bir tedavi olabileceğini öne süren olgu bildirimleri vardır. Ancak erişkinlerde yapılan bir olgu serisi, kardiyak arrest olmaksızın gelişen anafilakside sonuçlarda iyileşme göstermemiştir.¹¹ Erişkinlerde yapılan ikinci bir çalışma, sugammadeks verilen 7 hastanın 4’ünde vazopresör gereksiniminin azaldığını göstermiştir.¹ Çocuklara özgü veri yoktur.
- Erişkin ve çocuk çalışmalarından yapılan çıkarımlar, eş dozda (örneğin mg/kg) uygulanan IM epinefrinin biyoyararlanımının ve pik kan konsantrasyonuna ulaşma süresinin, IV ve intraosseöz (IO) uygulamaya göre daha düşük olduğunu göstermektedir. Farklı çalışmalar arasında farmakokinetik karşılaştırma yapıldığında, anafilaksi dozu IM epinefrinin, kardiyak arrestte IV epinefrine kıyasla daha düşük ve gecikmiş pik konsantrasyonlara ulaştığı görülmüştür.¹²–¹⁶ IV veya IO epinefrinin IM epinefrin ile doğrudan karşılaştırıldığı yüksek kaliteli veri sınırlıdır ve anafilaksiye bağlı kardiyak arrest için veri yoktur. Hastane dışı kardiyak arrestli (OHCA) 1405 erişkinde erken ilk doz IM epinefrin (5 mg) uygulamasının standart bakımla karşılaştırıldığı bir öncesi-sonrası uygulama çalışmasında, IM epinefrin hastaneye kabulde sağ kalım (düzeltilmiş odds oranı [aOR] 1,37; %95 GA 1,06–1,77), hastane sağ kalımı (aOR 1,73; %95 GA 1,10–2,71) ve taburculukta iyi nörolojik durum (aOR 1,72; %95 GA 1,07–2,76) ile ilişkili bulunmuştur.¹⁷ Dikkat çekici olarak, IM yolla uygulanan epinefrin dozu, standart ALS veya PALS IV ya da IO dozlarından ve anafilaksi yönetimindeki standart dozdan çok daha yüksektir.¹⁸ Anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte standart anafilaksi IM epinefrin dozu yetersiz olabilir.
Anafilaksiye Bağlı Kardiyak Arrestte Erişkin ve Çocuklar İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2a | C-EO | 1. Anafilaksiye bağlı kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda izotonik IV sıvılar ile sıvı resüsitasyonu yapılması uygundur. |
2a | C-EO | 2. Farmakolojik tedavilere yanıt vermeyen anafilaksiye bağlı kardiyak arrest durumunda erişkin ve çocuklarda ekstrakorporeal CPR (ECPR) uygulanması uygundur. |
2b | C-EO | 3. Eşlik eden veya şüpheli β-bloker kullanımı olan ve standart ALS veya PALS tedavilerine dirençli anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklara glukagon uygulanması düşünülebilir. |
2b | C-EO | 4. Rokuronyum kaynaklı anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda sugammadeksin etkinliği belirsizdir. |
2b | C-EO | 5. Anafilaksiye bağlı kardiyak arrestte standart intramüsküler (IM) epinefrin dozunun etkinliği belirsizdir. |
5. Astım
Özet
Astım, başlıca artmış alt hava yolu obstrüksiyonu nedeniyle gelişen hipoksemi, hiperkapni, respiratuvar asidoz ve artmış intratorasik basıncın kardiyak debiyi azaltması yoluyla kardiyak arreste yol açabilir.¹ Akut astım alevlenmesi durumundaki hastanın bakımı bronkodilatörler, steroidler ve noninvaziv ventilasyonu içerir; kardiyak arrest geliştiğinde ise standart resüsitasyon uygulanır.² Hayatı tehdit eden astımı olan hastalarda magnezyum veya ketamin kullanımına ilişkin yorum yapmaya yetecek veri yoktur. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil olmak üzere hayatı tehdit eden astım alevlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimini bilgilendirir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Tansiyon pnömotoraks, astımın nadir fakat hayatı tehdit eden bir komplikasyonu ve kardiyak arrestin potansiyel olarak geri döndürülebilir bir nedenidir. Tansiyon pnömotoraks genellikle mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda ortaya çıksa da spontan soluyan erişkin ve çocuklarda da vakalar bildirilmiştir.³–⁵ Pozitif basınçlı ventilasyon sonucu oluşan yüksek tepe hava yolu basınçları pnömotoraksa yol açabilir. Astım nedeniyle kritik durumda olan bir erişkin veya çocuğun ventilasyonundaki güçlük daha çok hiperinflasyon ve yüksek intratorasik basınca bağlı olsa da tansiyon pnömotoraks açısından değerlendirme önemini korur.³–⁵
- Erişkin ve çocuklarda standart tedaviye dirençli astıma bağlı solunum yetmezliği bağlamında ECLS kullanımını gösteren çok sayıda gözlemsel çalışma mevcuttur.⁶–¹³ Bu çalışmalarda sağkalım oranları %83,5 ile %100 arasındadır. Bu çalışmalardaki hastaların çoğu venovenöz ECMO ile desteklenmiştir; ancak persistan hipoksi, hiperkapni veya barotravmaya ek olarak hemodinamik instabilitesi olan hastalar VA-ECMO desteğine ihtiyaç duyabilir.
- Akut solunum yetmezliği, astımı olan erişkin ve çocuklarda ciddi obstrüksiyon ve hava hapsi ile karakterize kardiyak arreste yol açabilir. Ekspiratuar hava akımındaki kısıtlılık nedeniyle yüksek solunum hızında büyük tidal volümlerin verilmesi, hava hapsinin progresif olarak kötüleşmesine ve etkin ventilasyonun azalmasına neden olabilir.
- Erişkin astım hastalarında tanımlanan; daha düşük tidal volüm, daha düşük solunum hızı ve artırılmış ekspirasyon süresi içeren bir yaklaşım, intrinsik pozitif end-ekspiratuar basınç ve barotravma riskini en aza indirebilir.¹⁴,¹⁵ Bu yaklaşım hayatı tehdit eden astımı olan çocuklara da ekstrapole edilebilir.
- Erişkin ve çocuklarda bronkodilatörlere, steroidlere, entübasyona, mekanik ventilasyona, sedasyona ve nöromüsküler blokaja dirençli astıma bağlı solunum yetmezliği bağlamında uçucu anesteziklerin kullanımını gösteren çeşitli gözlemsel çalışmalar mevcuttur.⁷,¹⁰,¹⁶–²⁰ Bu çalışmalarda sağkalım %87 ile %100 arasında değişmektedir. Bu çalışmalardan ikisi ECLS ile uçucu anestezikleri karşılaştırmıştır.⁷,¹⁰ Mortalite açısından anlamlı fark gösterilmemiştir ancak hastanede kalış süresi, komplikasyon oranı ve uygulanan prosedürlerin sıklığı gibi diğer klinik sonlanımlar açısından sonuçlar karışıktır.
- Şiddetli astımı olan erişkin ve çocukların ekshalasyon kapasitesi sınırlıdır ve “breath stacking” (nefes üst üste binmesi) olarak bilinen fenomen gelişir. Bu durum intratorasik basınç artışına, venöz dönüş azalmasına, kan basıncı düşüşüne, koroner perfüzyon basıncı azalmasına ve nihayetinde kardiyak arreste yol açabilir. Erişkin ve çocuklarda ventilasyon güçlüğü, ventilasyon sırasında yüksek hava yolu basıncı veya ani kan basıncı düşüşü görülür. Ventilatörden kısa süreli ayrılma ya da balon-maske ventilasyonuna ara verilmesi ve ekshalasyona yardımcı olmak için toraksın kompresyonu hiperinflasyonu azaltabilir. Bu uygulama, sonuçları karışık olan birkaç olgu serisine dayanmaktadır. Üç olgu serisinde erişkin ve çocuklarda hava hapsini gidermek amacıyla ekshalasyon sırasında eksternal kompresyon uygulanmış ve klinik durumda iyileşme bildirilmiştir.²¹–²³ Ancak dört erişkini içeren bir olgu serisinde ekshalasyon sırasında uygulanan eksternal kompresyonla iyileşme gösterilmemiştir.²⁴
Hayatı Tehdit Eden Astımı Olan Erişkinler ve Çocuklar için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | C-LD | 1. Hayatı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocuklarda, tepe inspiratuvar basınçlarda ani yükselme veya ventilasyonda güçlük, tansiyon pnömotoraks açısından acil değerlendirmeyi tetiklemelidir. |
2a | C-LD | 2. Standart tedavilere dirençli hayatı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocuklarda ECLS kullanımı makul olabilir. |
2a | C-LD | 3. Hayatı tehdit eden astımı olan erişkinlerde düşük solunum hızı ve düşük tidal volüm içeren bir ventilasyon stratejisi makuldür. |
2a | C-EO | 4. Hayatı tehdit eden astımı olan çocuklarda düşük solunum hızı ve düşük tidal volüm içeren bir ventilasyon stratejisi makuldür. |
2b | C-LD | 5. Standart tedavilere dirençli hayatı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocuklarda uçucu anesteziklerle tedavi düşünülebilir. |
2b | C-EO | 6. Standart tedavilere dirençli hayatı tehdit eden astımı olan erişkin ve çocuklarda aktif ekshalasyon manevraları düşünülebilir. |
6. Kardiyak Girişim Laboratuvarında Kardiyak Arrest Gelişen Erişkinler için Öneriler
Kardiyak Girişim Laboratuvarında Kardiyak Arrest Gelişen Erişkinler için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2a | C-LD | 1. Kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde göğüs kompresyonlarını sağlamak için mekanik KPR cihazlarının kullanılması makuldür. |
2a | C-LD | 2. İlk tedavi başarısız olurken, kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde ECLS kullanılması makuldür. |
2b | C-LD | 3. Perkütan koroner girişim (PCI) sırasında kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde intrakoroner epinefrin kullanılması makul olabilir. |
Özet
Koroner anjiyografi, perkütan koroner girişim (PCI), transkateter kapak girişimleri ve kateter ablasyonu gibi tanısal ve tedavi edici kardiyovasküler işlemler kardiyak girişim laboratuvarında gerçekleştirilir. Potansiyel prosedürel riskler arasında koroner iskemi ile ilişkili koroner veya miyokardiyal hasar, perikardiyal efüzyon veya kardiyak tamponad, ciddi kapak disfonksiyonu veya malign aritmi yer alır ve bunların tümü kardiyak arreste yol açabilir. Bu hastalarda ciddi kardiyovasküler komorbiditeler yaygındır ve bu durum kardiyovasküler komplikasyon riskini artırır. PCI sırasında gelişen kardiyak arrest, hastane içi üniteler dahil olmak üzere diğer ortamlara kıyasla daha iyi sağkalıma sahiptir. Bunun muhtemel nedeni dikkatli monitörizasyon, defibrilatöre anında erişim, mevcut intravasküler erişim ve kardiyak arrest nedenini tedavi etmek için hızlı müdahaledir.¹–¹⁰ Kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen birçok hasta standart ileri kardiyovasküler yaşam desteğine (ACLS) yanıt verecektir. Bazı durumlarda yüksek kaliteli KPR, düzeltici girişimlerle (örneğin perikardiyosentez) çakışabilir veya bunun tersi söz konusu olabilir. Bu öneriler kardiyak arrest gelişen erişkinlerin yönetimine yöneliktir ve kardiyak arrest olmaksızın kardiyojenik şokta olan erişkinler veya kardiyak girişim laboratuvarına gelmeden önce kardiyak arrest gelişen hastalar için geçerli değildir. Bu öneriler yalnızca erişkinlere özgüdür; çünkü literatür taramasına çocuklara özgü çalışmalar dahil edilmemiştir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Erişkinlerde yapılan gözlemsel çalışmalar, kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde göğüs kompresyonlarını uygulamak için mekanik KPR cihazlarının kullanılabilirliğini göstermiştir.¹¹–¹⁷ Bu yaklaşım, KPR uygulamasında kesinti olmaksızın PCI veya mekanik dolaşım desteği yerleştirilmesi gibi potansiyel olarak hayat kurtarıcı girişimlerin gerçekleştirilmesine olanak tanır. Çoğu çalışmada mekanik piston cihazı kullanılmış, bir çalışmada ise yük dağıtıcı bant kullanılmıştır.¹¹,¹³–¹⁷ Kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde mekanik KPR’yi değerlendiren iki çalışma, iyi nörolojik sonuçla %25 sağkalım göstermiş; bir çalışma ise manuel KPR’ye kıyasla iyileşmiş sonuçlar bildirmiştir.¹⁶,¹⁷ Kardiyak girişim laboratuvarına gelmeden önce kardiyak arrest gelişen erişkinleri de içeren bir başka karşılaştırmalı çalışmada, mekanik göğüs kompresyonu uygulanan hastaların manuel kompresyon uygulananlara göre ROSC elde etme olasılığı daha yüksekti.¹⁵ Ancak her iki karşılaştırmalı çalışma da randomize değildi, küçük örneklem büyüklüğüne sahipti ve resüsitasyon kılavuzlarında büyük değişikliklerin olduğu bir döneme denk gelen tarihsel kohortlarla karşılaştırma yapmıştı.¹⁵,¹⁶
- Kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen erişkinlerde ECLS ile standart tedaviyi karşılaştıran çalışma yoktur. ECLS önerisi ileriye dönük gözlemsel çalışmalara dayanmaktadır.¹⁸–²⁴ Bununla birlikte birçok çalışma, kardiyak girişim laboratuvarına gelmeden önce kardiyak arrest gelişen erişkinlerde ECLS kullanımını veya kardiyak arrest olmaksızın kardiyojenik şokta ECLS kullanımını da içermektedir. Ekstrakorporeal Yaşam Desteği Organizasyonu (ELSO) Kayıtları, kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest nedeniyle ECLS uygulanan hastalarda hastaneden taburculuğa kadar sağkalım oranının %39 olduğunu göstermiştir; ayrıca bu popülasyonda, yoğun bakım ünitesinde veya hastane yatağında kardiyak arrest nedeniyle ECLS uygulanan hastalara kıyasla mortalite için düzeltilmiş risk oranı daha düşüktür.²¹ Dikkat çekici olarak, bu çalışmadaki bazı hastalar kardiyak arrestten önce mekanik dolaşım desteği almış olup bu durum sonuç verilerini karıştırabilir. Kardiyak girişim laboratuvarında başlangıçta kardiyak arrest gelişen erişkinleri özel olarak inceleyen en büyük çalışmada 30 günlük sağkalım %44 olarak bildirilmiştir.²³ Yüksek riskli PCI ve transkateter aort kapak replasmanı uygulanan erişkinlerde kardiyak girişim laboratuvarında “standby ECMO”nun başarılı kullanımına ilişkin bildirimler mevcuttur.²⁵,²⁶ Standby ECMO (kanülasyondan önce küçük çaplı vasküler kılıfların yerleştirilmesi ve uygun boyutta kanüllerle önceden prime edilmiş ECMO devrelerinin hazır bulundurulması), yüksek riskli PCI’da extemporaneous ECMO’ya (kardiyak arrestten önce kanülasyon veya ECMO devresinin hazırlanmamış olması) kıyasla daha kısa düşük akım süresi, daha düşük akut böbrek hasarı oranı ve daha iyi 30 günlük sağkalım ile ilişkilendirilmiştir.²⁵
- İki prospektif kohort çalışma, kardiyak girişim laboratuvarında kardiyak arrest gelişen 320 erişkinde epinefrinin (3–5 dakikada bir 1 mg) intrakoroner yol ile intravenöz (periferik veya santral) yol karşılaştırmasını yapmıştır.²⁷,²⁸ Her iki çalışma da intrakoroner epinefrin ile ROSC ve iyi nörolojik sonuçla sağkalım gibi sonuçlarda iyileşme göstermiştir. Ancak her iki çalışma da epinefrin uygulama yolunun hekimin takdirine bırakılmış olması ve gruplar arasında bazı doğal farklılıkların bulunması nedeniyle olası karıştırıcı faktörler açısından sınırlıdır.
7. Kardiyak Cerrahi
Kardiyak Cerrahi Sonrası Kardiyak Arrest Gelişen Erişkinler için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | B-NR | 1. Kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen erişkinlerde, acil resternotomi hemen mevcut değilse eksternal göğüs kompresyonları uygulanmalıdır. |
1 | C-EO | 2. Kardiyak cerrahi sonrası VF kardiyak arrest gelişen erişkinlerde, eğitimli bir profesyonel kardiyak arreste tanık olursa, derhal 3 ardışık (stacked) defibrilasyon uygulanmalı ve defibrilasyon 1 dakika içinde başarılı olmazsa KPR başlatılmalıdır. |
1 | C-EO | 3. Kardiyak cerrahi sonrası asistoli veya bradikardik arrest gelişen erişkinlerde, eğitimli bir profesyonel arreste tanık olursa ve geçici pacing telleri halihazırda yerindeyse, derhal pacing önerilir ve pacing başarısız olursa 1 dakika içinde KPR başlatılmalıdır. |
2a | B-NR | 4. Kardiyak cerrahiden erken dönemde kardiyak arrest gelişen erişkinlerde, uygun personel ve ekipmana sahip bir YBÜ’de hızlı resternotomi uygulanması makuldür. |
2a | B-NR | 5. Kardiyak cerrahi sonrası erişkinlerde, göğüs veya abdomen açıkken ya da kardiyotorasik cerrahi sonrası erken postoperatif dönemde, göğüs hızla yeniden açılabildiğinde kardiyak arrest gelişirse internal kardiyak masaj yararlı olabilir. |
2a | C-EO | 6. Kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen ve standart resüsitasyona dirençli erişkinlerde ECLS etkili olabilir. |
Giriş
Kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest nispeten seyrek görülür; ancak bu hastalar genellikle farklı ortamlarda gelişen diğer kardiyak arrest etiyolojilerine kıyasla daha iyi sonuçlara sahiptir.¹ Bu ortamda kardiyak arrestin yaygın nedenleri arasında VF (genellikle iskemi veya pacemaker disfonksiyonuna sekonder), kardiyak tamponad ve kanamaya bağlı ciddi hipovolemi yer alır. Bu ortama özgü olan; postoperatif yoğun bakım ünitesinin yüksek düzeyde monitörize edilmesi ve yakın zamanda oluşturulmuş cerrahi sütür hatları nedeniyle göğüs kompresyonları sırasında kardiyak travma potansiyelidir. Bu hasta grubunda ayrıca operasyon sırasında yerleştirilen epikardiyal teller aracılığıyla geçici pacing olanağı ve acil resternotomi ile internal kardiyak masajın görece kolay uygulanabilmesi mevcuttur; internal kardiyak masaj eksternal göğüs kompresyonlarına kıyasla daha iyi kardiyak debi sağlar.² Bu konuyla ilgili 2017 Society of Thoracic Surgeons (STS) uzlaşı bildirgesi; çocuklar, minimal invaziv kalp cerrahileri, LVAD’ler, transplant hastaları ve sternotomili ve sternotomisiz operasyonlara yönelik öneriler dahil olmak üzere ve yazım grubunun kanıt değerlendirmesi ile birlikte bu kılavuzlara temel oluşturmuştur. Ayrıca bu meslek kuruluşu kılavuzları, özellikle YBÜ süreci sırasında olmak üzere operasyonun ilk hastane yatış dönemine odaklanmaktadır.¹ Kardiyak kateterizasyon sırasında veya hemen sonrasında gelişen kardiyak arrest için öneriler (bkz. Kardiyak Girişim Laboratuvarı) ya da erken postoperatif dönemden uzak LVAD’li hastalarda kardiyak arrest için öneriler (bkz. Sol Ventrikül Destek Cihazları) için 2025 AHA kılavuzlarının ilgili diğer bölümlerine başvurunuz. Bu öneriler, kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Kardiyak cerrahi sonrası göğüs kompresyonları, erişkin olgu bildirimlerinde ve kardiyak cerrahi geçirmemiş hastalardaki kardiyak travma vakalarında gösterildiği üzere kardiyak travma potansiyeline sahiptir.³,⁴ Ancak erişkin gözlemsel çalışmalarda böyle bir travma bildirilmemiştir.⁵,⁶ Göğüs kapalıyken perfüzyon sağlamanın temel yolu eksternal göğüs kompresyonlarıdır. Bu durumlarda eksternal kompresyonlarla sağlanan perfüzyonun yararı, potansiyel kardiyak travma riskinden ağır basmaktadır.
- VF, kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest vakalarında sık görülen bir başlangıç ritmidir ve sıklıkla iskemi veya pacemaker disfonksiyonuna sekonderdir. Bu erişkin hastalarda acil defibrilasyon belirgin avantajlar sunar; oysa eksternal göğüs kompresyonları veya resternotomiye bağlı potansiyel morbidite iyileşmeyi etkileyebilir.⁷ Yedek transtorasik defibrilasyon ile değişken dalga formları ve enerji dozları kullanılarak yapılan defibrilatör eşik testlerinden sınırlı erişkin verisi mevcuttur.⁸–¹⁰ Bu çalışmaların çoğunda ilk şokta başarı oranı %90’ın üzerindedir; ancak 15 çalışmanın birleştirilmiş sonuçlarında ilk şok için %78, ikinci için %35 ve üçüncü için %14 defibrilasyon başarı oranı bildirilmiştir.¹¹ STS Kardiyak Cerrahi Sonrası Resüsitasyon Görev Gücü ve European Association for Cardio-thoracic Surgery, KPR veya resternotomiye başlamadan önce 1 dakika içinde 3 ardışık (stacked) defibrilasyon önermektedir.¹,⁷ Standart ACLS’den bu sapma, yüksek düzeyde monitörize ortam ve kompresyon ile resternotominin özgün riskleri nedeniyle post-kardiyak cerrahi ortamda muhtemelen gerekçelidir.
- Kardiyak cerrahi sonrası asistoli veya bradikardik arrest gelişen erişkinlerde acil pacing, cerrahi dernekler tarafından desteklenmektedir.¹,⁷ Mevcut hemodinamik monitörizasyon yöntemleri ve manuel nabız değerlendirmesi, miyokardiyal capture ve yeterli kardiyak fonksiyonun doğrulanmasına olanak tanır. Pacing girişimleri 1 dakika içinde başarılı olmazsa KPR dahil standart ACLS uygulanmalıdır.
- Resternotomiye ilişkin randomize kontrollü çalışma yayımlanmamıştır. Uygun donanıma sahip bir YBÜ’de deneyimli sağlık profesyonelleri tarafından uygulandığında hızlı resternotomi protokolleri ile iyileşmiş sonuçlar bildirilmiştir.⁵,⁶,¹²–¹⁸ Diğer gözlemsel çalışmalar resternotominin standart ACLS tedavisine kıyasla fayda sağlamadığını göstermektedir.¹⁹–²³ STS, cerrahi sonrası en az 10 gün boyunca resternotominin resüsitasyon protokollerinin standart bir parçası olmasını önermektedir.¹ YBÜ dışında uygulanan resternotomi kötü sonuçlarla ilişkilidir.¹⁶,²¹
- Hayvan çalışmalarını ve 9 insan çalışmasını içeren eksternal kardiyak kompresyonların internal kardiyak masaj ile karşılaştırıldığı sistematik bir derleme, internal masaj ile kardiyak indeks ve koroner perfüzyon basıncında tutarlı şekilde iyileşme göstermiştir.¹,²,¹²,²¹,²⁴–²⁹ Sistematik derlemenin yazarları, eksternal göğüs kompresyonlarından internal kardiyak masaja hızlı geçişin ROSC için fırsatları artırdığı sonucuna varmıştır.² STS uzman uzlaşı bildirgesi ve European Resuscitation Council (ERC) kılavuzları, defibrilasyon, pacing veya ilaçla kısa süreli resüsitasyon başarılı olmadıkça internal kardiyak masaja geçilmesini önermektedir.²,⁷
- Toplamda 4000’den fazla hastayı içeren çok sayıda erişkin olgu serisi, kardiyak cerrahi sonrası refrakter kardiyak arrest veya persistan kardiyojenik şok durumunda ECLS (örneğin ECMO, ventriküler destek cihazı, kardiyopulmoner bypass [CPB]) ile kurtarma uygulamalarını bildirmiştir; sağkalım oranı %36 ile %78 arasında değişmektedir.³⁰–³⁴ Postkardiyotomi kardiyojenik şok ve kardiyak arrestte kanülasyonun uygulanabilir olduğu gösterilmiştir; ancak erişkinlerde sağkalım oranı düşüktür (%11).³⁵
Kardiyak Cerrahi Sonrası Kardiyak Arrest Gelişen Çocuklar için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | C-EO | 1. Kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen çocuklarda, acil resternotomi hemen mevcut değilse eksternal göğüs kompresyonları uygulanmalıdır. |
2a | C-LD | 2. Kardiyak cerrahiden erken dönemde kardiyak arrest gelişen çocuklarda, uygun personel ve ekipmana sahip bir YBÜ’de erken resternotomi uygulanması makuldür. |
2a | C-LD | 3. Kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen ve standart resüsitasyon girişimlerine dirençli çocuklarda ECLS etkili olabilir. |
2a | C-EO | 4. Kardiyak cerrahi sonrası çocuklarda, göğüs veya abdomen açıkken ya da kardiyotorasik cerrahi sonrası erken postoperatif dönemde, göğüs hızla yeniden açılabildiğinde kardiyak arrest gelişirse internal kardiyak masaj yararlı olabilir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Kardiyak cerrahi sonrası göğüs kompresyonları, erişkin olgu bildirimlerinde ve kardiyak cerrahi geçirmemiş hastalardaki kardiyak travma vakalarında gösterildiği üzere kardiyak travma potansiyeline sahiptir.³,⁴,³⁶ Ancak erişkin gözlemsel çalışmalarda böyle bir travma bildirilmemiştir ve göğüs kapalıyken perfüzyon sağlamanın temel yolu eksternal göğüs kompresyonları olmaya devam etmektedir.⁵,⁶ Pediatrik popülasyona özgü herhangi bir kanıt saptanmamıştır. Spesifik pediatrik veri olmamakla birlikte, kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen çocuklara erişkin literatüründen ekstrapolasyon yapıldığında, eksternal göğüs kompresyonları ile sağlanan perfüzyonun yararı potansiyel kardiyak travma riskinden ağır basmaktadır.
- Resternotomiye ilişkin randomize kontrollü çalışma yayımlanmamıştır. Pediatrik popülasyonda resternotomi sonuçları, uygun donanıma sahip bir YBÜ’de uygulanan hızlı resternotomi protokollerine ilişkin erişkinlerdeki karışık (olumlu ve nötr) çalışmalardan ekstrapole edilmiştir.⁵,⁶,¹²–²⁰,²²,²³,³⁷ Erişkin ve çocukları içeren bir gözlemsel çalışma, resternotomi ve açık göğüs kardiyak kompresyon uygulanan çocuklarda oransal olarak daha yüksek sağkalım göstermiştir.²¹ STS, cerrahi sonrası en az 10 gün boyunca resternotominin resüsitasyon protokollerinin standart bir parçası olmasını önermektedir.¹ YBÜ dışında gerçekleştirilen resternotomi kötü sonuçlarla ilişkilidir.¹⁶,²¹
- Bir çalışma, kardiyak cerrahi sonrası kardiyak arrest gelişen çocuklarda eksternal göğüs kompresyonu uygulananlar ile ECPR uygulananları karşılaştırmıştır.³⁸ ECPR alanlarda sağkalım için olasılık oranı 2,2 olarak bulunmuştur. Ayrıca çocuklarda çok sayıda olgu serisi, kardiyak cerrahi sonrası refrakter kardiyak arrest veya persistan kardiyojenik şok durumunda ECLS (örneğin ECMO, ventriküler destek cihazı, CPB) ile kurtarma uygulamalarını bildirmiştir; sağkalım oranı %36 ile %78 arasında değişmektedir.³⁸–⁴⁶
- Hayvan çalışmalarını ve 9 insan çalışmasını içeren eksternal kardiyak kompresyonların internal kardiyak masaj ile karşılaştırıldığı sistematik bir derleme, internal masaj ile kardiyak indeks ve koroner perfüzyon basıncında tutarlı şekilde iyileşme göstermiştir.¹,²,¹²,²¹,²⁵,²⁷,²⁸ Dokuz insan çalışmasından biri analizde 34 çocuğu içermektedir.²¹ Sistematik derlemenin yazarları, eksternal göğüs kompresyonlarından internal kardiyak masaja hızlı geçişin ROSC için fırsatları artırdığı sonucuna varmıştır.² STS uzman uzlaşı bildirgesi ve ERC kılavuzları, defibrilasyon, pacing veya ilaçla kısa süreli resüsitasyon başarılı olmadıkça internal kardiyak masaja geçilmesini önermektedir.²
8. Boğulma
Giriş
Boğulma, dünya genelinde istemsiz yaralanmaya bağlı ölümlerin üçüncü en sık nedenidir ve yaralanmaya bağlı tüm ölümlerin %7’sini oluşturmaktadır.¹ Dalış ve tekne kazaları gibi kazalara bağlı kafa travmaları, omurga yaralanmaları veya kırıklar gibi fiziksel travmalar, kişinin bilincini koruma, yüzme veya su üzerinde kalma yeteneğini bozarak boğulma riskini artırabilir. Boğulma genellikle submersiyona bağlı hipoksi nedeniyle gelişen başlangıçtaki solunum arrestinden kardiyak arreste doğru ilerler; bu nedenle önerilen 10 saniyelik süre içinde nabzın doğru şekilde palpe edilmesinin güç olması nedeniyle solunum arresti ile kardiyak arresti ayırt etmek zor olabilir. Bu nedenle, bu özgül duruma bağlı kardiyak arrestten resüsitasyon, dolaşımı yeniden sağlamaya olduğu kadar solunumu yeniden sağlamaya da odaklanmalıdır.² Bu kılavuzlar, boğulmuş erişkin ve çocukları resüsitasyon uygulayan sağlık profesyonelleri, eğitimli kurtarıcılar ve eğitimsiz halktan kurtarıcılar için tasarlanmıştır. Eğitimli kurtarıcıyı, belirli bir öneride tartışılan görevi yerine getirmek için uygun eğitime sahip birey olarak tanımladık. Bu tanım, bireyin mesleğinden veya müdahale etme konusundaki etik yükümlülüğünden bağımsızdır. Cankurtaranlar, yüzme eğitmenleri, acil tıp teknisyenleri, paramedikler, polisler, itfaiyeciler, diğer gönüllüler ve görev dışı sağlık profesyonelleri, öneride belirtilen görev için uygun şekilde eğitimli iseler eğitimli kurtarıcı olarak kabul edilir ve önerilen şekilde müdahale etmeleri beklenir.³ Boğulma Yaşam Zinciri (Şekil 1), eğitimli kurtarıcılar veya eğitimsiz halktan kurtarıcılar tarafından uygulandığında boğulmaya bağlı mortaliteyi azaltan bir dizi müdahaleyi vurgular.²,⁴ “2024 American Heart Association ve American Academy of Pediatrics Özel Durumlar Odaklı Güncellemesi: Boğulma Sonrası Resüsitasyon: Amerikan Kalp Derneği Kardiyopulmoner Resüsitasyon ve Acil Kardiyovasküler Bakım Kılavuzlarına Güncelleme” başlıklı çalışmanın yazarlarının katkılarını kabul ediyoruz.²,³
Erişkinler ve Çocuklar için Suda Solunum Önerisi | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneri |
2b | C-LD | 1. Uygun şekilde eğitimli kurtarıcıların, kendi güvenliklerini tehlikeye atmıyorsa, boğulmuş ve yanıtsız olan bir erişkin veya çocuğa suda solunum vermeleri makul olabilir. |
Özet
Suda yanıtsız bir kişi bulunduğunda, kurtarıcı hemen solunum başlatma mı yoksa boğulmuş kişi sudan çıkarıldıktan sonra mı başlatma konusunda zor bir seçimle karşı karşıya kalır. Boğulma süreci, başlangıçta hipoksi ile başlar ve derhal müdahale edilmezse solunum arrestine, ardından kardiyak arreste ilerleyebilir.⁵–¹² Bu öneri, boğulma sonrası yanıtsız olan ve mutlaka kardiyak arrestte olduğu doğrulanmamış erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Cankurtaranlar tarafından sudan çıkarılan, solumayan boğulmuş erişkin ve çocuklarda suda resüsitasyonu inceleyen bir retrospektif gözlemsel çalışma, suda resüsitasyon uygulanmayan benzer bireylerle karşılaştırıldığında hastaneden taburculuğa kadar sağkalım ve iyi nörolojik sonuçla hastane sağkalımı açısından daha yüksek olasılık oranları bildirmiştir.¹² Kurtarıcılar, suda solunum uygulamanın uygunluğunu değerlendirirken kişisel güvenliği, ekipman mevcudiyetini ve kıyıya olan mesafeyi dikkate almalıdır. Solunum arresti, boğulma sürecini kesintiye uğratan solunumlarla ele alındığında ölüm oranı (%44), kardiyak arreste ilerleyen ve KPR uygulanan vakalardaki ölüm oranından (%93) daha düşüktür.⁶,⁷,⁹–¹²
Boğulma Sonrası Kardiyak Arrest Gelişen Erişkin ve Çocuklarda Oksijen Uygulaması Önerisi | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneri |
1 | C-EO | 1. Eğitimli kurtarıcılar, mevcutsa, boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklara ek oksijen sağlamalıdır. |
Özet
Hipoksi, boğulmanın başlıca sekeli olup, şiddetli ve uzun süreli olduğunda kardiyak arreste yol açabilir. Etkili KPR ile bile kardiyak debi, serebral oksijenasyon ve kan akımı arrest öncesi değerlerin %12 ila %42’si arasında kalmaktadır.¹–³ Ayrıca aspirasyona bağlı olarak akciğerlerin difüzyon kapasitesi azalmaktadır. Boğulmanın patofizyolojisinin ayrıntılı tartışması bu kılavuzun kapsamı dışındadır.⁴ Erişkin BLS ve pediatrik BLS kılavuzları, KPR sırasında mevcut olan en yüksek oksijen konsantrasyonunun kullanılmasını desteklemektedir (“Bölüm 6: Pediatrik BLS” ve “Bölüm 7: Erişkin BLS” kılavuzlarına bakınız). Oksijen uygulaması birçok ülkede düzenleyici ve yasal kısıtlamalara tabidir ve ekipmanın temini, kullanımı ve bakımı ile oksijen uygulama ve depolama mekanizmaları ve riskleri hakkında bilgi sahibi olunmasını gerektirir. Oksijen kullanımı düşük ve orta gelirli ülkelerde sınırlı olabilir. Bu öneriler, boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Boğulmuş erişkin ve çocuklara oksijen verilmesinin kullanımı, zamanı veya konsantrasyonu ile ilgili doğrudan bir çalışma bulunmamaktadır. Kardiyak arrestin hipoksik doğası nedeniyle, boğulmaya bağlı resüsitasyon uygulayan eğitimli kurtarıcılar için KPR sırasında ve sonrasında ek oksijen kullanımı kabul edilmiş bir uygulamadır.⁵,⁶ Hipoksemi, hastaneye kabulde sağkalımın azalması ile ilişkilidir ve hipokseminin hızlı şekilde tersine çevrilmesi (örneğin erken tanık KPR ile) hastaneye kabulde sağkalımın ve boğulma sonrası nörolojik olarak iyi sağkalımın artışı ile ilişkilidir.⁷–¹⁵ KPR sırasında pulse oksimetri izleminin etkinliği veya doğruluğu konusundaki belirsizlik nedeniyle, boğulma durumunda pulse oksimetri kullanımı hakkında bir öneride bulunmamaktayız.¹⁶–¹⁹
Boğulma Sonrası Kardiyak veya Solunumsal Arrest Gelişen Erişkin ve Çocuklarda Hastane Öncesi Ventilasyon (Ekipmanlı veya Ekipmansız) İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2a | C-EO | 1. Eğitimli kurtarıcıların, ventilasyonda herhangi bir gecikmeyi önlemek amacıyla, boğulma sonrası kardiyak veya solunumsal arrest gelişen erişkin ve çocuklara mevcut olan ilk yöntemle (örneğin ağızdan ağıza, cep maskesi veya balon-maske ventilasyonu) soluk/ventilasyon sağlaması makuldür. |
2a | C-EO | 2. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkinlerde ekipman kullanılarak (balon-maske cihazı veya ileri havayolu) ventilasyon sağlanması makuldür. |
2a | C-EO | 3. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen çocuklarda ekipman kullanılarak (balon-maske cihazı veya supraglottik havayolu) ventilasyon sağlanması makuldür. |
2a | C-EO | 4. Kurtarıcılara düzenli yeniden eğitim ve ekipman bakımını içeren, yeterlilik temelli bir eğitim programı sağlanması makuldür. |
Özet
Boğulma sonrası kardiyak arrestte resüsitasyon sırasında yeterli ventilasyon önceliklidir.¹,² Bu; kurtarıcının eğitimi ve ventilasyon ekipmanının mevcutluğuna göre ağızdan ağıza solunum, cep maskesi veya diğer ekipmanların (balon-maske cihazı, supraglottik havayolu veya endotrakeal entübasyon) kullanımı ile sağlanabilir. Hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) sonrası 30:2 KPR’de balon-maske ventilasyonu ile akciğer şişirilmesi seyrek görülse de ROSC, taburculuğa kadar sağkalım ve iyi nörolojik sonuçla sağkalım ile ilişkilidir.³ OHCA genelinde mevcut kılavuzlar, duruma ve kurtarıcının beceri düzeyine bağlı olarak balon-maske ventilasyonu veya ileri havayolu (supraglottik havayolu veya endotrakeal tüp) kullanımını desteklemektedir (bkz. bu kılavuzlarda “Bölüm 8: PALS” ve “Bölüm 9: ALS”).³ Erişkin OHCA’da farklı havayolu stratejilerini karşılaştıran üç randomize kontrollü çalışma, kurtarıcılar ileri havayolu tekniklerinde (örneğin endotrakeal entübasyon, supraglottik havayolu) yetkin olduğunda benzer sonuçlar, yetkin olmadıklarında ise daha kötü sonuçlar göstermiştir.⁴–⁶ Bu çalışmalar, göğüs yükselmesi ve alçalmasının izlenmesi gibi ikincil önlemlerle etkili ventilasyonun sağlanmasının kritik önemini vurgulamaktadır. Bu öneriler, boğulma sonrası ya kardiyak arrest olmaksızın solunum arrestinde olan ya da kardiyak arrest gelişmiş erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Mevcut olan ilk yöntemle solunum sağlanması, boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda hastaneden taburculuğa kadar veya 30 günlük sağkalımın artışı ile ilişkilidir.⁷–¹⁰ Farklı solunum sağlama yöntemlerini doğrudan karşılaştıran insan boğulma çalışması bulunmamaktadır.¹,² Cankurtaranların dahil edildiği maket çalışmalarında, ağızdan ağıza ventilasyonun cep maskesi, balon-maske cihazı veya yüz siperliği kullanımına kıyasla daha az göğüs kompresyonu kesintisine ve daha etkili ventilasyon ile tidal volüm sağlanmasına yol açtığı gösterilmiştir.¹¹,¹²
- Boğulma sonrası resüsitasyonda ekipmanla ventilasyon sağlanması, ekipmansız ventilasyonla karşılaştırılmamıştır.¹,² Boğulmaya bağlı kardiyak arrest gelişen erişkinlerde yapılan iki büyük gözlemsel çalışmada, endotrakeal entübasyon uygulananlarla supraglottik havayolu veya balon-maske ventilasyonu uygulananlar arasında iyi nörolojik sonuçla sağkalım açısından fark bulunmamıştır.¹³,¹⁴
- Boğulmaya bağlı kardiyak arrest gelişen çocuklarda ise endotrakeal entübasyon daha kötü nörolojik sonuçlarla ilişkilendirilmiştir.¹⁵,¹⁶
- KPR eğitim araştırmaları, etkili soluk vermenin ustalaşılması zor bir beceri olduğunu göstermektedir. Eğitim, uygulamalı (hands-on) bir bileşen içerdiğinde ve kalıcılığı artırmak amacıyla tekrarlandığında en etkilidir.¹⁷–¹⁹
Boğulma Sonrası Kardiyak Arrest Gelişen Erişkin ve Çocuklarda KPR için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | B-NR | 1. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen ve sudan çıkarıldıktan sonra olan erişkin ve çocuklarda, soluklar ve göğüs kompresyonlarını içeren KPR uygulanmalıdır. |
2a | B-NR | 2. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkinlerde, kurtarıcı soluk vermek istemez, eğitimli değildir veya soluk veremiyorsa, yardım gelene kadar yalnızca göğüs kompresyonları sağlanması makuldür. |
2b | C-EO | 3. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen çocuklarda, kurtarıcı soluk vermek istemez, eğitimli değildir veya soluk veremiyorsa, yardım gelene kadar yalnızca göğüs kompresyonları sağlanması makul olabilir. |
2b | C-EO | 4. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda, eğitimli kurtarıcıların önce soluklarla başlayıp ardından göğüs kompresyonlarını uygulayarak KPR başlatması makul olabilir. |
Özet
Bu öneriler standart BLS prensiplerine bağlı kalmakla birlikte, sudan çıkarılan ve normal solunumu veya bilinci olmayan erişkin ve çocuklarda standart algoritmaları değiştirebilecek önemli fizyolojik hususlar bulunmaktadır. Boğulma sonrası kardiyak arrest çoğunlukla hipoksik bir mekanizmaya bağlıdır; oysa ani kardiyak arrest, özellikle erişkinlerde, daha çok tamamen oksijenlenmiş kan varlığında meydana gelir. Bu önerilerde soluklara vurgu yapılmaktadır. Bu öneriler, boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda yapılan çok sayıda büyük gözlemsel çalışma, KPR’nin solukları içermesi durumunda sonuçların iyileştiğini göstermektedir.¹–⁴
- Çoğunlukla sıcak küvetlerde (hot tub) boğulan ileri yaşlı hastaları içeren bir çalışma, konvansiyonel KPR (örneğin soluklarla birlikte KPR) ile sadece kompresyon içeren KPR arasında sonuçlar açısından fark bulmamıştır. Ancak bu çalışmadaki boğulan bireylerin demografik özellikleri, diğer çoğu boğulma çalışmasındakilerden farklıdır.⁵,⁶
- Boğulmaya bağlı kardiyak arrestlerin çoğu hipoksik kökenlidir ve soluklar önemlidir. Bununla birlikte arrestin etiyolojisi bilinmeyebilir ve boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen bazı bireylerde primer kardiyak etiyoloji söz konusu olabilir; bu durumda yalnızca kompresyon içeren KPR makuldür. Boğulma sonrası yalnızca kompresyon içeren KPR’ye ilişkin pediatrik veri saptanmamıştır; bu nedenle pediatrik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Boğulma sonrası erişkin veya çocuklarda kardiyak arrestte resüsitasyon sırasını (örneğin havayolu-solunum-dolaşım ile dolaşım-havayolu-solunum karşılaştırması) değerlendiren doğrudan bir kanıt bulunmamaktadır. Küçük bir gözlemsel çalışma, boğulma sonrası kardiyak arrest geçirmiş olabilecek solumayan erişkin ve çocuklarda, gecikmiş karada resüsitasyona kıyasla derhal suda soluk verilenlerde sağkalım ve nörolojik sonucun daha iyi olduğunu göstermiştir.⁷ Boğulmaya özgü olmayan bir maket çalışması, ilk KPR siklusunun (30 kompresyon ve 2 soluk) tamamlanma süresinin kompresyon-öncelikli stratejide, havayolu ve solunum-öncelikli stratejiye kıyasla 15 saniye daha kısa olduğunu bulmuştur.⁸ Eğitimli kurtarıcılar tarafından havayolu, solunum ve göğüs kompresyonları ile KPR’ye başlanması uygun olabilir; ancak solukların başlatılması kompresyonları geciktirmemelidir (örneğin ventilasyon ekipmanının beklenmesi gibi).
Boğulma Sonrası Kardiyak Arrest Gelişen Erişkin ve Çocuklarda AED Kullanımı için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | B-NR | 1. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda, AED veya defibrilasyon uygulanmadan önce solukları içeren KPR’ye başlanmalıdır. |
2a | B-NR | 2. Boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda AED kullanımı makuldür. |
Özet
Boğulma sonrası kardiyak arrest en sık hipoksik boğulma sürecine bağlıdır; ancak daha nadir olarak primer bir kardiyak olaydan da kaynaklanabilir.¹ Başlangıçta şoklanabilir ritimler, boğulma sonrası kardiyak arrestlerin azınlığını (%2–%12) oluşturur; ancak daha yüksek sağkalım olasılığı ile ilişkilidir.²–⁸ Boğulma sonrası şoklanabilir ritimler, daha uzun submersiyon süreleri veya daha uzun müdahale süreleri nedeniyle daha az görülebilir. Şoklanabilir ritimlerin düşük insidansı, bu belgede başka yerlerde vurgulanan solukları içeren yüksek kaliteli KPR’ye verilen önemi desteklemektedir.²,⁴,⁶ Bireyler ayrıca su ortamında boğulma dışı nedenlere bağlı şoklanabilir kardiyak arrest ile de başvurabilir. Boğulma sonrası kardiyak arrestte AED kullanımı uygulanabilir ve güvenlidir.⁹,¹⁰ Boğulma sonrası kardiyak arrestte AED kullanımının daha sık uygulanmasına yönelik bir eğilim gösterilmiştir.¹¹ Bu öneriler, boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) ve özellikle boğulma sonrası kardiyak arrestte erişkin ve çocuklara ilişkin gözlemsel çalışmalar, solukları içeren KPR’nin derhal başlatılmasının hastaneden taburculuğa kadar veya 30 günlük sağkalımı iyileştirdiğini göstermektedir.⁸,¹²–¹⁴ AED uygulanması KPR’de gecikmeye yol açabilir. Boğulmaya bağlı kardiyak arrest gelişen 919 erişkin ve çocuğu içeren bir çalışmada, yalnızca %7,4’ünde başlangıçta şoklanabilir ritim saptanmış; AED, acil sağlık hizmetleri gelmeden önce %32,4 oranında uygulanmış ve düzeltilmiş analizlerde daha düşük iyi nörolojik sonuç olasılığı ile ilişkilendirilmiştir (aOR, 0,42; %95 GA, 0,23–0,77; P<0,005). Bu durum, yüksek kaliteli soluk ve kompresyon içeren KPR’nin başlatılmasındaki gecikmeye bağlı olabilir.⁸
- Boğulma sonrası kardiyak arrestte şoklanabilir ritimlerin daha az görülmesi nedeniyle AED kullanımının yararını nicel olarak belirlemek zordur. Şoklanabilir ritimler mevcut olduğunda AED uygulanması pratiktir ve boğulma sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklara ilişkin çalışmalarda şoklanabilir ritim varlığı sağkalım avantajı sağlamaktadır.⁴,⁶,⁸–¹¹,¹⁵
Boğulma için Kamusal Erişimli Defibrilasyon Programları Önerisi | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneri |
2a | C-EO | 1. Su ortamları dahil, kardiyak arrest riskinin yüksek olduğu alanlarda kamusal erişimli defibrilasyon programlarının uygulanması makuldür. |
Özet
Kardiyak arrest; havaalanları, parklar, plajlar, havuzlar ve diğer yüksek nüfus yoğunluğuna sahip, sık kullanılan, egzersiz yapılan veya en yakın AED’ye ulaşım süresi ya da mesafesi uzun olan kamusal alanlarda meydana gelebilir. Erken defibrilasyon sağkalım olasılığının artışı ile ilişkilidir; bu nedenle defibrilatörlere kamusal erişimin sağlanması önemlidir. Kamusal erişimli defibrilasyon (PAD) programları, hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) için iyileşmiş sonuçlarla ilişkilendirilmiştir.¹,² Boğulmaya bağlı başlangıç şoklanabilir ritimler nadir olmakla birlikte (boğulma sonrası kardiyak arrest vakalarının %2–%12’sinde görülür), başlangıçta şoklanabilir ritmi olan kişilerde erken defibrilasyon hayat kurtarıcı olabilir.³–⁶ PAD programlarının maliyet-etkin olduğu gösterilmiştir.⁷ Hedeflenmiş AED yerleştirilmesinin, ülke genelinde yaygın dağıtıma kıyasla artımlı maliyet-etkinliğe sahip olduğu gösterilmiştir; ancak su ortamlarında AED yerleştirilmesine ilişkin maliyet-etkinlik verileri yetersizdir. Bu öneri yalnızca su ortamlarında AED’lerin programatik olarak yerleştirilmesine (örneğin kamu politikaları aracılığıyla) ilişkindir; boğulma sonrası resüsitasyonda spesifik kullanımına ilişkin değildir.⁸
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Boğulma sonrası kardiyak arrest için PAD programlarını değerlendiren doğrudan bir kanıt bulunmamaktadır. Erişkin OHCA’da PAD programlarını değerlendiren 26 gözlemsel çalışma ve 1 randomize kontrollü çalışma ile pediatrik OHCA’da PAD programlarını değerlendiren 2 gözlemsel çalışma iyileşmiş sonuçlar göstermiştir.¹,²,⁹,¹⁰ Boğulma sonrası kardiyak arrest için PAD programlarına ilişkin iki çalışma, cankurtaran botu ve su parkı ortamlarında uygulanabilirlik göstermiştir.⁵,¹¹
9. Elektrik Çarpması Sonucu Ölüm
Elektrik Çarpmasına Bağlı Kardiyak Arrest Gelişen Erişkin ve Çocuklar için Öneri | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneri |
1 | C-EO | 1. Elektrik yaralanmasına bağlı kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklara standart resüsitasyon uygulanmalıdır. |
Özet
Elektrik; voltaj, temas süresi, akım tipi (alternatif veya doğru akım) ve akımın vücut içinde izlediği yol gibi faktörlere bağlı olarak çeşitli yaralanmalara neden olur.¹ Maruziyetin tipine bağlı olarak hastalarda ciddi yanıklar, travmatik yaralanmalar, aritmiler, kardiyak hasar veya kardiyak arrest görülebilir. Elektrik yaralanmaları sonrası atriyal fibrilasyon, ventriküler fibrilasyon (VF), ventriküler taşikardi (VT) ve nabızsız elektriksel aktivite (PEA) dahil olmak üzere çok sayıda aritmi tanımlanmıştır.¹,² Elektriğe bağlı yanıklar, kardiyak disfonksiyon, miyokard enfarktüsü ve travmatik yaralanmaların yönetimi bu önerinin kapsamı dışındadır. Bu öneriler, elektrik çarpmasına bağlı kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Elektrik yaralanması sonrası kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların bakımının temelini, standart BLS ve pediatrik BLS ile birlikte ALS ve PALS kılavuzlarına uyum oluşturur; buna hızlı defibrilasyon, yüksek kaliteli KPR ve müdahale edenlerin olay yeri güvenliğinin sağlanması dahildir. Elektrik yaralanması sonrası kardiyak arrest veya arrest öncesi dönemdeki erişkin ve çocukların bakımını yönlendirecek klinik çalışmalar veya kontrollü gözlemsel çalışmalar mevcut değildir. Çok sayıda erişkin ve pediatrik olgu bildirimi ve olgu serisi, VF, VT ve PEA dahil olmak üzere kardiyak arrest gelişen hastaların standart resüsitasyona yanıt verdiğini tanımlamaktadır.²,³ Elektrik yaralanması sonrası kardiyak arrest için uzun süreli KPR (70 dakikaya kadar) uygulanmasının ardından iyi nörolojik sonuçla sağ kalan erişkin ve pediatrik hastalara ilişkin olgu bildirimleri bulunmaktadır.⁴–⁶
10. Gaz Embolisi
Hayatı Tehdit Eden Gaz Embolisi Olan Erişkinler ve Çocuklar için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | C-EO | 1. Hayatı tehdit eden gaz embolisi olan erişkin ve çocuklara %100 oksijen verilmelidir. |
2a | B-NR | 2. Hayatı tehdit eden gaz embolisi olan erişkinlerde hiperbarik oksijen kullanılması makuldür. |
2a | C-EO | 3. Hayatı tehdit eden gaz embolisi olan çocuklarda hiperbarik oksijen kullanılması makuldür. |
2a | C-EO | 4. Hayatı tehdit eden gaz embolisi olan erişkin ve çocukların düz bir zeminde sırtüstü veya derlenme (recovery) pozisyonunda yatırılması makuldür. |
2b | C-EO | 5. Erişkinlerde, gazın yeri biliniyor ve erişilebilir ise, iğne veya kateter kullanarak hayatı tehdit eden sağ ventrikül gaz embolisinin aspirasyonu denenmesi makul olabilir. |
Özet
Arteriyel veya venöz gaz embolisi; tıbbi girişimler, travma, barotravma, dekompresyon hastalığı ve diğer nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Kabarcık içeriği hava, nitrojen ve karbondioksitten oluşabilir.¹ Arteriyel sistemdeki gaz, en az bağımlı (yerçekimine en az maruz kalan) vasküler yatağa doğru yükselir. Serebral arteriyel gaz embolisi arterleri tıkayarak iskemik inmeye yol açabilir. Koroner arter gaz embolisi miyokard enfarktüsü, kardiyojenik şok veya kardiyak arreste neden olabilir. Venöz gaz, sağ ventrikül ya da pulmoner arter kan akımını tıkayarak şok ve kardiyak arreste yol açabilir. Venöz gaz, patent foramen ovale veya transpulmoner geçiş yoluyla arteriyel sisteme ulaşabilir (“paradoksal gaz embolisi”). Kan damarlarını tıkamasının yanı sıra gaz embolisi vasküler hasara, vazospazma ve tromboinflamasyona neden olur.² Arteriyel ve venöz gaz embolisi için, tüm gaz türleri için veya tüm emboli oluşum mekanizmaları için aynı tedavinin ideal olup olmadığı belirsizdir. Klinik çalışma yapılmamıştır ve hayvan çalışmaları insanlara tam olarak genellenemeyebilir. Tedavi büyük ölçüde olgu sunumları, olgu serileri ve gözlemsel karşılaştırmalı çalışmalara dayanır; bunların neredeyse tamamı erişkinleri içermektedir. Gaz embolisi varlığı, standart resüsitasyona karşı bir kontrendikasyon oluşturmaz ve bazı hastalar yalnızca standart resüsitasyon ile iyileşebilir.³ Serebral arteriyel gaz embolisine bağlı inmesi olan hastalarda nöroproteksiyon amacıyla lidokain veya diğer ilaçların kullanımı bu kılavuzların kapsamı dışındadır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil olmak üzere hayatı tehdit eden gaz embolisi olan erişkin ve çocukların yönetimine yöneliktir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Dokulardaki hipoksiyi tedavi etmenin yanı sıra, ek oksijen verilmesi gaz kabarcıklarından nitrojen difüzyonunu artırır ve komşu iskemik dokuların oksijenlenmesini iyileştirir.⁴ Bu öneri erişkin ve pediatrik olgu sunumları ile desteklenmektedir.⁵
- Gaz embolisinde hiperbarik oksijen tedavisi; erişkinlerde iki randomize olmayan gözlemsel çalışma, erişkin olgu serileri, sınırlı pediatrik olgu serileri ve hayvan çalışmaları ile desteklenmektedir.³,⁶–¹⁰
- Hiperbarik oksijen tedavisi gaz kabarcıklarını sıkıştırır, kabarcıktan nitrojen ve diğer gazların difüzyonunu artırır, komşu dokuyu oksijenlendirir ve inflamatuvar kaskadı azaltır.¹¹ Çoğu ortamda kardiyak arrestteki hastalara hiperbarik oksijen tedavisi uygulamak mümkün değildir.
- Undersea and Hyperbaric Medical Society, gaz embolisi olan ve mental durumu normal bireylerin sırtüstü (supin) pozisyonda, mental durumu bozulmuş olanların ise derlenme (recovery) pozisyonunda yatırılmasını önermektedir; bu öneri standart ilk yardım ilkeleri ile uyumludur.¹²–¹⁴ ABD Deniz Kuvvetleri Dalış Kılavuzu da kesin tedaviye nakil sırasında düz pozisyon önermektedir.¹⁵ Her iki kuruluş da baş aşağı (Trendelenburg) pozisyonunu önermemektedir. Bu öneriler evrensel olarak kabul edilmemiştir; bazı uzmanlar en azından venöz gaz embolisinde Durant pozisyonunu (sol lateral dekübit, baş aşağı) önermektedir.¹⁶,¹⁷ Baş aşağı pozisyonun intravasküler kabarcıkların yeniden dağılımına yol açıp açmadığına dair çalışmalar çelişkilidir ve sınırlı hayvan verileri baş aşağı pozisyonun serebral ödemi kötüleştirebileceğini düşündürmektedir.¹⁸–²¹ Derlenme (lateral dekübit) pozisyonunda etkili CPR uygulanamaz; standart resüsitasyon uygulamasında kompresyonlar hastanın sırtüstü pozisyonda verilmesini gerektirir (“Part 7: Adult BLS” kılavuzuna bakınız). Undersea and Hyperbaric Medical Society’nin tedavi önerileri yaş hakkında yorum yapmamaktadır; destekleyici veriler büyük ölçüde hayvan çalışmaları ve erişkin olgu sunumlarına dayanmaktadır, bu nedenle çocuklara yönelik öneriler ekstrapolasyona dayanmaktadır.
- Sağ ventrikülden iğne veya kateter kullanılarak gaz aspirasyonu erişkin olgu sunumları ve hayvan çalışmalarında tanımlanmıştır.²²–²⁴ Bu işlemin başarı oranı ve ultrason veya floroskopi rehberliği olmaksızın güvenli şekilde uygulanıp uygulanamayacağı bilinmemektedir.²⁵ Çocuklarda gaz aspirasyonuna ilişkin veri bulunmamaktadır.
11. Yüksek Sonuçlu Solunum Yolu Patojenleri
Erişkin ve Çocuklarda Kardiyak Arrest Tedavisi Sırasında Yüksek Sonuçlu Solunum Yolu Patojenlerinin Bulaş Riskini Azaltmaya Yönelik Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | C-LD | 1. Göğüs kompresyonları, balon-maske ventilasyonu, defibrilasyon, aspirasyon ve endotrakeal entübasyon, doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkin ve çocuklarda aerosol oluşturan işlemler (AGP) olarak kabul edilmelidir. |
1 | C-LD | 2. Resüsitasyon ekibi üyeleri, solunum koruması (N95 respiratör veya PAPR), göz koruması, eldiven ve kıyafet kontaminasyonuna karşı koruma dahil olmak üzere uygun kişisel koruyucu ekipman (PPE) giymelidir. |
1 | C-LD | 3. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkinlerde entübasyon yapılırken, direkt laringoskopiye kıyasla video laringoskopi tercih edilmelidir. |
1 | C-EO | 4. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan çocuklarda entübasyon yapılırken, direkt laringoskopiye kıyasla video laringoskopi tercih edilmelidir. |
1 | C-EO | 5. Mümkün olduğunda, doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkin ve çocuklarda ventilasyon cihazı çıkışından yayılan aerosolleri uzaklaştırmak için yüksek verimli partikül filtresi kullanılmalıdır. |
1 | C-EO | 6. Resüsitasyon ekip liderleri, etkili resüsitasyonla uyumlu olacak şekilde odadaki kişi sayısını en aza indirmelidir. |
2a | C-LD | 7. PPE prosedürlerine uyumu izlemek ve ekip üyelerine rehberlik etmek üzere bir resüsitasyon ekibi üyesinin görevlendirilmesi makuldür. |
2a | C-LD | 8. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkinlerde, risk altındaki resüsitasyon ekibi üyesi sayısını azaltırken tutarlı CPR kalitesini sürdürmek amacıyla mekanik CPR cihazlarının kullanılması makuldür. |
2a | C-EO | 9. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkinlerde, resüsitasyon sırasında oluşan solunabilir partikülleri azaltmak amacıyla balon-maske ventilasyonu yerine endotrakeal entübasyon yapılması makuldür. |
2b | C-EO | 10. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan çocuklarda, resüsitasyon sırasında oluşan solunabilir partikül sayısını azaltmak amacıyla balon-maske ventilasyonu yerine endotrakeal entübasyon tercih edilmesi makul olabilir. |
3: Fayda Yok | C-LD | 11. Doğrulanmış veya şüpheli yüksek sonuçlu solunum yolu patojeni olan erişkin ve çocuklarda entübasyon sırasında entübasyon kutuları ve diğer geliştirilmiş bariyer cihazlarının kullanımı önerilmemektedir. |
Tablo: Kardiyak Arrestte Yüksek Sonuçlu Solunum Yolu Patojenlerinde Bulaş Azaltma |
|---|
Erişkin ve çocuklarda kardiyak arrest tedavisi sırasında yüksek sonuçlu solunum yolu patojenlerinin bulaş riskini azaltmak için atılacak temel adımlar |
Resüsitasyon ekibi üyeleri PPE giymelidir |
N95 respiratör veya PAPR, göz koruması, eldiven, önlük |
Bir PPE izleyicisi veya koçu görevlendirmeyi düşünün |
Odadaki kişi sayısını en aza indirin |
Mekanik CPR cihazı kullanılması makuldür |
Ekip üyesi yorgunluğunu izleyin |
Resüsitasyonun erken döneminde entübasyonu düşünün |
Video laringoskopi tercih edilir |
Balon-maske ventilasyon cihazı veya ventilatörden kaçak aerosolleri azaltmak için HEPA filtre kullanın |
Entübasyon kutuları ve diğer doğaçlama bariyer cihazları önerilmez |
Kısaltmalar: CPR = kardiyopulmoner resüsitasyon; HEPA = yüksek verimli partikül hava; PAPR = motorlu hava temizleyici respiratör; PPE = kişisel koruyucu ekipman.
12. Hiperkalemi
Şüpheli Hiperkalemiye Bağlı Kardiyak Arrestte Erişkinler ve Çocuklar için Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2b | C-LD | 1. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda intravenöz kalsiyum uygulamasının etkinliği iyi belirlenmemiştir. |
2b | C-EO | 2. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda intravenöz sodyum bikarbonat uygulamasının etkinliği iyi belirlenmemiştir. |
2b | C-EO | 3. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda intravenöz insülin ve glukoz uygulamasının etkinliği iyi belirlenmemiştir. |
3: Fayda Yok | C-EO | 4. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda inhale β₂-agonistlerin kullanımı önerilmemektedir. |
Özet
Hiperkalemi, erişkinlerde serum potasyum konsantrasyonunun 5.0 mEq/L’den, çocuklarda ise 5.5 mEq/L’den yüksek olması olarak tanımlanır ve yaşamı tehdit eden kardiyak aritmilere ve kardiyak arreste yol açabilir.¹˒² Erişkin popülasyonda hiperkalemi prevalansı %2 ila %3 olarak tahmin edilirken, hastanede yatan erişkinlerde ciddi hiperkalemi (>6.5 mEq/L) insidansı daha yüksektir ve %1 ila %10 arasında değişmektedir.³–⁶ Hem erişkinlerde hem de çocuklarda hiperkalemi gelişimine katkıda bulunan risk faktörleri arasında böbrek fonksiyon bozukluğu, potasyum takviyeleri, potasyum tutucu diüretikler, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB’ler), şiddetli hemoliz ve crush yaralanmaları yer alır. Kardiyak arrest sırasında gelişen asidemi de potasyumun geçici olarak hücre dışına kaymasına neden olarak serum potasyum konsantrasyonlarında artışa yol açabilir ve bu durum kardiyak arrestin etiyolojisini karıştırabilir.⁷ Başlangıç tedavisi için laboratuvar doğrulaması gerekli değildir; ancak hasta öyküsü ve elektrokardiyogram değişiklikleri, hiperkaleminin altta yatan etiyoloji olduğuna dair şüpheyi destekleyebilir. Hiperkalemiye özgü karakteristik elektrokardiyogram anormallikleri arasında sivri (peaked) T dalgaları, P dalgasının düzleşmesi, PR aralığının uzaması, QRS kompleksinin genişlemesi ve ST segment depresyonunu takiben S ve T dalgalarının birleşmesi (sine wave paterni) yer alabilir; ancak bu bulguların duyarlılık ve özgüllüğü düşüktür.⁸ Bu öneriler yalnızca hiperkalemiye bağlı kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocukların yönetimine uygulanabilir ve loop diüretikler ile potasyum bağlayıcılar gibi tedavilerle yaşamı tehdit eden hiperkaleminin tedavisini tartışmamaktadır.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Kardiyak arrest bağlamında hiperkalemi sırasında miyokardiyal koruma amacıyla intravenöz (IV) kalsiyum uygulanmasının yararları, 1883 tarihli bir in vitro çalışmaya, 1939 tarihli bir köpek çalışmasına ve 1964 yılında bildirilen 5 erişkin olgu serisine dayanmaktadır.⁹–¹¹ Hiperkalemik kardiyak arrestli randomize kontrollü bir domuz modelinde yalnızca kalsiyum uygulanması, plasebo ile karşılaştırıldığında ROSC’yi (OR, 1.2; %95 GA, 0.4–4.0; P=0.76) veya ROSC’ye kadar geçen süreyi (HR, 1.5; %95 GA, 0.8–2.9; P=0.23) artırmamıştır.¹² Hiperkalemik kardiyak arrestli hastaları tedavi etmek için IV kalsiyumu değerlendiren yüksek kaliteli insan gözlemsel çalışmaları veya klinik çalışmalar bulunmamaktadır. Kalsiyum ve sodyum bikarbonatın etkinliğini inceleyen erişkinlerde yapılmış bir retrospektif gözlemsel çalışma; küçük örneklem büyüklüğü, retrospektif tasarımı ve birden fazla çelişkili regresyon analizi nedeniyle sonuçların güvenilirliğinin düşük olması ile sınırlıdır.¹³ Bu çalışma bu öneriyi bilgilendirmemiştir. Ayrıca, hiperkaleminin elektrokardiyogram anormallikleri ile şüphe edildiği (prearrest potasyum konsantrasyonları yerine) erişkin hastane dışı PEA arrestlerinin alt analizinde IV kalsiyumun anlamlı bir yararı gösterilmemiştir.¹⁴ Çocuklarda mevcut sınırlı veriler erişkinlerle uyumlu bulgular göstermektedir. Pediatrik hastanelerdeki gözlemsel verilerin ayrı bir alt grup analizinde, hastane içi hiperkalemiye bağlı kardiyak arrest sırasında kalsiyum alan 8 çocukta hastaneden taburculuğa sağkalım veya iyi nörolojik sonuç açısından anlamlı fark ya da eğilim saptanmamıştır.¹⁵ Sodyum bikarbonat potasyumu hücre içine kaydırır ve şiddetli hiperkalemi kardiyak arrest ile birlikte olduğunda teorik olarak yararlıdır. Hiperkalemik kardiyak arrestli randomize kontrollü bir domuz modelinde sodyum bikarbonat, ROSC oranını anlamlı şekilde artırmış (24/26 [%92] vs 13/26 [%50]; OR, 12.0; %95 GA, 2.3–61.5; P=0.003) ve ROSC’ye kadar geçen süreyi azaltmıştır (HR, 3.6; %95 GA, 1.8–7.5; P<0.001).¹² Kalsiyum ve sodyum bikarbonatın etkinliğini inceleyen erişkinlerde yapılmış bir retrospektif gözlemsel çalışma; küçük örneklem büyüklüğü, retrospektif tasarımı ve birden fazla çelişkili regresyon analizi nedeniyle sonuçların güvenilirliğinin düşük olması ile sınırlıdır.¹³ Bu çalışma bu öneriyi bilgilendirmemiştir. Çocuklarda sodyum bikarbonat kullanımı ile ilgili yayımlanmış literatür oldukça sınırlıdır; bu nedenle öneriler mevcut erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. İnsülin ve glukoz potasyumu hücre içine kaydırır. Hiperkalemik kardiyak arrest bağlamında IV insülin tedavisi değişken sonuçlar göstermiştir ve veriler olgu bildirimleri ve olgu serileri ile sınırlıdır. Özellikle, standart IV insülin tedavisi 11 erişkin ve 5 çocuğun yer aldığı bir olgu serisinde etkisiz bulunmuştur.¹⁶ Bununla birlikte, yakın tarihli bir olgu raporunda 2 erişkinde yüksek doz insülinin (1 Ü/kg IV), hiperkalemi varlığında ROSC üzerinde potansiyel yarar sağlayabileceği bildirilmiştir.¹⁷ ILCOR 2024 Uluslararası CPR ve Acil Kardiyovasküler Bakım Bilimi ve Tedavi Önerileri Konsensusu, kardiyak arresti şüpheli hiperkalemiye bağlı olan erişkin ve çocuklarda, kardiyak arrest dışı dolaylı kanıtlara dayanarak serum potasyum konsantrasyonlarını düşürdüğünü gösteren veriler temelinde insülin ve glukoz kombinasyonunu önermektedir.¹⁸˒¹⁹ İnsülin ve glukoz kullanımı hipoglisemi riski taşır ve potansiyel olarak etkili diğer girişimlerden vazgeçilmesine yol açabilecek bir fırsat maliyeti oluşturur. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestte insülin ve glukoz dozları Tablo 3’te listelenmiştir. β₂-adrenerjik reseptörlerin uyarılması, Na-K ATPaz pompasının aktivasyonu yoluyla potasyumun hücre içine hareketini artırır. Şüpheli hiperkalemiye bağlı kardiyak arrestli erişkin veya çocuklarda temel resüsitasyona ek olarak ilave β₂-adrenerjik agonist kullanımının ek yarar sağladığını gösteren veri yoktur. Epinefrin, β₂-selektif agonistlere (örneğin albuterol veya salbutamol) kıyasla β-adrenerjik aktivasyon açısından çok daha etkilidir.²⁰ Ayrıca, tedavi süreci boyunca serum potasyum konsantrasyonları üzerinde farklı etkiler ortaya çıkabilir.²¹ Aşırı β₂-agonist kaynaklı periferik vazodilatasyon ve inhale tedavinin iletilmesi için CPR’ın kesintiye uğraması veya etkisiz kalması olasılığı, hasta sonuçlarını olumsuz etkileyebilir.Popülasyon | Glukoz | İnsülin | Uygulama notları |
|---|---|---|---|
Erişkin | D50W veya %50 glukoz: 50 g IV bolus | 10 Ünite regüler insülin | İnsülini IV olarak 15–30 dakika içinde uygulayın |
Çocuk | D10W veya %10 glukoz: 5 mL/kg IV bolus | 0.1 Ünite/kg regüler insülin | İnsülini IV olarak 15–30 dakika içinde uygulayın; ağır hiperkalemide maksimum 10 Ünite |
D50W: suda %50 dekstroz; D10W: suda %10 dekstroz; IV: intravenöz.
13. Hipertermi
Giriş
Yaşamı tehdit eden hipertermi (çekirdek sıcaklığın ≥40 °C [104 °F] olması olarak tanımlanır), kardiyak arrestin önlenebilir bir nedenidir ve eforla ilişkili sıcak çarpması, çevresel maruziyet ve ilaç ya da madde aşırı dozu gibi birden fazla etiyolojiye sahiptir. Hayvan verileri, sıcaklığın düzeyi ve maruz kalma süresinin sağkalımın kritik belirleyicileri olduğunu göstermektedir.¹–³ Sıcaklığın uzun süre yüksek kalması, septik şoka benzeyen çoklu organ yetmezliğine yol açar.¹ Çocuklar çeşitli nedenlerle erişkinlere kıyasla hipertermi açısından daha yüksek risk altındadır. Çocuklar, vücut yüzey alanının vücut kütlesine oranının daha yüksek olması, artmış metabolik ısı üretimi ve ısıyı uzaklaştırmada etkisiz ter bezleri nedeniyle daha fazla ısı kazanımı riski taşırlar. Küçük çocuklar ayrıca hipertermik ortamlardan tehlikeyi fark edip kendi başlarına uzaklaşamazlar.⁴˒⁵ Hipertemik kardiyak arrestli hastalarda soğutma uygulamasına ilişkin herhangi bir randomize kontrollü çalışma (RCT) yapılmamıştır. Bu nedenle öneriler, yaşamı tehdit eden hipertermisi olan erişkinlerden elde edilen veriler ve insan gönüllülerde hipertermiye ilişkin deneysel modellerden türetilen verilere dayanmaktadır. Aşağıdaki öneriler yalnızca eforla ilişkili sıcak çarpması, çevresel maruziyet ve ilaç ya da madde aşırı dozu olan erişkinler ve çocuklar için geçerlidir. Malign hipertermi ve sepsisli hastaların tedavisi bu önerilerin kapsamı dışındadır. Yaşamı tehdit eden kokain ve sempatomimetik zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine ilişkin ayrıntılı tartışma başka bir yerde bulunabilir (Toksikoloji: Kokain ve Toksikoloji: Sempatomimetikler bölümlerine bakınız). Bu öneriler, kardiyak arrest dâhil olmak üzere yaşamı tehdit eden hipertermisi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik eder.COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-EO | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan erişkinlerde, standart resüsitasyonla eş zamanlı olarak aktif soğutmanın başlatılması önerilir. |
2a | B-R | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan erişkinlerde, diğer soğutma yöntemleri yerine buzlu su immersiyonunun (1–5 °C [33.8–41 °F]) seçilmesi makuldür. |
2a | B-R | Buzlu su immersiyonu mevcut değilse, yaşamı tehdit eden hipertemisi olan erişkinlerde diğer soğutma yöntemleri yerine ılık su immersiyonunun (8–17 °C [46.4–62.6 °F]) veya örtü (tarp) destekli buzlu su soğutmanın seçilmesi makuldür. |
2a | C-LD | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan erişkinlerin, mümkün olduğunca hızlı soğutulması ve en az 0.15 °C/dk (0.27 °F/dk) düşüş hedeflenmesi makuldür. |
2a | C-LD | Yaşamı tehdit eden hipertemide, erişkin hastanın çekirdek ısısı 38.6 °C’ye (101.5 °F) ulaştığında aktif soğutmanın durdurulması makuldür. |
3: Yarar Yok | B-R | Malign hipertermi dışındaki nedenlere bağlı yaşamı tehdit eden hipertemisi olan erişkinlerin tedavisinde dantrolen yararlı değildir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Standart resüsitasyon dolaşımı artırır; bu da kanın çekirdekten ekstremitelere vasküler dağılımı yoluyla fazla ısının uzaklaştırılmasına yardımcı olur.⁶ Hızlı vücut soğutma, sıcaklıktaki daha fazla artışı önlerken hipertermiyi hedef alır.⁶ Ağırlıklı olarak erişkinleri içeren 63 çalışmanın (25 randomize klinik çalışma, 12 randomize olmayan klinik çalışma, 2 kohort çalışması ve 24 olgu serisi) yer aldığı bir sistematik derleme, buzlu su immersiyonunun birçok diğer tekniğe kıyasla daha hızlı soğutma hızları sağladığı sonucuna varmıştır (Şekil 2).⁷ Buzlu suya (1–5 °C [33.8–41 °F]) immersiyonun üstünlüğü, erişkin gönüllülerde yapılmış 1 randomize kontrollü çalışma ile desteklenmektedir.⁸ Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Buzlu su immersiyonu mevcut değilse, ılık suya (8–17 °C [46.4–62.6 °F]) tam vücut immersiyonu, ağırlıklı olarak erişkin popülasyonları içeren çoklu sistematik derlemelerde çoğu zaman yeterli soğutma hızlarına ulaşmaktadır.⁷˒¹⁰ İmmersiyon mümkün değilse, örtü (tarp) destekli buzlu su soğutma erişkinlerde yeterli soğutma hızları sağlamaktadır (Şekil 2).¹⁰˒¹¹ Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Olgu bildirimleri ve olgu serilerinin sistematik bir derlemesi, dakikada 0.15 °C’nin (0.27 °F/dk) altında soğutulan erişkinlerde mortalite artışı olduğunu saptamıştır.¹² Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Yaşamı tehdit etmeyen hipertermisi (çekirdek sıcaklık 39.5 °C [103.1 °F]) olan 10 sağlıklı erişkin gönüllü üzerinde yapılan kontrollü bir çalışma, buzlu su immersiyonundan çekirdek sıcaklık 38.6 °C’de (101.5 °F) çıkarılanların, 37.5 °C’de (99.5 °F) çıkarılanlara kıyasla aşırı soğutma riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.¹³ Normoterminin altına aşırı soğutma, koagülopati ve olumsuz hemodinamik etkiler gibi komplikasyonlara yol açabilir.¹⁴ Malign hipertermi dışındaki nedenlere bağlı yaşamı tehdit eden hipertermide dantrolen etkilerini inceleyen dört çalışma veri incelemesine dahil edilmiş ve karışık sonuçlar göstermiştir. Maruziyete bağlı ısı çarpmasında dantrolen kullanımını değerlendiren erişkin bir olgu serisi (n=20), daha hızlı soğutma ile ilişkili bulunmuş ancak nörolojik sonuçlarda fark göstermemiştir.¹⁵ Çevresel hipertermi (>40.1 °C [104.2 °F]) için dantrolen (2 mg/kg IV) uygulanan 52 erişkini içeren bir RCT, soğutma süresinde azalma göstermemiştir.¹⁶ 3,4-metilendioksimetamfetamin (MDMA) kaynaklı hipertermide dantrolen kullanımına ilişkin veriler de çelişkilidir. ≥15 yaş hastaları içeren bir meta-analiz, toplam 71 olgudan oluşan olgu bildirimleri ve olgu serilerini değerlendirmiş ve dantrolen kullanımının artmış sağkalım ile ilişkili olduğunu bulmuştur.¹⁷ Ancak 9 erişkini içeren bir olgu serisi, dantrolen alan hastalar ile almayanlar arasında klinik fark saptamamıştır.¹⁸ Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-EO | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan çocuklarda, standart resüsitasyonla eş zamanlı olarak aktif soğutmanın başlatılması önerilir. |
2a | C-EO | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan çocuklarda, diğer soğutma yöntemleri yerine buzlu su immersiyonunun (1–5 °C [33.8–41 °F]) seçilmesi makuldür. |
2a | C-EO | Buzlu su immersiyonu mevcut değilse, yaşamı tehdit eden hipertemisi olan çocuklarda diğer soğutma yöntemleri yerine ılık su immersiyonunun (8–17 °C [46.4–62.6 °F]) veya örtü (tarp) destekli buzlu su soğutmanın seçilmesi makuldür. |
2a | C-EO | Yaşamı tehdit eden hipertemisi olan çocukların mümkün olduğunca hızlı soğutulması ve en az 0.15 °C/dk (0.27 °F/dk) düşüş hedeflenmesi makuldür. |
2a | C-EO | Yaşamı tehdit eden hipertemide, çocuğun çekirdek ısısı 38.6 °C’ye (101.5 °F) ulaştığında aktif soğutmanın durdurulması makuldür. |
3: Yarar Yok | C-EO | Malign hipertermi dışındaki nedenlere bağlı yaşamı tehdit eden hipertemisi olan çocukların tedavisinde dantrolen yararlı değildir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Standart resüsitasyon dolaşımı artırır; bu da kanın çekirdekten ekstremitelere vasküler dağılımı yoluyla fazla ısının uzaklaştırılmasına yardımcı olur.⁶ Hızlı vücut soğutma, sıcaklıktaki daha fazla artışı önlerken hipertermiyi hedef alır.⁶ Ağırlıklı olarak erişkinleri içeren 63 çalışmanın (25 randomize klinik çalışma, 12 randomize olmayan klinik çalışma, 2 kohort çalışması ve 24 olgu serisi) yer aldığı bir sistematik derleme, buzlu su immersiyonunun birçok diğer tekniğe kıyasla daha hızlı soğutma hızları sağladığı sonucuna varmıştır (Şekil 2).⁷ Buzlu suya (1–5 °C [33.8–41 °F]) immersiyonun üstünlüğü, erişkin gönüllülerde yapılmış 1 randomize kontrollü çalışma ile desteklenmektedir.⁸ Buzlu su immersiyonuna ilişkin soğutma hızları konusunda pediatrik veri saptanmamış olup, bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Buzlu su immersiyonu mevcut değilse, ılık suya (8–17 °C [46.4–62.6 °F]) tam vücut immersiyonu, ağırlıklı olarak erişkin popülasyonları içeren çoklu sistematik derlemelerde gösterildiği üzere çoğu zaman yeterli soğutma hızlarına ulaşmaktadır.⁷˒¹⁰ İmmersiyon mümkün değilse, örtü (tarp) destekli buzlu su soğutma erişkinlerde yeterli soğutma hızları sağlamaktadır (Şekil 2).¹⁰˒¹¹ Ilık su immersiyonu veya örtü destekli buzlu su soğutma prosedürlerine ilişkin pediatrik soğutma hız verisi saptanmamış olup, bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Olgu bildirimleri ve olgu serilerinin sistematik bir derlemesi, dakikada 0.15 °C’nin (0.27 °F/dk) altında soğutulan erişkinlerde mortalite artışı olduğunu saptamıştır.¹² Soğutma hızlarına ilişkin pediatrik veri saptanmamış olup, bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹ Yaşamı tehdit etmeyen hipertermisi (çekirdek sıcaklık 39.5 °C [103.1 °F]) olan 10 sağlıklı erişkin gönüllü üzerinde yapılan kontrollü bir çalışma, buzlu su immersiyonundan çekirdek sıcaklık 38.6 °C’de (101.5 °F) çıkarılanların, 37.5 °C’de (99.5 °F) çıkarılanlara kıyasla aşırı soğutma riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.¹³ Normoterminin altına aşırı soğutma, koagülopati ve olumsuz hemodinamik etkiler gibi komplikasyonlara yol açabilir.¹⁴ Soğutmanın sonlandırılacağı optimal sıcaklığa ilişkin pediatrik veri saptanmamış olup, bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Malign hipertermi dışındaki nedenlere bağlı yaşamı tehdit eden hipertermide dantrolenin etkilerini inceleyen dört çalışma veri incelemesine dahil edilmiş ve karışık sonuçlar göstermiştir. Maruziyete bağlı ısı çarpmasında dantrolen kullanımını değerlendiren erişkin bir olgu serisi (n=20), daha hızlı soğutma ile ilişkili bulunmuş ancak nörolojik sonuçlarda fark göstermemiştir.¹⁵ Çevresel hipertermi (>40.1 °C [104.2 °F]) için dantrolen (2 mg/kg IV) uygulanan 52 erişkini içeren bir RCT, soğutma süresinde azalma göstermemiştir.¹⁶ MDMA kaynaklı hipertermide dantrolen kullanımına ilişkin veriler de çelişkilidir. ≥15 yaş hastaları içeren bir meta-analiz, toplam 71 olgudan oluşan olgu bildirimleri ve olgu serilerini değerlendirmiş ve dantrolen kullanımının artmış sağkalım ile ilişkili olduğunu bulmuştur.¹⁷ Çalışmada yer alan iki pediatrik hasta (16 ve 17 yaşında) ise kaybedilmiştir.¹⁷ Ayrıca erişkinlerde yapılan bir olgu serisi, dantrolen alan hastalar ile almayanlar arasında klinik fark saptamamıştır.¹⁸ Yaşamı tehdit eden hiperterminin tedavisinde dantrolen kullanımına ilişkin pediatrik veriler sınırlıdır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri büyük ölçüde erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. Bu öneri, 2025 Society of Critical Care Medicine Isı Çarpması Tedavi Kılavuzu ile uyumludur.⁹14. Hipotermi
Giriş
Şiddetli çevresel hipotermi (çekirdek vücut sıcaklığı <30 °C [86 °F]), kardiyak arreste neden olabilir ve aynı zamanda ölümü taklit eden bulgulara yol açabilir.¹ Nabız ve solunum sayısı yavaş olabilir ya da saptanması zor olabilir ve elektrokardiyogram asistoli gösterebilir. Bu ortamda görülen belirgin rigor mortis veya sabit dilate pupiller ölümün güvenilir bulguları olmayabilir.²–⁴ Hipotermi, vücudun metabolik hızını ve oksijen tüketimini azaltır; bu da uzamış kardiyak arrestten sonra bile sağkalım ve nörolojik iyileşme şansını artırır.⁵–⁷ Hipotermik kardiyak arrest sıklıkla tehlikeli çevresel koşullarda meydana gelir ve resüsitatif önlemler uygulanmadan önce olay yerinin güvenliğinin doğrulanması önemlidir. Çevresel maruziyetten uzaklaştırma ve ıslak giysilerin çıkarılmasını takiben pasif yeniden ısıtma, battaniye sağlanması gibi yöntemleri içerebilir; aktif yeniden ısıtma ise sıcak hava üflemeli battaniye uygulanması, ısıtılmış IV veya IO sıvı verilmesi, sıcak nemlendirilmiş oksijen, torasik ve peritoneal kavitelere sıcak su lavajı, böbrek replasman tedavisi devresi kullanılarak kanın yeniden ısıtılması veya endovasküler sıcaklık kontrol kateterlerinin kullanılması gibi yöntemleri içerebilir.⁸–¹³ Bazı merkezlerde ECLS yoluyla ısıtma mümkündür ve aynı zamanda dolaşım desteği sağlar. Çocuklar, vücut yüzey alanının vücut kütlesine oranının daha yüksek olması ve yağ ile sağlanan izolasyonun daha az olması nedeniyle erişkinlere kıyasla hipotermi açısından daha yüksek risk altındadır. Bebekler titreme yoluyla ısı üretemez ve hem bebekler hem de çocuklar ısı üretimi için gerekli olan glikojen depolarının sınırlı olması nedeniyle dezavantajlıdır; ayrıca hipotermik ortamlardan kendi başlarına uzaklaşamazlar.¹⁴ İnsan kanıtının yokluğunda, bu kılavuzlar çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte antiaritmik ilaç kullanımına ilişkin bir öneride bulunmamaktadır. Bu öneriler hipotermi yönetimine özgüdür. Boğulma bağlamındaki diğer spesifik tedavi önerileri başka bir yerde bulunabilir (Boğulma bölümüne bakınız).¹⁵ Çığ ile ilişkili tedavi önerileri bu kılavuzların kapsamı dışındadır. Bu öneriler, kardiyak arrest dâhil olmak üzere yaşamı tehdit eden çevresel hipotermisi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik eder. Yaşamı hemen tehdit etmeyen hipotermisi olan erişkin ve çocuklara yönelik diğer spesifik tedavi önerileri, AHA ve Amerikan Kızılhaçı 2024 İlk Yardım Kılavuzlarında bulunabilir.¹⁶COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-LD | Belirgin ölümcül yaralanması olmayan yaşamı tehdit eden çevresel hipotermili erişkinlerde, tam resüsitatif önlemler derhal uygulanmalı ve yeniden ısıtma ile eş zamanlı olarak sürdürülmelidir. |
2a | B-NR | Hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerin ECLS kullanılarak yeniden ısıtılması makuldür. |
2a | B-NR | Hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerde ECLS ile yeniden ısıtmayı başlatma kararına rehberlik etmek için prognoz skorlarının kullanılması makuldür. |
2b | C-LD | Kardiyak arrestte olmayan çevresel hipotermili (çekirdek ısı <28 °C [82.4 °F]) erişkinlerin ECLS kullanılarak yeniden ısıtılması makul olabilir. |
2b | C-LD | Hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerde bir kez defibrilasyon yapmak makul olabilir; başarısız olursa, çekirdek ısı ≥30 °C’ye (86 °F) ulaşana kadar ek defibrilasyon girişimlerini ertelemek makul olabilir. |
2b | C-LD | Yaşamı tehdit eden çevresel hipotermisi olan erişkinlerin ECLS ile saatte 1.5–5 °C (2.7–9 °F) hızında yeniden ısıtılması makul olabilir. |
2b | C-EO | Hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerde çekirdek ısı ≥30 °C’ye (86 °F) ulaşana kadar epinefrin uygulamasını ertelemek makul olabilir. |
2b | C-EO | Çevresel koşullar nedeniyle standart CPR mümkün değilse, hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerin resüsitasyonu sırasında hızlı kurtarmayı kolaylaştırmak için gecikmiş veya aralıklı CPR yapmak makul olabilir. |
2b | C-EO | 6 saat içinde ulaşılabiliyorsa, hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerin ECLS kapasitesi olan bir merkeze nakledilmesi makul olabilir. |
3: Yarar Yok | B-NR | Hipotermik kardiyak arrestteki erişkinlerde sonlanım öngörmek için end-tidal karbondioksit (ETCO2) kullanılması önerilmez. |
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-EO | Belirgin ölümcül yaralanması olmayan yaşamı tehdit eden çevresel hipotermili çocuklarda, tam resüsitatif önlemler derhal uygulanmalı ve yeniden ısıtma ile eş zamanlı olarak sürdürülmelidir. |
2a | C-LD | Hipotermik kardiyak arrestteki çocukların ECLS kullanılarak yeniden ısıtılması makuldür. |
2a | C-LD | Hipotermik kardiyak arrestteki çocuklarda ECLS ile yeniden ısıtmayı başlatma kararına rehberlik etmek için prognoz skorlarının kullanılması makuldür. |
2b | C-LD | Yaşamı tehdit eden çevresel hipotermisi olan çocukların ECLS ile saatte <5 °C (9 °F/saat) hızında yeniden ısıtılması makul olabilir. |
2b | C-EO | Kardiyak arrestte olmayan çevresel hipotermili (çekirdek ısı <28 °C [82.4 °F]) çocukların ECLS kullanılarak yeniden ısıtılması makul olabilir. |
2b | C-EO | Hipotermik kardiyak arrestteki çocuklarda bir kez defibrilasyon yapmak makul olabilir; başarısız olursa çekirdek ısı ≥30 °C’ye (86 °F) ulaşana kadar ek defibrilasyon girişimlerini ertelemek makul olabilir. |
2b | C-EO | Hipotermik kardiyak arrestteki çocuklarda çekirdek ısı ≥30 °C’ye (86 °F) ulaşana kadar epinefrin uygulamasını ertelemek makul olabilir. |
2b | C-EO | Çevresel koşullar nedeniyle standart CPR mümkün değilse, hipotermik kardiyak arrestteki çocukların resüsitasyonu sırasında hızlı kurtarmayı kolaylaştırmak için gecikmiş veya aralıklı CPR yapmak makul olabilir. |
2b | C-EO | 6 saat içinde ulaşılabiliyorsa, hipotermik kardiyak arrestteki çocukların ECLS kapasitesi olan bir merkeze nakledilmesi makul olabilir. |
3: Yarar Yok | B-NR | Hipotermik kardiyak arrestteki çocuklarda sonlanımı öngörmek amacıyla end-tidal karbondioksit (ETCO2) kullanılması önerilmez. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Açık ölümcül yaralanmalar (örneğin, dekapitasyon, gövde transeksiyonu, tüm vücudun yanarak kömürleşmesi veya tamamen donmuş olma) CPR’ın başlatılmaması veya sonlandırılması için önerilen durumlardır. Bu bulguların yokluğunda, çok sayıda olgu bildirimi ve Uluslararası Hipotermi Kayıt Sistemi, erişkinlerde yeniden ısıtma öncesinde veya eş zamanlı olarak ROSC geliştiğini bildirmektedir. Çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte çocuklarda göğüs kompresyonlarına ilişkin veri bulunmamaktadır ve öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Çok merkezli prospektif gözlemsel bir çalışma ve erişkinlerde yapılan çok sayıda retrospektif gözlemsel çalışma, şiddetli çevresel hipotermiye bağlı kardiyak arrestte olan erişkinlerde konvansiyonel CPR’a kıyasla ECLS ile sağkalım avantajı ve daha iyi nörolojik sonuçlar göstermiştir. Hipotermik boğulması olan çocuklara ait bir olgu serisinde, konvansiyonel yeniden ısıtma ile sağkalım ECMO’ya göre daha iyi bulunmuştur. Ancak ECMO grubunda daha düşük pH, daha yüksek serum potasyum ve daha uzun submersiyon süresi gibi belirgin klinik farklılıklar bulunduğundan, bu olgu serisi çocuklarda ECLS kullanımına yönelik öneriyi değiştirmemektedir. ECMO, CPB’ye tercih edilir; hipotermiye bağlı kardiyak arrestte olan 464 erişkin ve çocuğu içeren bir meta-analiz, ECMO ile %41 daha yüksek sağkalım olasılığı göstermiştir.
- HOPE olasılık skoru; yaş, cinsiyet, asfiksi, CPR süresi, serum potasyum konsantrasyonu ve sıcaklığı içerir ve erişkin ve çocuklardan oluşan bir kohortta mortaliteyi ve ekstrakorporeal yeniden ısıtmanın etkisiz kullanımını öngörmede doğrulanmıştır. Erişkinlerde <0.1 HOPE eşik değeri doğrulanmış olmakla birlikte, daha düşük HOPE skorları ile sağ kalan çocuk olgular da vardır. Çocuklarda daha muhafazakâr bir alt eşik olan 0.05 ile HOPE skoru prognoz açısından yararlı olabilir. ICE sağkalım skoru; cinsiyet, asfiksi ve serum potasyum konsantrasyonunu içerir ve >12 skorunun erişkin ve çocuklardan oluşan karma bir kohortta hipotermik kardiyak arrest sonrası sağkalımı öngörmede doğrulandığı gösterilmiştir. Tek başına değerlendirilen diğer prognostik faktörler (yüksek serum potasyum, yüksek serum laktat, düşük pH, asfiksi, tanık olunmamış kardiyak arrest, erkek cinsiyet, ileri yaş, daha yüksek başlangıç vücut sıcaklığı ve daha uzun resüsitasyon süresi) erişkin ve çocuklardan oluşan karma kohortlarda daha yüksek mortalite ile ilişkilendirilmiştir. Bu prognostik faktörler HOPE veya ICE skorlarına göre daha az doğrulanmıştır. HOPE skoru, erişkin ve çocuk kohortunda sağkalımı öngörmede tek başına ≥12 mmol/L serum potasyum eşik değerinden üstündür.
- ECLS ile hipotermik çocukların optimal yeniden ısıtma hızı bilinmemektedir. Yavaş yeniden ısıtma organ perfüzyonunun geri dönüşünü geciktirebilir; hızlı yeniden ısıtma ise relatif serebral hipertermiye yol açarak nörolojik sonuçları kötüleştirebilir. Uluslararası Kazara Hipotermi Ekstrakorporeal Yaşam Desteği veri setinde birleştirilmiş 658 erişkin ve çocuğa ait olgu bildirim verilerinin analizi, optimal yeniden ısıtma eşik hızını değerlendirmiştir. Saatte 5 °C’nin (9 °F/saat) altındaki yeniden ısıtma hızları, saatte 5 °C’nin üzerindeki hızlara kıyasla nörolojik olarak sağlam sağkalım için 2.41 kat daha yüksek olasılık (%95 GA, 1.75–3.31) göstermiştir. Yeniden ısıtma hızındaki her 1 °C/saat (1.8 °F/saat) artış, nörolojik olarak sağlam sağkalımı %1.9 azaltmıştır.
- Şiddetli çevresel hipotermisi olup kardiyak arrestte olmayan çocuklarda ECLS ile yeniden ısıtmaya ilişkin çalışma bulunmamaktadır; bu nedenle öneri erişkin çalışmalarından ekstrapole edilmiştir. Retrospektif gözlemsel çalışmalar, çekirdek ısısı <28 °C (82.4 °F) olan ve kardiyak arrestte olmayan erişkinlerde ECLS ile konvansiyonel yöntemlere kıyasla başarılı ve daha hızlı yeniden ısıtma göstermiştir. Çok merkezli prospektif gözlemsel bir çalışma, hipotermik kardiyak arrestte olan erişkinlerde ECMO kullanımının sonuçları iyileştirdiğini göstermiştir; ancak kardiyak arrest olmaksızın hemodinamik instabilitesi olan ve ECMO uygulanan hastalarda olaydan bağımsız gün sayısı azalmış ve hemorajik komplikasyonlar artmış, sağkalım veya nörolojik sonuç iyileşmemiştir.
- Yeniden ısıtma öncesi defibrilasyon erişkin ve adölesanlarda başarılı olabilir. Hipotermik kalp defibrilasyona daha az yanıt verebilir ve şiddetli hipotermik çocukta defibrilasyonun ilk ne zaman denenmesi gerektiği ve kaç kez denenmesi gerektiği iyi çalışılmamıştır. VT veya VF devam ederse, aşırı defibrilasyon girişimleri miyokard hasarına yol açabilir. Büyük bir retrospektif gözlemsel çalışmada, hipotermik OHCA’lı erişkinlerde şoklanabilir başlangıç ritmi daha iyi sağkalım ile ilişkili bulunmuş, ancak prehospital defibrilasyon ve artan defibrilasyon sayısı ile ilişki gösterilmemiştir. Wilderness Medical Society kılavuzu başlangıçta bir kez defibrilasyon yapılmasını ve ek girişimlerin çekirdek ısı 30 °C’ye (86 °F) ulaşana kadar ertelenmesini önermektedir. ERC kılavuzları 30 °C’ye ulaşmadan önce en fazla 3 defibrilasyon girişimine izin vermektedir. Çocuklara özgü toplumsal kılavuz bulunmadığından öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Şiddetli hipotermik çocukta epinefrinin ilk hangi sıcaklıkta verilmesi gerektiği ve optimal doz aralığı iyi çalışılmamıştır. Hipotermik kardiyak arrestli bazı erişkin ve adölesan olgularda yeniden ısıtma öncesi epinefrine normal yanıt bildirilmiştir. Ancak hipotermik kalpler kardiyovasküler ilaçlara daha az yanıt verebilir ve metabolizmanın yavaşlaması epinefrin birikimi ve toksisite endişesi doğurmaktadır. Çocuklara özgü toplumsal kılavuz bulunmadığından öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Uzamış CPR veya tehlikeli çevresel koşullarda, sürekli ve yüksek kaliteli CPR uygulamak suboptimal veya imkânsız olabilir. Gecikmiş veya aralıklı CPR hızlı kurtarmayı veya nakli kolaylaştırabilir ve mümkün ya da güvenli olur olmaz optimal CPR uygulanmasına olanak sağlayabilir. Erişkin olgularda gecikmiş veya aralıklı CPR ile başarılı resüsitasyon bildirilmiştir, ancak çocuklarda bildirilmiş olgu yoktur. CPR kesintilerinin kabul edilebilir sıklığı ve süresi ile hangi çocukların bunu daha iyi tolere edebileceği bilinmemektedir.
- Hem noninvaziv hem invaziv tekniklerle agresif yeniden ısıtmaya olanak sağlamak için hızlı hastane nakli önemlidir. Aynı veri tabanını kullanan iki çalışma, hipotermiye bağlı kardiyak arrestli erişkinlerde düşük akım süresi ile sonuçlar arasındaki ilişki konusunda çelişkili sonuçlar bildirmiştir; ancak çocuklarda böyle çalışma yoktur. Erişkinlerde 6 saati aşan hipotermik kardiyak arrest sonrası ECLS ile resüsitasyon bildirilmiştir; bu nedenle ERC, 6 saat içinde mümkünse ECLS kapasitesi olan merkeze nakli desteklemektedir. ECLS kapasitesi olan merkezlere naklin erişkinlerde nörolojik olarak iyi sonuçları ve 1 aylık sağkalımı artırdığı gösterilmiştir. Çocuklarda veri bulunmadığından öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Dalga formu kapnografi ile ETCO2 ölçümü, endotrakeal tüpün doğru yerleşiminin doğrulanması ve entübasyon sırasında ventilasyonun izlenmesi için kullanılır. Normotermik kardiyak arrestli çocuklarda ETCO2, CPR kalitesini izlemek ve optimize etmek için sıklıkla kullanılır ve CO2’de ani artış ROSC’yi gösterebilir. Hipotermik ve normotermik kardiyak arrestli erişkinleri karşılaştıran bir gözlemsel çalışmada, hipotermik kardiyak arrestli hastalarda ETCO2 anlamlı derecede daha düşük bulunmuş ve sıcaklık ile ETCO2 arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca erişkin sağ kalanların %45’inde hastane kabulünde ETCO2 ≤10 mm Hg idi ve ETCO2 değeri sağkalımı öngörmemiştir. Çocuklarda çalışma bulunmadığından öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
15. Sol Ventrikül Destek Cihazları
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-EO | Kalıcı LVAD’si bulunan ve perfüzyonu bozulmuş yanıtsız erişkin ve çocuklarda göğüs kompresyonları uygulanmalıdır. |
2b | C-EO | Kalıcı LVAD’si bulunan ve perfüzyonu bozulmuş yanıtsız erişkin ve çocuklarda, cihaza bağlı geri döndürülebilir nedenler eş zamanlı değerlendirilirken derhal göğüs kompresyonlarına başlanması makul olabilir. |
2b | C-EO | Kalıcı LVAD’si bulunan ve perfüzyonu bozulmuş yanıtsız erişkin ve çocuklarda, perfüzyon bozukluğunu eş zamanlı değerlendirmek ve müdahale etmek amacıyla algoritmik bir yaklaşım kullanılması makul olabilir. |
Özet
LVAD’lar, zayıflamış sol ventrikülden kanı sistemik dolaşıma iletir.¹ Dayanıklı (durable) bir LVAD; sol ventrikül apeksinden gelen bir inflow kanülü, implante edilmiş elektrikli bir pompa, çıkan aortaya uzanan bir outflow kanülü, perkütan bir driveline bağlantısı ve bataryalarla çalışan harici bir kontrol ünitesinden oluşur (Şekil 3). Amerika Birleşik Devletleri’nde erişkinler ve çocuklarda şu anda implante edilen tek dayanıklı LVAD, santrifügal pompalı (örneğin HeartMate 3 LVAD [Abbott]) olup mekanik aşınmayı önlemek ve tromboz riskini azaltmak amacıyla tamamen manyetik olarak levite edilmektedir. Bununla birlikte HeartMate II (Abbott) ve HeartWare Ventricular Assist Device (Medtronic) gibi daha eski dayanıklı LVAD’larla yaşayan hastalar da bulunmaktadır. LVAD’lı erişkin ve çocuklarda göğüs kompresyonu uygulanmasıyla ilişkili potansiyel endişeler arasında cihazın yer değiştirmesi ve kapaksız bir LVAD üzerinden göğüs kompresyonları sırasında etkisiz veya retrograd kan akımı oluşması yer alır. Bu öneriler, indeks implantasyon hastaneye yatışı sonrasında kardiyak arrest gelişen dayanıklı LVAD’lı erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik eder. Peri-implantasyon döneminde kardiyak arrest yönetimi, Kardiyak Cerrahi bölümünde ayrıntılı olarak ele alınan önerilerde tartışılmaktadır.
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- LVAD’lı erişkin veya çocuklarda göğüs kompresyonu yapılması ile yapılmamasını karşılaştıran randomize kontrollü çalışma (RCT) veya yüksek kaliteli gözlemsel çalışma yoktur.
En büyük çalışma olan, kardiyak arrest geçiren 578 LVAD’lı erişkini içeren retrospektif kohortta, göğüs kompresyonu uygulanan hastalarda hastane içi mortalite, kompresyon uygulanmayanlara göre daha yüksektir ve CPR mortalitenin bağımsız bir belirleyicisidir.⁴
LVAD’lı kardiyak arrestli 58 erişkini içeren başka bir retrospektif kohort çalışmasında ise göğüs kompresyonu uygulananlarla uygulanmayanlar arasında sağkalım farkı saptanmamıştır.⁵
16 erişkini içeren bir olgu serisinde, göğüs kompresyonu alan 9 hastanın 2’si (%22.2) taburculuğa sağ kalırken, kompresyon almayan 7 hastanın 3’ü (%42.9) sağ kalmıştır.⁶
Bu retrospektif çalışmalar ciddi yanlılık riski taşımaktadır. Göğüs kompresyonu uygulanan hastalarda daha kötü sonuçlar, bu hasta grubunda CPR’ın gecikmeli başlatılması ve defibrilasyon veya epinefrin gibi diğer ileri yaşam desteği girişimlerine yanıt alınamaması nedeniyle ortaya çıkmış olabilir. Ayrıca gerçekten kardiyak arrest olmayan hastaların arrest olarak sınıflandırılması riski de yüksektir.
LVAD’lı erişkin ve çocuklarda göğüs kompresyonunun başarılı şekilde kullanıldığını bildiren çok sayıda olgu raporu vardır.⁷–¹⁴ Hiçbir çalışma, göğüs kompresyonu sonrasında LVAD yer değiştirmesi veya cihaz disfonksiyonu bildirmemiştir. Bir çalışmada 3 erişkine otopsi yapılmış ve LVAD’ın uygun pozisyonda olduğu doğrulanmıştır; bunlardan biri 2.5 saat göğüs kompresyonu almıştır.¹⁵
LVAD mekanik sol ventrikül desteği sağlasa da, cihaz arızası veya sağ ventrikül yetmezliğine bağlı kardiyak arrestte CPR geçici dolaşım desteği sağlayabilir. LVAD bulunmayan hastalarda CPR hayat kurtarır ve bu hasta grubunda CPR başlatma konusundaki tereddütler kötü sonuçlara yol açmış olabilir.
Yanıtsız ve perfüzyonu bozulmuş LVAD’lı erişkin ve çocuklarda CPR’ın derhal başlatılmasının yararı, risklerinden ağır basmaktadır. - Çok sayıda olgu serisi ve olgu raporu, LVAD’lı erişkinlerde göğüs kompresyonuna başlama konusunda gecikmeler bildirmiştir ve bu gecikmeler LVAD’sı olmayan kontrollere göre daha uzundur.⁶˒⁹˒¹⁰˒¹²
LVAD’lı ve akut perfüzyon bozukluğu olan hastalarda göğüs kompresyonu uygulanmamasının en yaygın nedeni, bu popülasyonda kompresyonların kontrendike olduğuna dair inançtır.⁵
Göğüs kompresyonundaki gecikmeler kötü sonuçlara katkıda bulunan bir faktör olarak vurgulanmıştır.⁵˒⁹
Britanya Dernekleri, LVAD’lı hastalarda cihazı yeniden başlatmaya çalışırken göğüs kompresyonunun 2 dakikaya kadar ertelenmesini önermektedir. Ancak 2024 ILCOR kapsam incelemesine göre (Şekil 4), kompresyonlarda gecikmeyi önlemek amacıyla bu girişimler paralel şekilde yürütülebilir.¹⁶ - LVAD’lı erişkin ve çocuklarda perfüzyon değerlendirmesinin zorluğu ve göğüs kompresyonunun güvenliği konusundaki belirsizlik nedeniyle, birçok çalışma ve derleme bu popülasyon için resüsitasyon algoritmaları önermiştir (Şekil 4).¹˒⁶˒⁹˒¹⁴˒¹⁷˒¹⁸
Kötü doku perfüzyonuna ilişkin belirti ve bulgular — bilinç değişikliği veya yanıtsızlık, agonal solunum veya apne, soğuk cilt ve gecikmiş kapiller dolum — ilk değerlendirmede önemlidir.
Akut perfüzyon bozukluğu gelişen LVAD’lı bir hastada temel soru cihazın çalışıp çalışmadığıdır. Bu durum, sol göğüs ve sol üst abdomen üzerinde mekanik cihaz uğultusunun oskültasyonu ile değerlendirilebilir.¹
LVAD sorun giderme; kontrol ünitesinde alarm varlığının değerlendirilmesini, driveline bağlantısında kopma veya kırık olup olmadığının kontrol edilmesini ve mümkünse yeniden bağlanmasını ve yeterli güç kaynağı bağlantısının sağlanmasını içerir.¹⁷
Doppler ile manuel manşet veya arteriyel hat kullanımı, LVAD’lı hastada kan basıncını daha güvenilir ölçebilir ve dalga formu kapnografi perfüzyon değerlendirmesine yardımcı olabilir.

16. Gebelik
Giriş
Gebelikte kardiyak arrest nadirdir, ancak oranının arttığı görülmektedir.¹˒² Olayın görece nadir olması, gebe kişilerin klinik çalışmalardan dışlanması ve etik hususlar nedeniyle, gebelikte kardiyak arresti ele alan çalışmaların çoğu gözlemseldir. Bu çalışmalara dahil edilen popülasyonlardaki değişkenlik, literatürün yorumlanmasını daha da zorlaştırmaktadır. “Obstetrik” terimi gebelik, doğum ve postpartum dönemleri kapsar; “peripartum” terimi ise geç gebelik, intrapartum ve hemen postpartum dönemleri içerir. Mevcut öneriler, gebeliğin fizyolojik değişikliklerini dikkate alacak ve obstetrik hastalara özgü altta yatan etiyolojileri ele alacak şekilde modifiye edilmiş en iyi resüsitasyon uygulamalarının sürdürülmesine odaklanmaktadır.¹˒³˒⁴ Gebelikte kardiyak arrestin geri döndürülebilir nedenleri, altta yatan patofizyoloji açısından nonobstetrik popülasyondakilere paraleldir (örneğin hipovolemi, hipoksemi, tromboz). Gebeliğe özgü bir mnemonik (Şekil 5), obstetrik hastalarda önde gelen ölüm nedenlerini (örneğin kanama, sepsis ve hipertansiyon) vurgularken, peripartum döneme özgü veya bu dönemde sık karşılaşılan tanılara (örneğin amniyotik sıvı embolisi, anestezi komplikasyonları, kardiyomiyopati ve magnezyum infüzyonları gibi ilaçlar) dikkat çeker. Gebe hasta ve yenidoğan bebek için bildirilen sağkalım oranları geniş bir aralıkta değişmektedir; bu durum kardiyak arrest nedenlerindeki farklılıkları, klinik ekibin hazırlık düzeyini, mevcut kaynakları, olayın gerçekleştiği yeri ve olay sırasındaki gebelik haftasını yansıtmaktadır.¹˒⁴˒⁵ Hem gebe hasta hem de yenidoğan için sonuçların optimize edilmesi, klinik ekibin zamanında ve etkili resüsitasyon sağlayabilmesini temin edecek ileri düzey planlamayı gerektirir.⁶ Yenidoğanların resüsitasyonuna ilişkin kılavuzlar “Bölüm 5: Neonatal Yaşam Desteği” başlığında sunulmaktadır. Gebe hastalarda resüsitasyon uygulanmasına ilişkin etik değerlendirmeler ise “Bölüm 3: Etik” başlığında tartışılmaktadır.
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-LD | Gebe bir kişide kardiyak arreste müdahale etmeye hazır bir ekibin oluşturulması önerilir. |
1 | C-LD | Resüsitasyon ekibi, gebe hastada kardiyak arrest tanısı konduğunda resüsitatif doğumu gerçekleştirebilmek için, sağlık profesyonelleri, onların uzmanlığı ve gerekli ekipman dahil olmak üzere kaynaklara erişebilmelidir. |
1 | C-LD | Gebe bir hastada kardiyak arreste yanıt verme potansiyeli olan sağlık profesyonellerine rol spesifik eğitim verilmelidir. |
Özet
Gebe bir hastada kardiyak arrestin yönetimi; gebeliğin fizyolojisini, kardiyak arrestin gebeliğe özgü nedenlerini ve ROSC sağlanamazsa resüsitatif doğum gereksinimini dikkate alacak şekilde modifikasyonlar gerektirir. Bir resüsitasyon ekibinin temel görevleri arasında; sol lateral uterin deplasmanın uygulanması, yüksek kaliteli ve mümkün olduğunca kesintisiz CPR sağlanması, zor havayolunun yönetimi ve resüsitatif doğumun gerçekleştirilmesi yer alır.³ Resüsitatif doğum ROSC sağlanmasında etkili olursa, ekipler yaşamı tehdit eden postpartum hemorajinin medikal ve cerrahi yönetiminden sorumlu olabilir. Resüsitatif doğum, resüsitasyona ihtiyaç duyan yaşayabilir bir yenidoğanın doğumuyla sonuçlanabilir; bu müdahale ideal olarak term ve preterm yenidoğan resüsitasyonunda deneyimli, ayrı bir ekip tarafından sağlanmalıdır. Bu multidisipliner girişimi koordine edebilecek kaynaklara ve personele zamanında erişim, yerel koşullara göre değişiklik gösterecektir. Bu klinik senaryonun karmaşıklığı, ekiplerin bu durum için hazırlık yapma ve eğitim alma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu öneriler, kardiyak arrest gelişen gebe hastalara müdahale etme ve tedavi etme kapasitesine sahip kurumların ekip hazırlığını yönlendirmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Ekip bileşimi yerel kaynaklara göre değişiklik gösterebilir ancak şunları içerebilir:
(1)Kardiyak arrest yönetiminde yetkin ve gebeliğe özgü modifikasyonların farkında olan bir ekip lideri;
(2)Gebe hastada entübasyon ve masif transfüzyon desteği konusunda deneyimli bir anesteziyolog veya başka bir uygulayıcı;
(3)Sezaryen uygulama ve cerrahi hemoraji yönetiminde deneyimli bir obstetrisyen veya cerrah;
(4)Belirlenmiş bir yenidoğan resüsitasyon ekibi;
(5)IV erişim, ilaç seçimi, ilaç uygulaması ve diğer temel resüsitasyon görevlerinde yetkin hemşireler, eczacılar ve diğer sağlık profesyonelleri.³
VA-ECMO için kanülasyon yapabilen sağlık profesyonelleri, bu kaynağın mevcut olduğu merkezlerde rol alabilir.
Get With The Guidelines-Resuscitation kayıt sistemi kullanılarak yapılan 561 hastane içi kardiyak arrest (IHCA) vakasının analizinde, kardiyak arrestin hastane içindeki konumu ile sağkalım arasında ilişki saptanmıştır.⁵ Yoğun bakım ünitesi veya postanestezi bakım ünitesinde gelişen kardiyak arrest, doğum salonunda gelişen kardiyak arreste kıyasla mortalite açısından 3 kat artmış düzeltilmiş olasılık oranı ile ilişkilidir (aOR 3,32; %95 GA 2,00–5,52). Bu ilişki, hastaların morbidite yüküne bağlı rezidüel karıştırıcı etkiyi yansıtabilir; ancak gebelikte kardiyak arrest için ekibin hazırlıksızlığını da yansıtabilir. - Uzun süredir kılavuzlar, kardiyak arrestten sonraki 4 dakika içinde ROSC sağlanamazsa resüsitatif doğumun (tarihsel olarak perimortem sezaryen olarak adlandırılan) başlatılmasını önermesine rağmen, çoğu vakada bu müdahale önerilen sürede uygulanmamaktadır.³˒⁷–¹¹
Gebe bir hastada kardiyak arrest yönetmesi gerekebilecek kurum ve kuruluşlar, resüsitatif doğumun hızlı ve güvenli şekilde uygulanmasına yönelik süreçlerin geliştirilmesini, eğitimini ve uygulanmasını önceliklendirebilir.⁶ Hastane içi kardiyak arrest vakalarında bu; mevcutsa bir obstetrisyen veya cerrahın çağrılmasını, resüsitatif doğum için gerekli araçların ve yenidoğan resüsitasyonu için gerekli ekipmanın hazır bulundurulmasını içerir.
Gebelikte hastane dışı kardiyak arrestin (OHCA) optimal yönetimi önemli klinik zorluklar içerir ve yüksek kaliteli resüsitasyon uygulanırken gebe hastanın güvenli şekilde prosedürü gerçekleştirebilecek bir merkeze hızla nakledilmesini gerektirir.
Fransa’dan yapılan popülasyon temelli bir çalışmada OHCA gelişen 55 gebe hasta değerlendirilmiş; 30 günlük sağkalım oranı %14,5 olarak bildirilmiştir. Kardiyak arrest ikinci trimesterde geliştiğinde yenidoğan sağkalımı %10,0, üçüncü trimesterde geliştiğinde %23,5 olarak rapor edilmiştir.¹² Bu bulgular, etkili resüsitasyon sağlandığında hem anne hem de yenidoğan için iyi sonuç olasılığını göstermektedir. - Gebe hastalarda resüsitasyona ilişkin popülasyon temelli incelemeler, iyileştirme alanlarını ortaya koymaktadır.
Hollanda’da yapılan popülasyon temelli bir sürveyans çalışmasında, gebe hastaların üçte birinden daha azına (%29; 4/14) aortokaval kompresyonu azaltmaya yönelik manevralar uygulanmıştır.¹³
Birleşik Krallık’tan bir çalışmada benzer şekilde yalnızca %44 (n=29/66) hastada aortokaval kompresyonu gidermeye yönelik manevra uygulanmıştır.¹⁴
Hollanda verileri, sağlık profesyonelleri için Managing Obstetric Emergencies and Trauma kursunun uygulanmasından önce ve sonra uygun resüsitatif doğum oranlarında artış olduğunu göstermiştir (yılda 0,36’ya karşı 1,6; P=0,01); ancak çalışmanın 15 yıllık süresi nedensel çıkarımı sınırlamaktadır.¹⁵
Simülasyon temelli çalışmalar, gebelikte kardiyak arrest konusundaki bilgi düzeyinde artış göstermekte olup, hazırlık düzeyini artırmada eğitimin temel bir adım olduğunu vurgulamaktadır.⁶˒¹⁶˒¹⁷
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | B-NR | Fundal yüksekliği umbilikus seviyesinde veya üzerinde olan ve standart resüsitasyon ile ROSC sağlanamayan kardiyak arrestteki gebe hastada resüsitatif doğum endikedir. |
1 | B-NR | Kardiyak arrest tanındığı anda resüsitatif doğum için hazırlık başlatılmalı ve doğumun 5 dakika içinde tamamlanması hedeflenmelidir. |
1 | C-LD | Hastane içi kardiyak arrest (IHCA) durumunda, gebe hasta ameliyathaneye taşınmaya çalışılmadan, arrestin gerçekleştiği yerde resüsitatif doğum gerçekleştirilmelidir. |
1 | C-LD | Fundal yüksekliği umbilikus seviyesinde veya üzerinde olan kardiyak arrestteki gebe hastada göğüs kompresyonları ile birlikte manuel sol lateral uterin deplasman uygulanmalıdır. |
1 | C-LD | Kardiyak arrestteki gebe hastanın resüsitasyonu sırasında havayolu yönetimine öncelik verilmelidir. |
2a | B-NR | Standart resüsitasyona yanıt vermeyen kardiyak arrestteki gebe veya peripartum hastalarda ekstrakorporeal kardiyopulmoner resüsitasyon (ECPR) kullanılması makuldür. |
2a | C-EO | Kardiyak arrestteki gebe hastada alt ekstremiteler yerine üst ekstremitelerden IV veya IO damar yolu açılması makuldür. |
2a | C-EO | IV magnezyum sülfat alırken kardiyak arrest gelişen gebe hastaya kalsiyum uygulanması makuldür. |
3: Fayda Yok | C-EO | Kardiyak arrestteki gebe hastada fetal monitörler çıkarılmalı ve fetal monitörizasyon yapılmamalıdır. |

Özet
Kardiyak arrest gelişen gebe hastada resüsitasyona yapılan modifikasyonlar, gebeliğin anatomik ve fizyolojik değişikliklerine dayanmaktadır.³ Büyüyen uterus, gebe kişi sırtüstü (supin) pozisyonda olduğunda pozisyona bağlı aortokaval kompresyona yol açabilir. İnferior vena kavanın kompresyonu preload, atım hacmi (stroke volume) ve kardiyak outputta azalmaya neden olur; yeterli kan akımının sağlanabilmesi için bu durumun aşılması gerekir.¹⁸ Gebede artmış oksijen tüketimi, resüsitasyonun bir parçası olarak yeterli oksijenasyon ve ventilasyonun sağlanmasının önemini vurgular. Gebelik, artmış tidal volümün yol açtığı ve metabolik kompansasyonla dengelenen bir kompanse respiratuvar alkaloz ile karakterizedir. Artmış tidal volüm ve büyüyen uterus, fonksiyonel rezidüel kapasitenin azalmasına neden olur. Fonksiyonel rezidüel kapasitedeki azalma ve artmış oksijen ihtiyacı birlikte, ileri havayolu yerleştirilmesi sırasında hipoksemi riskini artırır.³ Oksijen sunumunu artırmaya ve altta yatan nedenleri tersine çevirmeye yönelik girişimlerle ROSC sağlanamazsa, dikkat ileri doğru kan akımını artırmaya ve fetusu doğurtarak oksijen tüketimini azaltmaya yönelir. Doğumun temel amacı, aortokaval kompresyonu ortadan kaldırarak ve uterusta sekestre olan kanı sistemik dolaşıma geri döndürerek gebe hastanın resüsitasyonuna katkı sağlamaktır.¹⁹ Yenidoğan prognozunun, intrauterin hipokseminin ve sonuçlarının sınırlandırılması yoluyla iyileştirilmesi bu girişimin ikincil faydasıdır; fetal sağkalımın maternal sağkalıma veya resüsitatif doğuma bağlı olduğu unutulmamalıdır.⁸ Bu öneriler, kardiyak arrestteki gebe hastaların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Resüsitatif doğum terimi, gebe hastanın resüsitasyonundaki merkezi rolünü yansıtmak ve mümkün olduğunda gereksiz cerrahiden kaçınma çabalarını desteklemek amacıyla tarihsel “perimortem sezaryen” teriminin yerini almıştır.¹⁰ Resüsitatif doğum en sık laparotomi ve histerotomi (örneğin sezaryen doğum) ile gerçekleştirilir; ancak kardiyak arrest anında serviks tam dilate ise asistli vajinal doğum ile de gerçekleştirilebilir.
Resüsitatif doğumun uygulanması ile iyileşmiş sonuçlar arasında ilişki kurmak zordur; çünkü erken ROSC sağlanan ve bu nedenle prosedüre ihtiyaç kalmayan hastalarda seçim yanlılığı daha iyi sonuçları destekler. Vaka serileri, vaka raporlarının meta-analizi ve prospektif gözlemsel bir çalışma; kardiyak arrest ile resüsitatif doğum arasındaki sürenin kısalmasının hem gebe hasta hem de yenidoğan için artmış sağkalım olasılığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir.⁸˒¹⁴˒²⁰ - Resüsitatif doğumun, kardiyak arrest başlangıcından itibaren 4. dakikada başlatılıp 5. dakikaya kadar tamamlanması önerisi ilk olarak 1986’da ortaya atılmış ve pratiklik ile mevcut kanıtlara dayanarak önerilen zaman aralığı olarak kalmıştır.²¹ Pragmatik açıdan, 4 dakikalık süre; epinefrin uygulanmasını, şoklanabilir ritimde defibrilasyonu ve geri döndürülebilir nedenlerin ele alınmasını içeren 2 tur CPR uygulanmasına olanak tanır.
Birleşik Krallık’taki obstetrik hastanelerde kardiyak arresti değerlendiren popülasyon temelli bir çalışmada, sağ kalan gebe hastalarda kardiyak arrest ile resüsitatif doğum arasındaki sürenin, sağ kalmayanlara kıyasla daha kısa olduğu gösterilmiştir (3 dakika vs 12 dakika; P=0,001).¹⁴
94 kardiyak arrest vakasının sistematik incelemesinde, arrestten sonraki 10 dakika içinde yapılan resüsitatif doğum, gebe hastanın sağkalım olasılığını 5 kat artırmıştır.⁸ Resüsitatif doğum uygulanan 57 kişinin alt grup analizinde, neonatal sağ kalanlarda arrestten doğuma kadar geçen sürenin, sağ kalmayanlara göre daha kısa olduğu saptanmıştır (14 dakika vs 22 dakika; P=0,02).⁸
Yayınlanmış vakaların bir derlemesi, hem gebe hasta hem de yenidoğanda hasarsız sağkalım ile erken resüsitatif doğum arasında tutarlı bir ilişki göstermiştir. Belirgin bir eşik zaman noktası saptanmamıştır.⁷ - Küçük bir gözlemsel çalışmada, resüsitatif doğum için gebe hastanın kardiyak arrest yerinden taşınmasının, daha düşük ROSC oranları ile ilişkili olduğu gösterilmiştir; ancak çalışmaya OHCA vakalarının dahil edilmesi sonuçları karıştırmış olabilir.²⁰
Simülasyon temelli bir çalışmada multidisipliner ekipler, resüsitatif doğumu arrest yerinde yapma veya ameliyathaneye taşıyarak yapma şeklinde randomize edilmiştir. Arrest yerinde doğumu gerçekleştiren ekipler, ameliyathaneye taşıyanlara kıyasla 3,5 dakika daha hızlı doğum gerçekleştirmiş ve göğüs kompresyonlarında daha az kesinti olmuştur.²²
Kardiyopulmoner resüsitasyon kalitesine transportun etkisini değerlendiren bir simülasyon çalışmasında, mankeni ameliyathaneye taşıyan ekiplerde doğru göğüs kompresyon oranı daha düşük ve kesinti oranı daha yüksek bulunmuştur.²³ - Manuel sol lateral uterin deplasman (Şekil 6), resüsitasyon sırasında hastanın supin pozisyonda kalmasına izin verirken aortokaval kompresyonu azaltır. Prospektif kohort bir çalışmada, kantitatif kardiyak manyetik rezonans görüntüleme kullanılarak, gebelerin 20. ve 32. gebelik haftalarında supin pozisyonda sol lateral pozisyona kıyasla daha düşük kardiyak outputa sahip olduğu gösterilmiştir.¹⁸
Sol ventrikül diyastol sonu hacmi, sol atriyum hacmi ve atım hacmi sol lateral pozisyonda daha yüksek bulunmuş; bu durum pozisyonun preload ve kardiyak outputu artırabileceğini desteklemektedir.
8 simülasyon temelli çapraz tasarımlı çalışmayı içeren bir meta-analiz, manken supin pozisyonda iken göğüs kompresyon tekniğinin sol lateral tilt pozisyona göre daha üstün olduğunu göstermiştir.²⁴ Dahil edilen çalışmalardan biri, porcin modelde supin pozisyonda sol lateral uterin deplasman ile yapılan kompresyonlarda, yalnız supin pozisyona kıyasla daha iyi koroner perfüzyon basıncı elde edildiğini göstermiştir.²⁵ - Gebeliğin fizyolojik değişiklikleri, gebeleri apneik oksijenasyona daha az toleranslı ve hipoksemi, hiperkapni ve buna bağlı asidoza karşı daha hassas hale getirir. Yeterli oksijenasyon ve ventilasyon sağlanması, hem gebe hastanın resüsitasyonunu optimize eder hem de uteroplasental arayüzde uygun oksijen ve karbondioksit gradyanlarını koruyarak neonatal sonuçları destekler.³
Anatomik ve hormonal değişiklikler aspirasyon riskini artırır; bu nedenle endotrakeal entübasyon ideal havayolu yönetimi yöntemidir. Ancak havayolu ödemi, zor veya başarısız entübasyon oranını artırır.²⁶˒²⁷
Zor havayolu; daha küçük çaplı bir endotrakeal tüp, laringoskopide deneyimli bir ekip üyesi ve 2 başarısız entübasyon girişimi sonrası supraglottik havayolu düşünülerek yönetilmelidir.³˒²⁸ - Obstetrik hastalarda kanama ve tromboz riskine dair teorik kaygılar, peripartum hastalarda ECLS kullanımını geciktirmiştir; ancak yeni veriler kullanımını desteklemektedir.
ECLS ile yönetilen 358 obstetrik hastayı içeren bir sistematik derlemede 30 günlük sağkalım oranı %75 olarak bildirilmiştir.²⁹ Bu hastalardan 57’sine gebelik sırasında veya doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde kardiyak arrest endikasyonu ile kanülasyon yapılmış ve 30 günlük sağkalım oranı %87 olarak saptanmıştır.²⁹
Bu çalışmada hastaların yalnızca %13’ünde laparotomi veya histerektomi gerektiren ciddi kanama gelişmiş; venöz tromboembolizm oranı %3 bulunmuştur.
2020 yılında ELSO Kayıt Sisteminde yer alan 277 obstetrik hastanın analizinde, kardiyak arrest endikasyonu ile ECLS uygulanan 42 hastada sağkalım oranı %55 olarak bildirilmiştir.³⁰ Bu oran, benzer dönemde ELSO Kayıt Sisteminde ECPR uygulanan hastalardaki %29’luk sağkalım oranına göre daha yüksektir.³¹
ELSO kılavuzları, standart resüsitasyona rağmen 10–15 dakika içinde ROSC sağlanamazsa olası ECPR için mevcut kaynakların (sağlık profesyonelleri, uzmanlıkları ve gerekli ekipman dahil) çağrılmasını önermektedir.³² - Doğrudan çalışılmamış olmakla birlikte, aortokaval kompresyon alt ekstremiteden verilen resüsitasyon ilaçlarının santral dolaşıma ulaşmasını engelleyebilir. Gebe olmayan köpeklerde yapılan bir radyonüklid çalışmada, superior vena kavaya verilen ilaçların kalbe, inferior vena kavaya verilenlere kıyasla daha hızlı ulaştığı gösterilmiştir.³² Ancak gebeler hariç tutulan OHCA çalışmalarında, IO cihazın üst ekstremiteye yerleştirilmesinin alt ekstremiteye göre tutarlı biçimde daha iyi nörolojik sonuç sağladığı gösterilememiştir.³³–³⁵
- Magnezyum sülfat obstetride sık kullanılan bir ilaçtır; preeklampsi yönetiminde ve preterm doğum riski olan hastalarda bolus ve ardından sürekli infüzyon şeklinde uygulanır. İlaç hatasına bağlı yaşamı tehdit eden ve fatal hipermagnezemi hem obstetrik hem de nonobstetrik hastalarda bildirilmiştir.³⁶–³⁸
Endikasyona ve rejime göre magnezyum sülfatın advers etkilerini inceleyen bir meta-analizde, preeklampsi nedeniyle magnezyum alan hastalarda solunum depresyonu riskinin arttığı gösterilmiştir.³⁶
Obstetrik endikasyonlarla magnezyum infüzyonu alan hastalarda yapılan bir çalışmada, serum magnezyum düzeylerindeki artışın iyonize kalsiyum düzeyinde azalma ve idrarla kalsiyum atılımında artış ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.³⁹
Magnezyum toksisitesi durumunda kalsiyum uygulaması hemodinamiği iyileştirebilir; bu durum kardiyak arrestte kullanımını destekler.⁴⁰ Vaka raporlarının çoğunda hastalar kalsiyum ile birlikte çoklu eş zamanlı girişimler almıştır; bu durum raporların yorumlanmasını sınırlar. - Fetüsün dolaşım açısından gebe hastaya fizyolojik bağımlılığı ve resüsitatif doğum öncesi ROSC sağlandığında yenidoğan sağkalımının yüksek olması, gebe hastanın resüsitasyonuna öncelik verilmesinin önemini vurgular.⁸
Fetal monitörizasyon yönetimi değiştirmez; aksine ekibi oyalayarak ve gerekli olduğunda zamanında defibrilasyon ile resüsitatif doğumu geciktirerek sonuçları kötüleştirebilir.³
Kardiyak arrest tanısı konduğunda dış ve iç fetal monitörlerin çıkarılması, bu dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırır ve defibrilasyon sırasında kurtarıcı yaralanma riskini azaltır.
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
1 | C-LD |
|
1 | C-LD |
|
2a | C-LD |
|
2a | C-EO |
|
3: Yarar Yok | C-EO |
|
Özet
Amniyotik sıvı embolisi (AFE), doğum eylemi sırasında veya doğumdan kısa süre sonra ani hemodinamik ve solunumsal bozulma ile karakterize, kardiyak arreste yol açabilen klinik bir tanıdır.⁴¹ Hastalığın ayırt edici (hallmark) özelliği, dissemine intravasküler koagülasyonun (DİK) varlığı ve buna bağlı hemorajidir.⁴²˒⁴³ AFE’nin patofizyolojisindeki temel bir özellik, doku faktörü ve endotelin gibi proteinleri içeren fetal antijenlere maruziyettir.⁴¹ Bu hiperimmün yanıtı tetikleyen moleküler mekanizmanın tam olarak anlaşılması hâlâ araştırma konusudur; ancak AFE patofizyolojisinin fetal hücrelerin pulmoner vaskülatürü tıkadığı şeklindeki tarihsel bakış açısı yanlıştır.⁴⁴˒⁴⁵ AFE’nin klinik özellikleri ile kardiyak arrestin diğer sık nedenleri arasında çok büyük örtüşme olduğundan, yüksek şüphe düzeyi, zamanında tanı ve altta yatan patofizyolojiye yönelik girişimler kritik öneme sahiptir.⁴⁶ Tanıya zamanında yardımcı olmak amacıyla; artmış pulmoner vasküler direnci ve sağ ventrikül yetmezliğini değerlendiren ekokardiyografi ile hiperfibrinolizi değerlendiren viskoelastik testler önerilmiştir.⁴⁷–⁵⁰ Ulusal tanı kılavuzları, referans standart bir klinik veya patolojik tanı olmaması nedeniyle farklılık göstermektedir.⁵¹ Bu öneriler, kardiyak arrest dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden AFE’si olan gebe hastaların yönetimine rehberlik eder. Standart ALS’ye gebeliğe özgü modifikasyonlar için şemaya bakınız.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Tam kanın bileşimine eşdeğer olacak şekilde eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma ve trombosit transfüzyonu ile karakterize dengeli transfüzyon, obstetrik ve nonobstetrik hastalarda aktif kanama ve hemorajik şok yönetiminin temel taşlarından biridir.⁵²˒⁵³ Masif transfüzyon protokolü, yaşamı tehdit eden hemoraji varlığında tam kan bileşenlerinin yüksek hacimli transfüzyonunu desteklemek üzere hızlı erişimi sağlamak için kuruma özgü bir yanıttır.⁵³
DİK ile birlikte hiperfibrinolizin patofizyolojisi ve birçok ülkeden popülasyon düzeyindeki veriler, şüpheli AFE durumunda bu girişime duyulan olası ihtiyacı desteklemektedir.⁵³˒⁵⁴ Fransa’da şüpheli AFE olgularını değerlendiren popülasyon temelli bir çalışmada, medyan eritrosit transfüzyon hacmi 10 ünite (aralık 0–22 ünite) olarak bildirilmiş; ayrıca 36 kişiden 16’sının suboptimal hemoraji yönetimi aldığı belirtilmiştir.⁵⁵
Eritrositlerle birlikte koagülasyon faktörlerini de yerine koyan dengeli transfüzyon stratejisinin önemi, şüpheli AFE bağlamında hemoraji yönetimi ile ölüm arasındaki ilişkiyi değerlendiren çok uluslu iç içe (nested) olgu-kontrol çalışmasında vurgulanmaktadır.⁵¹ Birleşik Krallık Obstetrik Sürveyans Sistemi tarafından tanımlanan 216 olgunun analizinde, konsantre fibrinojen (aOR 0,44; %95 GA 0,21–0,92) ve trombosit (aOR 0,23; %95 GA 0,10–0,52) transfüzyonu ile ölüm riskinin azaldığı gösterilmiş; bu bulgular eritrositlere ek olarak koagülasyon faktörlerinin önemine işaret etmiştir. - Traneksamik asit (TXA), plazminin aktivasyonunu sınırlamak için kompetitif bağlanma yoluyla etki eder—plazmin, fizyolojik durumlarda fibrinojeni fibrine ve parçalanma ürünlerine ayırarak aşırı pıhtı oluşumunu engelleyen enzimdir. DİK’in hiperfibrinolizi, mevcut pıhtıları destabilize ederken mikrovasküler hasara yol açan fibrin parçalanma ürünleri üretir. Bu nedenle TXA’nın etki mekanizması pıhtı yıkımını ve buna bağlı mikroanjiyopatiyi önlemektir—pıhtı oluşumunu artırmak değildir.
Her biri 20.000’den fazla erişkin hastayı içeren iki RCT, hemoraji bağlamında TXA uygulanmasıyla mortalite faydası göstermiştir. CRASH-2 çalışmasında TXA alınması, venöz tromboembolizm artışı olmaksızın travma bağlamında ölüm riskini azaltmıştır.⁵⁶ WOMAN çalışması, AFE’ye özgü olmamakla birlikte postpartum hemorajisi olan obstetrik hastalarda TXA verilmesinin mortalite faydası sağladığını göstermiştir.⁵⁷ Dünya Sağlık Örgütü’nün uluslararası kılavuzları postpartum hemoraji durumunda TXA kullanımını desteklemekte olup, Society for Maternal-Fetal Medicine’in önerileri TXA’nın şüpheli AFE yönetimindeki özgün rolünü vurgulamaktadır.⁵⁸˒⁵⁹ - VA-ECMO ile ECLS, medikal yönetime refrakter şüpheli AFE’si olan peripartum kadınlarda olgu raporları ve olgu serilerinde iyileşmeye köprü (bridge to recovery) olarak kullanılmıştır.⁶⁰˒⁶¹
Fransa’daki iki yüksek hacimli ECMO merkezinden gelen retrospektif bir olgu serisi, 13 yıllık dönemde VA-ECMO’ya alınan şüpheli AFE’li 10 peripartum hastanın sonuçlarını değerlendirmiştir.⁶⁰ On hastanın yedisi kardiyak arrest geçirmiş, bunlardan ikisine ECPR sırasında kanülasyon yapılmıştır. Hastaların yedisi hastaneden taburcu olurken hayattaydı; bu olgu serisinde %70 sağkalım anlamına gelmektedir.
ELSO Kayıt Sistemi çalışması, 5 yıllık dönemde AFE bağlamında VA-ECMO uygulanan 34 hastada %62 sağkalım oranı bildirmiştir.⁶² AFE bağlamında bildirilen sonuçlar değişkendir; ECMO’nun daha yaygın kullanımından önceki tahmini sağkalım oranları %11–%44 arasında değişmektedir.⁶³ Şüpheli AFE’de ECLS alan hastalarda görece yüksek sağkalım oranı, bu nadir hastalıkta tedavinin iyileşmeye köprü olarak rolü olabileceğini düşündürmektedir. - İnhale pulmoner vazodilatörler, sistemik vazodilatasyona neden olmadan alveoler gaz değişimi alan pulmoner kapillerleri selektif olarak dilate eder ve olgu raporları doğum eylemi ve doğum sırasında pulmoner hipertansiyon yönetiminde kullanımlarını tarif etmiştir.⁶⁴–⁶⁶
İnhale nitrik oksit kullanımına ilişkin bir olgu raporu, AFE bağlamında hemodinamik bozulmanın hızlı geri dönüşünü göstermiştir.⁶⁷ Bu sınırlı veriler ve AFE’nin özgün patofizyolojisinde inhale nitrik oksit kullanımını destekleyen biyolojik plauzibilite, bu yaşamı tehdit eden hastalıkta bu tedavinin olası bir rolü olduğunu düşündürmektedir.⁵³ - Olgu raporları, peripartum AFE hastalarında hedefe yönelik tedavi olarak atropinin ondansetron ve ketorolak ile birlikte kullanımını vurgulamıştır.⁶⁸˒⁶⁹ Bu olgu raporlarında hastalar başka girişimler ve hemodinamik destek de aldığından, bu yeni rejimin bildirilen sonuca katkısı belirsizdir.
Sırasıyla ondansetron ve ketorolak ile serotonin ve tromboksan antagonizmi sınırlı hemodinamik sonuç doğurur.⁶⁸ Atropin, muhtemelen pulmoner vazodilatör etkisi veya kronotrop etkisi nedeniyle, başvuru ritminden bağımsız olarak bu yolağa dahil edilmiştir.⁷⁰
Atropin nonselektif pulmoner vazodilatasyona neden olarak ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğunu potansiyel olarak kötüleştirebilir. Artmış kalp hızı diyastolik dolum süresini kısaltır; bu durum özellikle sağ ventrikül basınç yüklenmesi bulunan durumlarda koroner ve sistemik dolaşımları etkileyebilir. Fayda gösterilememesi ve kronotropik ile inotropik destek sağlayabilen diğer vazoaktif ajanların mevcut olması bu öneriyi desteklemektedir.
17. Pulmoner Emboli
Giriş
Pulmoner emboli (PE), bir veya daha fazla pulmoner arterin oklüzyonudur ve hemodinamik instabilite veya kardiyak arrestin potansiyel olarak geri döndürülebilir bir nedenidir. Pulmoner arterlerin parsiyel veya tam oklüzyonu ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğuna ve pulmoner arter basınçlarında artışa yol açar; bu durum sağ ventrikül fonksiyonunda bozulmaya ve nihayetinde kardiyovasküler kollapsa neden olur.¹˒² PE tanısı alan hastanede yatan hastaları içeren büyük bir derlemede, hemodinamik olarak instabil hastalarda mortalite %76,6; hemodinamik olarak stabil hastalarda ise %10,8 olarak bildirilmiştir; bu veriler hastalık sürecinin ciddiyetini ortaya koymaktadır.³ PE’ye sekonder gelişen hastane dışı kardiyak arrestte (OHCA) mortalite %91’e kadar bildirilmektedir.⁴ PE’ye bağlı kardiyak arrest gelişen hastaların çoğunda PEA (%26–%75) veya asistoli (%19–%73) görülür.⁴–⁶ PE’ye bağlı kardiyak arrestte hastaların tedavisi; sistemik ve kateter yönlendirmeli fibrinoliz, cerrahi ve mekanik embolektomi ile ECMO’yu içerir. Bu tedavilerin her biri, pulmoner ve sistemik dolaşımı yeniden sağlayarak resüsitasyonu destekler. Çocuklarda PE tanısı, erişkinlere kıyasla tanısal güçlükler ve semptomatolojideki farklılıklar nedeniyle sıklıkla gecikir.⁷ Çocukların şok durumlarını artmış sistemik vasküler direnç ile kompanse edebilmesi nedeniyle hipotansiyon, çocuklarda şokun geç bir bulgusudur.⁷ Çocuk bakımına rehberlik edecek sınırlı veri vardır ve randomize kontrollü çalışma (RCT) bulunmamaktadır. Bu öneriler, doğrulanmış veya şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arrestte erişkinler ve çocuklar için standart ACLS’ye yapılan modifikasyonlardır. Kardiyak arrestte olmayan, yaşamı tehdit eden PE hastalarının tedavisi bu önerilerin kapsamı dışındadır; ancak önerilerde atıf yapılan bazı çalışmalar, hemodinamik olarak instabil PE hastaları ile kardiyak arrestteki PE hastalarını içeren örtüşen popülasyonları kapsamaktadır.COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
2a | B-NR | 1. Kardiyak arrestin tetikleyicisi olarak doğrulanmış PE olan erişkinlerde; sistemik fibrinoliz, cerrahi embolektomi ve perkütan mekanik embolektomi makul tedavi seçenekleridir. |
2a | B-NR | 2. Doğrulanmış veya şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan erişkinlerde ECLS kullanılması makuldür. |
2b | B-NR | 3. Şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan erişkinlerde sistemik fibrinoliz düşünülebilir. |
2b | C-EO | 4. Doğrulanmış veya şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan erişkinlere sistemik fibrinolitik uygulandıktan sonra CPR’ın (KPR) optimal süresi net değildir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Doğrulanmış PE’ye bağlı kardiyak arrestteki erişkinlerin tedavisi, mevcut kaynaklara bağlı olarak kurumlar arasında farklılık gösterebilir. Sistemik fibrinolitik alan kardiyak arrestli 70 hasta dâhil olmak üzere 104 erişkin hastayı içeren 1 retrospektif çok merkezli çalışmada, doğrulanmış PE’si olan hastalarda, olası (presumed) PE’si olanlara kıyasla hastaneden taburculuğa sağkalım anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (%26’ya karşı %4; P=0,01).8 Cerrahi embolektomi uygulanan ve PE’ye bağlı kardiyak arrest geçiren 153 erişkinin incelendiği bir derlemede sağkalım %56 olarak bildirilmiştir.9 CPR gerektiren hastalar dâhil, hemodinamik olarak instabil ve doğrulanmış PE’si olan erişkinleri içeren 1 retrospektif olgu serisinde, perkütan mekanik pulmoner embolektomi uygulananlarda, embolektomi yapılmayanlara kıyasla hastane içi mortalitenin daha düşük olduğu gösterilmiştir (%64,4’e karşı %76,8; P<0,001).3 Sistemik fibrinolizin yararı, kanama komplikasyonları riski ile dengelenmelidir. PE’ye bağlı hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) gelişen erişkinleri inceleyen 1 çalışmada, sistemik fibrinolitik tedavi alan hastalar ile almayanlar arasında hemorajiden ölüm riski benzer bulunmuştur (%6’ya karşı %5; P=0,73).4 Başka bir çalışmada erişkinlerin %37,9’unda kanama komplikasyonu geliştiği ve bunların %9,1’inde intrakraniyal hemoraji görüldüğü bildirilmiştir.10
- Kardiyak arrestli erişkinlerde ECLS (VA-ECMO dâhil) giderek daha yaygın olarak erişilebilir hâle gelmiştir.11 Şüpheli veya doğrulanmış PE nedeniyle kardiyak arrest geçiren 39 erişkinde ECPR uygulamasının öncesi-sonrası karşılaştırıldığı 1 retrospektif çalışmada, 19 hastaya CPR sırasında VA-ECMO kanülasyonu yapılmıştır.12 CPR sırasında VA-ECMO alan erişkinlerde, konvansiyonel CPR uygulananlara kıyasla daha yüksek YBÜ sağkalımı (%26’ya karşı %5; P<0,01) ve daha yüksek iyi nörolojik sonuçla sağkalım (%21’e karşı %0; P<0,05) bildirilmiştir.12 PE’ye bağlı kardiyak arrest geçiren 301 erişkini içeren 77 çalışmanın sistematik derlemesi ve meta-analizinde, CPR sırasında VA-ECMO uygulanan hastaların %65’inin hastaneden taburculuğa kadar sağ kaldığı gösterilmiştir.13 Doğrulanmış PE’ye bağlı hemodinamik instabilite veya kardiyak arrest nedeniyle venovenöz ECMO ya da VA-ECMO ile tedavi edilen erişkinleri inceleyen iki ayrı retrospektif derlemede, yalnızca fraksiyone edilmemiş heparin alanlarla sistemik fibrinoliz veya cerrahi ya da girişimsel trombektomi alanlar arasında sağkalım oranı açısından fark bulunmamıştır.14,15 Bir meta-analizde, VA-ECMO veya venovenöz ECMO kanülasyonu öncesinde sistemik fibrinoliz alan erişkinlerde mortalite riskinde artış olmadığı gösterilmiştir.13
- Şüpheli PE’yi tedavi etmek amacıyla sistemik fibrinolitiklerin etkinliğini araştırmak, hasta dâhilindeki farklılıklar nedeniyle zordur; bu durum sıklıkla PE dışı nedenlere bağlı kardiyak arrest geçiren birçok hastanın çalışmalara dâhil edilmesine yol açar. İncelenen çalışmalarda şüpheli PE tanımı iyi tanımlanmamıştır ve araştırma sonuçları çelişkilidir. İki randomize kontrollü çalışma (RKÇ), ayırıcı tanısı netleştirilmemiş kardiyak arresti olan erişkin ve çocuklarda (>16 yaş) sistemik fibrinolitik uygulanmasının sağkalımı artırmadığını göstermiştir.16,17 Şüpheli PE nedeniyle sistemik fibrinoliz uygulanan 58 erişkin OHCA hastasını içeren 1 retrospektif kayıt çalışmasında, sistemik fibrinolitiklerin 24 saatlik sağkalım açısından kontrol grubuna göre fayda sağlamadığı (%66’ya karşı %63; P=0,76); ancak popülasyon uygun şekilde ağırlıklandırıldıktan sonra 30 günlük mortalite açısından fayda saptandığı (P=0,005; düzeltilmiş log-rank testi) bildirilmiştir.4 Doğrulanmış veya şüpheli PE’nin kardiyak arrest nedeni olduğu erişkinleri inceleyen iki ek retrospektif çalışmada, sistemik fibrinolitiklerle ROSC veya 30 günlük sağkalım oranlarında artış gösterilememiştir.10,18
- Doğrulanmış veya şüpheli PE dâhil herhangi bir nedenle kardiyak arrest gelişen erişkinlerde sistemik fibrinoliz uygulandıktan sonra resüsitasyonun sürdürülme süresini karşılaştıran çalışma yoktur. 2019 Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) akut PE tanı ve yönetim kılavuzu, sistemik fibrinolitik uygulandıktan sonra en az 60–90 dakika CPR’a devam edilmesini önermektedir; bu öneri, 90–100 dakikalık CPR sonrasında sağ kalan erişkinlere ait olgu sunumları ve olgu serilerine dayanmaktadır.2,19,20 Çalışmalar arasında fibrinoliz sonrası CPR süresi açısından belirgin farklılık vardır. PEA arrestte erişkinlerin tedavisinde sistemik fibrinoliz kullanımını araştıran 1 randomize çalışmada, sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra en az 15 dakika CPR sürdürülmüştür.16 İkinci bir randomize çalışmada ise kardiyak arrestli erişkinlerde sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra en az 30 dakika CPR’a devam edilmiştir.17
COR | LOE | Öneriler |
|---|---|---|
2a | C-LD | 1. Kardiyak arrestin tetikleyicisi olarak doğrulanmış PE bulunan çocuklarda; sistemik fibrinoliz, cerrahi embolektomi ve perkütan mekanik embolektomi makul tedavi seçenekleridir. |
2a | C-LD | 2. Doğrulanmış veya şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan çocuklarda ECLS kullanılması makuldür. |
2b | C-EO | 3. Şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan çocuklarda sistemik fibrinoliz düşünülebilir. |
2b | C-EO | 4. Doğrulanmış veya şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arresti olan çocuklara sistemik fibrinolitik uygulandıktan sonra CPR’ın (KPR) optimal süresi net değildir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Pulmoner emboli (PE) tanısı doğrulanmış kardiyak arrestli çocukların tedavisine ilişkin öneri, pediatrik olgu serilerine ve erişkinlerden ekstrapole edilen verilere dayanmaktadır. Doğrulanmış PE tanısı olan 33 çocuğun (<19 yaş) dahil edildiği bir retrospektif incelemede; 3 çocuğa cerrahi embolektomi uygulanmış, 3’üne kateter temelli tedaviler verilmiş ve 1’ine sistemik tromboliz uygulanmıştır.7 Bu çocuklardan 4’ünde kardiyak arrest gelişmiş, 2’si sağ kalmış ancak hangi spesifik tedavileri aldıkları belirtilmemiştir.7 Genel olarak, çocuklardan 3’ü PE’ye bağlı nedenlerle hayatını kaybetmiştir.7
Doğrulanmış PE tanısı olan 170 çocuğun (≤18 yaş) dahil edildiği başka bir retrospektif incelemede, 25 (%15) hastada şok veya kardiyak arrest mevcuttu.21 Bu çocukların 22’si sistemik fibrinoliz, kateter-yönlendirmeli tedaviler veya cerrahi trombektomi almıştır.21 Bu olgu serisinde 11 (%6) çocuk PE’ye bağlı nedenlerle ölmüştür.21
Sistemik fibrinolitik alan kardiyak arrestli 70 hasta dahil olmak üzere toplam 104 erişkini kapsayan bir retrospektif çok merkezli çalışmada, doğrulanmış PE’si olan hastalarda, PE’den şüphe edilen hastalara kıyasla hastaneden taburculuğa kadar sağkalım anlamlı derecede daha yüksekti (%26’ya karşı %4; P=0,01).8 - Sistemik fibrinolizin yararı, kanama komplikasyonu riski ile dengelenmelidir; erişkin çalışmalarında bu oran çelişkili olup, PE şüphesi olan kardiyak arrest hastalarında %6 ile %37,9 arasında bildirilmiştir.4
- PE’ye bağlı kardiyak arrest gelişen çocukların ECLS (ekstrakorporeal yaşam desteği), buna VA-ECMO da dahil olmak üzere, tedavisi; kurumların mevcut kaynakları ve bireysel hasta faktörleri ile sınırlıdır. Kardiyak arrestli çocukların ECLS ile tedavisine yönelik öneri, bir pediatrik kayıt çalışmasına ve erişkinlerden ekstrapole edilen verilere dayanmaktadır.
ELSO Kayıt Sistemi’nin bir incelemesinde, primer tanı kodu olarak PE alan ve ECMO ile tedavi edilen ≤18 yaş 54 çocuk yer almıştır.22 ECMO tedavisinden önce kardiyak arrest yaşayan çocuk sayısı belirtilmemiştir; ancak dahil edilen çocukların 13’ü ECPR ile tedavi edilmiştir.22 Bu kohortta 33 (%61) çocuk hastaneden taburculuğa kadar sağ kalmıştır.22
Şüpheli veya doğrulanmış PE nedeniyle kardiyak arrest geçiren 39 erişkini kapsayan, ECPR uygulamasının öncesi ve sonrası karşılaştırmalı bir retrospektif çalışmada, 19 hastaya CPR sırasında VA-ECMO kanülasyonu uygulanmıştır.12 CPR sırasında VA-ECMO alan erişkinlerde yoğun bakım sağkalımı (%26’ya karşı %5; P<0,001) ve iyi nörolojik sonuçla sağkalım (%21’e karşı %0; P<0,05), konvansiyonel CPR alanlara göre daha yüksekti.12
PE’ye bağlı kardiyak arrest geçiren 301 erişkini içeren 77 çalışmanın sistematik derlemesi ve meta-analizinde, CPR sırasında VA-ECMO’ya alınan hastaların %65’i hastaneden taburculuğa kadar sağ kalmıştır.13 - Şüpheli PE tedavisinde sistemik fibrinolitiklerin etkinliğini araştırmak, hasta seçimindeki farklılıklar nedeniyle zordur; çünkü bu durum sıklıkla PE dışı nedenlere bağlı kardiyak arrest hastalarının da çalışmalara dahil edilmesine yol açmaktadır. İncelenen çalışmalarda şüpheli PE tanımı net değildir ve literatür çelişkilidir.
İki randomize kontrollü çalışma (RCT), farklılaşmamış kardiyak arrestli erişkin ve çocuklarda (>16 yaş) sistemik fibrinolitik uygulanmasının sağkalımı artırmadığını göstermiştir.16,17
Şüpheli PE nedeniyle sistemik fibrinoliz uygulanan 58 erişkin OHCA hastasını içeren bir retrospektif kayıt çalışmasında, sistemik fibrinolitiklerin 24 saatlik sağkalım açısından kontrol grubuna üstünlük sağlamadığı bulunmuştur (%66’ya karşı %63; P=0,76); ancak popülasyon uygun şekilde ağırlıklandırıldıktan sonra 30 günlük mortalite açısından fayda saptanmıştır (P=0,005; düzeltilmiş log-rank testi).4
Kardiyak arrest nedeni olarak doğrulanmış veya şüpheli PE’si olan erişkinlerde yapılan iki ek retrospektif araştırmada, sistemik fibrinolitiklerle ROSC veya 30 günlük sağkalım oranlarında artış gösterilememiştir.10,18
Şüpheli PE’ye bağlı kardiyak arrestli çocuklarda sistemik fibrinolitiklere ilişkin veri yoktur ve öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - PE dahil herhangi bir nedene bağlı kardiyak arrestli erişkin veya çocuklarda sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra resüsitasyonun ne kadar süreyle sürdürülmesi gerektiğine dair optimal süreyi belirleyen çalışma yoktur.
2019 Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) akut PE tanı ve yönetim kılavuzu, sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra en az 60–90 dakika CPR’ye devam edilmesini önermektedir; bu öneri 90–100 dakikalık CPR sonrasında sağ kalan erişkin olgu bildirimleri ve olgu serilerine dayanmaktadır.2,19,20
Fibrinoliz sonrası CPR’ye devam süresi açısından çalışmalar arasında belirgin farklılık vardır. Erişkinlerde PEA arresti tedavisinde sistemik fibrinoliz kullanımını araştıran bir randomize çalışmada, sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra en az 15 dakika CPR’ye devam edilmiştir.16 İkinci bir randomize çalışmada ise kardiyak arrestli erişkinlerde sistemik fibrinolitik uygulamasından sonra en az 30 dakika CPR sürdürülmüştür.17
18. Toksikoloji
18.1. Giriş
Antidot | Endikasyon | Başlangıç dozu (erişkin)* | Başlangıç dozu (pediatrik)* | İdame infüzyonu | Notlar |
|---|---|---|---|---|---|
Atropin | Organofosfatlar Karbamatlar | 1–2 mg, her 5 dk’da iki katına çıkar | 0,02 mg/kg, her 5 dk’da iki katına çıkar | Toplam yükleme dozunun saatlik %10–20’si; erişkinde saatte 2 mg’a kadar | Bronkore, bronkospazm ve bradikardi düzelene kadar titre et. |
Kalsiyum klorür | β-blokerler KKB’ler | 2000 mg 28 mEq Ca2+ 20 mL (100 mg/mL solüsyon) | 20 mg/kg 0,28 mEq Ca2+/kg 0,2 mL/kg (100 mg/mL solüsyon) | 20–40 mg·kg−1·saat−1 0,28–0,56 mEq Ca2+·kg−1·saat−1 0,2–0,4 mL·kg−1·saat−1 (100 mg/mL solüsyon) | Kan basıncına göre titre et. Serum iyonize kalsiyum konsantrasyonunu normal üst sınırın 1,5–2 katını aşacak şekilde yükseltme. Özellikle çocuklarda santral hattan uygula. |
Kalsiyum glukonat | β-blokerler KKB’ler | 6000 mg 28 mEq Ca2+ 60 mL (100 mg/mL solüsyon) | 60 mg/kg 0,28 mEq/kg Ca2+ 0,6 mL/kg (100 mg/mL solüsyon) | 60–120 mg·kg−1·saat−1 0,28–0,56 mEq Ca2+·kg−1·saat−1 0,6–1,2 mL·kg−1·saat−1 (100 mg/mL solüsyon) | Kan basıncına göre titre et. Serum iyonize kalsiyum konsantrasyonunu normal üst sınırın 1,5–2 katını aşacak şekilde yükseltme. |
Digoksin immün Fab | Digoksin | Akut aşırı doz: Alınan her 0,5 mg digoksin için 1 flakon Kronik zehirlenme: Yükleme dozu = serum digoksin konsantrasyonu (ng/mL) × ağırlık (kg) / 100 Akut aşırı doz, kritik hasta, alınan doz bilinmiyor: 10–20 flakon | Erişkinle aynı | Yok | 1 flakon 40 mg Fab içerir. Daha düşük dozlar eşit derecede etkili olabilir. |
Digoksin immün Fab | Sarı zakkum Bufo kurbağası zehri ve diğer kardiyoaktif steroidler | 1200 mg (30 flakon) | Bilinmiyor | Yok | |
Glukagon | β-blokerler KKB’ler | 2–10 mg | 0,05–0,15 mg/kg | 1–15 mg·saat−1 (erişkin) | Kusma beklenir. |
Flumazenil | Benzodiazepinler | 0,2 mg, 1 mg’a kadar titre edilir | 0,01 mg/kg | Yok | Çok sayıda kontrendikasyon. |
Hidroksokobalamin | Siyanür | 5 g | 70 mg/kg | Tekrar doz gerekebilir. | Geçici hipertansiyon. |
İnsülin | β-blokerler KKB’ler | 1 Ü/kg | Erişkinle aynı | 1–10 Ü·kg−1·saat−1 | Regüler insan insülini. Hipoglisemi, hipokalemi ve volüm yüklenmesi açısından izle. |
İntravenöz lipid emülsiyonu | Lokal anestezikler | <70 kg: 1,5 mL/kg >70 kg: 100 mL bolus (2–3 dk’da) | Erişkinle aynı | <70 kg: 0,25 mL·kg−1·dk−1 (30 dk’ya kadar) >70 kg: 200–250 mL (15–20 dk’da) | Tüm çalışmalar %20 lipid emülsiyonu kullanır. |
Metilen mavisi | KKB’ler Methemoglobinemi | 1–2 mg/kg, gerekirse her saat tekrarlanır | Erişkinle aynı | 1 mg·kg−1·saat−1 (vazodilatör şok için) | Maksimum 7 mg/kg |
Nalokson | Opioidler | 0,2–2 mg IV/IO/IM 2–4 mg intranazal Gerektikçe 2–3 dk arayla tekrarla | 0,1 mg/kg | Uyanıklık sağlayan dozun saatlik üçte ikisi | Solunum depresyonu düzelene ve koruyucu havayolu refleksleri geri gelene kadar titre et. |
Pralidoksim | Organofosfatlar | 2 g IV infüzyon (15–30 dk; bolus yapma) veya 0,6 g IM (en fazla 3 doz) | 20–50 mg/kg | 1 g·saat−1 (erişkin) 10–20 mg·kg−1·saat−1 (pediatrik) | |
Sodyum bikarbonat† | Sodyum kanal blokerleri Kokain Lokal anestezikler | 50–150 mEq | 1–3 mEq/kg | 150 mEq/L solüsyon hazırla, 1–3 mL·kg−1·saat−1 hızla infüze et | Hipernatremi, alkolemi, hipokalemi, hipokloremi açısından izle. |
Sodyum nitrit | Siyanür | 300 mg | 6 mg/kg | Yok | Hipotansiyon açısından izle. |
Sodyum tiyosülfat | Siyanür | 12,5 g | 250 mg/kg | Yok |
Kısaltmalar: β-blokerler = β-adrenerjik reseptör antagonistleri; KKB’ler = kalsiyum kanal blokerleri; Fab = “fragment antigen binding”; IM = intramüsküler; IO = intraosseöz; IV = intravenöz; Ü = ünite.
18.2. Benzodiazepinler
Giriş
Benzodiazepinler; anksiyete, uykusuzluk, nöbetler ve yoksunluk sendromlarının tedavisinde ve genel anestezi ile girişimsel sedasyonun bir bileşeni olarak yaygın şekilde kullanılan sedatif-hipnotik ilaçlardır. Benzodiazepinler, genellikle opioidler ve alkol gibi diğer santral sinir sistemi (SSS) depresanlarıyla birlikte olmak üzere, zehirlenmeye bağlı çok sayıda ölümde rol oynamaktadır.1,2 Benzodiazepin aşırı dozu, gama-aminobütirik asit-A (GABA-A) reseptöründe agonist etki yoluyla SSS depresyonuna neden olur ve koruyucu havayolu reflekslerinin kaybı sonucu solunum yetmezliğine yol açar. Bunu takiben gelişen hipoksemi ve hiperkapni, doku hücresel hasarına veya ölüme neden olur. Flumazenil, GABA-A reseptöründeki benzodiazepin bağlanma bölgesinde kompetitif bir antagonisttir ve SSS ile solunum depresyonunu tersine çevirerek entübasyon ve mekanik ventilasyon gereksinimini potansiyel olarak önleyebilir.3,4 Ancak flumazenil uygulanması, benzodiazepin toleransı olan hastalarda, benzodiazepine bağlı sempatik ton baskılanmasının ortadan kaldırılması yoluyla muhtemelen nöbetler ve aritmiler dahil olmak üzere dirençli benzodiazepin yoksunluğunu tetikleyebilir.5 Çoklu ilaç aşırı dozları yaygındır. Flumazenil, özellikle karışık aşırı dozlarda solunum depresyonunu tam olarak geri çevirmeyebilir ve bu durumlarda nöbet ve aritmi riskini artırabilir. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden benzodiazepin zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Yaşamı Tehdit Eden Benzodiazepin Zehirlenmesi Olan Erişkinler İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2a | B-NR | 1. Kombine opioid ve benzodiazepin zehirlenmesinden şüpheleniliyorsa, solunum depresyonu veya solunum arresti olan erişkinlerde naloksonu (diğer antidotlardan önce) önce uygulamak makuldür. |
2a | C-LD | 2. Flumazenil, flumazenil için kontrendikasyonu olmayan ve saf benzodiazepin zehirlenmesine bağlı solunum depresyonu veya solunum arresti gelişen seçilmiş bazı erişkinlerde etkili olabilir. |
3: Fayda Yok | C-EO | 3. Flumazenilin, erişkinlerde benzodiazepin zehirlenmesi ile ilişkili kardiyak arrestte bir rolü yoktur. |
3: Zarar | B-R | 4. Flumazenil uygulanması, nöbet veya aritmi açısından artmış riski olan erişkinlerde zarar ile ilişkilidir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- İzole benzodiazepin zehirlenmesi erişkinlerde nadiren yaşamı tehdit eden hipoventilasyon veya hemodinamik instabiliteye neden olur; ancak aşırı dozlar genellikle eşlik eden opioid, etanol veya diğer SSS depresanı zehirlenmeleriyle birlikte görülür.1,2 Flumazenil, benzodiazepin ve opioid kombinasyonu alan sağlıklı hastalarda benzodiazepine bağlı solunum depresyonunu azaltır, ancak bu yalnızca solunum fonksiyonunun kısmi bir düzelmesini sağlar. Nalokson, daha sık görülen ve benzodiazepin zehirlenmesine göre daha belirgin solunum depresyonuna yol açan opioid zehirlenmesini geri çevirir.4 Bu durum, opioid ile adulterasyon yapılmış yasa dışı maddelerin varlığı göz önüne alındığında özellikle önemlidir.2,6 (Bkz. Toksikoloji: Opioid Aşırı Dozu bölümü.)
- Flumazenil, erişkinlerde bazı düşük riskli tablolarında (örneğin, girişimsel sedasyon sırasında gelişen iyatrojenik aşırı dozlar) ve yüksek riskli durumların (örneğin, kronik benzodiazepin bağımlılığı ve diğer tehlikeli maddelerin birlikte alımı) güvenilir biçimde dışlanabildiği durumlarda güvenlidir. Alfentanil ve midazolam ile indüklenen solunum depresyonunu değerlendiren, randomize çapraz tasarımlı sağlıklı erişkin gönüllü çalışmasında, 1 mg flumazenilin plaseboya kıyasla bilinç düzeyini ve solunum depresyonunu anlamlı derecede iyileştirdiği gösterilmiştir.4
- Flumazenil, erişkinlerde kardiyak ritmi doğrudan etkilemez ve spontan dolaşımı geri getirmez.7
- Doğrulanmış veya şüpheli benzodiazepin aşırı dozu olan erişkinlerde yapılan randomize klinik çalışmaların bir meta-analizinde, standart bakıma kıyasla flumazenil ile tedavi edilen hastalarda nöbetler ve aritmiler dahil daha yüksek ciddi advers etki oranları gözlenmiştir.5 Diğer risk faktörleri olmaksızın, önceden nöbet bozukluğu olan erişkinlerde flumazenil ile tetiklenen nöbetlere ilişkin az sayıda bildirim bulunmaktadır.8 Flumazenil ile ilişkili en sık kardiyak advers olay supraventriküler taşikardi olmakla birlikte, erişkinlerde ventriküler aritmiler ve asistoli de bildirilmiştir.5,9–13 Tıbbi öykü ve eşlik eden intoksikasyonların bilinmediği, farklılaşmamış koma tablosundaki hastalarda flumazenilin riskleri muhtemelen yararından fazladır.
Yaşamı Tehdit Eden Benzodiazepin Zehirlenmesi Olan Çocuklar İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
2a | B-R | 1. Flumazenil uygulaması, flumazenil için kontrendikasyonu olmayan ve saf benzodiazepin zehirlenmesine bağlı solunum depresyonu veya solunum arresti gelişen seçilmiş bazı çocuklarda etkili olabilir. |
2a | C-EO | 2. Kombine opioid ve benzodiazepin zehirlenmesinden şüpheleniliyorsa, solunum depresyonu veya solunum arresti olan çocuklarda naloksonun (diğer antidotlardan önce) önce uygulanması makuldür. |
3: Fayda Yok | C-EO | 3. Flumazenilin, çocuklarda benzodiazepin zehirlenmesi ile ilişkili kardiyak arrestte bir rolü yoktur. |
3: Zarar | C-LD | 4. Flumazenil uygulanması, nöbet veya aritmi açısından artmış riski olan çocuklarda zarar ile ilişkilidir. |
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Flumazenil, nöbet veya aritmi tetikleme riskinin düşük olduğu çocuklarda güvenli şekilde kullanılmıştır. Girişimsel anestezinin bir parçası olarak benzodiazepin alan sağlıklı çocuklarda yapılan iki randomize kontrollü çalışmada, flumazenil verilenlerle verilmeyenler arasında kardiyorespiratuvar durum açısından fark saptanmamış ve flumazenil alanlarda nöbet bildirilmemiştir.14,15
Genel anestezi sonrası flumazenil verilen çocuklarda uyanma daha hızlı gerçekleşmiştir; ancak bilinçli sedasyon sonrası flumazenil kullanımında fark saptanmamıştır.14,15
Bilinçli sedasyon amacıyla midazolam alan çocuklarda yapılan prospektif, randomize olmayan bir çalışmada, çocukların %96’sında flumazenile tam veya kısmi yanıt görülmüş ve anlamlı advers olay bildirilmemiştir; ancak nöbet açısından risk faktörleri olan çocuklar çalışma dışı bırakılmıştır.16
İddia edilen benzodiazepin ve benzodiazepin dışı zehirlenme sonrası flumazenil verilen klinik zehirlenme tanılı 83 çocuğun retrospektif bir çalışmasında, flumazenile bağlı nöbet gözlenmemiştir; etkinlik ise bildirilmemiştir.17 - Çocuklarda kombine benzodiazepin ve opioid aşırı dozunda flumazenilin solunum depresyonu üzerindeki etkilerini araştıran spesifik çalışmalar yoktur; bu nedenle pediatrik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Flumazenil, çocuklarda kardiyak ritmi doğrudan etkilemez ve spontan dolaşımı geri getirmez.7
- Çocuklarda uzamış nöbetler sonrasında benzodiazepine bağlı solunum depresyonunu tersine çevirmek amacıyla flumazenil kullanımından sonra nöbetlerin tekrar ettiği bildirimler mevcuttur.18,19
Çoğunluğu erişkinlerden oluşan ve olası benzodiazepin aşırı dozlu hastaları içeren randomize klinik çalışmaların bir meta-analizinde, yalnızca standart bakıma kıyasla flumazenil ile nöbetler ve aritmiler dahil ciddi advers etkilerin daha yüksek oranda görüldüğü bildirilmiştir.5
Zararlar nadir olup çoğu durumda kolayca yönetilebilmiştir. Ancak geçmiş tıbbi öykü, madde kullanım öyküsü ve olası zehir(ler)in bilinmediği farklılaşmamış koma tablosundaki çocuklarda flumazenilin riskleri muhtemelen yararından fazladır.
18.3. Beta Blokerler
Yaşamı Tehdit Eden β-Bloker Zehirlenmesi Olan Erişkin ve Çocuklar İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | C-LD | 1. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda, vazopressör tedaviye dirençli hipotansiyon için yüksek doz insülin veya öglisemi tedavisi uygulanmalıdır. |
1 | C-EO | 2. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda, hipotansiyon tedavisi için vazopressörler uygulanmalıdır. |
2a | C-LD | 3. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda semptomatik bradikardi veya hipotansiyon tedavisi için glukagon bolusu uygulanması ve ardından sürekli infüzyon verilmesi makuldür. |
2a | C-LD | 4. Kardiyojenik şokta, farmakolojik girişimlere dirençli β-bloker zehirlenmesi olan erişkinlerde ECLS kullanımı makuldür. |
2a | C-EO | 5. Kardiyojenik şokta, farmakolojik girişimlere dirençli β-bloker zehirlenmesi olan çocuklarda ECLS kullanımı makuldür. |
2b | C-LD | 6. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkinlerde, atenolol, nadolol veya sotalol zehirlenmesinde hemodiyaliz kullanımı makul olabilir. |
2b | C-EO | 7. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan çocuklarda, atenolol, nadolol veya sotalol zehirlenmesinde hemodiyaliz kullanımı makul olabilir. |
2b | C-EO | 8. β-bloker zehirlenmesine bağlı dirençli şokta, erişkin ve çocuklarda intravenöz lipid emülsiyonunun (ILE) yararlılığı belirsizdir. |
2b | C-EO | 9. Yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda kalsiyum uygulanması makul olabilir. |
Özet
β-bloker zehirlenmesi olan hastalarda β-adrenerjik reseptörlerin doğrudan antagonizması; azalmış kardiyak kontraktiliteye bağlı hipotansiyon, bradikardi ve AV nodal blok ile sonuçlanır.1 β-bloker zehirlenmesi ayrıca hipoglisemi ile de ilişkilendirilmiştir.2–6 Sınırlı sayıda β-bloker; kardiyak sodyum (örneğin propranolol) veya potasyum (örneğin sotalol) kanallarının blokajı sonucu aritmilere ve alfa-1 adrenerjik antagonizma (örneğin labetalol, carvedilol) sonucu vazodilatasyona neden olur.7,8 Neyse ki, çocuklarda β-blokerlere istemsiz maruziyet yaygın olmakla birlikte, 6 yaş altındaki 208 çocuğun incelendiği bir derlemede bronkospazm, kardiyojenik şok, hipoglisemi, nöbet ve semptomatik bradikardi gibi ağır toksisite bildirilmemiştir.5 β-bloker zehirlenmesine bağlı kardiyak arrestte spesifik tedavilerin kullanımını değerlendiren herhangi bir çalışma yoktur. Bu nedenle öneriler, β-bloker kaynaklı ağır şoku olan zehirlenmiş hastalarda yapılan çalışmalardan türetilmiştir. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Yüksek doz insülin, β-bloker zehirlenmesine bağlı kardiyojenik şokta olan erişkin ve çocuklara ait olgu serilerinde inotropiyi artırmıştır.9,10
Bazı erişkin ve çocuk olgu bildirimlerinde yüksek doz insülin tedavisi vazopressör ihtiyacını azaltıcı görünmektedir. İnsülin tedavisi sonrası vazopressöre dirençli hipotansiyonun tekrarlaması da azalmış veya durmuştur; ancak bu bulgu tutarlı şekilde bildirilmemiştir.8,9,11,12
Protokolize bakım hipoglisemi riskini azaltır.13,14
Hipokalemi ve volüm yüklenmesi ek endişelerdir.10,13 - İnotrop ve vazopressörlerin başarılı kullanımı; erişkin ve çocukları kapsayan tanımlayıcı çalışmalar ile hayvan çalışmalarını içeren bir sistematik derlemede bildirilmiştir.8
Kolay erişilebilir olmaları ve hızlı etki göstermeleri nedeniyle norepinefrin ve epinefrin gibi vazopressörler, β-bloker kaynaklı hipotansiyonda neredeyse her zaman ilk tedavidir.
Vazopressin, anjiyotensin II, amrinon, milrinon, metilen mavisi ve hidroksokobalamin gibi diğer nonadrenerjik vazopressörler için öneri oluşturacak yeterli kanıt yoktur. - İntravenöz glukagon, β-bloker zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda olgu bildirimleri ve olgu serilerinde ve ayrıca esmololün toksik olmayan bir dozunun kullanıldığı bir erişkin çalışmasında kontraktiliteyi artırmış ve hemodinamiyi iyileştirmiştir.8,11,15–17
Ancak erişkin ve çocukları içeren bir retrospektif gözlemsel çalışma bu etkileri desteklememiştir.18
β-bloker zehirlenmesine bağlı hemodinamik instabilite tedavisinde kullanılan dozlar, hipoglisemi tedavisinde kullanılanlardan daha yüksektir.
Bulantı ve kusma yaygındır ve bir hayvan modelinde sürekli infüzyonla hızlı taşifilaksi gelişmiştir.8,19 - Erişkin ve pediatrik olgu bildirimleri, erişkin olgu serileri ve erişkin gözlemsel çalışmalar; maksimal destek tedavisine rağmen devam eden kardiyojenik şoku olan erişkin ve çocuklarda VA-ECMO’nun yaşam kurtarıcı olabileceğini göstermiştir.20–23
- β-bloker zehirlenmesi olan çocukların tedavisinde VA-ECMO kullanımına ilişkin pediatrik veriler sınırlıdır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
- Zehirlenmede Ekstrakorporeal Tedaviler (Extracorporeal Treatments in Poisoning) çalışma grubu, böbrek fonksiyon bozukluğu olan erişkinlerde atenolol veya sotalole bağlı kritik zehirlenmenin yönetimi için olgu bildirimleri ve mekanistik çalışmalara dayanarak hemodiyaliz için zayıf önerilerde bulunmaktadır.24
- Nadolol de diyalizle uzaklaştırılabilir kabul edilmektedir, ancak klinik veriler yetersizdir.24
β-bloker zehirlenmesi olan çocukların tedavisinde hemodiyaliz kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - β-bloker zehirlenmesi olan hastalarda intravenöz lipid emülsiyonu (ILE) tedavisi sonrası sağkalım, erişkin olgu bildirimleri ve olgu serilerinde tanımlanmıştır.25–27
Yedi aylık bir kız bebekte ILE uygulaması sonrası hemodinamik düzelme görülmemiştir.28 - Biri bupropion, diğeri diltiazem ile kombine ağır β-bloker zehirlenmesi olan iki erişkin vakada, ILE uygulamasından hemen sonra ani kardiyak arrest bildirilmiştir.29
Uluslararası medikal toksikoloji uzmanlarının oluşturduğu bir uzman görüş birliği önerisi, β-bloker zehirlenmesinde ILE’nin rutin kullanımına karşı tavsiyede bulunmaktadır.25
Pediatrik ILE kullanımına ilişkin veriler sınırlı olduğundan, çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - β-bloker aşırı dozuna bağlı kardiyak arrest sonrası intravenöz kalsiyum uygulaması ile sağkalım, erişkin olgu bildirimlerinde tanımlanmıştır.30,31
Bu vakalar eş zamanlı diğer vazoaktif ilaçların uygulanması nedeniyle karışıktır ve izole kalsiyum uygulamasına ilişkin veri yoktur.30,31
β-bloker zehirlenmesinde kalsiyum kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneriler erişkin olgu bildirimlerinden ekstrapole edilmiştir.
18.4. Kalsiyum Kanal Blokerleri
Yaşamı Tehdit Eden KKB Zehirlenmesi Olan Erişkin ve Çocuklar İçin Öneriler | ||
|---|---|---|
COR | LOE | Öneriler |
1 | B-NR | 1. Yaşamı tehdit eden KKB zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda hipotansiyon için yüksek doz insülin uygulanmalıdır. |
1 | C-LD | 2. Yaşamı tehdit eden KKB zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda hipotansiyon için vazopressörler uygulanmalıdır. |
2a | B-NR | 3. Farmakolojik girişimlere dirençli KKB zehirlenmesi olan erişkinlerde ECLS kullanımı makuldür. |
2a | C-LD | 4. Farmakolojik girişimlere dirençli KKB zehirlenmesi olan çocuklarda ECLS kullanımı makuldür. |
2a | C-EO | 5. Yaşamı tehdit eden KKB zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda kalsiyum uygulanması makuldür. |
2b | C-EO | 6. Yaşamı tehdit eden KKB zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda glukagon bolusunu takiben sürekli infüzyonun yararlılığı belirsizdir. |
2b | C-EO | 7. KKB zehirlenmesine bağlı dirençli vazodilatör şokta erişkin ve çocuklarda metilen mavisinin yararlılığı belirsizdir. |
2b | C-EO | 8. KKB zehirlenmesine bağlı dirençli şokta erişkin ve çocuklarda intravenöz lipid emülsiyonunun (ILE) yararlılığı belirsizdir. |
Özet
L-tipi kalsiyum kanalının antagonistleri (genellikle KKB’ler olarak adlandırılır) iki farmakolojik sınıfa ayrılır: dihidropiridinler (örneğin nifedipin, amlodipin) ve nondihidropiridinler (örneğin diltiazem, verapamil). Terapötik dozlarda nondihidropiridinler, atriyoventriküler düğüm dahil kardiyak doku üzerinde daha belirgin etkilere sahiptir ve negatif kronotropi ile sonuçlanır. Buna karşılık, dihidropiridinler esas olarak periferik vazodilatasyona neden olur. Amlodipin, nitrik oksit salınımı aracılığıyla belirgin vazodilatasyona yol açabilir.1 Terapötik dozlar aşıldığında bu ayrımlar sıklıkla kaybolur ve hastalar bradikardi, vazodilatasyon veya inotropi kaybına bağlı ağır şok tablosu ile başvurur. KKB’ler sıklıkla uzatılmış salınımlı formlarda (örneğin diltiazem, verapamil, nifedipin) reçete edildiğinden veya uzun yarı ömürlere sahip olduğundan (örneğin amlodipin), uzamış etkiler yaygındır. Sonuç olarak, KKB’ler zehir merkezlerine bildirilen zehirlenmeye bağlı mortalitenin önde gelen nedenlerinden biridir.2 Yaygın olarak kullanılan tedavi yaklaşımları arasında atropin, kalsiyum, vazopressörler, yüksek doz insülin tedavisi, metilen mavisi (bir nitrik oksit sentaz inhibitörü) ve intravenöz lipid emülsiyonu (ILE) tedavisi yer alır. Refrakter vakalarda VA-ECMO gibi ECLS yöntemleri kullanılmıştır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden KKB zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Yüksek doz insülin, KKB zehirlenmesine bağlı ağır kardiyojenik şoku olan erişkin ve çocuklarda inotropiyi artırır.3–6
Erişkin ve çocukları içeren büyük bir gözlemsel çalışma, yalnızca vazopressör tedavisine kıyasla daha düşük vazokonstriktif komplikasyon oranları ile olumlu sonuçlar bildirmiştir.3
Erişkin ve çocukları kapsayan bir retrospektif kohort çalışması, dihidropiridin toksisitesi olan hastaların, ek vazodilatasyon nedeniyle yüksek doz insülin ile birlikte daha fazla vazopressör desteğine ihtiyaç duyabileceğini öne sürmüştür.7
Protokolize bakım hipoglisemi riskini azaltır.3,5
Hipokalemi ve volüm yüklenmesi ek endişelerdir.3,8 - Bir zehir merkezi kayıt sistemine bildirilen ve bir olgu serisinde yer alan KKB kaynaklı şoklu birçok erişkin ve çocuk vazopressör tedavisi almıştır.2,9,10
48 erişkin ve çocuğu içeren retrospektif bir olgu serisinde, vazopressörlerin (erişkinlerde en sık norepinefrin, dakikada 100 mcg’a kadar dozlarda) birincil tedavi olarak kullanımı ile düşük iskemik komplikasyon oranları eşliğinde mükemmel sağkalım oranları bildirilmiştir.9
Bu seride üç hastada vazopressör tedavisi öncesinde kardiyak arrest gelişmiştir.
Vazopressör seçimini yönlendirecek kanıt yoktur.
Vazopressin, anjiyotensin II, amrinon, milrinon ve hidroksokobalamin gibi diğer nonadrenerjik vazopressörler için öneri oluşturacak yeterli kanıt yoktur. - KKB aşırı dozu sonrası refrakter kardiyojenik şok veya kardiyak arrest gelişen erişkin ve çocuklarda VA-ECMO kullanımı, sağkalım oranlarının %77’ye kadar bildirildiği olgu serilerinde tanımlanmıştır.11–16
KKB zehirlenmesi olan erişkinlerde ELSO Kayıt Sistemi verilerinin kullanıldığı bir çalışmada mortalite oranı %40,6 bulunmuş olup, bu oran ECMO uygulanan tüm erişkinlerdeki genel %50 mortalite oranından daha düşüktür.17
Aynı çalışmada pH <7,1 olması ve ECLS başlatılmadan önce böbrek replasman tedavisi kullanılması, artmış mortalite olasılığı ile ilişkili bulunmuştur.17 - Ağır KKB toksisitesinde yalnızca kalsiyum tedavisine ilişkin mevcut literatür sınırlıdır.
Erişkin ve çocuklarda kalp hızı, kan basıncı ve iletim bozukluklarında iyileşme bildirilmiştir.18,19
Bununla birlikte çoğu hasta ek tedavilere ihtiyaç duyar.3,15,18,20
Erişkinlerde yapılan bir olgu serisinde, iyonize kalsiyum düzeyini normalin iki katına kadar hedefleyen yüksek doz kalsiyum glukonatın daha düşük dozlara göre daha etkili göründüğü bildirilmiştir.18 - Glukagon, erişkin ve çocuklarda ağır KKB zehirlenmesinde yardımcı (adjunktif) bir tedavidir.3,9,20
- Bildirilen yanıt oranları değişkendir, kusma yaygındır ve taşifilaksi gelişebilir.19,21,22
- Bir nitrik oksit sentaz inhibitörü olan metilen mavisi, özellikle amlodipin içeren KKB aşırı dozundan sonra gelişen refrakter vazodilatör şok tedavisinde etkili bir yardımcı tedavi olarak erişkin olgu serileri ve olgu bildirimlerinde tanımlanmıştır.23
Ancak yanıtlar değişkendir ve etkiler geçici olabilir.
KKB zehirlenmesinde çocukların metilen mavisi ile tedavisine ilişkin veri bulunmamaktadır; öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - KKB zehirlenmesi olan erişkinlere ait bir olgu serisi ve erişkin ile pediatrik olgu bildirimlerini içeren sistematik bir derleme, ILE’nin yararlı göründüğü vakaları tanımlamıştır.24–26
İki erişkini içeren bir bildiride, ILE kullanımı ani kardiyak arrest ile ilişkilendirilmiştir.8
Uluslararası medikal toksikoloji uzmanlarının oluşturduğu bir uzman görüş birliği önerisi, KKB zehirlenmesinde ILE’nin rutin kullanımına karşı tavsiyede bulunmaktadır.24
Diğer tedavilere yanıt vermeyen ve kardiyak arrest veya arrest öncesi durumda olan hastalarda ILE’nin rolü belirsizdir.21,24
KKB zehirlenmesinde çocukların ILE ile tedavisine ilişkin veriler sınırlıdır ve öneriler esas olarak erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
18.5. Kokain
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Sedatifler (örneğin benzodiazepinler ve antipsikotikler), kokain kaynaklı ajitasyonu olan erişkinlerin tedavisinde başarılı olmuştur.8
Klorpromazin ile diazepamı karşılaştıran küçük hayvan pretedavi ve kurtarma çalışmalarında, her iki ilacın da kontrol grubuna kıyasla sağkalımı artırdığı gösterilmiştir.9,10
Kokain veya metamfetamin intoksikasyonuna bağlı akut ajitasyonu olan hastalarda droperidol ile lorazepamı karşılaştıran bir erişkin randomize klinik çalışmada, her iki ilaçla da yeterli sedasyon sağlanmış; ancak droperidol daha hızlı sedasyon başlangıcı sağlamış ve daha az tekrar dozu gerektirmiştir.11 - Hipertermi (çekirdek sıcaklık >40 °C [104 °F]), kokain zehirlenmesinde hızla yaşamı tehdit edici olabilir.12,13
Hipertermik kokain intoksikasyonu olan erişkinlerde soğutma yöntemlerine ilişkin yüksek kaliteli veriler bulunmamaktadır; ancak immersiyon etkili görünmektedir.14
Evaporatif veya immersif soğutma yöntemleri, soğutma battaniyeleri, soğuk uygulamalar veya endovasküler soğutma cihazlarına kıyasla erişkinlerde sıcaklığı daha hızlı düşürür.12,15–21
Buzlu suya immersiyon erişkinlerde en hızlı soğutma hızlarını sağlamış olup, dakikada 0,15 °C’den (0,27 °F/dk) daha hızlı soğutma sağlayabilir; bu hız artmış sağkalım ile ilişkilendirilmiştir (Bkz. Hipertermi bölümü).16,22 - Köpek çalışmalarında, sodyum bikarbonatın sodyum kanalında kokain ile rekabetçi bağlanma yoluyla kokain kaynaklı QRS uzamasını tersine çevirebildiği gösterilmiştir.23–25
Erişkin olgu bildirimleri ve olgu serileri, ağır kokain zehirlenmesine bağlı geniş kompleksli taşikardinin tedavisinde hipertonik sodyum bikarbonatın başarılı kullanımını tanımlamaktadır.26–30
Asistolik kardiyak arrest ve sonrasında geniş kompleksli Brugada paterni gelişen bir erişkin olguda, resüsitasyon sırasında hipertonik sodyum bikarbonatın başarılı kullanımı bildirilmiştir.28 - Lidokain uygulamasının, kokain kaynaklı miyokard enfarktüsü olan 27 erişkini içeren çok merkezli retrospektif bir gözlemsel çalışmada güvenli olduğu gösterilmiştir.31
Ventriküler aritmili kokain ilişkili kardiyak arrestte lidokain kullanımı, bir erişkin olgu ve 17 yaşındaki bir kadın hastayı içeren bir pediatrik olgu bildirimi ile desteklenmektedir.32,33 - Erişkin klinik çalışmaları, kokain kaynaklı koroner vazospazmı olan hastalarda vazodilatörlerle (örneğin fentolamin, nitratlar, verapamil) tedavi sonrası koroner kan akımı ve miyokardiyal oksijen sunumunda iyileşme göstermiştir.34–38
Bu çalışmalar kardiyak arrest veya arrest öncesi durumdaki hastaları içermemiştir.
Kokain kaynaklı refrakter iskemi gelişen erişkinler fentolamin ile başarılı şekilde tedavi edilmiştir.35,39 - VA-ECMO ve intraaortik balon pompası dahil ECLS yöntemleri, miyokard enfarktüsü sonrası kardiyojenik şok gelişen erişkinlerde kardiyak debiyi desteklemek amacıyla başarıyla kullanılmıştır.40,41
Kokain ilişkili dolaşım yetmezliği olan hastalarda kanıt bulunmamaktadır. - 2008 tarihli bir AHA bilimsel bildirisi, kokain ilişkili miyokard enfarktüsünün akut yönetimi sonrasında β-adrenerjik blokajın potansiyel yararlarını öne sürmüş olsa da, akut yaşamı tehdit eden kokain toksisitesi olan erişkinlerde β-adrenerjik blokaj kullanımını destekleyen kanıt yoktur.42
Kontrollü hayvan çalışmalarında propranolol, kokainin ölümcül etkilerini önleyememiştir.9,10,43
Kardiyak kateterizasyon sırasında kokain alan erişkinlerde propranolol koroner vazokonstriksiyonu kötüleştirmiştir.44
Aynı insan modelinde labetalol, koroner vazokonstriksiyonu geri çevirmede salinden daha etkili bulunmamıştır.45
En az bir olgu bildiriminde, kokain kaynaklı persistan hipertansiyon ve taşikardisi olan bir erişkine metoprolol uygulanması ezici substernal göğüs ağrısına yol açmış; bunu PEA ve ölüm izlemiştir.46
Akut kokain toksisitesi olan erişkinleri içeren bir olgu serisinde, esmololün etkisi tutarsız bulunmuş; bir hastada taşikardiyi tedavi edememiş ve diğerlerinde (birinde ağır olmak üzere) diyastolik kan basıncını yükseltmiştir (muhtemelen karşılanmamış alfa-adrenerjik etki).47 - Fiziksel restriksiyonlar geçici olarak gerekli olabilir; ancak etkili sedasyon olmaksızın uzun süreli kullanımları, kokain ve diğer sempatomimetiklere maruziyet sonrası ağır ajitasyonu olan erişkinlerde ölüm ile ilişkilidir.48,49
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Sedatifler (örneğin benzodiazepinler ve antipsikotikler), kokain kaynaklı ajitasyonu olan erişkinlerin tedavisinde başarılı olmuştur.8
Bir antipsikotik olan klorpromazin ile bir benzodiazepin olan diazepamı karşılaştıran küçük hayvan pretedavi ve kurtarma çalışmalarında, her iki ilacın da kontrol grubuna kıyasla sağkalımı artırdığı gösterilmiştir.9,10
Kokain veya metamfetamin intoksikasyonu olan akut ajite hastalarda droperidol ile lorazepamı karşılaştıran bir erişkin randomize klinik çalışmada, her iki ilaçla da yeterli sedasyon sağlanmış; ancak droperidol daha hızlı etki başlangıcı göstermiş ve daha az tekrar doz gerektirmiştir.11
Yaşamı tehdit eden kokain zehirlenmesinde sedatif kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Hipertermi (çekirdek sıcaklık >40 °C [104 °F]), kokain zehirlenmesinde hızla yaşamı tehdit edici olabilir.12,13
Evaporatif veya immersif soğutma yöntemleri, soğutma battaniyeleri, soğuk uygulamalar veya endovasküler soğutma cihazlarına kıyasla erişkinlerde sıcaklığı daha hızlı düşürür.12,15–21
Buzlu suya immersiyon erişkinlerde en hızlı soğutma hızlarını sağlamış olup, kritik olarak dakikada 0,15 °C’den (0,27 °F/dk) daha hızlı soğutma sağlayabilir; bu hız artmış sağkalım ile ilişkilendirilmiştir.16
Hipertermik kokain intoksikasyonu olan erişkinlerde soğutma yöntemlerine ilişkin yüksek kaliteli veri yoktur; ancak immersiyon etkili görünmektedir.14
Yaşamı tehdit eden kokain zehirlenmesinde hızlı eksternal soğutma kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir (Bkz. Hipertermi bölümü). - Köpek çalışmalarında, sodyum bikarbonatın (Tablo 4) sodyum kanalında kokain ile rekabetçi bağlanma yoluyla kokain kaynaklı QRS uzamasını tersine çevirebildiği gösterilmiştir.23–25
Erişkin olgu bildirimleri ve olgu serileri, ağır kokain zehirlenmesine bağlı geniş kompleksli taşikardinin tedavisinde hipertonik sodyum bikarbonatın başarılı kullanımını tanımlamaktadır.26–30
Asistolik kardiyak arrest ve sonrasında geniş kompleksli Brugada paterni gelişen bir erişkinde, resüsitasyon sırasında hipertonik sodyum bikarbonatın başarılı kullanımı da bildirilmiştir.28
Kokain zehirlenmesine bağlı geniş kompleksli taşikardi veya kardiyak arrestte hipertonik sodyum bikarbonat kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Lidokain uygulamasının, kokain kaynaklı miyokard enfarktüsü olan 27 erişkini içeren çok merkezli retrospektif bir gözlemsel çalışmada güvenli olduğu gösterilmiştir.31
Ventriküler aritmili kokain ilişkili kardiyak arrestte lidokain kullanımı, bir erişkin olgu ve 17 yaşındaki bir kadın hastaya ait bir pediatrik olgu bildirimi ile desteklenmektedir.32,33
Kokain zehirlenmesine bağlı geniş kompleksli taşikardi veya kardiyak arrestte lidokain kullanımına ilişkin başka pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Erişkin klinik çalışmaları, kokain kaynaklı koroner vazospazmı olan hastalarda vazodilatörlerle (örneğin fentolamin, nitratlar, verapamil) tedavi sonrası koroner kan akımı ve miyokardiyal oksijen sunumunda iyileşme göstermiştir.34,37,38
Bu çalışmalar kardiyak arrest veya arrest öncesi durumdaki hastaları içermemiştir.
Kokain kaynaklı refrakter iskemi gelişen erişkinler fentolamin ile başarılı şekilde tedavi edilmiştir.35,39
Kokain kaynaklı koroner vazospazm veya hipertansif acillerde vazodilatör kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - VA-ECMO ve intraaortik balon pompası dahil ECLS yöntemleri, miyokard enfarktüsü sonrası kardiyojenik şok gelişen erişkinlerde kardiyak debiyi desteklemek amacıyla başarıyla kullanılmıştır.40,41
Kokain ilişkili dolaşım yetmezliği olan hastalarda kanıt bulunmamaktadır.
Kokain zehirlenmesine bağlı kardiyojenik şokta ECLS kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - 2008 tarihli bir AHA bilimsel bildirisi, kokain ilişkili miyokard enfarktüsünün akut yönetimi sonrasında β-adrenerjik blokajın potansiyel yararlarını öne sürmüş olsa da, akut yaşamı tehdit eden kokain toksisitesi olan erişkinlerde β-adrenerjik blokaj kullanımını destekleyen kanıt yoktur.42
Kontrollü hayvan çalışmalarında propranolol ve labetalol, kokainin ölümcül etkilerini önleyememiştir.
Kardiyak kateterizasyon sırasında kokain alan erişkinlerde propranolol koroner vazokonstriksiyonu artırmıştır.9,10,43,44
Aynı insan modelinde labetalol, koroner vazokonstriksiyonu geri çevirmede salinden daha etkili bulunmamıştır.45
En az bir olgu bildiriminde, kokain kaynaklı persistan hipertansiyon ve taşikardisi olan bir erişkine metoprolol uygulanması ezici substernal göğüs ağrısına yol açmış; bunu PEA ve ölüm izlemiştir.
Akut kokain toksisitesi olan erişkinleri içeren bir olgu serisinde, esmololün etkisi tutarsız bulunmuş; bir hastada taşikardiyi tedavi edememiş ve diğerlerinde (birinde ağır olmak üzere) diyastolik kan basıncını artırmıştır (muhtemelen karşılanmamış alfa-adrenerjik etki).47
Kokain kaynaklı koroner vazospazm veya hipertansif acillerde β-adrenerjik blokaj kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Fiziksel restriksiyonlar geçici olarak gerekli olabilir; ancak etkili sedasyon olmaksızın uzun süreli kullanımları, kokain ve diğer sempatomimetiklere maruziyet sonrası ağır ajitasyonu olan erişkinlerde ölüm ile ilişkilidir.48,49
Yaşamı tehdit eden kokain zehirlenmesinde restriksiyon kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.
18.6. Siyanür
Giriş
Siyanür; takı temizleme ve elektrokaplama gibi çeşitli endüstriyel kaynaklar aracılığıyla ya da kayısı gibi çekirdekli meyvelerin çekirdeklerinde bulunan doğal siyanogenlerin metabolizması yoluyla karşılaşılabilir. Ev yangınları sırasında plastik ve vinil gibi azot içeren ürünlerin tam olmayan yanması sonucunda siyanür gazı açığa çıkar. Ayrıca zehirlenmelerde siyanür tuzları şeklinde ağız yoluyla alınabilir. Siyanür, mitokondride hücresel solunumu inhibe ederek kardiyovasküler kollapsa, plazma laktat düzeylerinde artışla birlikte metabolik asidoza, bilinç düzeyinde azalmaya, nöbetlere ve ölüme neden olur.1 Doğrulayıcı testler hızlı şekilde elde edilemez; bu nedenle tanı ve yönetim klinik tabloya göre belirlenir. Hidroksokobalamin (vitamin B12a), siyanürü eşmol oranında bağlayarak toksik olmayan siyanokobalamin oluşturur. Hidroksokobalamin hızlı etki başlangıcına sahiptir, kullanımı basittir ve siyanür zehirlenmesinde tek başına verildiğinde yeterlidir.2 Hidroksokobalamin uygulanması plazma ve idrarda koyu kırmızı renk değişikliğine yol açar; bu durum laboratuvar analizlerini etkileyebilir ve yanlışlıkla hemodiyaliz cihazlarında “kan kaçağı” alarmlarını tetikleyebilir.2 Alternatif olarak, sodyum nitrit ve sodyum tiyosülfat da siyanür zehirlenmesinin tedavisinde kullanılmıştır. Sodyum nitrit, hemoglobini methemoglobine okside eder; methemoglobin daha sonra siyanürü bağlayarak siyanmethemoglobin oluşturur.3,4 Sodyum tiyosülfat, siyanür metabolizması için bir substrat görevi görür ve yavaş şekilde minimal toksisiteye sahip tiyosiyanat oluşumunu sağlar.3 Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden siyanür zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Hidroksokobalamin, siyanür zehirlenmesi olan hastalarda sağkalımı artırdığı gösterilmiştir.
Ev yangınlarına bağlı siyanür zehirlenmesinden şüphelenilen 69 erişkini içeren bir prospektif gözlemsel olgu serisinde hastalar hidroksokobalamin ile tedavi edilmiştir.5 Hastaların 50’si (%72) sağ kalmıştır.
On beş hasta kardiyak arrest sırasında hidroksokobalamin almış ve bunların yalnızca 2’si (%13) sağ kalmıştır.5
Ev yangını ile ilişkili olmayan siyanür zehirlenmesi olan 13 erişkin ve 14 yaşındaki bir hastayı içeren bir olgu serisinde, 10 hasta (%71) sağ kalmış; bunların 7’si (%78) yalnızca hidroksokobalamin ile tedavi edilmiştir.6
Bu çalışmadaki 4 ölümün tamamı, hidroksokobalamin uygulandığında kardiyak arrestte olan hastalardı.6
Genel olarak, siyanür zehirlenmesine bağlı kardiyak arrestte olan erişkinlerde, hidroksokobalamin uygulanmasına rağmen mortalite yüksektir; bu durum hastalığın ciddiyetini vurgulamaktadır.
Hidroksokobalaminin advers etkileri arasında geçici hipertansiyon, ciltte renk değişikliği, döküntü, akut böbrek hasarı, kolorimetrik laboratuvar analizleriyle etkileşim ve hemodiyaliz cihazlarında yanlış “kan kaçağı” alarmı tetiklenmesi yer alır.5–9 - Sodyum nitrit ve sodyum tiyosülfat kombinasyonu, köpek modelinde tek başına sodyum nitrit veya sodyum tiyosülfattan daha fazla letaliteye karşı koruyucu bulunmuştur.10
Yaşamı tehdit eden siyanür zehirlenmesi olan erişkin vakalarda, sodyum nitrit ve sodyum tiyosülfat kombinasyonu ile sağkalım bildirilmiştir.11
Aşırı methemoglobin oluşumunu önlemek için, anemisi olan hastalarda sodyum nitrit dozlaması hassas olmalıdır; prospektüsünde dozlama özellikleri belirtilmiştir.12 - Sodyum nitrit methemoglobinemiye neden olabilir, oksijen taşıma kapasitesini azaltır ve eşlik eden karbon monoksit zehirlenmesi olan erişkinlerde hücresel hipoksiyi kötüleştirebilir.10
Sodyum tiyosülfat tek başına, köpek modelinde kontrol grubuna kıyasla letaliteye karşı koruyucu bulunmuştur.10
Çelişkili bir domuz modelinde, sodyum tiyosülfatın tek başına siyanür zehirlenmesi olan domuzlarda şoku geri çevirmediği gösterilmiştir.13
Siyanür zehirlenmesinin tedavisinde yalnızca sodyum tiyosülfat kullanımını yönlendirecek insan klinik çalışması yoktur.
Yaşamı tehdit eden siyanür zehirlenmesi olan erişkinlerde yalnızca sodyum tiyosülfat ile tedavi sonrası sağkalım bildirilmiştir.14,15 - Siyanür zehirlenmesinin tedavisinde hidroksokobalamin ile birlikte sodyum tiyosülfat kullanımından sonra erişkin vakalarda sağkalım bildirilmiştir.16,17
Hidroksokobalaminin tek başına kullanımı ile sodyum tiyosülfat ile kombinasyon halinde kullanımını karşılaştıran insan çalışması yoktur.
Bir domuz çalışmasında, hidroksokobalamin ile kombinasyon halinde sodyum tiyosülfat verilmesi ile yalnızca hidroksokobalamin verilmesi arasında ortalama arter basıncı veya sağkalım açısından fark bulunmamıştır.13
18.7. Digoksin ve Kardiyak İlişkili Glikozidler
Özet
Kardiyak glikozid zehirlenmesi; digoksin ve digitoksin gibi ilaçlardan, yüksük otu (foxglove) ve zakkum (oleander) gibi bitkilerden ya da etnofarmasötik veya halüsinojen olarak alınan bazı kurbağa (toad) toksinlerinden kaynaklanabilir. Kardiyak glikozid zehirlenmesi olan hastalarda gastrointestinal semptomlar, konfüzyon, hiperkalemi ve atriyoventriküler nodal blok, ventriküler taşikardi (VT), ventriküler fibrilasyon (VF) veya asistoli dahil kardiyak iletim bozuklukları gelişebilir. Kardiyak glikozidler yapısal olarak benzer kardiyoaktif steroidlerden oluşan bir grubu kapsasa da, verilerin çoğu digoksin zehirlenmesine aittir. Digoksine özgü immün antikor fragmanları (örneğin digoksin-Fab), digoksin ve yapısal olarak benzer kardiyak glikozidleri bağlayarak inaktive eder. Dünya genelinde farklı dozlama rejimleri önerilmektedir.1–3 Kardiyak arrest için ideal ampirik doz bilinmemektedir ve muhtemelen digoksin zehirlenmesi ile diğer kardiyak glikozid zehirlenmeleri arasında farklılık göstermektedir. Bradikardi için atropin ve elektriksel pace gibi standart ileri yaşam desteği (ALS) önlemleri, kardiyak glikozid zehirlenmesinde değişken etkinliğe sahiptir. Bu girişimlere yönelik önceki öneriler, standart ALS uygulamalarının bir parçası oldukları için çıkarılmıştır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil digoksin ve ilişkili kardiyak glikozidlere bağlı yaşamı tehdit eden zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Erişkin ve çocuklarda digoksin zehirlenmesine ilişkin bir sistematik derleme, digoksin-Fab uygulamasından sonra yaşamı tehdit eden aritmilerin düzeldiğini gösteren gözlemsel çalışmaları bildirmiştir.2
Çoğu çalışmada yanıt oranları %50 ile %90 arasında olup, olguların büyük kısmında aritmi düzelmesi 30 ila 45 dakika içinde gerçekleşmiştir.2
Digoksin veya digitoksin zehirlenmesine bağlı kardiyak arresti inceleyen randomize kontrollü çalışma (RCT) bulunmamakla birlikte, digoksin-Fab ile tedavi edilen kardiyak arrestli erişkin ve çocuklarda yapılan bir gözlemsel çalışmada yüksek sağkalım oranı (56 hastanın 30’u [%54]) bildirilmiştir.4 - Hemodinamik olarak stabil, sarı zakkum (Thevetia peruviana, diğer adıyla Cascabela thevetia) kaynaklı kardiyotoksisitesi (bradikardi veya atriyal taşiaritmiler) olan erişkin ve çocuklarda yapılan bir RCT, digoksin-Fab ile aritmide anlamlı düzelme göstermiştir; ayrıca erişkin ve çocukları içeren birçok olgu bildirimi ve olgu serisi de benzer sonuçlar bildirmiştir.5,6
Bir Cochrane derlemesi, ağır sarı zakkum toksisitesi olan erişkin veya çocuklarda herhangi bir çalışma saptamamıştır.7
In vitro çalışmalar, Bufo kurbağa toksininde bulunan kardiyak glikozidler ile digoksin-Fab arasında afinite olduğunu göstermiş; fare çalışmalarında koruyucu etki saptanmış ve yayımlanmış bazı erişkin ve çocuk olgu bildirimlerinde belirgin yanıt bildirilmiştir.8–14 - Digoksin, digitoksin, Bufo kurbağa toksini ve sarı zakkum dışındaki kardiyak glikozidlere bağlı zehirlenmelerde digoksin-Fab uygulaması sonrası sağkalım, yalnızca erişkin olgu bildirimleri ile sınırlıdır.5,15–21
Bu glikozidlerle zehirlenmelerde digoksin-Fab kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneri erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Erişkin ve çocukları içeren çok sayıda olgu bildirimi, digoksin zehirlenmesine bağlı ventriküler aritmilerin tedavisinde lidokain ve fenitoin dahil antidizritmik ilaçların kullanımını ve değişken yanıtları tanımlamaktadır.22–24
Bu ilaçların etkisini değerlendiren yüksek kaliteli kohort çalışmaları veya randomize çalışmalar bulunmamaktadır. - Digoksin zehirlenmesi nedeniyle ekstrakorporeal tedavi alan erişkin ve çocuklara ilişkin bir sistematik derleme, digoksinin geniş dağılım hacmi nedeniyle iyi uzaklaştırılamadığını göstermiştir.25
18.8. Lokal Anestezikler
Özet
Lokal anestezikler, sodyum kanallarına geri dönüşümlü olarak bağlanarak sinir iletimini bozar ve ağrı sinyallerini bloke eder. Lokal anestezik zehirlenmesi olan hastalar, lokal anestezik sistemik toksisite (LAST) olarak adlandırılan santral sinir sistemi (SSS) ve kardiyovasküler semptomların bir kombinasyonu ile başvurur. SSS toksisitesi; ajitasyon, konfüzyon, bilinç bulanıklığı (obtundasyon) ve nöbetleri içerirken; kardiyovasküler semptomlar asistoli, bradikardi, kardiyak kollaps, iletim gecikmeleri, hipertansiyon, hipotansiyon ve ventriküler aritmileri içerir.1–3 Kardiyovasküler ve SSS toksisitesi hem izole olarak hem de birlikte görülebilir.3–5 Lokal anesteziklerin toksisitesi, lipofilik yan zincirleri ile ilişkili potanslarına bağlı olarak değişir. Eşit dozlarda (örneğin mg/kg), bupivakain; kardiyak sodyum kanallarına daha yüksek afinite ve daha uzun bağlanma süresi nedeniyle lidokain ve ropivakaine kıyasla daha güçlü bir kardiyotoksindir.6,7 Ancak eşit potenste dozlarda tüm lokal anestezikler toksisiteye yol açabilir.2–4,8 Hayvan modellerinde hem hipoksi hem de asidemi, bupivakain toksisitesinin artışı ile ilişkilidir.9–11 Bu nedenle LAST’tan resüsitasyonda havayolu yönetimi ve dolaşım desteği kritik öneme sahiptir. ACLS’ye ek olarak farmakolojik girişimler (örneğin intravenöz lipid emülsiyonu [ILE], sodyum bikarbonat) ve mekanik destek (örneğin VA-ECMO) kullanılmıştır. ILE için kanıta dayalı doz önerileri bulunmamaktadır. LAST tedavisinde hayvan çalışmalarının ve insan deneyiminin büyük kısmı %20 ILE kullanmaktadır.9 Bu dozun propofol ile (10 mg/mL propofol içeren %10 ILE) yeniden oluşturulmaya çalışılması, genel anestezi indüksiyon dozunun 10–20 katına ulaşır ve ciddi SSS ve kardiyovasküler advers etkilere yol açar. Lokal anestezik zehirlenmesi methemoglobinemiye de neden olabilir; tedavi önerileri Toksikoloji: Methemoglobinemi bölümünde sunulmuştur. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden lokal anestezik zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- LAST olan hastalarda %20 ILE’nin erken uygulanması; hayvan çalışmaları, olgu bildirimleri (çocuklar ve gebeler dahil) ve kayıt çalışmaları ile desteklenmektedir.1,4,9,12–19
Standart ALS önlemleri ile hipoksi ve asideminin önlenmesiyle birlikte ILE uygulanması, bu çalışmalarda başarılı resüsitasyon ile ilişkilendirilmiştir.
Tanımlayıcı çalışmalar yayın yanlılığına açıktır; lidokain, mepivakain ve ropivakain ile ilişkili LAST’ta ILE’nin başarısız olduğu yalnızca birkaç olgu bildirimi mevcuttur.20–23
Üç RCT (n=40 gönüllü), ropivakain, levobupivakain, bupivakain ve lidokain için ILE’nin potansiyel farmakokinetik yararını göstermektedir. Bu üç çalışma, ILE ile birlikte uygulamanın ropivakainin maksimum plazma konsantrasyonunu, lidokain için konsantrasyon eğrisini ve bupivakainin bağlama duyarlı yarı ömrünü azalttığını göstermiştir.12,24,25
Bu bulgular, aynı fenomeni gösteren hayvan modelleri ile uyumludur.26,27 - İzole SSS toksisitesi durumunda, LAST hızla kardiyovasküler toksisiteye ilerleyebilir.
LAST’a bağlı nöbetler hipoksi ve asidemiyi kötüleştirerek kardiyotoksisite riskini artırabilir.11
Benzodiazepin uygulanması nöbet benzeri aktiviteyi sonlandırabilir ve erişkin ve çocuklarda terapötik rejimin bir parçası olarak yaygın şekilde bildirilmiştir.2,15,28 - Sodyum bikarbonat uygulanması, lokal anesteziklere bağlı sodyum kanal blokajını aşabilir ve asidemiyi düzeltebilir.
Sodyum bikarbonat kullanımını destekleyen kanıtlar, erişkin ve çocuklarda terapötik rejimin bir parçası olarak olgu bildirimleri ile sınırlıdır.15,28
Bununla birlikte bazı olgu bildirimlerinde, zaten kardiyak arrestte olan erişkinlerde etkinliğin sınırlı olduğu gösterilmiştir.29,30
Bupivakain ve ropivakain toksisitesinde QRS aralığının etkili şekilde kısaldığını gösteren çok sayıda domuz RCT’si mevcuttur.31,32 - Erişkin ve çocuklarda LAST ve refrakter kardiyojenik şok gelişen hastalarda kardiyopulmoner baypas (CPB) veya VA-ECMO gibi mekanik dolaşım desteğinin başarılı kullanımını tanımlayan çeşitli olgu bildirimleri mevcuttur.29,30,33–36
Ne yazık ki, VA-ECMO’nun yaygın olarak bulunmaması bu girişimlerin kullanımını sınırlandırmaktadır.
18.9. Methemoglobinemi
Özet
Edinsel methemoglobinemi, hemoglobin molekülündeki demirin ferro (Fe²⁺) formdan ferrik (Fe³⁺) forma oksitlenmesine yol açan bir oksidan stres faktörüne maruziyet sonrası gelişir. Ferrik formda hemoglobin artık oksijeni etkili biçimde bağlayamaz ve hedef organlara taşıyamaz. Methemoglobinemiye yol açabilen yaygın oksidan stres kaynakları arasında nitratlar, nitritler ve birçok farmasötik ajan (örneğin benzokain, dapson, fenazopiridin) bulunmaktadır.1–9 Methemoglobinemi olan hastalar siyanotik ve grimsi (dusky) görünebilir; nefes darlığı ve yorgunluk şikâyet edebilirler. Sıklıkla, pulse oksimetre ile ölçülen oksijen satürasyonu ile arteriyel kan gazı arasındaki değerler arasında uyumsuzluk gözlenir. Orta dereceli methemoglobinemi genellikle iyi tolere edilirken, ağır methemoglobinemi kardiyovasküler kollaps ve ölüme yol açabilir.5,6,9 Methemoglobinemi için en yaygın kabul gören tedavi metilen mavisidir; metilen mavisi, methemoglobini tekrar hemoglobine indirgemek için kofaktör olarak görev yapar.10 Tanımlanmış diğer tedavi yöntemleri arasında değişim transfüzyonu, hiperbarik oksijen tedavisi ve askorbik asit yer almaktadır. Kardiyak arrest bağlamında methemoglobineminin tedavisini inceleyen herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden methemoglobinemi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Methemoglobineminin tedavisinde metilen mavisini değerlendiren randomize bir çalışma bulunmamaktadır; ancak erişkin ve çocuklarda yapılan gözlemsel çalışmalar ve yayımlanmış olgu bildirimleri, metilen mavisinin methemoglobinemiyi etkili şekilde geri çevirdiğini tutarlı biçimde göstermektedir.1–4,7,11–13
Metilen mavisi, ABD nüfusunun yaklaşık %2’sinde bulunan glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği olan hastalarda methemoglobinemiyi düzeltmeyebilir ve hemolize yol açabilir.13–17 - Değişim transfüzyonu, erişkin ve çocuklarda methemoglobinemiyi tedavi etmek için olgu bildirimleri ve olgu serilerinde başarıyla kullanılmıştır ve metilen mavisinin etkisiz olduğu hastalarda uygun bir seçenek olabilir.18–24
- Hiperbarik oksijen tedavisi, erişkinlerde tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılmıştır.
Ancak methemoglobin düzeylerindeki düşüş birkaç saate kadar gecikebilir.25–27
Tüm sağlık kuruluşlarında hiperbarik oksijen tedavisi bulunmayabilir ve kardiyopulmoner kollaps veya kardiyak arrest durumunda uygulanması pratik olmayabilir.
Methemoglobinemi için hiperbarik oksijen tedavisinin kullanıldığı yayımlanmış pediatrik olgu bulunmamaktadır. Çocuklara yönelik öneriler erişkin olgu bildirimlerinden ekstrapole edilmiştir. - Askorbik asit (C vitamini) methemoglobineminin tedavisinde kullanılmıştır.23,28–32
Yayımlanan çoğu erişkin ve çocuk olgu bildirimi, askorbik asidin diğer tedavi yöntemleriyle birlikte veya metilen mavisinin kontrendike olduğu ya da bulunmadığı durumlarda alternatif olarak kullanıldığını göstermektedir.
Ancak askorbik asidin klinik etkisi yavaştır, genellikle birkaç saat boyunca çoklu doz gerektirir ve benzer methemoglobin düşüşünü sağlamak için daha yüksek dozlar gerekebilir.5,28–30,32–34
Bu nedenle, tek başına resüsitasyon durumlarında fayda sağlaması olası değildir. - Çift kör çapraz tasarımlı bir erişkin gönüllü çalışmasında, N-asetilsistein sodyum nitrite bağlı methemoglobinemiyi azaltmamıştır.35
N-asetilsistein kullanımına ilişkin pediatrik veri bulunmamaktadır.
18.10. Opioid Doz Aşımı
Giriş
Opioid zehirlenmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer ülkelerde epidemik düzeyde devam etmektedir.1 Opioid aşırı doz ölümlerinin çoğu istemsizdir; bu durum, madde kullanım bozukluğu olan bireyler için birincil önleme, acil tedavi ve iyileşme desteğine yönelik kanıta dayalı müdahalelerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekliliğini vurgulamaktadır. Yaşamı tehdit eden opioid aşırı dozuna müdahale, kritik bir resüsitasyon becerisidir. Bu öneriler hazırlanırken yazım grubu, opioid aşırı doz resüsitasyonu ile ilgili önceki AHA yayınlarını ve 2024 ILCOR sistematik derlemesini gözden geçirmiş ve Kasım 2024’e kadar yapılandırılmış bir literatür taraması gerçekleştirmiştir.2–9 Opioid aşırı dozu ile ilgili önceki AHA önerilerinin yazarlarına, 2025 Erişkin Temel Yaşam Desteği Yazım Grubu üyelerine ve Toksikoloji: Opioid Aşırı Dozu bölümüne katkılarından dolayı Dr. Matthew Neth’e teşekkür ederiz.2–4,6–9 Opioid aşırı dozunun tanınması ve müdahalesi konusunda halktan kurtarıcıların eğitimi ile ilgili öneriler “Bölüm 12: Resüsitasyon Eğitim Bilimi” kısmında sunulmuştur. Yenidoğanlarda opioide bağlı solunum depresyonunun tedavisi bu kılavuzların kapsamı dışındadır.Özet
Opioid aşırı dozu, santral sinir sistemi (SSS) ve solunum depresyonuna neden olur; bu tablo ilerleyerek solunum arrestine ve nihayetinde kardiyak arreste dönüşebilir.4 Opioid kaynaklı ölümlerin çoğunda, solunum depresyonuna katkıda bulunan ek maddeler de bulunmaktadır.10–15 Opioid aşırı dozunu, kardiyak ve solunum arrestinin diğer nedenlerinden ayırmak, doğru bir öykü olmadan zor olabilir; çoğu zaman bu öykü mevcut değildir.16 Tedavinin temelini; erken tanı, acil yanıt sisteminin aktive edilmesi, soluk verilmesi veya ventilasyon sağlanması ve solunum arrestindeki erişkin ve çocuklara opioid antagonistlerinin uygulanması oluşturur. Opioid antagonistleri, opioid aşırı dozuna bağlı solunum depresyonu veya solunum arresti olan erişkin ve çocuklarda spontan solunumu ve koruyucu havayolu reflekslerini geri kazandırabilir. Opioid aşırı dozuna bağlı kardiyak arrest gelişen erişkinlerde nalokson uygulamasına ilişkin gözlemsel çalışmaların sonuçları ise çelişkilidir.5 Amerika Birleşik Devletleri’nde geri döndürme amacıyla şu anda iki opioid antagonisti mevcuttur: nalokson ve nalmefen.17 Her ikisi de mu-opioid reseptörünün yüksek potent antagonistleridir. Nalokson, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da reçeteli veya reçetesiz olarak satın alınabilmektedir.18,19 İntranazal nalmefen yalnızca reçete ile temin edilebilmektedir.20 Bugüne kadar yayımlanan klinik veriler nalokson için nalmefene kıyasla daha kapsamlıdır. Bu öneriler, solunum depresyonu, solunum arresti ve kardiyak arrest dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden opioid zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Opioid aşırı dozunun başlangıç yönetimi, “Bölüm 6: Pediatrik BLS” ve “Bölüm 7: Erişkin BLS”te tanımlandığı üzere, öncelikle havayolu ve solunum desteğine odaklanmalıdır.
Solunum depresyonu ve solunum arresti, havayolunun açılması ve soluk verilmesi veya ventilasyon sağlanması ile tedavi edilebilir; bu yaklaşım kardiyak arreste ilerlemeyi önlemek için yeterli olabilir.
Bilinen veya şüpheli kardiyak arrestte olan her erişkin veya çocukta CPR endikedir. Bu; eğitimli kurtarıcıların nabız hissedemediği durumları ve halktan kurtarıcıların nabız kontrolü yapmadığı durumları da kapsar. - Opioid antagonistlerinin solunum arrestini geri döndürmesi birkaç dakika sürebilir ve özellikle intranazal veya intramüsküler (IM) uygulandığında tekrarlayan dozlar gerektirebilir.21–23
Opioid dışı sedatifler sıklıkla solunum depresyonuna katkıda bulunur ve genellikle opioid antagonistleri ile geri döndürülmez. - CPR uygulanmayan kardiyak arrestteki erişkin veya çocuklarda opioid antagonistlerinin fayda sağlaması son derece olası değildir ve ventriküler fibrilasyonu (VF) geri döndürmezler.
Bu nedenlerle, standart BLS veya ALS resüsitasyonu derhal başlatılmalı ve erişkin veya çocuk uyanıp normal soluyana kadar sürdürülmelidir.
Opioid antagonisti uygulanmadan önce kompresyon-ventilasyon CPR başlatılması, nalokson veya nalmefenin prospektüs bilgileri ile farklılık göstermektedir.19,20
Önce standart resüsitasyonun başlatılması ve normal solunum sağlanana kadar sürdürülmesi gerekçesi, bu bölümde ve önceki AHA yayınlarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.3 - Opioid antagonistleri, erişkin ve çocuklarda opioid aşırı dozuna bağlı koruyucu havayolu reflekslerini geri kazandırır ve solunum arrestini tersine çevirir.
Otuzdan fazla gözlemsel çalışma, opioid antagonisti uygulandığında erişkin ve çocuklarda bilinç geri dönüşü ve solunum depresyonunun düzelmesini bildirmiştir.22–56
Hiçbir çalışma opioid antagonistlerini, yalnızca standart resüsitasyon veya ventilatuvar destek ile karşılaştırmamıştır.
Majör komplikasyonlar nadirdir ve dozla ilişkilidir. - Kardiyak arrestte erişkin veya çocuklarda opioid antagonistlerinin rolünü değerlendiren klinik çalışma bulunmamaktadır.
Hayvan çalışmaları ve tanımlanmamış kardiyak arrest ya da şüpheli opioid aşırı dozuna bağlı kardiyak arrestte nalokson uygulamasını inceleyen erişkin gözlemsel çalışmaların sonuçları çelişkilidir ve endikasyon yanlılığına oldukça açıktır.57–64
Bu nedenle, kardiyak arrestte erişkinlerde opioid antagonisti kullanımına ilişkin kanıtın genel güvenilirliği çok düşüktür.5
Bununla birlikte, kardiyak arrestte nalokson uygulamasının zarar verdiğini açıkça gösteren bir insan çalışması bulunmamaktadır. - Pediatrik veriler sınırlıdır ve çocuklara yönelik öneriler erişkin çalışmalarından ekstrapole edilmiştir.
Kardiyak arrestin altta yatan nedeni olarak opioid aşırı dozunu saptamak kurtarıcı için her zaman açık olmayabilir. Ayrıca resüsitasyon acilleri, görev yoğunluğu yüksek durumlardır.
Yüksek kaliteli kompresyon-ventilasyon CPR gibi kanıtlanmış faydası olan müdahalelere öncelik verilmesi önemlidir. Opioid antagonistlerinin kardiyak arrestte erişkin ve çocuklarda kanıtlanmış faydası yoktur ve kardiyak output yokluğunda etkili olmaları olası değildir.5


Özet
Opioid aşırı dozu nedeniyle opioid antagonisti tedavisine yanıt veren kişilerde, opioidin etki süresi antagonistin etki süresinden uzun ise, tekrarlayan solunum depresyonu gelişebilir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Opioid antagonistine yanıt veren solunum depresyonu veya solunum arresti olan erişkin ve çocuklarda, santral sinir sistemi (SSS) ve solunum depresyonu tekrar ortaya çıkabilir. Bir çalışmada, titre edilerek düşük doz intravenöz (IV) nalokson verilen hastaların %72’sinde tekrarlayan solunum depresyonu görülmüştür.65 İdeal gözlem süresi bilinmemektedir ve muhtemelen aşağıdaki faktörlere göre değişir: •Alınan maddenin türü (çoğu zaman bilinmeyebilir), •Uygulanan opioid antagonistinin dozu ve uygulama yolu, •Hastanın nalokson mu yoksa nalmefen mi aldığı. Fentanil, morfin veya eroin aşırı dozunda erişkinler için kısa gözlem süreleri yeterli olabilir; ancak uzun etkili veya uzatılmış salınımlı bir opioide bağlı yaşamı tehdit eden aşırı doz geçiren bir erişkinin güvenli taburculuğu için daha uzun bir gözlem süresi gerekebilir.26,49,53,66–74 Tekrarlayan solunum depresyonunun tedavi seçenekleri arasında opioid antagonistinin tekrarlayan dozları veya IV nalokson infüzyonu yer alır.49,67,69,74,75 Opioid antagonisti ile tedavi edilen bir çocuk için minimum güvenli gözlem süresini veya çocuklarda tekrarlayan solunum depresyonunda opioid antagonistlerinin etkinliğini belirleyen herhangi bir çalışma saptanmamıştır; bu nedenle çocuklara yönelik öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir.18.11. Organofosfat ve Karbamat İntoksikasyonları
Özet
Pestisitlerde, sinir gazlarında ve bazı ilaçlarda bulunan organofosfatlar ve karbamatlar, asetilkolinesterazı inhibe eder ve bunun sonucunda muskarinik ve nikotinik toksisite gelişir. Bu ajanlar parasempatik aşırılık (bradikardi, bronkore, bronkospazm, diyaforez, diyare, hipersalivasyon, lakrimasyon, miyozis, idrar yapma, kusma), nikotinik aşırılık (midriyazis, taşikardi, kas fasikülasyonları ve ilerleyerek depolarizan nöromüsküler blok ve paralizi) ve santral sinir sistemi etkileri (bilinç değişikliği, santral apne, nöbetler) oluşturur. Erken ve etkili tedavi, solunum ve kardiyak arreste ilerlemeyi önleyebilir. Tedavi; dekontaminasyon, atropin, benzodiazepinler ve oksimleri içerir.1 Atropin, parasempatik aşırı uyarımı bloke ederek bronkore, bradikardi, bronkospazm ve santral etkileri azaltır. Atropin, nöromüsküler kavşakta veya nikotinik gangliyonlarda asetilkolin fazlalığını bloke etmez; bu nedenle paraliziyi geri döndürmez. Erken dönemde uygulandığında oksimler asetilkolinesteraz enzimini yeniden aktive eder ve nikotinik etkileri tersine çevirerek solunum ve iskelet kas gücünde yavaş iyileşme sağlar; ancak bu etki organofosfata özgü olabilir.2–5 Organofosfat zehirlenmesinde hemoperfüzyon veya adsorpsiyon değerlendirilmiştir ancak Kuzey Amerika’da mevcut değildir.6 Kolinesteraz zehirlenmesinin tedavisine ilişkin kanıtlar esas olarak organofosfat zehirlenmesi olan erişkin ve çocukları içermektedir. Yaşamı tehdit eden karbamat zehirlenmesinin tedavi temeli, karbamat zehirlenmesine ilişkin sınırlı kanıtlardan ve dolaylı olarak organofosfat zehirlenmesine ilişkin kanıtlardan ekstrapole edilmiştir. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden organofosfat veya karbamat zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Kardiyak arrest, bradikardi, hipotansiyon, bronkore veya bronkospazm dahil yaşamı tehdit eden organofosfat veya karbamat zehirlenmesi olan erişkin ve çocuklarda erken atropin uygulaması bir klinik çalışmada sağkalımı artırmıştır.7
Bu endikasyonda gereken atropin dozları, tipik bradikardi tedavisinde kullanılan dozlardan genellikle çok daha yüksektir.
Başlangıç dozu, tam atropinizasyon sağlanana kadar her 5 dakikada iki katına çıkarılır (oskültasyonda akciğerlerin temiz olması; kalp hızı >80/dk; sistolik kan basıncı >80 mmHg).
Atropinizasyonun sürdürülmesi, atropin infüzyonu ile sağlanabilir.7 - Çoğunluğu erişkin olan gözlemsel veriler, organofosfat veya karbamat zehirlenmesinin erken döneminde entübe edilen hastaların, geç entübe edilenlere göre daha kısa entübasyon süresine sahip olduğunu göstermektedir.8,9
- Bunun aspirasyon pnömonisinin önlenmesinden mi, solunum yetmezliğinin patofizyolojisindeki farklılıklardan mı yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığı bilinmemektedir.
Havayolu yönetimine ilişkin pediatrik veriler sınırlıdır; bu nedenle çocuklara yönelik öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Diazepam (ilk seçenek) veya midazolam gibi benzodiazepinler, erişkin ve çocuklarda organofosfat veya karbamata bağlı nöbet ve ajitasyon tedavisinde etkilidir ve hayvan modellerinde organofosfata bağlı status epileptikusun yönetiminde ve nöronal hasarın azaltılmasında etkinlik göstermiştir.10,11
- Uygun kişisel koruyucu ekipman (PPE) kullanmayan sağlık çalışanlarında, yalnızca solunum veya dermal maruziyeti olan organofosfat zehirlenmeli hastalarla yakın temas sonrası organofosfat maruziyetine uygun semptomlar gelişmiştir.12–15
Sağlık çalışanları için uygun PPE, maruziyetin koşullarına ve söz konusu organofosfatın potansına bağlıdır. - Kontamine giysilerin çıkarılması ve koruyucu bariyer kullanan kişiler tarafından sabun ve bol su ile yapılan yoğun yıkama yoluyla dermal dekontaminasyon, daha fazla emilimi önler ve bakıcıların ve bakım ortamının kontaminasyonunu engeller.1
- Çoğunluğu erişkin olan organofosfat zehirlenmeli hastalarda oksim ile plaseboyu karşılaştıran üç RCT’nin meta-analizinde mortalite açısından fayda saptanmamıştır. Bu üç çalışma heterojendir, daha düşük pralidoksim dozları kullanmıştır ve yanlılık riski taşımaktadır.16
Orta-şiddetli organofosfat zehirlenmesi olan çoğunluğu erişkin hastalarda yapılan iki yüksek doz–düşük doz pralidoksim RCT’si, yüksek doz grubunda daha yüksek sağkalım, daha düşük pnömoni oranı ve daha düşük ortalama atropin dozu göstermiştir.17
Bu bulgular, kemirgen modelinde pralidoksimin atropin ile birlikte veya tek başına letaliteye karşı koruyucu etkisi ile uyumludur.18 - Oksimler evrensel olarak etkili değildir; etkinlikleri bazı organofosfatlarda hızlı “aging” (örneğin tabun), kan-beyin bariyerini geçememe, organofosfatlar arasındaki yapısal farklılıklar ve zehir varlığında yeniden aktive edilen asetilkolinesterazın hızlı yeniden inhibisyonu ile sınırlı olabilir.4,5
Mevcut veriler karbamat zehirlenmesinde oksim kullanımı lehine veya aleyhine öneri yapmak için yeterli değildir; ancak zehir sınıfı bilinmeyen kolinesteraz zehirlenmelerinde oksimler verilmekten kaçınılmamalıdır.
Organofosfat zehirlenmesinde pralidoksim RCT’lerine sınırlı sayıda çocuk dahil edilmiştir; bu nedenle çocuklara yönelik öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Süksinilkolin ve mivakurium gibi butirilkolinesteraz (psödokolinesteraz) tarafından metabolize edilen ilaçlarla oluşan nöromüsküler blok, organofosfat veya karbamat zehirlenmesi bağlamında erişkin ve pediatrik olgularda birkaç saat uzayabilir.19–21
Diğer aminosteroid (örneğin rokuronyum, vekuronyum) ve benzilizokinolinyum (örneğin atrakuryum, sisatrakuryum) nöromüsküler blokörler esas olarak kolinesterazlar tarafından metabolize edilmez.
18.12. Sodyum Kanal Blokerleri
Özet
Birçok zehir, Vaughan-Williams sınıf Ia veya Ic antiaritmiklerine benzer özelliklerle kardiyak sodyum kanallarını bloke eder. Sodyum kanal blokeri zehirlenmesi; QRS uzaması, hipotansiyon, nöbetler, ventriküler aritmiler ve kardiyovasküler kollapsa neden olur. Sodyum kanal blokeri zehirlenmesi olan hastalarda ventriküler aritmiler genellikle karakteristik elektrokardiyogram değişikliklerinden sonra gelişir. Bu değişiklikler arasında intraventriküler ileti gecikmesi (QRS kompleks uzaması) ve özellikle aVR derivasyonunda en iyi görülen terminal sağ aks deviasyonu yer alır. Birçok sodyum kanal blokerinin diğer kardiyak reseptörler ve iyon kanalları üzerinde de ek etkileri vardır.1 En iyi çalışılmış tablo trisiklik antidepresan (TCA) zehirlenmesidir; ancak başka birçok zehir de yaşamı tehdit eden sodyum kanal blokajına yol açar.2 Diğer sodyum kanal blokerleri için tedavi önerileri sıklıkla TCA çalışmalarından ekstrapole edilmiştir. Farmakolojik etkisi sınıf Ib antiaritmiklere benzeyen lokal anesteziklere bağlı yaşamı tehdit eden zehirlenmenin yönetimi “Toksikoloji: Lokal Anestezikler” bölümünde ele alınmıştır. Diğer lokal anesteziklerden farklı özgün toksisiteye sahip kokain zehirlenmesinin tedavisi “Toksikoloji: Kokain” bölümünde tartışılmıştır. Klorokin ve hidroksiklorokin zehirlenmesinin yönetimi, özgün özellikleri nedeniyle bu kılavuzların kapsamı dışındadır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden sodyum kanal blokeri zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Sodyum yüklemesi ve serum pH’ının artırılması, TCA zehirlenmesine bağlı hipotansiyon ve aritmi tedavisinde; in vitro çalışmalar, hayvan çalışmaları ve erişkin ve çocukları içeren olgu serileri ve kohort çalışmaları ile desteklenmektedir.3–6
Hipertonik sodyum bikarbonat uygulanması bu iki fizyolojik hedefi de sağlar; ancak mekanizması tam olarak açıklanamamıştır.
Bu uygulama, çoğunluğu erişkin olan TCA zehirlenmesi olgu serileri ile desteklenmektedir.4,5
Hipertonik sodyum bikarbonat bolus tedavisinin başlangıç hedefinin biyokimyasal (pH ≈7,50) mı yoksa fizyolojik (hipotansiyon ve QRS uzamasının düzelmesi) mi olması gerektiği tartışmalıdır.3,7–9
Alkalinizasyon hedeflerine ulaşıldıktan sonra hastayı izleyip gerektiğinde ek boluslar vermenin mi yoksa sürekli infüzyon başlatmanın mı üstün olduğu bilinmemektedir.6 - Uzmanlar, iyatrojenik zararı önlemek için aşırı hipernatremiden (serum sodyumu 155 mEq/L’yi geçmemeli) ve aşırı alkaleziden (serum pH’ı 7,55’i geçmemeli) kaçınılmasını önermektedir.3,6,10
Eğer pH 7,55’in üzerine çıkmış ve serum sodyumu 155 mEq/L’nin altında ise hipertonik salin ile serum sodyumu artırılabilir; serum sodyumu 155 mEq/L’yi aşmış ve pH 7,55’in altında ise entübe erişkin ve çocuklarda dakika ventilasyonu ayarlanarak pH kontrol edilebilir.5,11,12 - Erişkin ve ≥15 yaş çocuklara ait gözlemsel veriler, TCA zehirlenmesinde sodyum bikarbonata ek olarak mekanik hiperventilasyon uygulanan hastalarda, yalnızca sodyum bikarbonat verilenlere göre kontrollü alkalezinin ve QRS düzelmesinin daha olası olduğunu göstermektedir.5
Entübasyon için klinik eşik net değildir; entübe edilen erişkin ve çocuklarda dakika ventilasyonu pH hedeflerine ulaşacak şekilde ayarlanabilir.5,11 - VA-ECMO dahil ekstrakorporeal yaşam desteği (ECLS), sodyum kanal blokeri zehirlenmesine bağlı refrakter kardiyojenik şok gelişen erişkin olgularda başarıyla kullanılmıştır.13–17
ECLS ile tedavi edilen 14 zehirli erişkin (7’si sodyum kanal blokeri) ile konvansiyonel tedavi alan 48 zehirli erişkini (14’ü sodyum kanal blokeri) karşılaştıran retrospektif bir kohort çalışmada, ECLS genel kohortta daha düşük mortalite ile ilişkili bulunmuştur.18
Bu çalışmada yalnızca sodyum kanal blokeri zehirlenmesine ait alt grup analizi yapılmamıştır.
TCA zehirlenmesine bağlı kardiyak arrest geçiren bir çocukta VA-ECMO ile başarılı tedavi bildiren tek bir olgu raporu vardır.19
Kontrollü gözlemsel çalışma veya klinik çalışma bulunmamaktadır.
Zehirlenmede VA-ECMO kullanımına ilişkin ek tartışma “Toksikoloji: ECMO” bölümünde sunulmuştur. - TCA dışındaki sodyum kanal blokeri zehirlenmelerinde sodyum bikarbonat kullanımı, erişkin olgu bildirimlerine dayanmaktadır.3,20–23
Pediatrik veri bulunmamaktadır; bu nedenle çocuklara yönelik öneriler erişkin verilerinden ekstrapole edilmiştir. - Sınıf Ib antidizritmik olan lidokain, Ia ve Ic antiaritmiklerle sodyum kanalında bağlanma açısından rekabet eder.
Sınıf Ib ajanlar, TCA gibi Ia veya Ic ajanlara göre reseptörden daha hızlı ayrılır ve bu nedenle faz 0 depolarizasyonunu baskılamaz.24
TCA aşırı dozuna bağlı geniş kompleks taşikardinin tedavisinde lidokain kullanımı, hayvan çalışmaları ve erişkin ve çocuk olgu bildirimleri ile desteklenmektedir.24
Benzer bir rol, başka bir sınıf Ib antiaritmik olan fenitoin için erişkin olgu bildirimleri ile desteklenmekle birlikte, hayvan çalışmalarında tutarlı değildir.24–27 - Çoğu sodyum kanal blokeri yüksek derecede lipofiliktir.
Erişkin ve çocuklarda, TCA’ya bağlı kardiyak arrestin başarılı tedavisi dahil olmak üzere ILE uygulanmasını takiben zamansal iyileşmeyi tanımlayan çeşitli olgu bildirimleri vardır.28–37
Ancak yalnızca özet formda yayımlanan bir RCT, TCA zehirlenmesine bağlı hipotansiyon veya EKG anormalliklerinin tedavisinde ILE’nin fayda sağlamadığını bildirmiştir.38
Hayvan modelinde oral aşırı dozda ILE uygulanması ilaç emilimini artırabilir ve hayvan çalışmalarının sonuçları tutarsızdır.39–43
Buna rağmen mevcut kanıta dayalı öneriler, özellikle VA-ECMO veya diğer mekanik dolaşım destek yöntemleri kolay erişilebilir değilse, yaşamı tehdit eden amitriptilin zehirlenmesinde standart tedavilerin başarısızlığı sonrası ILE uygulanmasını önermektedir.44
18.13. Sempatomimetikler
Giriş
Sempatomimetik zehirlenmenin ayırt edici özelliği, adrenerjik sinir sistemi aktivitesinin artmış olmasıdır. Amfetaminler, katinonlar ve bazı sentetik kannabinoidler sempatomimetik zehirlenmeye yol açar. Ağır kokain zehirlenmesinin yönetimi ayrı olarak ele alınmıştır (“Toksikoloji: Kokain” bölümüne bakınız). Sempatomimetik zehirlenmenin komplikasyonları, aşırı katekolamin salınımı ve buna eşlik eden metabolik ile psikomotor aktivite artışı sonucu gelişir. Klinik bulgular arasında taşikardi, hipertansiyon, ajitasyon, nöbetler, hipertermi, rabdomiyoliz ve asidoz yer alır.1–4 Sempatomimetik zehirlenme ani kardiyak arreste yol açabilir ve bu tablo ventriküler fibrilasyon (VF), ventriküler taşikardi (VT) veya nabızsız elektriksel aktivite (PEA) şeklinde ortaya çıkabilir.5–9 Vazospazm, koroner arterleri normal olan hastalarda bile miyokard enfarktüsüne neden olabilir.6,8,10,11 Sempatomimetik zehirlenmesi olan hastalarda stres (takotsubo) kardiyomiyopatisi de bildirilmiştir; bu durum ölümcül olabilir ancak sağ kalanlarda spontan olarak düzelir.10,12–15 Hipertermi ağır ve hızla yaşamı tehdit eden bir klinik bulgudur.3–5,16,17 Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden sempatomimetik zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Sedatifler (örneğin benzodiazepinler, antipsikotikler), sempatomimetik zehirlenmenin tedavisinde hayvan deneylerinde kullanılmıştır.18,19
Sedatifler, ısı artışı ve rabdomiyolize yol açan psikomotor ajitasyonu kontrol eder.
Antipsikotikler ajitasyonu kontrol eder.
Benzodiazepinler ajitasyonu azaltır, kasları gevşetir ve nöbetleri tedavi eder.
Ağır psikomotor ajitasyon için özgül tedavileri karşılaştıran bazı erişkin klinik çalışmaları bulunsa da, bu çalışmalarda sempatomimetik zehirlenmesi olan hastaları diğer hastalardan ayırmak zordur ve kardiyak arrest nadir görülmüştür.20–24 - Hipertermi (çekirdek vücut sıcaklığı >40 °C [104 °F]), sempatomimetik zehirlenmede hızla yaşamı tehdit eder.25
Erişkinlerde ve 17 yaşındaki bir hastada sempatomimetik zehirlenmeye bağlı hipertermiyi tedavi etmek için eksternal ve immersif soğutma kullanılmıştır.5,26–28
Evaporatif veya immersif soğutma yöntemleri, erişkinlerde soğutma battaniyeleri, soğuk uygulama paketleri veya endovasküler soğutma cihazlarına kıyasla vücut sıcaklığını daha hızlı düşürür.29–33
Buzlu su immersiyonu erişkinlerde en hızlı soğutma hızlarını sağlamış ve kritik olarak dakikada 0,15 °C’den (0,27 °F/dk) daha hızlı soğutma sağlayabilmiştir; bu hız artmış sağkalım ile ilişkilendirilmiştir.34,35
Hipertermik sempatomimetik hastalarda soğutma yöntemlerine ilişkin yüksek kaliteli veriler bulunmamaktadır; ancak immersiyon etkili görünmektedir (Hipertermi bölümüne bakınız).28 - Alfa-adrenerjik reseptör antagonistleri, kalsiyum kanal blokerleri (CCB’ler) ve nitratlar dahil vazodilatörler, sempatomimetik zehirlenmesi olan erişkinlerde koroner vazospazm tedavisinde kullanılmış ve iskemiye ait elektrokardiyografik ve biyokimyasal belirteçleri geri çevirmiştir.36–38
- VA-ECMO ve intraaortik balon pompası dahil ekstrakorporeal yaşam desteği (ECLS), stres kardiyomiyopatisi düzelene kadar kardiyojenik şoktaki erişkinlerde kardiyak debiyi desteklemek amacıyla başarıyla kullanılmıştır.10,13,39,40
Stres (takotsubo) kardiyomiyopatisi ölümcül olabilir; ancak dolaşım desteği ile günler–haftalar içinde sıklıkla spontan olarak düzelir. - MDMA’ya bağlı hipertermi için dantrolen kullanımına ilişkin veriler çelişkilidir.
≥15 yaş hastaları içeren bir meta-analiz yalnızca toplam 71 olgudan oluşan olgu raporları ve serileri saptamış ve dantrolen kullanımının artmış sağkalım ile ilişkili olduğunu bildirmiştir.
Buna karşın, MDMA’ya bağlı hipertermi gelişen 9 erişkini içeren randomize olmayan bir seride, dantrolen alan ve almayan hastalar arasında klinik fark bulunmamıştır.41,42 - Fiziksel kısıtlamalar geçici olarak gerekli olabilir; ancak etkili sedasyon olmadan uzun süreli kullanımları, kokain ve diğer sempatomimetiklere bağlı ağır ajitasyonu olan erişkinlerde ölüm ile ilişkilendirilmiştir.37,43–45
18.14. Uçucular
Özet
Uçucu hidrokarbon kullanımını takiben gelişen kardiyak arrest, “ani sniffing ölümü” olarak adlandırılmıştır.1 Kesin mekanizma bilinmemekle birlikte, in vitro ve hayvan deneyleri hidrokarbonların kardiyak potasyum, sodyum ve kalsiyum kanallarını duyarlı hale getirdiğini düşündürmektedir.2–5 Hipoksi, katekolamin salınımı veya (florlanmış hidrokarbonlara bağlı) hipokalsemi de ölümcül aritmilere katkıda bulunabilir. Hidrokarbon olmayan bir uçucu madde olan kloroform ile tedavi edilen hayvanlarda epinefrine karşı artmış miyokardiyal duyarlılık gözlenmiş ve bazı hayvanlarda bu durum ölüme yol açmıştır.6,7 Geniş bir olgu serisinde ani ölümün sıklıkla efor veya stresli bir durum sonrasında geliştiği bildirilmiştir.1 Bu öneri, kardiyak arrest dahil uçucu hidrokarbon maruziyetine bağlı yaşamı tehdit eden aritmileri olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- β-adrenerjik antagonistleri, miyokardın epinefrine duyarlılığını azaltır.
Uçucu hidrokarbonlara bağlı kardiyak arrestte β-adrenerjik antagonist ile resüsitasyonu tanımlayan çeşitli olgu bildirimleri bulunmaktadır.
23 yaşında bir hasta, 1,1-difloroetan inhalasyonu sonrası nabızsız VT ile kardiyak arrest geçirmiştir.
Amiodaron ve defibrilasyona ek olarak, tekrarlayan VT; kalsiyum, deksmedetomidin, esmolol ve kardiyak baypas ile başarılı şekilde tedavi edilmiştir.8
Başka bir erişkin olgu bildiriminde, difloroetan içeren bir klavye temizleyicisinin inhalasyonu sonrası miyokard enfarktüsü ve VT gelişmiştir.
Amiodaron, lidokain ve metoprolol uygulanmasına rağmen hasta refrakter kardiyojenik şok nedeniyle kaybedilmiştir.9
β-adrenerjik antagonist kullanımına ilişkin destek, epinefrinin kullanılmamasına dair verilerin ekstrapolasyonundan da gelmektedir.
Uçucu hidrokarbonlara bağlı kardiyak arrest gelişen ≥13 yaş 22 hastayı içeren bir olgu serisinde, epinefrin verilen 8 hastanın hiçbiri sağ kalmamış; epinefrin verilmeyen 6 hastanın 5’i iyi nörolojik sonuçla sağ kalmıştır.10
18.15. ECMO
Özet
VA-ECMO, hem kardiyak hem de pulmoner destek sağlayan bir resüsitasyon yöntemidir.1 Zehirlenme bağlamında VA-ECMO, mekanik dolaşım desteği sağlayarak suçlu zehir elimine edilene kadar refrakter kardiyojenik şoku tedavi eder. Zehirlenmiş erişkin ve çocuklarda VA-ECMO kullanımı; erişilebilirlik, hasta transferinin lojistiği, hastanın komorbiditeleri ve işlemin doğasında bulunan risklerle sınırlıdır. VA-ECMO başlatma kararı, hem spesifik zehirlenmenin patofizyolojisinin hem de hastanın klinik özelliklerinin anlaşılmasını gerektirir ve bir zehir danışma merkezi veya tıbbi toksikolog ile konsültasyonu içerebilir. İmplante sol ventrikül destek cihazları (LVAD) ve perkütan mekanik dolaşım destek cihazları (örneğin intraaortik balon pompası) gibi diğer mekanik dolaşım destek yöntemleri bu önerinin kapsamı dışındadır. Bu öneriler, kardiyak arrest dahil yaşamı tehdit eden zehirlenmesi olan erişkin ve çocukların yönetimine rehberlik etmektedir.Öneriye Özgü Destekleyici Metin
- Kardiyak arrest veya nedeni ne olursa olsun refrakter şok nedeniyle VA-ECMO ile tedavi edilen 64 erişkini içeren retrospektif bir kohort çalışmasında, kardiyotoksik zehirlenme sağkalım ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur.2
Zehirlenmeye bağlı kardiyak arrest gelişen ve VA-ECMO ile tedavi edilen erişkinleri içeren randomize olmayan bir gözlemsel çalışma, VA-ECMO uygulanan bu hastalarda hem diğer nedenlerle VA-ECMO alan hastalara kıyasla hem de yalnızca standart yoğun bakım ve antidot tedavisi alan zehirli hastalara kıyasla daha düşük mortalite göstermiştir.3
Zehirlenmeye bağlı kardiyojenik şok veya refrakter kardiyak arrest nedeniyle VA-ECMO uygulanan 32 erişkini içeren prospektif bir gözlemsel çalışmada, hastaların %78’i hastaneden taburculuğa kadar sağ kalmıştır.4
Ulusal Zehir Veri Sistemi’ne bildirilen ve VA-ECMO veya venovenöz ECMO ile tedavi edilen 407 zehirlenme olgusunun incelendiği bir derleme, <12 yaş 75 hastayı içermiş ve erişkinler ile çocuklar arasında benzer mortalite oranları bildirmiştir (sırasıyla %29,5 ve %32,0).5
VA-ECMO tedavisinin önemli komplikasyonları arasında ekstremite iskemi, kanama, inme ve enfeksiyon yer alır.1,4,6
Lipid emülsiyon tedavisi uygulandıktan sonra VA-ECMO ile ilişkili komplikasyonlar; stopcock çatlaması, membran oksijenatörünün tıkanması veya işlev bozukluğu ve devrelerde artmış kan pıhtısı ile lipid agregasyonu olarak bildirilmiştir.7,8
Bununla birlikte, lipid emülsiyon tedavisi ile eş zamanlı VA-ECMO kullanımında başarılı tedaviyi bildiren çok sayıda olgu raporu bulunmaktadır.8,9 - Kalıcı, perfüzyon sağlamayan aritmileri olan erişkin ve çocuklarda VA-ECMO, zehrin elimine edilmesine olanak tanıyacak antegrad kan akımı sağlar.
Kalıcı aritmileri olan erişkin zehirlenme olgularında VA-ECMO kullanımı ile nörolojik olarak intakt sağkalımı bildiren olgu raporları mevcuttur.10–13
Bir erişkin olguda sinüs ritmi geri dönmüş; ancak hasta daha sonra multisistem organ yetmezliği geliştirmiştir.14
Erişkinlere benzer şekilde, zehirlenme sonrası kalıcı aritmileri olan çocuklarda VA-ECMO kullanımını bildiren olgu serileri ve olgu raporları vardır.15,16 - Kardiyak fonksiyonun korunduğu refrakter vazodilatör şoka, doğrudan hücresel toksisiteye, hücresel oksijen kullanımının bozulmasına yol açan veya geçici kardiyak desteğe rağmen neredeyse evrensel olarak ölümcül seyreden zehirlenmelerde VA-ECMO’nun mortalite faydası karışıktır.
Ulusal Zehir Veri Sistemi’ne bildirilen ve <12 yaş 75 çocuğu da içeren hastaları kapsayan retrospektif bir kayıt çalışması, hematolojik ve metabolik zehirlenmesi olan hastalarda ECMO altında mortalitenin diğer zehirlenmelere göre daha yüksek olduğunu göstermiştir; ancak bu çalışma kullanılan ECMO modunu belirleyememiştir.5
Buna karşılık, bir retrospektif olgu serisinde zehirlenmeye bağlı vazodilatör şok nedeniyle VA-ECMO (sürekli böbrek replasman tedavisi ile birlikte veya olmaksızın) uygulanan <18 yaş çocukların %80’i sağ kalmıştır.17
Benzer şekilde, su ile temas ettiğinde miyokard kontraktilitesinde azalma ve ventriküler aritmilere yol açan doğrudan hücresel toksin olan fosfin gazı üreten bir pestisit/rodentisit olan alüminyum fosfit zehirlenmesinde; kardiyojenik şok, hipotansiyon ve aritmileri olan erişkinlerde VA-ECMO’nun mortalite faydasını gösteren çok sayıda olgu raporu bulunmaktadır.18
Bu zehirlerin patofizyolojisinin, alüminyum fosfit dahil olmak üzere, erişkinler ve çocuklar arasında anlamlı derecede farklı olması beklenmemektedir.
Kaldığın Yerden Devam Et
Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.
Ücretsiz üyelik ile:
✔️Okuduğun konuları takip edebilir
✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir
✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir
✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir
✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin
Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.
👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.
