Banner Image

1. Giriş ve Özet

1.1. Giriş ve Terminolojik Terimler

2025 Avrupa Resüsitasyon Konseyi (ERC) Kılavuzları, Avrupa genelinde resüsitasyon uygulamalarına yönelik en güncel kanıta dayalı kılavuzlardır. ERC 2025 Kılavuzları, Uluslararası Resüsitasyon Komitesi (ILCOR) tarafından yayımlanan sistematik derlemeler, kapsam incelemeleri (scoping reviews) ve kanıt güncellemeleri şeklindeki çalışmalara dayanmaktadır; bu çalışmalar “Tedavi Önerileriyle Bilimsel Uzlaşı (Consensus on Science with Treatment Recommendations)” olarak yayımlanmıştır. ILCOR’un bu tedavi önerilerinde belirtilen kanıt düzeyi, ERC 2025 Kılavuz Önerilerinin oluşturulmasında temel alınmıştır. Bazı konularda kanıt bulunmadığında ERC, iyi uygulama bildirileri (good practice statements) yayımlamıştır. ILCOR tarafından incelenmemiş konularda ise ERC yazım grupları kendi incelemelerini yaparak öneriler geliştirmiştir. ERC 2025 Kılavuzları; kardiyak arrestin epidemiyolojisi, yaşam kurtarmada sistemlerin rolü, erişkin temel yaşam desteği (BLS), erişkin ileri yaşam desteği (ALS), özel durumlarda resüsitasyon, resüsitasyon sonrası bakım, yenidoğan resüsitasyonu ve doğumda geçişin desteklenmesi, pediatrik temel ve ileri yaşam desteği, resüsitasyon etiği, resüsitasyon eğitimi ve ilk yardım konularını kapsamaktadır. Bu kılavuzlar, hastane dışı ve hastane içi resüsitasyona yaklaşım için bir öneri çerçevesi sunmaktadır; uygulama ise, yerel mevzuat ve sağlık düzenlemeleri dikkate alınarak yerel düzeyde gerçekleştirilir. Avrupa Resüsitasyon Konseyi, 2025 Kardiyopulmoner Resüsitasyon Kılavuzlarının 22 Ekim 2025 tarihinde Rotterdam’da yayımlanacağını duyurmaktan büyük heyecan duymaktadır. Bu kılavuzlar, Avrupa Resüsitasyon Konseyi, Amerikan Kalp Derneği (@American Heart Association) ve Uluslararası Resüsitasyon Komitesi (ILCOR) arasında yürütülen ortak bir çalışmanın ürünüdür. Bu kılavuz ERC 2025 Erişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) Kılavuzları, Uluslararası Resüsitasyon Komitesi (ILCOR) tarafından yayımlanan Temel Yaşam Desteğine (BLS) ilişkin Bilimsel Uzlaşı ve Tedavi Önerileri (Consensus on Science and Treatment Recommendations – CoSTR) belgeleri referans alınarak hazırlanmıştır. Eğer belirli bir konuda güncel bir ILCOR önerisi mevcut değilse, ERC, kılavuz önerilerini oluştururken yakın zamanda yayımlanmış çalışmaların bulgularını dikkate almıştır. Gerekli görülen durumlarda ise kılavuz önerileri, uzman görüş birliği (expert consensus) doğrultusunda şekillendirilmiştir. BLS Yazım Grubu üyeleri ve Kılavuz Yürütme Komitesi, bu sürüm üzerinde mutabık kalmış ve metin 5–30 Mayıs 2025 tarihleri arasında kamuoyunun görüşüne sunulmuştur.Toplamda 111 kişi tarafından 114 yorum iletilmiş, bu geri bildirimler doğrultusunda nihai sürümde 20 değişiklik yapılmıştır. Kılavuz, Haziran 2025’te ERC Yönetim Kurulu ve Genel Kurulu tarafından sunulmuş ve onaylanmıştır. Kılavuz geliştirme sürecinde kullanılan yöntemoloji, Yürütücü Özet (Executive Summary) bölümünde ayrıntılı olarak sunulmuştur. Bu Kılavuzların amacı doğrultusunda, CPR (kardiyopulmoner resüsitasyon)” terimi, göğüs kompresyonu ve ventilasyonun teknik uygulama becerilerini (örneğin kompresyon derinliği, hızı, oranı gibi performans ölçütlerini) ifade etmektedir. Buna karşılık, “resüsitasyon” terimi,  daha geniş bir yelpazeyi kapsayan beceri ve müdahalelerin tümünü tanımlamak için genel bir kavram olarak kullanılmıştır. Bystander (olaya tanık olan kişi)” terimi, olay yerinde tesadüfen bulunan ve yardım eden kişileri; “First responder (ilk müdahaleci)” terimi ise, ek eğitim almış ve kardiyak arrest olayına yönlendirilerek müdahaleye çağrılan kişileri tanımlar. “Healthcare professional (HCP)” ifadesi, herhangi bir sağlık alanında (hastane öncesi veya hastane içi) görev yapan profesyonelleri; “Layperson (sağlık çalışanı olmayan kişi)” ise, sağlık sektöründe çalışmayan bireyleri tanımlar. “Basic Life Support (BLS)”, yaşam zincirinin başlatılması, erken ve yüksek kaliteli göğüs kompresyonu, etkili ventilasyon ve otomatik eksternal defibrilatörün (AED) erken kullanımı olarak tanımlanır. BLS’nin ötesindeki her türlü resüsitasyon girişimi ise genel olarak ileri yaşam desteği (advanced life support – ALS) olarak adlandırılır. Bu terim kullanıldığında, özellikle ERC erişkin İleri Yaşam Desteği kursunu (ERC Adult ALS Course) ifade eder. Bu kılavuz ERC 2025 Erişkin Temel Yaşam Desteği Kılavuzu yazım grubu, kılavuzun hazırlanma sürecinde ERC’nin yeni benimsediği çeşitlilik, eşitlik, adalet ve kapsayıcılık (DEI) yaklaşımını göz önünde bulundurmuş ve uygulanabilir her durumda bu ilkelere bağlı kalmıştır. Yazarlar, bu yaklaşımın kanıta dayalı kılavuz geliştirme süreçlerinde daha da iyileştirilmesi gereken bir alan olduğunu kabul etmektedir.
ERC: Yetişkin Temel Yaşam Desteği – Ana Mesajlar
ERC: Yetişkin Temel Yaşam Desteği – Ana Mesajlar

1.2. Tüm İlk Müdahaleciler İçin Resüsitasyon Kılavuzu Özeti

Bir kişiyi tepkisiz (yanıtsız) durumda bulduğunuzda, yaşam kurtarmak için 3 adımı izleyin: Kontrol Et (Check) Yaklaşmak güvenli mi? Kişi bilinçli mi?
ERC: Ortam Güvenliği
ERC: Ortam Güvenliği
ERC: Bilinç Kontrolü
ERC: Bilinç Kontrolü
2. Ara (Call)
Yanıtsızsa derhal 112’yi (acil servisi) ara. Solunumunu değerlendir. Emin değilsen, çağrı merkezi görevlisi (call-taker) seni yönlendirecektir.
ERC: Yanıtsızsa Ara
ERC: Yanıtsızsa Ara
3. Uygula (CPR)
Kişi yanıtsız ve solunumu anormal ise hemen CPR’a başla. AED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) hazır olur olmaz cihazı bağla ve yönergelerini izle. Emin değilsen, çağrı merkezi görevlisi seni adım adım yönlendirecektir.
ERC: Solunumu Kontrol Et, Hava Yolunu Aç
ERC: Solunumu Kontrol Et, Hava Yolunu Aç
ERC: Normal Solunum Yok
ERC: Normal Solunum Yok
ERC: Eller Göğsün Merkezinde
ERC: Eller Göğsün Merkezinde
ERC: Her İki Elle Göğüs Kompresyonları Uygula
ERC: Her İki Elle Göğüs Kompresyonları Uygula
ERC: Kollar Düz ve Hastanın Üstünde Dik
ERC: Kollar Düz ve Hastanın Üstünde Dik
ERC: Eğitimliysen ve İmkan Varsa 30:2 Kompresyon-Ventilasyon Oranında Kurtarıcı Soluk Uygula
ERC: Eğitimliysen ve İmkan Varsa 30:2 Kompresyon-Ventilasyon Oranında Kurtarıcı Soluk Uygula
ERC: AED Getirt
ERC: AED Getirt
ERC: AED Geldiğinde Pedler Yerleştirilirken Kompresyonlara Devam Et
ERC: AED Geldiğinde Pedler Yerleştirilirken Kompresyonlara Devam Et
ERC: AED'nin Direktiflerini Takip Et
ERC: AED'nin Direktiflerini Takip Et
ERC: Şok Endikeyse Uygula ve Kompresyonlara Devam Et
ERC: Şok Endikeyse Uygula ve Kompresyonlara Devam Et
ERC: Şok Endike Değilse, Kompresyonlara Devam Et
ERC: Şok Endike Değilse, Kompresyonlara Devam Et
ERC: Hayat Kurtarmak İçin 3 Adım
ERC: Hayat Kurtarmak İçin 3 Adım
ERC: Evrensel TYD Algoritması
ERC: Evrensel TYD Algoritması
ERC: Toplum Müdahalesi
ERC: Toplum Müdahalesi
Tablo: Erişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) Uygulama Basamakları – 2025 ERC Rehberi
SIRA / EYLEM
TEKNİK AÇIKLAMA
GÜVENLİK
Safety
Öncelikle sizin, hastanın ve çevredeki kişilerin güvenliğinden emin olun.
YANIT KONTROLÜ
Check for a response
Hastayı omuzlarından hafifçe sarsın ve yüksek sesle sorun: “İyi misiniz?”
ACİL SERVİSİ ÇAĞIR
Alert emergency services (112)
Eğer hasta tepki vermiyorsa, birinden 112’yi aramasını isteyin veya kendiniz arayın.
Mümkünse hasta ile kalın.
Telefonun hoparlör modunu açın, çağrı merkezi yönlendirmesi eşliğinde CPR’a başlayın.
HAVA YOLUNU AÇ
Open the airway
Yanıt yoksa hastayı sırtüstü pozisyona getirin.
Bir elinizi alna yerleştirin, diğer elinizin iki parmağını çenenin altına koyun.
Baş–çene pozisyonuyla başı geriye doğru eğip çeneyi yukarı kaldırın.
SOLUNUMU KONTROL ET
Look, listen and feel for breathing
10 saniyeyi geçmeyecek şekilde bakın, dinleyin ve hissedin.
Hasta çok yavaş, düzensiz veya hırıltılı nefes alıyorsa bu normal solunum değildir.
AED GETİR
Send for an AED
Birini varsa AED (otomatik eksternal defibrilatör) getirmesi için gönderin.
Yalnızsanız ve 1 dakika içinde getirebilecekseniz AED’yi alın; aksi halde hemen CPR’a başlayın.
DOLAŞIM
Start chest compressions
Hastanın yanına diz çökün.
Bir elinizin topuğunu, göğüs kemiğinin (sternum) alt yarısına yerleştirin.
Diğer elinizi onun üstüne koyun ve parmaklarınızı kenetleyin.
Kollarınızı düz tutun, vücudunuz göğüs üzerinde dik olsun.
Sternumu en az 5 cm (en fazla 6 cm) bastırın.
Her basıdan sonra göğsün tamamen geri dönmesine izin verin.
Dakikada 100–120 bası hızında uygulayın.
SADECE GÖĞÜS BASISI
Compression-only CPR
Eğer eğitimli değilseniz veya kurtarıcı nefes veremiyorsanız, sadece göğüs basısı uygulayın.
Kesintisiz 100–120/dk hızında göğüs basısı yapın.
Tablo: Erişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) – Kurtarıcı Nefes, AED Kullanımı ve CPR Devamı
SIRA / EYLEM
TEKNİK AÇIKLAMA
KURTARICI NEFESLERİ GÖĞÜS BASILARIYLA BİRLEŞTİR
Combine rescue breathing with chest compressions
Eğer eğitim aldıysanız: 30 göğüs basısından sonra, baş-çene pozisyonu vererek hava yolunu tekrar açın.

- Burnun yumuşak kısmını baş ve işaret parmağınızla kapatın.
- Ağız kapalı kalırken çene pozisyonunu koruyun.
- Normal bir nefes alın, dudaklarınızı hastanın ağzına sıkıca yerleştirip hava kaçmadığından emin olun.
- Yaklaşık 1 saniye boyunca istikrarlı şekilde nefes verin, göğsün yükseldiğini gözlemleyin (bu etkili bir kurtarıcı nefestir).
- Baş ve çene pozisyonunu koruyarak ağzınızı çekin, göğsün alçalmasını bekleyin.
- Bir nefes daha vererek toplam 2 kurtarıcı nefes tamamlayın.
- Göğüs basılarını 10 saniyeden uzun kesintiye uğratmayın (nefesler etkili olmasa bile).
- Hemen ellerinizi göğsün ortasına koyup 30 göğüs basısı daha uygulayın.

Kurtarıcı nefesler ve göğüs basılarını 30:2 oranında sürdürün.
AED GELDİĞİNDE
When AED arrives
- AED geldiğinde cihazı açın ve elektrot pedlerini hastanın çıplak göğsüne yerleştirin.
- Eğer birden fazla kurtarıcı varsa, pedler yerleştirilirken CPR’a devam edilmelidir.
SES / GÖRSEL TALİMATLARI TAKİP ET
Follow the spoken / visual directions
- AED’nin sesli veya görsel yönergelerini dikkatle takip edin.
- Şok önerilirse: Hiç kimsenin hastaya temas etmediğinden emin olun.
- Şok tuşuna basın.
- Ardından AED’nin yönlendirmesiyle hemen CPR’a devam edin.
ŞOK ÖNERİLMİYORSA
If no shock is advised
- Şok önerilmiyorsa, derhal CPR’a devam edin ve AED’nin yönlendirmelerini izleyin.
AED YOKSA / BEKLENİYORSA
If no AED is available
- AED yoksa veya gelmesi bekleniyorsa CPR’a devam edin.

Durdurmayın – yalnızca aşağıdaki durumlarda bırakın:
• Bir sağlık profesyoneli durmanızı söylerse
• Hasta uyanıyor, hareket ediyor, gözlerini açıyor ve normal nefes alıyorsa
• Siz tükenmişseniz

CPR’ın kalbi tekrar çalıştırması nadirdir; bu nedenle hastanın toparlandığından emin olana kadar CPR’a devam edin.

Hastanın toparlandığını gösteren işaretler:
• Uyanma
• Hareket etme
• Gözlerini açma
• Normal nefes alma
Tablo: ERC 2025 - TYD Özet
SIRALAMA / EYLEM
TEKNİK AÇIKLAMA
GÜVENLİK
• Kendinizin, kazazedinin ve çevredeki kişilerin güvende olduğundan emin olun.
YANIT
Yanıt kontrolü
• Kazazedeyi omuzlarından nazikçe sarsın ve yüksek sesle sorun: “İyi misiniz?”
ACİL SERVİSLERİ UYAR
112'yi arayın
• Kazazede yanıt vermiyorsa birinden 112’yi aramasını isteyin veya kendiniz arayın.
• Mümkünse kazazedenin yanında kalın.
• Hoparlör veya eller serbest modunu açın ki CPR başlarken operatörle konuşabilin.
HAVAYOLU
Havayolunu aç
• Yanıt yoksa kazazedeyi sırtüstü yatırın.
• Bir elinizi alna yerleştirin, diğer elinizin parmak uçları çeneyi tutarak başı geriye doğru nazikçe eğin ve havayolunu açın.
SOLUNUM
Bak – Dinle – Hisset
• 10 saniyeden uzun olmayacak şekilde solunumu değerlendirin.
• Çok yavaş, nadir, hırıltılı veya agonal solunum normal solunum değildir.
AED GETİRİN
Birini AED almaya gönderin
• Yakında AED varsa birini gönderin.
• Yalnızsanız, AED’ye ulaşıp 1 dakika içinde uygulayabilecekseniz alın; aksi halde hemen CPR’a başlayın.
DOLAŞIM
Göğüs kompresyonlarına başla
• Kazazedenin yanına diz çökün.
• Bir elinizin topuk kısmını sternumun alt yarısına yerleştirin.
• Diğer elinizi üzerine koyun ve parmaklarınızı kenetleyin.
• Kollarınızı düz tutun.
• Vücudunuzu dik şekilde yerleştirin ve göğsü en az 5 cm (en fazla 6 cm) bastırın.
• Her kompresyondan sonra göğsün tamamen yükselmesine izin verin.
• Dakikada 100–120 hızında tekrar edin.
SADECE KOMPRESYON CPR
Eğer eğitimsizseniz veya kurtarıcı nefeslerini veremiyorsanız:
• Sürekli göğüs kompresyonları ile CPR uygulayın (dakikada 100–120 hızında).
KURTARICI NEFESLERİ
Göğüs kompresyonlarıyla birlikte ver
• Eğitimliyseniz, 30 kompresyondan sonra başı geri-çene yukarı manevrası ile havayolunu tekrar açın.
• İşaret parmağı ve başparmağınızla burnun yumuşak kısmını kapatın.
• Kazazedenin ağzını açın ancak çeneyi yukarıda tutun.
• Normal bir nefes alın ve ağzınızı kazazedenin ağzına hava kaçırmayacak şekilde yerleştirin.
• Göğsün yükseldiğini görerek yaklaşık 1 saniyede nefes verin → bu etkili bir kurtarıcı nefestir.
• Başı geri-çene yukarı pozisyonunu koruyarak ağzınızı çekin ve göğsün inmesini izleyin.
• İkinci bir nefes daha vererek toplam iki kurtarıcı nefes sağlayın.
• Kurtarıcı nefesleri vermek için kompresyonları 10 saniyeden fazla kesmeyin (nefesler etkisiz olsa bile).
• Ellerinizle gecikmeden sternuma dönün ve 30 kompresyona devam edin.
• CPR’ı 30:2 oranında kompresyon–nefes şeklinde sürdürebilirsiniz.
AED GELDİĞİNDE
AED’yi açın ve pedleri yapıştırın
• AED gelir gelmez cihazı açın ve pedleri kazazedenin çıplak göğsüne yapıştırın.
• Birden fazla kurtarıcı varsa pedler yapıştırılırken CPR’a devam edin.
SESLİ/GÖRSEL TALİMATLARI TAKİP ET
• AED’nin verdiği sesli ve görsel komutları takip edin.
• Şok öneriliyorsa, siz veya başka biri kazazedeye temas etmemelidir.
• Şok düğmesine basın.
• Ardından AED’nin talimatı doğrultusunda hemen CPR’a devam edin.
ŞOK ÖNERİLMİYORSA
CPR’a devam et
• Şok önerilmiyorsa, hemen CPR’a devam edin ve AED’nin talimatlarına uygun davranın.
AED YOKSA
CPR’a devam et
• AED yoksa veya gelirken bekleniyorsa CPR’a devam edin.
• Aşağı durumlar dışında resüsitasyonu kesmeyin:
  – Bir sağlık çalışanı durmanızı söylerse
  – Kazazede kesin şekilde uyanıyor, hareket ediyor, gözlerini açıyor ve normal nefes alıyorsa
  – Siz tamamen tükenirseniz

• Sadece CPR ile kalbin yeniden çalışması nadirdir. Kazazedenin toparlandığından kesinlikle emin olmadıkça CPR’a devam edin.

Kazazedenin toparlandığının işaretleri:
• Uyanma
• Hareket etme
• Gözleri açma
• Normal nefes alma

1.3. Erişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) için 2025 Kılavuzlarındaki Başlıca Değişiklikler

Tablo: Erişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) için 2025 Kılavuzlarındaki Başlıca Değişiklikler
ERC Kılavuzu 2021
ERC Kılavuzu 2025
Kılavuzda Yapılan Değişiklikler
2021 ERC BLS Kılavuzu, tepki vermeyen ve normal şekilde nefes almayan bir kişide kardiyak arresti tanımayı ve acil servisleri aramadan önce bu durumu doğrulamayı vurguladı.
2025 ERC BLS Kılavuzu, tepki vermeyen herhangi bir kişi için acil yardım çağrısı yapılmasını vurguluyor. Kurtarıcılar artık anormal solunumu doğrulamadan önce çağrı başlatabilir. Çağrı yapılırken solunum değerlendirilebilir. Çağrı merkezi operatörü, anormal solunumun değerlendirilmesinde yardımcı olacaktır.
Kardiyak arrest tanısında acil arama sırası değişti; artık solunumu doğrulamadan önce arama yapılacak.
2021 ERC BLS Kılavuzu, yavaş veya zahmetli solunumu anormal solunumun göstergeleri olarak vurguladı.
Egzersiz, kardiyak arrestin sık bir tetikleyicisidir. Kardiyak arrestin erken dönemlerinde sporcularda normal veya hızlı (panting) solunum gözlenebilir.
Egzersizle ilişkili kardiyak arrestte solunum paternine dair yeni açıklama eklendi.
2025 ERC BLS Kılavuzuna Eklenen Yeni Konular
Çağrı merkezi görevlisinin rolü daha önce Sistemler Hayat Kurtarır bölümünde ele alınmıştı.
2025 ERC BLS Kılavuzu artık çağrı merkezinin rolünü daha ayrıntılı şekilde tanımlıyor. Erken tanı ve CPR başlatılmasında çağrı görevlisinin rolü vurgulanıyor.
Çağrı merkezi görevlisinin rolü ilk kez BLS kılavuzuna dahil edildi.
Head-up CPR (baş yukarı pozisyonda CPR) daha önce sınırlı olarak tartışılmıştı.
Head-up CPR üzerine sınırlı çalışmalar mevcut. Ancak yalnızca hastayı baş yukarı konuma getirmek yeterli değildir; bu pozisyon diğer CPR müdahaleleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Head-up CPR uygulamasıyla ilgili mevcut kanıtların kapsamı açıklandı.
Kurtarıcıların psikolojik iyi oluşu BLS kılavuzlarında ele alınmamıştı.
Kardiyak arrest tanığı olmanın ve resüsitasyona başlamanın birçok kurtarıcı için travmatik olabileceğine dair artan kanıtlar var. 2025 ERC BLS Kılavuzu, kurtarıcı ve tanıkların psikolojik destek almasının önemli olduğunu kabul ediyor.
Psikolojik destek ve travma sonrası stres konuları BLS’ye eklendi.
Obez hastalarda CPR uygulaması daha önce ele alınmamıştı.
Obez hastalarda kardiyak arrest yönetimiyle ilgili kanıtlar artıyor. 2025 ERC BLS Kılavuzu, obez hastalarda standart 30:2 CPR oranının değiştirilmeden uygulanmasını öneriyor.
Obeziteye özel CPR modifikasyonu yapılmıyor; standart CPR öneriliyor.
2025 ERC BLS Kılavuzundan Kaldırılan Konular
2021 ERC BLS Kılavuzu, COVID-19’a özel BLS modifikasyonları içeriyordu.
COVID-19 artık endemik olduğundan, bu özel modifikasyonlar kaldırılmıştır. COVID-19 hastaları diğer hastalar gibi değerlendirilmelidir.
COVID-19’a özgü CPR değişiklikleri kaldırıldı.
2021 ERC BLS Kılavuzu, yabancı cisimle hava yolu tıkanıklığının yönetimini içeriyordu.
Hava yolu tıkanıklığı yönetimi artık BLS kılavuzundan çıkarılarak 2025 ERC İlk Yardım Kılavuzu’na taşındı.
Yabancı cisim tıkanıklığı artık İlk Yardım kılavuzunda yer alıyor.

1.4. Makine Öğrenmesi, Derin Sinir Ağı ile Kardiyak Arrest Tanısı

Makine Öğrenmesi (Machine Learning)

ILCOR’un 2024 kapsam incelemesi, makine öğrenmesi (machine learning) modellerinin kardiyak arrestin tanınmasını iyileştirmedeki potansiyelini inceleyen altı çalışmayı belirlemiştir.¹³ Bu çalışmalardan ikisi, makine öğrenmesi modellerinin, acil sağlık hizmetlerine (EMS) yapılan çağrıların geçmiş ses kayıtlarını analiz ederek hastane dışı kardiyak arresti (OHCA) tanıyıp tanıyamayacağını değerlendirmiştir.⁷⁴˒⁷⁵ İlk çalışmada, makine öğrenmesi modelinin performansı dispatcher’larla karşılaştırılmıştır.⁷⁴ Modelin duyarlılığı (sensitivitesi) dispatcher’lara göre daha yüksek bulunmuştur (%84.1’e karşı %72.5, p < 0.001), Ancak özgüllüğü (spesifisitesi) daha düşüktür (%97.3’e karşı %98.8, p < 0.001), Ve pozitif öngörü değeri (PPV) de daha düşük saptanmıştır (%20.9’a karşı %33.0, p < 0.001). Buna karşılık, makine öğrenmesi modeli kardiyak arresti daha hızlı tanımıştır — tanıma süresi ortalaması 44 saniye, dispatcher’larda ise 54 saniye olarak bulunmuştur (p < 0.001).

Derin Sinir Ağı (Deep Neural Network) ile Kardiyak Arrest Tanısı

İkinci çalışma, derin sinir ağı (deep neural network) tabanlı bir modelin, konuşma tanıma (speech recognition) yoluyla hastane dışı kardiyak arresti (OHCA) saptama yeteneğini değerlendirmiştir.⁷⁵ Makine öğrenmesi modeli, OHCA vakalarının %36’sını (n = 305) 60 saniye içinde tanımış; tanıma için medyan süre 72 saniye (IQR: 40–132 s) olarak bulunmuştur. Buna karşılık dispatcher’lar, vakaların %25’ini (n = 213) tanımış ve tanıma süresi medyanı 94 saniye (IQR: 51–174 s) olmuştur. Model ile dispatcher’lar, çağrının herhangi bir noktasında OHCA tanıma açısından benzer etkinlik göstermiştir. Ancak model, dispatcher’lar tarafından tanınmayan vakaların %6’sını (n = 52) saptayabilirken, dispatcher’lar da modelin tanımadığı vakaların %4’ünü (n = 38) tanımıştır. Bu bulgular, makine öğrenmesi modellerinin çağrı merkezlerinde insan performansını tamamlayıcı biçimde kullanılabileceğini, ancak tek başına insan faktörünün yerini alamayacağını göstermektedir.

Makine Öğrenmesi Destekli Kardiyak Arrest Uyarı Sistemlerinin Etkisi

Bir randomize kontrollü çalışma (RCT), makine öğrenmesi tabanlı kardiyak arrest uyarı sisteminin (alert), dispatcher’ların hastane dışı kardiyak arresti (OHCA) tanıma başarısına etkisini değerlendirmiştir.⁷⁶ Çalışmada, bir grup makine öğrenmesi modeli tarafından “kardiyak arrest şüphesi” uyarısı aldığında bilgilendirilmiş, diğer grup ise makine öğrenmesi desteği olmadan standart protokolü izlemiştir. Dispatcher’lar, uyarı grubunda doğrulanmış kardiyak arrest vakalarının %93.1’ini,
uyarı olmayan grupta ise %90.5’ini tanımıştır (P = 0.15). Makine öğrenmesi uyarısı verilen vakalarda, duyarlılık (sensitivite) daha yüksek bulunmuştur (%85.0 vs %77.5; P < 0.001), ancak özgüllük (spesifisite) daha düşüktür (%97.4 vs %99.6; P < 0.001), ve pozitif öngörü değeri (PPV) anlamlı şekilde azalmıştır (%17.8 vs %55.8; P < 0.001). Sonuç olarak, çalışma makine öğrenmesi algoritmasının dispatcher’ların kardiyak arrest tanıma becerisini anlamlı şekilde artırmadığını göstermiştir. Şu anda, makine öğrenmesi teknolojilerinin hasta sonuçlarını (örneğin sağkalım veya nörolojik iyileşme) iyileştirdiğine dair yeterli kanıt bulunmamaktadır.

Makine Öğrenmesinin Gelecekteki Rolü ve ERC’nin Tavsiyesi

ERC, bunun hızla gelişen bir araştırma alanı olduğunu kabul etmektedir ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte makine öğrenmesinin gelecekte önemli bir rol oynayabileceğini öngörmektedir. ERC’nin önerisi, makine öğrenmesinin dispatcher algoritmalarına entegre edileceği durumlarda, bu uygulamanın sıkı biçimde kontrol edilen koşullar altında yapılması ve tercihen resmî bir araştırma programının parçası olarak yürütülmesidir.

1.5. Akıllı Cihazlar ve Giyilebilir Cihazlar

Agonal Solunumu Tespit Etmede Akıllı Cihazların Kullanımı

ILCOR, mevcut teknolojiyi kullanarak agonal solunumu tespit etmeye yönelik yalnızca bir kavram kanıtlama (proof-of-concept) çalışması bulmuştur.¹³
Bu çalışmada, çağrı merkezinde kaydedilmiş telefon görüşmeleri ile uyku laboratuvarında kaydedilmiş normal uyku sesleri karşılaştırılarak, akıllı hoparlör (smart speaker) ve cep telefonunun agonal solunumu tanıyacak şekilde eğitilip eğitilemeyeceği araştırılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre:
 Duyarlılık (sensitivite): %97.17 (95% GA: %96.79–%97.55) ve  Özgüllük (spesifisite): %99.38 (95% GA: %99.20–%99.56) Yanlış pozitif oranı (false positive rate): %0.22 olarak bildirilmiştir.⁷⁷ Ancak, bu teknolojilerin hasta sonuçlarını (örneğin sağkalım veya nörolojik iyileşme) iyileştirdiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.¹³ Şu anda, agonal solunumu tespit etmek için akıllı cihaz kullanımının hasta sonuçlarını iyileştirdiğine dair yeterli kanıt yoktur. Bununla birlikte, teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu sistemlerin gelecekte önemli bir rol oynayabileceği düşünülmektedir. ERC, bu tür akıllı cihazların kullanımının yalnızca resmî bir araştırma programı kapsamında uygulanmasını önermektedir.

Giyilebilir Cihazlar (Wearable Devices)

Kalp ritmini algılayıp izleyebilen giyilebilir cihazlar geliştirilmiştir.⁷⁸ Bazı cihazlar, hayati tehlike oluşturan kardiyak aritmileri veya nabızsızlık durumunu tespit edebilmekte ve otomatik olarak acil sağlık hizmetlerini (EMS) haberdar edebilmektedir. Bu teknolojiler hâlihazırda deneysel ortamlarda değerlendirilmektedir.⁷⁹ Yakın zamanda, otomatik olarak nabızsızlığı tespit edebilen ticari bir akıllı saat piyasaya sürülmüştür — bu gelişme, otomatik kardiyak arrest tespitinin hastane dışına taşınmasını sağlayan ilk örnek olmuştur.⁸⁰ Bu tür cihazlar, kollaps ile kardiyak arrestin tanınması arasındaki süreyi kısaltma ve erken CPR başlatılmasını sağlama potansiyeline sahiptir; dolayısıyla özellikle tanıklı olmayan (unwitnessed) kardiyak arrest olgularında hem bakım sürecini hem de sağkalım sonuçlarını iyileştirme olasılığı taşır.⁸¹ Ancak, bu cihazların klinik sonuçlar (ör. sağkalım, nörolojik iyileşme) üzerinde fayda sağladığını gösteren herhangi bir klinik çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kardiyak arrest sonrası sonuçları iyileştirmek amacıyla giyilebilir cihaz kullanımını destekleyen kanıt şu anda mevcut değildir. ERC, hayati tehlike oluşturan aritmileri tespit etmeye yönelik giyilebilir cihazların kullanımının, yalnızca resmî bir araştırma programı kapsamında uygulanmasını önermektedir.

1.6. Yüksek İrtifada CPR

Yüksek İrtifada (Düşük Oksijen Ortamında) CPR Uygulaması

Son olarak, bir çalışma¹⁶⁸ yüksek irtifada (3776 m) CPR uygulamasının etkilerini incelemiştir. Çalışmaya üç erkek katılımcı dahil edilmiş ve amaç, düşük oksijen ortamında CPR yapmanın fizyolojik etkilerini değerlendirmek olmuştur. Fiziksel efor düzeyi, arteriyel oksijen satürasyonu (SpO₂) ölçümleriyle ve Borg ölçeği (öznel yorgunluk değerlendirmesi) kullanılarak belirlenmiştir. CCC (sürekli göğüs kompresyonu) uygulaması sırasında oksijen satürasyonunda azalma gözlenmiştir,
buna karşın 30:2 CPR sırasında SpO₂ düşüşü izlenmemiştir. Katılımcıların öznel yorgunluk düzeyi, “biraz zor” (somewhat hard) ile “zor” (hard) arasında bildirilmiştir. Bu bulgu, düşük oksijen ortamlarında CCC’nin daha yüksek fizyolojik stres yarattığını, dolayısıyla kurtarıcı yorgunluğunu artırabileceğini düşündürmektedir.

1.7. Obez Bireylerde Kardiyopulmoner Resüsitasyon (CPR)

Dünya genelinde obezitenin artan sıklığı ve bu hastalarda CPR uygulamasının zorlukları, ILCOR’un 2024 yılında bu konuya özel bir kapsam incelemesi (scoping review) yapmasına neden olmuştur.¹⁶⁹ Nörolojik Olarak İyi Sonlanım 15 çalışma erişkinlerde nörolojik olarak iyi taburculuk verilerini bildirmiştir.  8 çalışma, obez hastaların sonuçlarının non-obezlere göre daha kötü olduğunu göstermiştir.¹⁷⁰–¹⁷⁷  6 çalışma, iki grup arasında fark olmadığını bildirmiştir.¹⁷⁸–¹⁸³ 1 çalışma, obez hastaların daha iyi nörolojik sonlanıma sahip olduğunu belirtmiştir.¹⁸⁴ Hastaneden Taburculuğa Kadar Sağkalım  22 çalışma, erişkinlerde hastaneden taburculuk oranlarını bildirmiştir. 9 çalışma, obez hastalarda taburculuk oranlarının daha düşük olduğunu göstermiştir.¹⁷⁰–¹⁷²˒¹⁷⁵˒¹⁸⁵–¹⁸⁹  9 çalışma, her iki grup arasında fark olmadığını raporlamıştır.¹⁷⁸–¹⁸¹˒¹⁹⁰–¹⁹⁴ 4 çalışma, obez hastaların taburculuğa kadar sağkalım açısından daha avantajlı olduğunu belirtmiştir.¹⁹⁵–¹⁹⁸ Uzun Dönem Sağkalım (Aylar–Yıllar)  6 çalışma, uzun dönem sağkalım verilerini bildirmiştir. 1 çalışma, obez hastalarda uzun dönem sonuçların daha kötü olduğunu göstermiştir.¹⁷⁹ 4 çalışma, fark olmadığını belirtmiştir.¹⁷⁰˒¹⁸²˒¹⁸³˒¹⁹⁹  1 çalışma, obez hastalarda uzun dönem sağkalımın daha yüksek olduğunu bildirmiştir.¹⁹⁵ Spontan Dolaşımın Geri Dönmesi (ROSC)  6 çalışma, erişkinlerde ROSC oranlarını incelemiştir. 2 çalışma, obez hastalarda ROSC oranlarının daha düşük olduğunu göstermiştir.¹⁸⁶˒¹⁸⁸ 2 çalışma, fark olmadığını bildirmiştir.¹⁹⁰˒¹⁹¹  1 çalışma, obez hastalarda ROSC oranının daha yüksek olduğunu belirtmiştir.¹⁹⁸  Bir başka çalışma, kardiyak arrestin nedenine (etiolojiye) göre farklılık olduğunu göstermiştir: Kardiyak kökenli arrestlerde, obez hastalarda ROSC olasılığı daha düşüktür. Non-kardiyak kökenli arrestlerde ise **ROSC oranları arasında fark yoktur.**²⁰⁰ Sonuç olarak, obez hastalarda CPR sonuçlarına ilişkin kanıtlar heterojen olup, bazı çalışmalarda olumsuz, bazılarında nötr, az sayıda çalışmada ise olumlu etkiler gösterilmiştir. Bu durum, obezitenin resüsitasyon dinamikleri üzerindeki etkilerinin multifaktöriyel olduğunu düşündürmektedir (örneğin göğüs kompresyon derinliği, ventilasyon etkinliği, ilaç dağılımı, göğüs duvarı uyumu gibi). Obezite ve Resüsitasyon Sonuçları Arasındaki İlişki Obezitenin, Nörolojik iyileşme, Hastaneden taburculuğa kadar sağkalım, Uzun dönem sağkalım (aylar–yıllar) ve ROSC (spontan dolaşımın geri dönmesi) üzerindeki etkileri, çalışmalarda önemli ölçüde değişkenlik göstermiştir. Çalışmaların çok azı, resüsitasyon kalitesiyle ilişkili göstergeleri (ör. kompresyon derinliği, hız, CCF) raporlamış; hiçbir çalışma, CPR tekniğinde obeziteye özel uyarlamalar veya kurtarıcıya (provider) ait sonuçlar hakkında veri sunmamıştır. Bu nedenle, ILCOR ve ERC, mevcut kanıtlar ışığında, obez hastalarda standart CPR protokollerinin uygulanmaya devam edilmesini önermektedir.³ᵃ

Çıkar Çatışması Bildirimi (Declaration of Competing Interest)

Tüm ERC 2025 Kılavuzu yazarlarının çıkar çatışması bildirimleri, aşağıdaki bağlantıda yer alan COI (Conflict of Interest) tablosunda çevrimiçi olarak yayımlanmıştır:
🔗https://doi.org/10.1016/j.resuscitation.2025.110771

Katkıda Bulunanlar (Collaborators)

Bu kılavuzun hazırlanmasında katkıda bulunanlar: ERC BLS Bilim ve Eğitim Komitesi üyeleri:

Enrico Baldi

Jaques Delchef

Ahmed Elshaer

Jose M. Giraldo

Cristian Abelairas Gomez

Vlasios Karageorgos

Carsten Lott

Kaushila Thilakasiri

Walter Renier

Patrick van de Voorde

Ayrıca, Siobhan Masterson, ERC 2025 Yetişkin Temel Yaşam Desteği (BLS) kılavuzunun geliştirilmesi sürecinde, özellikle dahil edilen şekiller konusunda değerli katkılar sağlamıştır.

Teşekkür (Acknowledgements)

ERC, ayrıca Pediatrik Yaşam Desteği (PLS) Yazım Ekibi üyelerine, “3 adımda hayat kurtar” (3-steps-to-save-a-life) konseptine katkılarından dolayı teşekkür etmektedir.

2. Güvenlik

Kendi güvenliğini, kardiyak arrest geçiren kişinin ve çevredeki diğer kişilerin güvenliğini mutlaka sağla. CPR Uygulayan Kişiler İçin Riskler CPR uygulayan kurtarıcıların enfeksiyon kapma riski düşüktür. AED kullanımı sırasında kazara şok alma riski de çok düşüktür. Kurtarıcı İçin Fiziksel Yaralanma Riski CPR uygulayan kişinin fiziksel olarak yaralanma riski düşüktür. Sağlık çalışanı olmayan kurtarıcıların (layperson) ve olay yerindeki tanıkların (bystander) psikolojik durumlarını da göz önünde bulundur; onlara destek ve moral sağla.

Güvenlik – Kişisel Koruyucu Ekipman (KKE / PPE)

Resüsitasyon sırasında kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanımı, kurtarıcıları bulaşıcı etkenlere maruziyetten korumada önemli bir rol oynar. ILCOR 2023 Sistematik İncelemesi ILCOR, 2023 yılında kişisel koruyucu ekipman kullanımını değerlendiren bir sistematik inceleme yapmıştır. Bu inceleme: 17 simülasyon çalışması ve 1 klinik çalışma içermektedir. Sonuç olarak: KKE kullanımı, CPR kalitesinin düşmesiyle veya sağkalım oranlarının azalmasıyla ilişkili bulunmamıştır. Altı randomize simülasyon temelli çalışmanın meta-analizi, göğüs kompresyonu derinliği veya hızı üzerinde anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Bu sonuçlar, COVID-19 pandemisi sırasında yapılan çalışmalarla da uyumludur — yani KKE’nin yaygın kullanıldığı dönemde bile CPR kalitesi korunmuştur. Yorgunluk ve Zaman Yönetimi Kurtarıcılar, KKE kullanırken daha fazla yorgunluk hissettiklerini bildirmiştir. Bu nedenle, KKE kullanımı, resüsitasyonun başlamasını gereksiz yere geciktirmemelidir. Kurtarıcılar, korunma ile hızlı müdahale arasında doğru dengeyi kurmalıdır. ERC 2025 Önerisi ERC, şu tavsiyelerde bulunmaktadır: Kişisel koruyucu ekipman mevcutsa kullanılmalıdır, özellikle enfeksiyon riski bilinen veya şüphelenilen ortamlarda. Ancak, göğüs kompresyonlarının başlatılması, KKE giyme süresi nedeniyle gereksiz şekilde geciktirilmemelidir. Ayrıca ERC, koruyucu ekipmanın hızlı ve doğru şekilde giyilip çıkarılmasını (donning/doffing) öğretmek için: Düzenli eğitimlerin yapılmasını, Bu sayede hem korumanın hem de hızlı müdahalenin aynı anda sağlanabilmesini önermektedir. 📍 Özetle: KKE kullanımı, güvenliği artırır ancak zaman kaybına yol açmamalıdır. Kurtarıcı, korunurken de hayat kurtarabilir — yeter ki bu denge doğru eğitimle sağlansın.

2.1. CPR Uygulayan Kişilere ve Kardiyak Arrestte Olmayan Hastalara Verilen Zarar Riski

CPR Uygulayan Kişiler İçin Zarar Riski

ILCOR, CPR uygulayan kişilere gelebilecek olası zararlar üzerine bir scoping review gerçekleştirmiştir. Bu incelemede, 2008’den sonra yayımlanmış beş deneysel çalışma ve bir olgu raporu değerlendirilmiştir. Bu beş deneysel çalışma, elektif kardiyoversiyon sırasında şok uygulaması esnasında kurtarıcı güvenliğini incelemiştir.

Araştırmacılar, şok anında kurtarıcıya geçen akım miktarını (leakage current) ölçmüşlerdir.

Bulgular, AED kullanımı sırasında kurtarıcıya zarar verebilecek anlamlı bir elektrik akımı sızıntısı olmadığını göstermiştir.

ILCOR ve ERC, bu veriler ışığında şu yorumu desteklemektedir: AED kullanımı genel olarak güvenlidir. ERC, ILCOR ile uyumlu olarak, şu öneride bulunur: Kurtarıcılar, göğüs kompresyonu uygulamaktan ve AED kullanmaktan çekinmemelidir, çünkü şok sırasında kazara zarar görme riski düşüktür.

Kardiyak Arrestte Olmayan Hastalara CPR Uygulamanın Riski

Çevredeki kişilerin (lay rescuers), bilinci kapalı ve normal solumayan kişilere CPR uygulamaktan çekinmesinin en yaygın nedeni, “ya kişi aslında kardiyak arrestte değilse, zarar verirsem?” endişesidir. Ancak kanıtlar şunu göstermektedir: Kardiyakarrestte olmayan bir kişiye CPR uygulanmasıyla ciddi zarar oluşma riski son derece düşüktür. Buna karşın, CPR’nin gecikmesi, kardiyak arrestli hastalarda mortaliteyi anlamlı şekilde artırmaktadır. Bu nedenle, Kardiyak arrestteki bir kişiye erken CPR başlanmasının olası faydaları, kardiyak arrestte olmayan birine yanlışlıkla CPR yapılmasının düşük zarar riskindençok daha ağır basar.

ILCOR ve ERC 2025 Önerisi

ILCOR, bir iyi uygulama bildirimi (good practice statement) yayımlayarak şunu önermektedir: Çevredeki kişiler, eğitimli kurtarıcılar ve ilk müdahale ekipleri, “kardiyak arrest olduğu düşünülen” tüm hastalarda, zarar verme kaygısı taşımadan CPR başlatmalıdır. ERC, bu öneriyi tam olarak benimsemekte ve kendi kılavuz önerilerini de ILCOR’un tedavi tavsiyeleriyle uyumlu şekilde sunmaktadır. 📍 Özetle:

AED kullanımı kurtarıcı için güvenlidir.

CPR uygulaması, kardiyak arrestte olmayan bir hastaya ciddi zarar vermez.

Asıl tehlike, CPR’nin gecikmesidir.
Bu nedenle çekinmeden, gecikmeden CPR başlatmak en doğru eylemdir.

2.2. AED’lerin Güvenliği

AED kullanımı sırasında yapılan hatalar, genellikle cihazın arızasından değil, kullanıcının cihazla etkileşimindeki hatalardan kaynaklanır. En sık görülen hatalar şunlardır:

Ritim analizi sırasında CPR’ye devam edilmesi,

Cihaz şok vermeyi önerdiğinde şokun uygulanmaması,

AED’nin çok erken çıkarılması veya kapatılması.

Otomatik ve Yarı Otomatik AED Karşılaştırması

Simülasyon çalışmaları, tam otomatik (fully automatic) AED’lerin:

Güvenliği artırdığını,

Kullanıcı hatalarını azalttığını,

Defibrilasyona kadar geçen süreyi kısalttığını,
göstermektedir.

Bu bulgular ışığında ERC, AED cihazlarının kullanılmasınıönermektedir, çünkü AED’ler güvenlidir ve kurtarıcılar için yaralanma riski son derece düşüktür.

3. Kardiyak Arresti Tanıma

3.1. Kardiyak Arresti Tanıma

Yaklaşmanın güvenli olduğundan emin ol. Tepkisiz (yanıtsız) olan her kişide kardiyak arrestten şüphelen. Gecikmeden yerel acil numaranı (örneğin 112) ara. Çağrı yanıtlanana kadar kişinin solunumunu değerlendir. Yavaş, zorlukla yapılan solunum ya da agonal soluma gibi anormal solunum biçimlerini — örneğin hırıltılı, nefes nefese veya düzensiz soluma — kardiyak arrest belirtisi olarak tanı. Slow, laboured breathing, as well as other abnormal patterns such as agonal gasping or panting, must be recognised as signs of cardiac arrest. Kardiyak arrestin başlangıcında kısa süreli nöbet benzeri kasılmalar görülebilir.
Bu hareketler durduktan sonra, hastanın solunumunu yeniden değerlendir. Herhangi bir kişi tepkisiz ve anormal solunum gösteriyorsa, kardiyak arrest varmış gibi kabul edilmelidir.
Eğer emin değilsen, çağrı merkezi görevlisi sana yardımcı olacaktır. Herhangi bir şüphe durumunda, kardiyak arrest varmış gibi kabul et ve CPR’a başla. Sağlık Çalışanı Olmayan Kişiler (Layperson’lar), kardiyak arrest olduğundan şüphelenilen durumlarda, hastaya zarar verme endişesi duymadan CPR’a başlamalıdır. Yani, kişi gerçekten kardiyak arrestte olmasa bile, yanlışlıkla CPR uygulanması ciddi bir zarara yol açma olasılığından çok daha az risklidir.

Kılavuzları Destekleyen Kanıtlar

Kardiyak arrestin pratik ve operasyonel tanımı, bir kişinin tepkisiz (yanıtsız) olması ve normal solumaması durumudur. Her ne kadar tepkisizlik ve anormal solunum bazı diğer yaşamı tehdit eden tıbbi acillerde de görülebilse de, bu bulgular kardiyak arrest için oldukça yüksek duyarlılığa (sensitiviteye) sahiptir. Bu kriterlerin kullanılması kardiyak arrest için aşırı triyaja (over-triage) neden olabilir, ancak kardiyak arrestte olmayan bir kişiye yanlışlıkla CPR uygulanma riski, gerçek kardiyak arrestli bir hastada CPR’ın gecikmesiyle ortaya çıkan mortalite artışına kıyasla çok daha düşük kabul edilir. ERC, bilinç kaybı ile birlikte anormal solunumun doğrulanmasının, kardiyak arrestin tanınmasındaki en büyük engel olmaya devam ettiğini kabul etmektedir. ERC 2025 Temel Yaşam Desteği (BLS) Kılavuzları, agonal solunumun kardiyak arrest belirtisi olarak tanınmasının önemini vurgulamaya devam etmektedir. Agonal solunum, anormal bir solunum biçimidir ve kardiyak arrestlerin %30–60’ında gözlenir. En sık olarak kardiyak arrestin başlangıç döneminde ortaya çıkar. Agonal solunum, beyin sapı fonksiyonunun bir miktar devam ettiğini gösterir ve daha iyi klinik sonuçlarla ilişkili bulunmuştur.

Agonal Solunumun Yanlış Yorumlanması

Agonal solunum, sıklıkla yaşam belirtisi olarak yanlış yorumlanmaktadır. Bu durum, sağlık çalışanı olmayan kişiler (layperson), ilk müdahaleciler (first responders), acil çağrı merkezi görevlileri ve hatta sağlık profesyonelleri (HCP) için önemli bir zorluk oluşturur. Sağlık çalışanı olmayan kişiler, agonal solunumu genellikle şu ifadelerle tarif ederler:
“nefes nefese kalma (gasping)”, “seyrek veya ara sıra nefes alma”, “inleme”, “iç çekme (sighing)”, “hırıltı çıkarma (gurgling)”, “gürültülü nefes alma”, “homurdanma (groaning)”, “horlama benzeri sesler (snorting)” veya “ağır ve zorlanmış solunum (heavy/laboured breathing)”.
Anormal solunumun yanlış değerlendirilmesi, kardiyak arrestin tanınmasındaki en büyük engel olmaya devam etmektedir. Anormal solunumu kardiyak arrest belirtisi olarak tanımak, CPR’a gecikmeden başlanmasını sağlar.
Ayrıca, acil çağrı merkezi görevlilerinin (dispatcher) kardiyak arresti fark edememesi, sağkalım oranlarının azalmasıyla ilişkilendirilmiştir.
Agonal solunuma ek olarak, başka anormal solunum biçimleri de tanımlanmıştır — özellikle spor sırasında gelişen kollapsla birlikte görülen kardiyak arrestlerde. Kardiyak arrest geçiren sporcularda, bazen daha düzenli solunum hareketleri devam edebilir²¹–²³ veya çökme (kollaps) sonrasında gözler açık kalabilir. Bu nedenle ERC, kardiyak arrestin tanınmasına ilişkin bölümde “hızlı ve yüzeysel nefes alma (panting)” tanımını da eklemiştir.

Nöbetler

Kardiyak arrest hastalarında kısa süreli nöbet benzeri hareketler, kardiyak arrestin tanınmasında önemli bir engel oluşturur. Nöbetler, sık görülen tıbbi acillerdir ve tüm acil çağrıların yaklaşık %3–4’ünü oluşturduğu bildirilmiştir. Ancak bu çağrıların yalnızca %0,6–2,1’inin gerçekten kardiyak arrest ile ilişkili olduğu saptanmıştır. 3502 hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) olgusunu içeren gözlemsel bir çalışmada, 149 hastada (%4.3) nöbet benzeri aktivite gözlenmiştir. Bu hastalar: Daha genç yaşta (54’e karşı 66 yaş; p < 0,05), Tanıklı arrest geçirme olasılığı daha yüksek (%88’e karşı %45; p < 0,05), Başlangıç ritminin şoklanabilir olma olasılığı daha fazla (%52’ye karşı %24; p < 0,05), Ve hastaneden taburculuğa kadar sağ kalma oranı daha yüksek (%44’e karşı %16; p < 0,05) bulunmuştur. Daha yeni bir çalışmada ise, 465 travma dışı OHCA olgusunun 59’unda (%12.7) nöbet aktivitesi bildirilmiş ve bunun da daha iyi sonuçlarla ilişkili olduğu gözlenmiştir. Agonal solunumda olduğu gibi, nöbet aktivitesi de kardiyak arrestin tanınmasını güçleştirir — örneğin çağrı merkezi görevlisinin kardiyak arresti tanıma süresi, nöbet eşlik eden olgularda ortalama 130 saniye, diğerlerinde ise 62 saniye olarak bulunmuştur (p < 0,05).

Nöbet Sonrası Kardiyak Arrestin Tanınması

Bir kişi nöbet geçirdikten sonra tepkisiz kalıyor ve anormal solunum gösteriyorsa, kardiyak arrestin tanınması büyük önem taşır; bu sayede CPR gecikmeden başlatılabilir. Kardiyak arrest durumunda CPR’ın gecikmesiyle ortaya çıkan risk, kardiyak arrestte olmayan bir kişiye yanlışlıkla CPR uygulanmasından doğabilecek riskten çok daha büyüktür.

4. Acil Servisleri Haberdar Etme

Acil Servisleri Haberdar Etme Özet

Eğer cep telefonun varsa, hoparlör modunu açarak yerel acil numarayı gecikmeden ara.
Çağrı yanıtlanana kadar solunumu değerlendir. Eğer yalnızsan ve cep telefonun yoksa ya da mobil ağ/uydu bağlantısı bulunmuyorsa, yardım çağırmak için bağırabilir ve ardından solunumu değerlendirmeye devam edebilirsin. Eğer kimsenin yardıma gelmeyeceğini düşünüyorsan, yerel acil servisi haberdar etmek için kişiyi kısa süreliğine orada bırakman gerekebilir. Bunu mümkün olan en hızlı şekilde yap. Yardım çağırdıktan sonra geri döndüğünde, kişi halen tepkisiz ve normal solumuyorsa, hemen CPR’a başla.

Acil Servisleri Haberdar Etme Detaylı Metin

Bir kişi tepkisiz bulunduğunda, olay yerindeki kişilerden biri cep telefonu varsa derhal yerel acil numarayı (örneğin 112) aramalı ve hoparlör modunu etkinleştirmelidir. Çağrı yanıtlanana kadar kişinin solunumunu değerlendirmeye devam etmelidir. Eğer kişi tepkisiz ve normal solumuyorsa, gecikmeden CPR’a (30:2 oranında) başlanmalıdır. Eğer solunum durumundan emin olunamıyorsa, çağrı merkezi görevlisi (dispatcher), arayana anormal solunumu tanıma konusunda yardımcı olacaktır. Arayan kişinin, anormal solunumu teyit etmeye çalışırken acil servisi aramayı geciktirmemesi önemlidir. Bu öneri, ILCOR’un son kapsam incelemesi (scoping review) temel alınarak geliştirilmiştir; bu inceleme, kardiyak arrest vakalarının çoğunun, olay yerindekiler tarafından değil, çağrı sırasında dispatcher tarafından fark edildiğini göstermiştir. Tepkisiz tüm hastalar için acil servisin aranmasının önceliklendirilmesi, kardiyak arrestte olmayan bazı hastalar için de çağrı yapılmasına yol açabilir. Ancak bu hastaların büyük kısmı yine de acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyar ve bu yaklaşımın acil servislerin genel performansını olumsuz etkilemesi beklenmez. Her ne kadar cep telefonları yaygın olarak bulunsa da, bazı durumlarda telefon olmayabilir veya hiçbir ağa bağlanamayabilir. Bu durumlarda yalnız kurtarıcı iki seçeneğe sahiptir: Yardım çağırmak için bağırmak, veya Kardiyak arrestteki kişiyi kısa süreliğine orada bırakarak yerel acil servisi bizzat haberdar etmek. Eğer yalnız bir kurtarıcı, yakınında yardım edebilecek kişilerin olduğunu düşünüyorsa, yardım çağırmak için bağırması ve aynı anda CPR’a başlaması uygundur. Ancak yardım çağrısına yanıt gelmezse, kurtarıcı CPR’ı durdurmak ve kardiyak arrestteki kişiyi kısa süreliğine orada bırakarak yerel acil servisi haberdar etmek zorunda kalabilir. Şu anda, kurtarıcının acil servisi haberdar etmek için ayrılmadan önce CPR’a ne kadar süre devam etmesi gerektiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Eğer yalnız kurtarıcının, yardım çağırmak için kişiden ayrılması gerekiyorsa, ERC bu işlemin mümkün olan en kısa sürede yapılmasını tavsiye etmektedir.

5. Çağrı Merkezi Görevlisinin (Dispatcher) Rolü

Çağrı Merkezi Görevlisinin Rolü Özet 

Çağrı merkezi görevlileri, kardiyak arrestin tanınmasını kolaylaştırmak için standartlaştırılmış protokoller kullanmalıdır. Kardiyak arrest tanısı konulduğunda, çağrı merkezi görevlisi tüm arayan kişilere CPR talimatı vermelidir. Görevli, arayanın CPR yapmayı bilmediğini varsaymalı ve yalnızca göğüs kompresyonuna yönelik talimatlar sağlamalıdır. Eğer arayan kişi kurtarıcı soluk (rescue breath) uygulamasını bildiğini belirtirse, görevli 30:2 oranında CPR (30 kompresyon : 2 solunum) yapılmasını yönlendirmelidir. CPR başladıktan sonra, çağrı merkezi görevlisi olay yerinde bir “AED” (Otomatik Eksternal Defibrilatör) veya defibrilatör bulunup bulunmadığını sormalıdır. Olay Yerinde AED  bulunmuyorsa Eğer olay yerinde AED yoksa ve birden fazla kişi bulunuyorsa, çağrı merkezi görevlisi, tanık kişileri en yakın AED cihazına yönlendirmelidir. Bir AED hastanın bulunduğu yere ulaştığında, görevli, tanık kişiye cihazı hemen çalıştırmasını ve AED’nin sesli/ekran talimatlarını izlemesini söylemelidir. İlk müdahale sistemi (first responder system) bulunan bölgelerde, çağrı merkezi görevlisi, kayıtlı gönüllü müdahale ekiplerini olay yerine yönlendirmeli ve yakındaki AED’nin getirilmesini sağlamalıdır.

Çağrı Merkezi Görevlisinin Rolü Detaylı Metin

Kardiyak arrestin hızlı ve doğru tanınması, olay yerindeki kişiler tarafından zamanında CPR başlatılabilmesi, çağrı merkezi yardımlı CPR (dispatch-assisted CPR) uygulanabilmesi ve uygun acil sağlık hizmeti (EMS) yanıtının verilmesi açısından hayati öneme sahiptir.³³ Kardiyak arrestlerin çoğu, olay yerindekiler tarafından fark edilmez ve ilk olarak çağrı merkezi görevlisi (dispatcher) tarafından, telefon görüşmesi sırasında tanınır. Bu durum, dispatcher’ların kardiyak arrestin en kısa sürede tanınmasındaki kritik rolünü vurgulamaktadır.¹³ ILCOR’un 2021 yılında yayımladığı tanısal sistematik derleme, 47 çalışmayı içermekte olup, dispatcher’ların hastane dışı kardiyak arresti (OHCA) tanıma başarısında geniş bir değişkenlik olduğunu bildirmiştir: – Duyarlılık (sensitivite): 0.46 – 0.98, – Özgüllük (spesifisite): 0.32 – 1.00 aralığında değişmiştir. Kullanılan tanı kriterleri veya algoritmalar arasında tanısal doğruluk açısından anlamlı bir fark tespit edilememiştir.¹⁰ Daha yeni bir ILCOR kapsam incelemesi (scoping review), 62 çalışmayı değerlendirmiş ve dispatcher yardımlı OHCA tanısındaki en önemli zorluğun, hastanın normal soluyup solumadığının belirlenmesi olduğunu ortaya koymuştur.¹³ Birçok strateji incelenmiş olsa da, en sık kullanılan “iki soru” yaklaşımından (“Kişi bilinçli mi?” ve “Normal soluyor mu?”) daha iyi sonuç veren bir yöntem bulunmamıştır. Çeşitli stratejiler test edilmesine rağmen, farklı tanı yaklaşımlarını karşılaştıran randomize kontrollü çalışmalar (RCT) mevcut değildir. Dâhil edilen RCT’lerden birinde, yapay zekâ (AI) modeli eklenmiş ancak bu müdahalenin dispatcher yardımlı OHCA tanı başarısını artırmadığı görülmüştür.⁷⁶

ILCOR’a Uyumlu Çağrı Merkezi Yaklaşımı

ILCOR’un önerileri doğrultusunda, ERC de çağrı merkezi görevlilerinin (dispatcher’ların) acil çağrı sırasında hastanın kardiyak arrestte olup olmadığını hızlıca tanımlayabilmesi için standartlaştırılmış bir algoritma ve/veya standart kriterleri izlemesini önermeye devam etmektedir.¹² Çağrı merkezlerinin süreçlerini geliştirerek kardiyak arrest olgularında sağkalımı nasıl artırabileceğine ilişkin ayrıntılı bilgiler, ERC 2025 “Systems Save Lives” (Sistemler Hayat Kurtarır) kılavuzunda yer almaktadır.³⁴

Çağrı Merkezi Yardımlı CPR Talimatlarının Etkinliği

ILCOR’un 2024 kapsam incelemesi (scoping review), çağrı merkezi yardımlı CPR’ı en iyi şekilde optimize edecek belirli müdahaleleri önermek için yeterli düzeyde güçlü kanıt bulamamıştır.³³ Bununla birlikte, basit ve açık dil kullanılarak verilen CPR talimatlarını inceleyen çalışmalar, ilk kompresyona başlama süresinde azalma⁴⁰–⁴² ve CPR kalitesinde artış⁴³˒⁴⁴ olduğunu göstermiştir. Örneğin, “CPR yapmak ister misiniz? (Do you want to do CPR)” ifadesinin, “CPR yapmamız gerekiyor (We need to do CPR)” şeklinde değiştirilmesi, gerçekten CPR uygulanan vaka sayısını artırmıştır.⁴⁵ Buna karşın, “Telefonu yere koyun (Put the phone down)” talimatının, CPR kalitesinde anlamlı bir fark yaratmadığı bildirilmiştir.⁴⁶ Her ne kadar çağrı merkezi yardımlı CPR talimatlarında en etkili yöntemi belirlemeye yönelik yüksek düzeyli kanıt henüz yetersiz olsa da, ERC, kardiyak arrest şüphesi olan tüm hastalarda çağrı merkezi görevlilerinin CPR talimatı vermeye devam etmesini önermektedir.

Çağrı Merkezi Tarafından Video Destekli CPR Talimatlarının Kullanımı

Geleneksel olarak, çağrı merkezi görevlileri CPR talimatlarını yalnızca sesli (audio-only) olarak verir.
Ancak yeni teknolojiler, çağrı merkezi görevlilerinin aramayı yapan kişinin cep telefonu aracılığıyla canlı video üzerinden CPR talimatı verebilmesini mümkün kılmıştır. Yakın zamanda yapılan bir kapsam incelemesi ve meta-analiz, simüle edilmiş hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) durumlarında video talimatlarının etkinliğini değerlendiren dokuz çalışmayı incelemiştir.³³
– Video talimatı verilen gruplarda kompresyon fraksiyonu (CPR süresinin toplam sürece oranı) daha yüksek bulunmuştur.⁴⁷–⁴⁹ – Kompresyon hızı da video talimatı ile daha yüksek olmuştur.⁴⁸–⁵¹ – El pozisyonunun doğruluğunda ise iyileşme eğilimi gözlenmiştir.⁴⁸ – Ancak kompresyon derinliği veya ilk ventilasyona başlama süresi açısından fark saptanmamıştır. – Ayrıca video talimatlarıyla CPR’a başlama süresinde hafif bir gecikme görülmüştür. Daha yakın tarihli, erişkin OHCA hastalarını kapsayan retrospektif bir çalışmada, toplam 1720 hasta (1489 sesli, 231 görüntülü grup) değerlendirilmiştir. – Ortalama talimat süresi benzer bulunmuştur (sesli grupta 136 saniye, video grubunda 122 saniye). – Ancak hastaneden taburculuğa kadar sağkalım oranı, sesli grupta %8.9, video grubunda ise %14.3 olarak anlamlı biçimde daha yüksek bulunmuştur (p < 0.001). – Nörolojik olarak iyi taburculuk oranı da sırasıyla %5.8 ve %10.4 olup, video grubunda anlamlı şekilde daha yüksektir (p < 0.001).⁵² Bununla birlikte, canlı video akışının (live video streaming) sonuçlara etkisini değerlendiren randomize kontrollü çalışmalar (RCT) henüz bulunmamaktadır.¹ Video üzerinden CPR talimatlarının geniş çapta uygulanmasını destekleyecek yeterli kanıt şu anda bulunmamaktadır. ERC, bu teknolojinin kullanılacağı durumlarda, uygulamanın sıkı biçimde kontrol edilen koşullarda yapılmasını ve tercihen resmî bir araştırma programının parçası olarak yürütülmesini önermektedir.

Çağrı Merkezi Tarafından Verilen AED Talimatları

Olay yerinde AED kullanımı sonrası yüksek sağkalım oranları, özellikle kumarhaneler, havaalanları, spor tesisleri ve tren istasyonları gibi yerlerde olaya tanık olan kişiler (bystander) tarafından yapılan müdahalelerde gözlenmiştir.⁵³–⁶⁴ Buna karşın, çağrı merkezi tarafından AED’nin getirilmesi ve kullanımıyla ilgili talimatların etkisine dair kanıtlar daha sınırlıdır — her ne kadar bu uygulama yaygın olarak kullanılsa da.¹¹˒³⁸ ILCOR’un 2024 kapsam incelemesi, çağrı merkezi talimatlarının AED getirilmesi veya kullanımıyla ilişkili klinik sonuçları doğrudan değerlendiren herhangi bir çalışma bulamamıştır.⁶⁴ᵃ Bu inceleme, dispatcher tarafından yönlendirilen ilk müdahalecilerin (dispatched responders) yaptığı AED kullanımıyla ilgili çalışmaları da kapsamamıştır.⁴ 2024 yılında yapılan bir öncesi-sonrası karşılaştırmalı çalışma, çağrı merkezi talimatı sonrası başarılı AED getirilmesi ve pedlerin doğru şekilde yerleştirilmesinin, hastaneden taburculuğa kadar sağkalımı ve iyi nörolojik sonuçla sağkalımı artırdığını bildirmiştir.⁶⁵ Ancak AED’nin şok uygulamasının kendisi, bu klinik sonuçlarda anlamlı bir iyileşmeyle ilişkilendirilmemiştir. Bunun nedeni, şok uygulanan hasta sayısının az olması veya tanımlanmamış karıştırıcı (confounder) faktörlerin varlığı olabilir.

Çağrı Merkezi Görevlilerini Destekleyen Teknolojilerin Kullanımı

Çağrı merkezi görevlilerinin (dispatcher’ların) teknolojiyle desteklenmesi konusu, ERC 2025 Systems Save Lives (Sistemler Hayat Kurtarır) Kılavuzunda çok daha ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.³⁴ Buradaki özet, ERC 2025 Temel Yaşam Desteği (BLS) Kılavuzunda yalnızca, dispatcher’ların kardiyak arrest çağrıları sırasında teknolojiden nasıl yararlanabileceğini ve bu teknolojilerle nasıl etkileşime girebileceğini göstermek amacıyla yer almaktadır.

Kapalı Devre Kamera Sistemleri (CCTV)

ILCOR’un 2024 kapsam incelemesi, kapalı devre kamera (CCTV) görüntülerinin, dispatcher’ların hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) olayını anlama ve değerlendirme süreçlerine etkisini inceleyen iki çalışmayı belirlemiştir.¹³ Bir çalışma, olay yerine ilişkin durumsal farkındalık eksikliğinin, kardiyak arrestin tanınmasında önemli bir engel olduğunu ve olay yerinden canlı video akışının (live-stream) bu farkındalığı artırabileceğini öne sürmüştür.⁷² İkinci çalışma ise, olay yerinden elde edilen görsel bilgilerin, dispatcher’ın olayın dinamiklerini daha iyi kavramasını, dolayısıyla iletişimin güçlenmesini, tanıklara (bystanders) yönelik yönlendirmenin kalitesinin artmasını ve CPR kalitesinin iyileşmesini sağlayabileceğini bildirmiştir.⁷³

6. CPR'ın Başlatılması ve CPR özellikleri

6.1. CPR'ın Başlatılması

CPR başlatma sırası (önce kompresyon mu, önce solunum mu?), ILCOR tarafından 2025 yılında güncellenmiştir.⁴ Bu değerlendirmeye beş çalışma dâhil edilmiştir.⁸³–⁸⁷ Tüm çalışmalar maket (manikin) çalışması niteliğindedir ve bunlardan birinde pediatrik manken kullanılmıştır.⁸⁷

Kompresyon Öncelikli CPR Yaklaşımı

Üç erişkin maket (manikin) çalışması, ilk kompresyona kadar geçen süreyi değerlendirmiştir.⁸³˒⁸⁵˒⁸⁶ Bu çalışmalar, kompresyonla başlanan yaklaşımda (compression-first approach), ilk kompresyona ulaşma süresinin daha kısa olduğunu göstermiştir. Bir erişkin maket çalışması, ilk ventilasyona kadar geçen süreyi incelemiş ve kompresyonla başlanan yaklaşımda bu sürenin daha uzun olduğunu bildirmiştir.⁸ Yine aynı çalışmada, ilk CPR döngüsünün (30 kompresyon + 2 solunum) tamamlanma süresi, kompresyonla başlanan grupta daha kısa bulunmuştur.⁸⁵ Bir diğer erişkin maket çalışması ise, kompresyon önce mi yoksa ventilasyon önce mi yapılmasının, kompresyon hızı, derinliği ve kompresyon fraksiyonu üzerine etkisini incelemiş ve yaklaşım farkının bu parametreleri etkilemediğini göstermiştir.⁸³ ILCOR’un tedavi önerisine paralel olarak, ERC, kompresyonla başlanan (compression-first) CPR yaklaşımını önermektedir.

Yalnız Kompresyon (Compression-Only) CPR

Kardiyak arrestin erken dönem yönetiminde ventilasyon ve oksijenasyonun rolü hâlen tartışmalıdır.
ILCOR, sürekli göğüs kompresyonu (Continuous Chest Compressions – CCC) ile standart CPR’ı karşılaştıran sistematik incelemesini en son 2017 yılında yayımlamıştır.¹⁵⁴ O tarihten bu yana ILCOR, CCC’nin layperson’lar (sağlık çalışanı olmayanlar), EMS personeli ve hastane içi klinisyenler tarafından uygulanmasına ilişkin üç farklı inceleme yürütmüştür. 2024 sistematik incelemesi, layperson’lar tarafından yapılan CCC’ye dair yeni çalışma bulamamıştır.⁴ Önceki sistematik inceleme¹⁵⁴ ise, CCC ile 15:2 veya 30:2 oranındaki CPR’ı karşılaştıran dört gözlemsel çalışma¹⁵⁵–¹⁵⁸ içermekteydi.
İki çalışma 15 kompresyon + 2 ventilasyon (15:2) oranını¹⁵⁵˒¹⁵⁶˒¹⁵⁸,Bir çalışma ise 30 kompresyon + 2 ventilasyon (30:2) oranını¹⁵⁷ değerlendirmiştir. Bulgulara göre: Bir çalışmada, 15:2’ye kıyasla CCC uygulamasında nörolojik olarak iyi taburculuk oranı daha yüksek bulunmuştur.¹⁵⁸  Yalnız erişkinleri kapsayan bir çalışmada, CCC grubunda hastaneden taburculuk oranı, 30:2’ye kıyasla daha yüksek saptanmıştır.¹⁵⁷  Ancak iki çalışmada (tüm yaş gruplarını içeren),  Biri ROSC veya taburculuğa kadar sağkalım açısından fark bulmamıştır.¹⁵⁵  Diğeri ise hastaneye ulaşana kadar sağkalım veya 30 günlük sağkalım arasında fark saptamamıştır.¹⁵⁶ Özetle, mevcut kanıtlar CCC’nin bazı erişkin hasta gruplarında standart CPR’a benzer veya kısmen üstün sonuçlar verebildiğini, ancak genel olarak her durumda üstün olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığını göstermektedir. Yalnız erişkinlerde yapılan bir çalışmada, sürekli göğüs kompresyonu (CCC) uygulanan grupta hastaneden taburculuğa kadar sağkalım oranı, 30:2 CPR uygulanan gruba göre daha yüksek bulunmuştur.¹⁵⁷ Buna karşılık, tüm yaş gruplarını kapsayan iki çalışmadan biri, CCC ile 15:2 oranındaki CPR arasında ROSC (spontan dolaşımın geri dönmesi) veya taburculuğa kadar sağkalım açısından fark saptamamıştır.¹⁵⁵ Diğer çalışma da, CCC ile 15:2 CPR arasında hastaneye ulaşana kadar sağkalım veya 30 günlük sağkalım oranları bakımından herhangi bir fark olmadığını bildirmiştir.¹⁵⁶

Sağlık Ekibi (EMS) ve Hastane Ortamında Sürekli Göğüs Kompresyonu (CCC)

2024 sistematik incelemesi, EMS personeli tarafından uygulanan CCC’yi inceleyen bir RCT¹⁵⁹ ve üç kohort çalışması¹⁴⁷˒¹⁶⁰˒¹⁶¹ belirlemiştir.⁴ Bu kohort çalışmalarından ikisi, daha önce yayımlanmış klinik araştırmaların post-hoc / ikincil analizleridir.¹⁵⁹˒¹⁶²˒¹⁶³ Randomize kontrollü çalışma (RCT), CCC ile 30:2 CPR arasında nörolojik olarak iyi taburculuk, hastaneden taburculuğa kadar sağkalım veya ROSC açısından herhangi bir fark göstermemiştir.¹⁵⁹ Birleştirilmiş veri setlerinin ikincil analizi, başlangıçta EMS personeli tarafından yapılan CCC’nin, hastaneden taburculuk oranlarında iyileşme ile ilişkili olabileceğini öne sürmüştür.¹⁴⁷ Ancak tedavi stratejisine uyum (protocol adherence) dikkate alınarak analiz yapıldığında, CCC uygulamalarının 30:2 CPR’a göre daha düşük sağkalım oranıyla ilişkili olduğu bulunmuştur.¹⁴⁷ Kalan gözlemsel çalışma¹⁶⁰, nörolojik olarak iyi taburculuk bildirmemiş, ancak minimum kesintiyle yapılan kardiyak resüsitasyonun (minimally interrupted CPR), hastaneden taburculuğa kadar sağkalımı artırdığını, ancak ROSC üzerinde fark oluşturmadığını raporlamıştır. Benzer şekilde, 2024 sistematik incelemesi, hastane ortamında (in-hospital) CCC’yi değerlendiren yeni bir çalışma bulamamıştır.⁴ Önceki sistematik inceleme¹⁵⁴, acil servise OHCA sonrası getirilen hastalarda, Sürekli mekanik göğüs kompresyonu (asenkron ventilasyonla birlikte) ile Kesintili mekanik göğüs kompresyonunu (güvenli hava yolundan 5 kompresyona 1 ventilasyon) karşılaştıran tek bir gözlemsel çalışmayı içermekteydi.¹⁶⁴ Bu çalışmada, asenkron ventilasyonla sürekli mekanik CPR uygulanan hastaların, ROSC elde etme olasılığı ve hastaneden taburculuğa kadar sağkalım oranı, kesintili mekanik kompresyon uygulanan hastalardan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. ILCOR’un “sürekli göğüs kompresyonu ve yorgunluk” (fatigue) konulu kapsam incelemesi (scoping review), dört maket (manikin) çalışmasını değerlendirmiştir.³˒¹⁶⁵–¹⁶⁸ İlk çalışmada¹⁶⁵, 84 layperson (sağlık çalışanı olmayan kişi) üzerinde standart 30:2 CPR ile CCC karşılaştırılmıştır.  Doğru hız ve derinlikte kompresyon oranı açısından iki grup arasında fark bulunmamıştır. İlk kompresyona başlama süresi de iki grup arasında farklı değildir. CCC grubunda daha fazla toplam kompresyon yapılmış, 30:2 grubunda ise göğüsten elin kaldırıldığı (off-chest) süre daha uzun bulunmuştur. Yorgunluğa ulaşma süresi veya yorgunluk düzeyi açısından da anlamlı fark gözlenmemiştir.  Daha geniş bir çalışmada, 517 layperson rastgele şu dört CPR protokolüne atanmıştır: 30 kompresyon + 2 saniye ara (30c:2s), 50 kompresyon + 5 saniye ara (50c:5s), 100 kompresyon + 10 saniye ara (100c:10s) ve CCC (sürekli kompresyon). Doğru derinlikte yapılan kompresyon oranı gruplar arasında anlamlı fark göstermiştir: 30c:2s → %96 – 50c:5s → %96 – 100c:10s → %92 – CCC → %79 (p = 0.006)  CCC grubunda CCF (chest compression fraction) daha yüksek bulunmuştur. 100c:10s grubunda, 10 saniyeden uzun duraklamalar daha sık görülmüştür.¹⁶⁷  Bir diğer çalışmada¹⁶⁶, 124 sağlık çalışanı (HCP), CCC’yi iki farklı pozisyonda uygulamak üzere randomize edilmiştir: Klasik pozisyon (maketin yanında durarak) Makete binme (straddling) pozisyonu Kompresyon hızı, derinliği veya yorgunluk düzeyi (kan basıncı, nabız, solunum sayısı ile ölçülmüştür) açısından fark bulunmamıştır. Ancak müdahale süresi yalnızca 4 dakika ile sınırlı olduğundan, **uzun süreli yorgunluk üzerindeki etkiler değerlendirilememiştir.**¹⁶⁶

6.2. Kompresyon Ventilasyon Oranları

ERC’nin 2025 CPR Yaklaşımı – Kompresyon ve Ventilasyon Oranları

ERC, ILCOR’un önerileriyle uyumlu olarak, kardiyak arrest gelişen tüm erişkinlerde göğüs kompresyonu uygulanmasını önermektedir.⁴ Eğer olay yerindeki tanıklar (bystanders) eğitimli, fiziksel olarak uygun ve gönüllü ise,  30 kompresyon : 2 ventilasyon (30:2) oranında standart CPR uygulamalıdır. Eğer kişi eğitimli değilse, ventilasyon yapamıyorsa veya yapmak istemiyorsa, yalnızca sürekli göğüs kompresyonu (Continuous Chest Compressions – CCC) uygulaması yeterlidir. Sağlık profesyonelleri (HCPs), hava yolu güvence altına alınana kadar iki seçeneği uygulayabilir:  30:2 oranında CPR,  Asenkron pozitif basınçlı ventilasyonla birlikte CCC. Trakeal tüp veya supraglottik hava yolu cihazı ile hava yolu güvence altına alındıktan sonra, asenkron ventilasyonla birlikte sürekli göğüs kompresyonu (CCC) sürdürülmelidir (Bkz. Şekil 8i). ILCOR, 2025’te kompresyon–ventilasyon oranlarına ilişkin CoSTR güncellemesini yayımladı.⁴ Değerlendirmeye, 2005’teki değişimin (15:2’den 30:2’ye geçiş) etkisini inceleyen 7 retrospektif kohort çalışması²⁶²–²⁶⁸ ve 1 prospektif çalışma²⁶⁹ dâhil edildi.²⁷⁰ İki çalışma, 15:2’den 30:2’ye geçişin ardından nörolojik olarak iyi sonuçlarda artış bildirdi.²⁶²˒²⁶⁹ 3960 şoklanamaz ritimli olguyu içeren bir çalışma, 30:2’nin, 15:2’ye kıyasla hastaneden taburculukta nörolojik olarak iyi sağkalımı iyileştirdiğini gösterdi.²⁶² Buna karşılık, 522 şoklanabilir ritimli olguda yapılan başka bir kohort çalışması, nörolojik olarak iyi sağkalımda (CPC 1–2) fark saptamadı.²⁶⁹ Özetle: Kanıtlar, 30:2 oranına geçişin özellikle şoklanamaz ritimli hastalarda yararlı olabileceğini, şoklanabilir ritimlerde ise belirsiz kaldığını düşündürüyor. Devamında, yetişkin BLS için standart 30:2 yaklaşımının gerekçeleri ve istisnalarıyla ilerleyebiliriz. Altı kohort çalışması, hastaneden taburculuğa kadar sağkalım veya 30 günlük sağkalımı incelemiştir.²⁶³–²⁶⁶ Üç çalışma (²⁶²˒²⁶⁵˒²⁶⁶), 30:2 oranının sağkalımı iyileştirdiğini bildirmiştir. İki çalışma, sağkalım olasılığı açısından anlamlı fark saptamamıştır.²⁶⁴˒²⁶⁸ 200 tanıklı kardiyak arrest (bystander-witnessed) olgusunda yapılan bir analizde, şoklanabilir ritimli hastalarda 50:2 oranının, 5:1 oranına kıyasla hastaneden taburculuk oranlarını artırdığı bildirilmiştir.²⁶³

ERC’nin 2025 Önerisi

ILCOR’un önerisiyle uyumlu olarak, ERC, erişkin kardiyak arrest hastalarında kompresyon–ventilasyon oranı olarak 30:2 uygulanmasını **önermektedir.**³ᵃ Bu oran, etkili göğüs kompresyonu sürekliliğini korurken, aynı zamanda yeterli ventilasyon sağlamayı amaçlayan optimum denge olarak kabul edilmektedir.

6.3. Yüksek Kaliteli Göğüs Kompresyonları

Göğüs kompresyonları, etkili CPR’ın en kritik bileşenidir ve kardiyak arrest sırasında beyin ve organ perfüzyonunu sürdürmenin en ulaşılabilir yolu olarak kabul edilir. Bu kompresyonların etkinliği;  Ellerin doğru konumuna,  Kompresyon derinliğine, Kompresyon hızına (oranına) ve göğüs duvarının her bası sonrası tam geri yükselmesine (recoil) bağlıdır. Kompresyonlara verilen aralar, organ ve beyin perfüzyonunu kesintiye uğratarak iskemik hasar riskini artırır; bu nedenle mümkün olduğunca kesintisiz kompresyon yapılmalıdır. Göğüs kompresyonlarına mümkün olan en kısa sürede başla. Bir elinin avuç içi kısmını (topuk kısmını)sternumun alt yarısına, yani göğsün tam ortasına yerleştir.
Eğer kıyafetler nedeniyle sternum net seçilemiyorsa, doğru anatomik bölgeyi belirlemek için kıyafetleri açmak veya kaldırmak uygundur. Diğer elinin avuç içini birinci elinin üzerine koy. Parmaklarını birbirine kenetle, böylece basınç kaburgalara değil sternuma uygulanır. Kollarını düz tut ve omuzlarını hastanın göğsünün tam üzerine hizala. Her kompresyonda göğsü en az 5 cm, ancak 6 cm’den fazla olmayacak şekilde bastır. Dakikada 100–120 kompresyon hızında çalış ve mümkün olduğunca az ara ver. Her kompresyondan sonra göğsün tamamen geri yükselmesine (recoil) izin ver; göğsün üzerinde ağırlık bırakma. CPR en etkili, sert bir zemin üzerinde yapıldığında olur.
Ancak kişi yumuşak bir zemindeyse (örneğin yatak), yere taşımaya çalışma. CPR’a bulunduğu yerde başla ve gerekiyorsa yumuşak zemini telafi etmek için daha derin kompresyonlar uygula. Mekanik CPR uygulamaları, Temel Yaşam Desteği (BLS) kapsamının dışında olup, ERC 2025 İleri Yaşam Desteği (ALS) Kılavuzunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.⁸²

Göğüs Kompresyonunun Yapıldığı Zemin

ILCOR, göğüs kompresyonlarının sert bir zeminde yapılmasına ilişkin CoSTR (Consensus on Science with Treatment Recommendations) güncellemesini 2024 yılında yayımlamıştır.⁸⁸ Yumuşak bir zeminde (örneğin yatakta) yapılan göğüs kompresyonlarında, hem göğüs duvarı hem de yatağın kendisi sıkışır.⁸⁹ Bu durum, etkili kompresyon derinliğinin azalmasına yol açabilir. Ancak, kurtarıcı kompresyon derinliğini artırarak yatağın sıkışmasını telafi ederse, yumuşak yüzeyde de etkili kompresyon derinliği elde edilebilir.⁹⁰–⁹⁶ ILCOR, CPR sırasında zemin türünün önemini araştıran 17 çalışma belirlemiştir. Bu çalışmalar şu kategorilerde incelenmiştir: Zemin (floor) ile sert hastane yatağı (firm hospital mattress) karşılaştırması, Sırt tahtası (backboard) ile hastane yatağı karşılaştırması, Zemin ile ev tipi yatak (home mattress) karşılaştırması,  Ve diğer zemin türleri. Ancak bu çalışmalar arasında klinik sonuçları (ör. sağkalım, nörolojik iyileşme) bildiren herhangi bir çalışma bulunmamıştır.⁸⁸ İki maket (manikin) RCT çalışması⁹⁷˒⁹⁸, hastane yatağında yapılan göğüs kompresyonlarını zeminde yapılan kompresyonlarla karşılaştırmıştır. Yedi maket RCT çalışması⁹⁰˒⁹⁹–¹⁰⁴ ise, hastane yatağında sırt tahtası (backboard) kullanılarak veya kullanılmadan yapılan kompresyonları değerlendirmiştir. Ayrıca iki maket RCT çalışması, normal yatakta yapılan kompresyonları zemindekilerle karşılaştırmıştır.¹⁰⁵˒¹⁰⁶ Sonuçlar: Hastane yatağı veya normal yatakta yapılan kompresyonların derinliği, zeminde yapılanlarla benzer bulunmuştur.⁸⁸ Sırt tahtası (backboard) kullanıldığında, kompresyon derinliğinde küçük bir iyileşme saptanmıştır.⁸⁸ Ek olarak iki maket RCT çalışması, spor minderi (sports mattress) üzerinde — sırt tahtasıyla ve sırt tahtasız — yapılan kompresyonlarıⁱ⁰⁷ ve diş hekimi koltuğunda yapılan kompresyonları¹⁰⁸ incelemiştir. Bu çalışmalarda, spor minderi üzerinde ve diş hekimi koltuğunda yapılan kompresyonların daha yüzeysel (daha sığ) olduğu bildirilmiştir.ⁱ⁰⁷˒¹⁰⁸

ERC’nin Önerisi – Göğüs Kompresyonu İçin Uygun Zemin

ILCOR’un önerileriyle uyumlu olarak, ERC, göğüs kompresyonlarının sert bir zeminde yapılmasını tavsiye etmektedir. Hastane ortamında, eğer kullanılan yatakta “CPR modu” (yatak sertliğini artıran özellik) bulunuyorsa, CPR sırasında bu modun etkinleştirilmesi önerilir. Hastayı yataktan zemine taşımak önerilmez, çünkü bu işlem ilk kompresyona başlanma süresini uzatır ve kurtarıcı için yaralanma riskini artırır. Ayrıca ERC, sırt tahtası (backboard) kullanımını desteklememektedir.

Baş Yukarı Pozisyonda CPR (Head-Up CPR)

ILCOR’un güncellenmiş 2025 CoSTR raporu, baş yukarı CPR (Head-Up CPR) konusunda, önceki 2021 incelemesinde yer alan tek çalışmaya¹⁰³ ek olarak iki yeni çalışma¹²⁰¹˒¹²⁰² belirlemiştir. Bu üç çalışmanın tamamı aynı araştırma grubu tarafından yürütülmüştür. İlk Çalışma (Before–After, 2322 OHCA olgusu)  Çalışma, iki farklı CPR paketi (bundle) yaklaşımını karşılaştırmıştır: a. “Extended care bundle” → pit-crew (ekip) yaklaşımı, hızlı mekanik CPR uygulaması, hastanın yaklaşık 20° baş yukarı pozisyonuna getirilmesi, impedans eşik cihazı (impedance threshold device, ITD) kullanımı ve pozitif basınçlı ventilasyonun birkaç dakika ertelenmesi. b. Karşılaştırma grubu → yalnızca mekanik CPR + ITD uygulaması. Extended care bundle sonrasında resüsitasyon oranlarının arttığı, iyi nörolojik sağkalım oranının da daha yüksek olduğu bildirilmiştir (%17.9’a karşı %34.2). Ancak nörolojik olarak iyi sağkalımda istatistiksel fark bulunmadığı, ayrıca tam sayısal verilerin raporlanmadığı belirtilmiştir.¹⁰³ İkinci Çalışma (Head-Up vs Supine – Propensity Match, n=1087)  227 hasta head-up CPR bundle ile, 860 hasta ise önceki üç çalışmadan alınan supine (düz pozisyon) verileriyle eşleştirilmiştir.  İyi nörolojik sağkalım oranı:  Head-up grupta: %5.9 (13/222)  Supine grupta: %4.1 (35/860) Olasılık oranı (OR): 1.47; %95 GA: 0.76–2.82 — fark istatistiksel olarak anlamlı değildir.¹²⁰¹ Üçüncü Çalışma (Non-Shockable Arrest, n=706) 353 non-shockable kardiyak arrest hastası head-up bundle ile resüsitasyon almış, benzer sayıda hasta önceki iki çalışmadan supine kontrol grubu olarak eşleştirilmiştir. – İyi nörolojik sağkalım oranı: Head-up grupta: %4.2 (15/353) – Supine grupta: %1.1 (4/353) – Olasılık oranı (OR): 3.87; %95 GA: 1.27–11.78 — fark istatistiksel olarak anlamlıdır.¹²⁰²  Sonuç: Baş yukarı CPR, bazı çalışmalarda nörolojik olarak iyi sağkalımda artış göstermiş olsa da, kanıtlar sınırlı, çalışmalar tek merkezli ve aynı araştırma grubundan geldiği için genel uygulama önerisi düzeyine ulaşmamıştır. Her ne kadar baş yukarı CPR (head-up CPR) uygulaması ile iyi nörolojik sonlanım oranlarında belirli bir iyileşme bildirilmiş olsa da, mevcut kanıtlar bu yöntemin tek başına (diğer destekleyici unsurlar olmadan) rutin kullanımını desteklemek için yetersizdir. Head-up CPR paketi (bundle), yalnızca hastanın pozisyonunu değil, aynı zamanda bir dizi teknolojik ve organizasyonel bileşeni de içerir: Otomatik baş/göğüs yükseltme sistemi (automated head/thorax-up positioning device), Mekanik CPR cihazı, – İmpedans eşiği cihazı (impedance threshold device, ITD), Ve ek eğitim gereksinimleri (ekip koordinasyonu, cihaz senkronizasyonu vb.). ILCOR’un 2025 tavsiyesiyle uyumlu olarak, ERC, şu öneriyi getirir: Head-up CPR’nin tek başına, standart CPR’ye üstün olduğuna dair bir kanıt bulunmamıştır. Bu nedenle ERC, CPR paketi bileşenlerinden bağımsız olarak head-up CPR’nin rutin kullanımını önermemektedir.

Göğüs Kompresyonu Sırasında El Pozisyonu

ILCOR, optimal el pozisyonuna ilişkin kanıtları 2025 yılında gözden geçirmiştir.⁴ Bu incelemede yalnızca üç çalışma bulunmuş olup, bunların hiçbiri nörolojik olarak iyi taburculuk, sağkalım veya spontan dolaşımın geri dönmesi (ROSC) gibi kritik klinik sonuçları içermemektedir. Tüm çalışmalar yalnızca fizyolojik sonlanımları raporlamıştır.¹⁰⁹–¹¹¹ Görüntüleme temelli çalışmalar, kardiyak arrest hastalarında klinik sonuç bildirmedikleri için ILCOR sistematik incelemesine dahil edilmemiştir. Bununla birlikte, bu tür çalışmalar göğüs kompresyonu için en uygun el pozisyonuna dair destekleyici veriler sunabilir. Bu bulgulara göre, çoğu erişkin ve çocukta: Maksimum ventriküler kesit alanı, sternumun alt üçte biri / ksifisternal bileşkenin (xiphisternal junction) altında yer alır, Yükselen aort (ascending aorta) ve sol ventrikül çıkım yolu (left ventricular outflow tract) ise göğsün merkezi hizasında bulunur.¹¹⁰˒¹¹²–¹¹⁷ Bununla birlikte, yaş, vücut kitle indeksi (VKİ), doğumsal kalp hastalıkları ve gebelik gibi bireysel anatomik farklılıklar, bu bölgelerin konumunda değişikliklere yol açabilir. Dolayısıyla, tek bir standart el yerleşimi stratejisi, her birey için optimal kompresyon sağlamayabilir. ILCOR’un 2025 sistematik incelemesi, travma dışı kardiyak arrest nedeniyle uzun süreli resüsitasyon uygulanan 17 erişkinde yapılan bir çapraz (crossover) çalışmayı içermiştir. Bu çalışmada, kompresyonlar sternumun alt üçte birinde uygulandığında, göğsün merkezine yapılan kompresyonlara kıyasla: – Tepe arter basıncının (peak arterial pressure) daha yüksek, – End-tidal karbondioksit (ETCO₂) değerlerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir.
Buna karşın, recoil (geri yükselme) fazındaki arter basıncı, sağ atriyum tepe basıncı ve koroner perfüzyon basıncı açısından fark bulunmamıştır.¹⁰⁹
İkinci bir çapraz çalışmada (30 erişkin), ETCO₂ değerleri ile el pozisyonu arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.¹¹¹ Üçüncü çalışma ise 10 çocukta yürütülmüş ve sternumun alt üçte birinde yapılan kompresyonlarda, tepe sistolik basınç ile ortalama arter basıncının, sternumun ortasına yapılan kompresyonlara göre daha yüksek olduğunu göstermiştir.¹¹⁹ ILCOR’un 2025 tedavi önerisiyle tutarlı olarak, ERC de şu yaklaşımı sürdürmektedir: Göğüs kompresyonları “göğsün merkezine” uygulanmalıdır, ancak bu konumun sternumun alt yarısına denk geldiği uygulamalı eğitimlerde açıkça gösterilmelidir.

 

Göğüs kompresyonu derinliği, hızı ve geri yükselme (recoil)

ERC 2025 BLS Kılavuzları, 2021’deki önceki önerileri¹² ve daha önce yayımlanmış ILCOR kapsam incelemesini¹²⁰ korumaktadır. Bu inceleme: Kompresyon hızı ve derinliğini birlikte değerlendiren beş gözlemsel çalışmayı içermiştir.¹²¹–¹²⁵ Yalnızca kompresyon hızını inceleyen bir RCT¹²⁶, bir çapraz (crossover) çalışma¹²⁷ ve altı gözlemsel çalışmayı¹²³˒¹²⁸–¹³² içermiştir. Yalnızca kompresyon derinliğini değerlendiren bir RCT¹³³ ve altı gözlemsel çalışma¹³⁴–¹³⁹ yer almıştır. Göğüs duvarı geri yükselmesini (recoil) inceleyen iki gözlemsel çalışma bulunmuştur.¹⁴⁰˒¹⁴¹Sürekli yüklenme/leaning için farklı ölçütleri değerlendiren herhangi bir çalışma saptanmamıştır. ILCOR’un önerileriyle uyumlu olarak, ERC şu prensipleri sürdürmektedir: Göğüs kompresyon hızı: Dakikada 100–120 kompresyon Kompresyon derinliği: 5–6 cm, (6 cm’den daha derin kompresyonlardan kaçınılmalıdır)  Her kompresyondan sonra göğüs duvarının tamamen geri yükselmesine (recoil) izin verilmeli; kompresyonlar arasında göğüs üzerinde ağırlık bırakılmamalıdır.

Göğüs Kompresyonlarındaki Kesintilerin En Aza İndirilmesi

Kompresyon kesintileri, ritim analizi, defibrilatörün şarj edilmesi, şok uygulaması, hava yolu yönetimi, ventilasyon, nabız kontrolü veya diğer tanımlanmamış duraklamaları kapsar. Göğüs kompresyonlarının yapılmadığı süreye “hands-off time”, kompresyonların CPR süreci içindeki oranına ise “chest compression fraction (CCF)” denir. Hands-off süresinin uzaması, CCF’nin azalmasına neden olur. ILCOR, CPR sırasındaki kesintilerin etkisini değerlendiren kanıtları 2025’te güncellemiştir.⁴ Bu güncellemede bir sistematik derleme¹⁴² ve altı non-randomize çalışma¹⁴³–¹⁴⁸ yer almıştır. Sistematik derleme, sekiz çalışmayı içermiş ve şu sonuçları bildirmiştir: Gerçek zamanlı (real-time) veya olay sonrası (post-event) geribildirim, CCF’de küçük bir iyileşme ile ilişkili olabilir, Ancak bu artış klinik sonuçlarda (ör. sağkalım, ROSC) iyileşme ile ilişkili bulunmamıştır.¹⁴² Bir RCT¹⁴⁹ ve dört gözlemsel çalışma¹⁵⁰–¹⁵³, gerçek zamanlı geribildirimin CCF’yi artırmadığını göstermiştir. Üç gözlemsel çalışma ise, olay sonrası geribildirimin CCF’yi anlamlı şekilde iyileştirdiğini (ortalama fark 7.11; %95 GA: 5.85–8.36; I² = 0%) bildirmiştir.¹⁴² Daha yeni altı gözlemsel çalışmada, kesintilerin CCF, ROSC veya taburculuğa kadar sağkalım üzerinde anlamlı etkisi olmadığı bildirilmiştir.¹⁴³˒¹⁴⁵˒¹⁴⁶ Bununla birlikte: Göğüs kompresyonları sürerken defibrilatörün önceden şarj edilmesi (pre-charging), CCF’yi artırmış ve ROSC ile ilişkili bulunmuştur (düzeltilmiş OR: 2.91; %95 GA: 1.09–7.8).¹⁴⁴ İleri hava yolu yerleştirilmesi (trakeal tüp veya supraglottik hava yolu), CCF oranını (%89.9 vs %84.5) ve ROSC oranını (%31.8 vs %12.2) artırmıştır.¹⁰⁸ ILCOR, şok öncesi ve sonrası duraklamaların mümkün olduğunca kısa tutulmasını önermeye devam etmektedir.Ayrıca, CCF olabildiğince yüksek olmalı ve en az %60 seviyesinde tutulmalıdır.⁴ ERC, bu öneriyle tutarlı olarak, eğitimlerde hands-off süresinin en aza indirilmesini ve chest compression fraction’ın (CCF) en üst düzeye çıkarılmasını önermektedir.

6.4. Kurtarıcı Solunumlar (Rescue Breaths)

Kardiyak arrest sırasında ventilasyon, kardiyopulmoner resüsitasyonun (CPR) sonuçları doğrudan etkileyen kritik bir bileşenidir.²³⁸˒²³⁹ Temel Yaşam Desteği (BLS) bağlamında ventilasyon şu yöntemlerle sağlanabilir: Ağızdan ağıza (mouth-to-mouth), Ağızdan buruna (mouth-to-nose), Ağızdan stoma’ya (mouth-to-stoma), Ağızdan maskeye (mouth-to-mask) veya Ambu (bag-valve-mask, BVM) ile.

ERC’nin 2025 Ventilasyon  Önerileri

Hava yolu güvence altına alınmamış tüm CPR uygulamaları için geçerlidir — yani ağızdan ağıza, maskeyle veya ambu ile, ek oksijenli ya da oksijensiz ventilasyon yöntemlerinin tümünde aynı prensipler uygulanmalıdır. Kurtarıcı soluklarının (rescue breaths) hacmi, göğüs kafesinin görünür şekilde yükselmesini sağlayacak kadar olmalıdır.²⁴⁰ Her nefesin süresi yaklaşık 1 saniye olmalı; göğsün yükselmeye başlamasını sağlayacak kadar hava verilmelidir. Hızlı veya aşırı güçlü nefeslerden kaçınılmalıdır, çünkü bu durum mide insuflasyonu ve aspirasyon riskini artırabilir. Eğer göğüs yükselmiyorsa, hava yolu tıkanıklığı olasılığı düşünülmeli ve ERC 2025 İlk Yardım Kılavuzundaki algoritmaya göre değerlendirilmelidir.⁶ İki kurtarıcı nefes vermek için yapılan kompresyon arası duraklama (hands-off time) 10 saniyeyi geçmemelidir.²⁴¹ Özet Eğer kurtarıcı solunum vermek üzere eğitim aldıysan, 30 göğüs kompresyonunu 2 kurtarıcı solunumla sırayla uygula (30:2 oranı). Solunum verirken, göğsün yükselmeye başladığını görecek kadar hava üfle; aşırı hava vermekten (aşırı ventilasyon) kaçın. İki denemeden sonra göğüs yükselmiyorsa, hava yolu tıkanıklığından (yabancı cisim obstrüksiyonu) şüphelen; bu durumda ERC 2025 İlk Yardım Kılavuzundaki adımlara başvur. Eğer kurtarıcı solunum vermek için eğitimli değilsen, hiç ara vermeden sürekli göğüs kompresyonu yapmaya devam et.

Pasif Ventilasyon (Passive Ventilation)

Pasif ventilasyon, göğüs kompresyonları sırasında göğüs duvarı ve akciğerlerin geri yükselmesi (recoil) ile meydana gelen ikinci derecede gaz değişimini tanımlar. Bu mekanizmanın, kardiyak arrest sırasında yeterli tidal volüm oluşturarak gaz değişimini sağlayabileceği öne sürülmüştür.²⁷¹ ILCOR 2025 Güncellemesi ILCOR, 2022 sistematik incelemesini 2025’te güncellemiş, ancak yeni bir çalışma saptamamıştır.⁴ Mevcut literatürde:  **Üç RCT (randomize kontrollü çalışma)**²⁷²–²⁷⁴ — bunlardan biri çok küçük bir pilot çalışmadır.²⁷⁴ Bir gözlemsel çalışma²⁷⁵ bulunmaktadır. İki RCT’nin (²⁷²˒²⁷³) meta-analizi, pasif ventilasyonun ROSC veya yoğun bakıma kadar sağkalım üzerinde anlamlı bir iyileşme sağlamadığını göstermiştir.² ERC’nin 2025 Tavsiyesi ILCOR’un değerlendirmesine dayanarak, ERC, Konvansiyonel CPR sırasında pasif ventilasyon tekniklerinin rutin kullanımını önermemektedir.³ᵃ Yani, pasif ventilasyonun standart CPR’ın yerini alacak düzeyde etkinliği kanıtlanmamıştır.

7. Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED) Kullanımı

AED'yi Kimler Kullanabilir?

AED’yi herkes kullanabilir. AED nasıl bulunur: AED cihazlarının yerleri, açık ve anlaşılır tabelalarla gösterilmelidir
Tabelalarda, “AED herkes tarafından kullanılabilir ve eğitim gerekmez” ifadesi yer almalıdır. AED yerleri, bazı cep telefonu ve bilgisayar uygulamalarında bulunan elektronik harita sistemleri üzerinden de belirlenebilir. Yerel acil servis, arayan kişileri en yakın AED cihazına yönlendirebilmelidir.
ERC: AED Tabelası
ERC: AED Tabelası
AED cihazları görünür bir yerde konumlandırılmalıdır. AED dolapları kilitli olmamalı ve günde 24 saat, haftada 7 gün, yılda 365 gün erişilebilir olmalıdır. Yoğun insan trafiği olan yerlerde — örneğin havaalanları, alışveriş merkezleri ve tren istasyonlarıherkesin kolayca ulaşabileceği AED cihazları bulundurulmalıdır. Toplumların, özellikle kardiyak arrest insidansının yüksek olduğu kamusal alanlarda, AED cihazlarını yaygın şekilde konuşlandırmaları teşvik edilmelidir. AED cihazları, özellikle AED kayıt sistemlerine veya ilk müdahale (first responder) programlarına bağlıysa, yerel acil servisle kayıt altına alınmalıdır.

AED Ne Zaman ve Nasıl Kullanılır

AED hazır olur olmaz kullan. AED çantasını veya kutusunu aç. Bazı cihazlar açıldığında otomatik olarak çalışır. Eğer çalışmıyorsa, güç düğmesini bul ve cihazı aç. AED’den gelen sesli ve görsel talimatları dikkatle takip et. Elektrot pedlerini, cihazın veya pedlerin üzerindeki şekillerde gösterildiği gibi kişinin çıplak göğsüne yerleştir. Eğer birden fazla kurtarıcı varsa, defibrilasyon pedleri yerleştirilirken CPR’a devam et. AED kalp ritmini analiz ederken, hiç kimsenin hastaya dokunmamasını sağla. Eğer şok öneriliyorsa, yine kimsenin hastaya temas etmediğinden emin ol. Bazı AED cihazları (tam otomatik AED’ler) şoku kendiliğinden uygular; diğerleri (yarı otomatik AED’ler) ise kurtarıcının şok düğmesine basmasını gerektirir. Şok uygulandıktan hemen sonra göğüs kompresyonlarına derhal yeniden başla. Eğer şok önerilmiyorsa, hiç vakit kaybetmeden CPR’a (göğüs kompresyonlarına) devam et. AED’nin sesli veya görsel talimatlarını izlemeyi sürdür. Genellikle AED, kurtarıcıya belirli bir süre CPR yapmasını, ardından ritim analizi için kısa bir ara vermesini söyler.

Gönüllü Müdahalecilerin (Volunteer Responders) ve AED Erişiminin Rolü

Mobil uygulama veya kısa mesaj sistemiyle olay yerine yönlendirilen gönüllü müdahalecilerin — ister layperson (sağlık çalışanı olmayan birey), ister first responder (ilk müdahaleci), isterse sağlık profesyoneli (HCP) olsun — sağkalımı artırdığına dair kanıtlar sınırlıdır. Bir randomize kontrollü çalışma (RCT), 5989 gönüllü kurtarıcıyı kısa mesaj sistemiyle görevlendirmiş ve müdahale grubunda olay yerine tanık CPR oranının (%62) kontrol grubuna kıyasla (%48) anlamlı derecede daha yüksek olduğunu göstermiştir (p < 0.001).⁶⁶ Bir diğer küme randomizasyonlu “stepped-wedge” çalışma, 5735 gönüllü kurtarıcının özel konutlarda meydana gelen hastane dışı kardiyak arrest (OHCA) olgularına yönlendirilmesiyle, sağkalım oranının %26’dan %39’a yükseldiğini ve nörolojik olarak daha iyi sonuçlar elde edildiğini göstermiştir.⁶⁷ Çok sayıda gözlemsel çalışma, gönüllü müdahaleci aktivasyonunun şu sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur: Tanık CPR oranlarında artış, Tanık defibrilasyon sıklığında artış, Defibrilasyona kadar geçen sürede azalma, Ve genel olarak daha yüksek sağkalım oranları.⁶⁸–⁷⁰ Ancak, sistemlerin yapısal farklılıkları ve raporlama biçimlerindeki heterojenlik, sistemler arası karşılaştırmayı ve sonuçların genellenebilirliğini (transferability) kısıtlamaktadır.⁷⁰ᵃ Ayrıca, kardiyak arrest olgularına AED ulaştırmak için dronların kullanımı giderek artan bir ilgi alanıdır.Bu sistemler geliştikçe, dispatcher’ların olay yerindekilere ek yardımın veya bir AED’nin yolda olabileceğini bildirmesi makul bir yaklaşımdır.¹ ILCOR’un önerileriyle uyumlu olarak, ERC şunları tavsiye etmektedir: Kardiyak arrest tanındıktan ve CPR başlatıldıktan sonra, dispatcher, olay yerinde AED bulunup bulunmadığını sormalıdır. Eğer AED yoksa ve birden fazla kişi olay yerindeyse, dispatcher yakındaki bir AED’nin yerini tarif ederek cihazın getirilmesini yönlendirmelidir.¹² Son olarak, AED cihazlarının konumu ve erişilebilirliği, AED kayıt sistemlerinde (registries) mutlaka yer almalı ve bu sistemler çağrı merkezinin yönlendirme sistemleriyle entegre edilmelidir — böylece AED erişimi ve kullanımı kolaylaştırılabilir.

Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED) Kullanımı

Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED), taşınabilir, pille çalışan, ve şüpheli kardiyak arrest olgularında hastanın göğsüne yapıştırılan elektrot pedleri aracılığıyla kalp ritmini analiz eden bir cihazdır. AED’ler, ritim tanısında yüksek doğruluğa sahiptir ve lay kişiler (sağlık çalışanı olmayan bireyler) tarafından kullanıldığında güvenli ve etkilidir.²⁷⁶ Eğer tespit edilen ritim şoklanabilir ritimse — yani ventriküler fibrilasyon (VF) veya nabızsız ventriküler taşikardi (VT) — cihaz, kullanıcıya doğrudan akım (DC) şoku uygulaması için sesli (ve bazen görsel) komut verir. Amaç, kalpte yeniden koordine bir elektriksel aktivite (ritim) sağlamaktır.²⁷⁷

Defibrilasyonun Zamanlaması ve Sağkalım

Şoklanabilir ritme sahip hastalarda, defibrilasyondaki her bir dakikalık gecikme: VF’nin sonlandırılamama olasılığını %6 artırır, Hastaneden taburculuk sağkalımını %3–6 azaltır.²⁷⁸–²⁸⁰  Asistol veya normal ritim gibi diğer ritimlerde ise şok önerilmez. AED ve Sağkalım Üzerine Etki OHCA (Hastane dışı kardiyak arrest) vakalarında, erken CPR ve AED kullanımı sağkalımı belirgin şekilde artırır.²⁸¹ AED’ler, profesyonel yardım gelmeden dakikalar önce defibrilasyonun yapılabilmesini sağlar. En yüksek sağkalım oranları, havaalanı, kumarhane, spor kompleksi veya tren istasyonu gibi AED’nin hazır bulunduğu ortamlarda bildirilmiştir.⁵⁵˒²⁸²–²⁸⁵ ILCOR 2025 Güncel Kanıtları 2020 sistematik incelemesinin güncellenmiş versiyonunda, ILCOR: 1 bilimsel bildiri,²⁸⁶ 1 sistematik derleme,²⁸⁷ 4 gözlemsel çalışma²⁸⁸–²⁹⁰ dâhil toplam 30 çalışmayı analiz etti. Sonuçlar: Bystander CPR + AED kullanımı, sağkalımı anlamlı biçimde artırdı.²⁸⁷ Bir çalışma, nörolojik olarak iyi sonuçlarda iyileşme bildirdi,²⁹¹ Başka bir çalışma ise nörolojik sonuçlarda fark olmadığını gösterdi. Benzer şekilde, bir çalışma ROSC oranlarını artırdı,²⁸⁹ Diğeri nörolojik iyileşme açısından fark saptamadı. Sonuç ve ERC 2025 Önerisi AED’lerin erken ve yaygın kullanımı, lay kurtarıcıların yaşam zincirine etkin katılımını sağlar. ERC, tüm erişkin kardiyak arrest vakalarında AED’nin mevcut olduğu anda kullanılmasını kuvvetle önermektedir. Kamuya Açık Erişimli Defibrilasyon (PAD) Programları ve ERC 2025 Önerisi Dördüncü çalışma, kamuya açık erişimli defibrilasyon (PAD – Public Access Defibrillation) programının uygulanmasından sonra, 65 yaş altı hastalarda kardiyak ölüm oranlarının yıllık bazda azaldığını, ancak 65 yaş ve üzerindeki hastalarda böyle bir azalma gözlenmediğini bildirmiştir.²⁹⁰ ILCOR 2025 Bulguları ve ERC’nin Önerisi ILCOR CoSTR 2025 verilerine dayanarak, ERC şunları önermektedir:³ Kamuya açık defibrilasyon (PAD) programları ulusal düzeyde uygulanmalıdır. Kamu erişimine açık AED cihazları, 7 gün 24 saat kullanılabilir olmalı, genel halkın kolayca ulaşabileceği alanlarda, kilitsiz dolaplarda saklanmalıdır. Bu yaklaşım, erken defibrilasyonun hayatta kalım üzerindeki belirleyici etkisini toplumun her kesimine yaymayı hedefler.

İleri Düzey Konseptlere Yönlendirme

Bu bölüm, Temel Yaşam Desteği (BLS) kapsamında defibrilasyonu ele almaktadır. Daha ileri konular olan: Senkronize kardiyoversiyon, Vektör değişikliği, Çift sıralı (dual-sequence) defibrilasyon gibi uygulamalar, ERC 2025 Erişkin İleri Yaşam Desteği (ALS) rehberinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.⁸² AED’lerin yerleşimi ve toplum bazlı dağıtım stratejileri ise ERC 2025 “Systems Save Lives” kılavuzunda ele alınmaktadır.³⁴

Ultra Taşınabilir AED’ler

Birçok üretici, kişisel kullanım veya toplum gönüllüsü ilk yanıtlayıcıları donatmak amacıyla ultra taşınabilir ya da cep tipi AED cihazları geliştirmiştir. Bu durum, AED erişilebilirliğini artırmak ve dolayısıyla hasta sonuçlarını iyileştirmek için bir fırsat sunmaktadır. Ancak bu cihazlar, verebilecekleri şok sayısı ve enerjisi açısından sınırlı olabilir (örneğin, en fazla 20 şok ve maksimum 85 J enerji ile sınırlı). Bu cihazların kullanım açısından güvenli oldukları onaylanmış olsa da, bu durum gerçek yaşam koşullarında cihaz performansına dair bir kanıt oluşturmaz. Bu nedenle ILCOR, uygulamaya geçiş kararlarını bilgilendirmek amacıyla bu cihazların etkinliğine ilişkin kanıtları gözden geçirmiştir.²⁹² İncelemede üç çalışma saptanmıştır:²⁹³–²⁹⁵ Bunlardan biri, ultra taşınabilir AED’lerin yıllık kardiyak ölüm riskini azaltacağını ve yaşam kalitesi ölçütlerini iyileştireceğini öne süren ekonomik modelleme çalışmasıydı.²⁹³ Diğeri, küme randomize kontrollü bir çalışmanın protokolüydü.²⁹⁴ Üçüncüsü ise, aynı çalışmadan elde edilen ön verileri tanımlayan bir kongre özeti yayınıydı.²⁹⁵ Şu anda, ultra taşınabilir AED’lerin hasta sonuçlarını iyileştirdiğine dair yeterli klinik kanıt bulunmamaktadır.³ Bu nedenle, ERC, bu cihazların kullanımını önermemektedir — ta ki yüksek güvenilirlikte klinik veriler, bu cihazların hasta sonuçlarını iyileştirdiğini gösterene kadar.

AED Nasıl Bulunur

Tüm kamuya açık erişimli AED cihazları, yerel acil servis birimleri ile kayıt altına alınmalıdır. Bu tür kayıt sistemleri, acil çağrı sırasında çağrı merkezi görevlisinin (dispatcher) en yakın kullanılabilir AED cihazını anında tespit etmesine olanak tanır.²⁹⁶–³⁰¹ Eğer bir kardiyak arrest olayında birden fazla kurtarıcı mevcutsa, dispatcher bu kişilerden birini AED cihazını bulup getirmesi için yönlendirebilir. Acil çağrı sırasında kurtarıcıya, olay yerinde görünür konumda bir AED olup olmadığı özellikle sorulmalıdır. Eğer AED, hastanın hemen yanında bulunuyorsa ve hastadan uzak kalınan süre en aza indirilebiliyorsa, tek kurtarıcının cihazı alması da uygun olabilir. ERC, tüm yerel acil servislerin, AED konumlarının doğru ve güncel bir kaydını tutmasını önermektedir. Coğrafi Konum (Geolocation) Uygulamaları Akıllı telefonlardaki küresel konum belirleme sistemleri (GPS), kullanıcının konumunu tespit edip yakındaki AED cihazlarının yerini ve erişilebilirliğini gösteren çok sayıda uygulamanın geliştirilmesini sağlamıştır.³⁰⁰–³⁰³ Bu uygulamalar genellikle: Yeni AED’lerin konum bilgilerini ekleme, Eksik veya arızalı cihazlar hakkında bilgi gönderme olanağı sunar.³⁰⁰˒³⁰¹ Bazı uygulamalar, AED’ye yaya yönlendirmesi (navigasyon) sağlar. Acil çağrı sistemleriyle entegre edilerek, dispatcher’ın acil durum sırasında yakındaki AED’ye yönlendirme bildirimini (push notification) doğrudan cep telefonuna veya akıllı saate göndermesine olanak tanır.³⁰⁰˒³⁰³ Mobil telefon teknolojisinin AED konumlandırma aracı olarak kullanımı, ERC 2025 “Systems Saving Lives” kılavuzunda daha ayrıntılı olarak açıklanmıştır.³⁴

AED İşaretleri (Şekil 8k)

Farklı AED yönlendirme tabelaları mevcut olmasına rağmen, bu işaretlerin anlamının toplum tarafından yeterince anlaşılmadığı görülmektedir.³⁰⁴–³⁰⁶ Halkla istişareler sonucunda yeni tabelalar geliştirilmiştir,³⁰⁶˒³⁰⁷ ancak bu tabelaların AED kullanım oranlarını artırmadaki etkisini gösteren kanıtlar henüz yetersizdir. Ayrıca birçok AED’nin bulunduğu noktada herhangi bir tabela bulunmamakta ya da sadece yakın çevresinde yönlendirme yapmayan işaretler yer almaktadır.³⁰⁸ ERC ve ILCOR, AED konumlarının yüksek görünürlükte ve kolay bulunabilir olmasını önermektedir.³ᵃ Bu, şu unsurları içermelidir: AED’nin bulunduğu yerde, uzaktan bile görülebilecek kadar net bir tabela bulunmalıdır. AED’ye yaklaşım yollarında, kurtarıcıyı yönlendiren ek tabelalar yer almalıdır. Tabelalarda şu bilgiler açıkça belirtilmelidir: AED’nin amacı (kalp durmasında hayat kurtarmak için kullanılır) Herhangi bir kişinin, daha önce eğitim almamış olsa bile AED’yi kullanabileceği Bu sayede, acil durum anında kurtarıcıların tereddüt etmeden AED’yi bulması ve kullanması kolaylaştırılır.

AED Dolapları (Kabinleri)

Hırsızlık veya vandalizm endişeleri, kamuya açık alanlarda bulunan AED cihazlarının kilitli dolaplarda saklanmasına yol açmıştır. Ancak, defibrilasyon girişimindeki her bir dakikalık gecikmenin hayatta kalma şansını ciddi şekilde azalttığı göz önüne alındığında, kilidi açmak için geçen ek süre, hastanın yaşam şansını olumsuz etkileyebilir.³⁰⁹ ILCOR 2025 Bulguları ILCOR’un 2025 kapsam incelemesi (scoping review), kilitli ve kilitsiz AED dolaplarının yarar ve zararlarını değerlendirmiştir.³⁰⁹ᵃ Bu inceleme: Yalnızca 10 çalışmayı içermiştir — bunların bir kısmı simülasyon çalışması veya kongre özeti niteliğindedir.³¹⁰–³¹⁸ AED hırsızlığı, kaybolması veya vandalizm riski düşük bulunmuştur (<%2). İki simülasyon çalışması, kilitli dolaplar veya ek güvenlik önlemleri kullanıldığında AED’ye ulaşma süresinin anlamlı şekilde uzadığını göstermiştir.³¹⁰ Birinci müdahale ekipleri (first responders) arasında yapılan bir ankette, AED’ye erişim sırasında oluşan yaralanmaların yarısının, camı kırmaya çalışırken meydana geldiği bildirilmiştir.³¹⁹  ERC 2025 Önerisi ERC, ILCOR ile tutarlı olarak şu önerilerde bulunur: AED dolaplarının kilitli olmaması tavsiye edilir. Eğer kilit kullanılması zorunluysa, Kilit açma talimatları açık, görünür ve anlaşılır olmalıdır, Böylece erişim gecikmeleri önlenmelidir. Ayrıca, sorumlu kurum ve sistemler, kullanılan kamu erişimli AED’lerin geri toplanması ve yeniden yerleştirilmesi için net stratejiler geliştirmelidir. Özetle: AED dolaplarının güvenliği, erişilebilirliği engellememeli; hayat kurtaran saniyelerin önüne idari veya fiziksel bariyerler konmamalıdır.

AED Tesliminde Drone Kullanımı

Drone’lar veya insansız hava araçları (UAV – Unmanned Aerial Vehicle), özellikle ambulans yanıt sürelerinin uzun olduğu bölgelerde, AED cihazlarının daha hızlı ulaştırılmasını sağlayabilir. Kanıt Durumu Drone’larla AED teslimi konusunda kanıt düzeyi hâlen sınırlıdır, ancak gerçek yaşam uygulamaları, bu yöntemin uygulanabilir (feasible) olduğunu göstermektedir. Gerçek vaka analizlerinde, ambulanslara kıyasla ortalama 1–3 dakikalık zaman kazancı, vakaların yaklaşık %60’ında gözlemlenmiştir. Matematiksel modelleme yöntemleri, drone istasyonlarının konumlandırılmasını optimize ederek kardiyak arrest (OHCA) yanıt sürelerini kısaltma potansiyeline sahiptir. ILCOR 2023–2024 Değerlendirmeleri ILCOR, 2023’te bir scoping review, 2024’te ise bir kanıt güncellemesi (evidence update) yayımlamıştır.³¹⁹ᵃ Toplam 39 çalışma incelenmiştir. Çoğu çalışma simülasyon veya bilgisayar/modelleme tabanlıdır. Sadece üç çalışma, gerçek vakalarda drone ile AED teslimini bildirmiştir.³²⁰–³²² Randomize kontrollü çalışma (RCT) bulunmamaktadır. ERC 2025 Önerisi ERC, aşağıdaki öneriyi getirmektedir: Drone ile AED tesliminin mümkün olduğu durumlarda, dispatcher (acil çağrı görevlisi), olay yerindeki kurtarıcıyı drone’un yönlendirildiği konusunda bilgilendirmeli ve AED’nin drone’dan nasıl alınacağına dair temel talimatları sağlamalıdır.  Özetle: Drone destekli AED teslimi, gelecek vaat eden bir yeniliktir, ancak şu anda etkinliğini destekleyen klinik kanıtlar yetersizdir. Bu nedenle ERC, teknolojiye açık ancak kontrollü bir şekilde, koordineli ve eğitimli uygulama sistemleri içinde kullanılmasını önermektedir.

AED Ne Zaman ve Nasıl Kullanılmalıdır

Bir AED, yalnızca bilinçsiz ve anormal solunumu olan kişilere bağlanmalıdır. AED arama veya getirme süreci, CPR’nin (kalp masajı) başlanmasını kesinlikle geciktirmemelidir. Ancak AED hastanın yanına getirildiği anda, derhal hastaya bağlanmalıdır.³ Birden Fazla Kurtarıcı Varsa Eğer olay yerinde birden fazla kurtarıcı varsa: Bir kişi göğüs kompresyonlarına aralıksız devam ederken, Diğer kişi defibrilasyon pedlerini (yapışkan elektrotları) hastaya yerleştirir.

AED’nin Çalıştırılması

Bazı AED cihazları, taşıma çantası açılır açılmaz otomatik olarak çalışır. Diğerlerinde ise, kullanıcının “güç (power)” düğmesine basması gerekir. Çoğu AED, sesli ve/veya görsel yönergelerle, pedlerin nereye yerleştirileceğini açıkça tarif eder.

Ritim Analizi ve Şok Uygulaması

Pedler bağlandıktan sonra, AED ritim analizi yaparken hastaya kimse dokunmamalıdır. Eğer AED şok öneriyorsa: Tam otomatik AED’ler şoku kendiliğinden verir. Yarı otomatik AED’ler, kurtarıcıya şok düğmesine basması için sesli/ışıklı uyarı verir. Ek Özellikler Bazı modern AED cihazları, aynı zamanda CPR kalitesine ilişkin rehberlik ve geri bildirim sağlar: Kompresyon hızı, Derinliği, Göğüs gevşemesinin (recoil) yeterliliği gibi parametreleri gerçek zamanlı olarak değerlendirir ve kullanıcıyı yönlendirir. Özetle: AED, bilinçsiz ve anormal solunumu olan kişilere hızla bağlanmalı, ritim analizi sırasında hastaya dokunulmamalı, şok önerildiğinde gecikmeden uygulanmalı ve bu sırada CPR mümkün olduğunca kesintisiz sürdürülmelidir.

Defibrilasyon Pedlerinin Yerleştirilmesi

ILCOR, 2024 yılında AED ped boyutu ve yerleşimi konusunu ele alan bir sistematik inceleme yürütmüştür.⁴Bu incelemede iki gözlemsel çalışma (³²⁸, ³²⁹) ve bir randomize kontrollü çalışma (RCT, ³³⁰) tanımlanmıştır. Şu anda, erişkinlerde optimal eksternal defibrilasyon için belirli bir ped boyutu veya yerleşimi önermek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. ILCOR, bu konuda bir iyi uygulama bildirimi (good practice statement) yayımlamış ve erişkin ped yerleşimi için cihaz üreticisinin talimatlarına uyulmasını önermiştir.⁴ ERC de bu öneriyi desteklemektedir.

Ped Boyutu

Hiçbir çalışma, farklı ped boyutlarının ROSC (spontan dolaşımın geri dönmesi), sağkalım veya nörolojik iyileşme üzerindeki etkisini incelememiştir. Bir gözlemsel çalışma, büyük boy defibrilasyon pedlerinin kullanılmasının, defibrilasyon başarısı üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığını bildirmiştir.³²⁸

Ped Yerleşimi: Anterior–Lateral vs. Anterior–Posterior

Bir prospektif çalışma,³²⁹ Anterior–posterior ped yerleşimi ile Anterior–lateral yerleşim arasında; nörolojik iyileşme, hastaneden taburculuğa kadar sağkalım veya defibrilasyon başarısı açısından anlamlı bir fark bulmamıştır. Ancak, bilinen prognostik faktörler için düzeltme yapıldığında, anterior–posterior yerleşim, daha yüksek ROSC oranları ile ilişkili bulunmuştur.
ERC: AED İçin Anterolateral (a) ve Anteroposterior (b) Ped Yerleşimleri
ERC: AED İçin Anterolateral (a) ve Anteroposterior (b) Ped Yerleşimleri

Dirençli Ventriküler Fibrilasyonda Ped Yerleşimi

RCT³³⁰, refrakter ventriküler fibrilasyonda ped yerleşimi konusunu incelemiştir — bu konu Temel Yaşam Desteği (BLS) kapsamının ötesindedir. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler, ERC 2025 Erişkin İleri Yaşam Desteği (ALS) kılavuzunda sunulmaktadır.⁸² 1.Anterior–Lateral (Önden–Yandan) Yerleşim (Standart Konum) Çoğu üretici, pedlerin göğsün ön kısmı ile sol yanına (anterior–lateral pozisyon) yerleştirilmesini önermektedir: Üst ped (sağ anterior ped): Hastanın sağ klavikulasının altına, Sternal kenarın hemen sağına yerleştirilir. Alt ped (sol lateral ped): Hastanın sol orta aksiller hattına, Kol altının hemen altına gelecek şekilde konumlandırılır. Pedler mümkün olduğunca meme dokusundan uzak yerleştirilmelidir. Avantajları: Daha az manuel pozisyonlama gerektirir → kurtarıcıda kas–iskelet yaralanma riskini azaltır. Pedlerin yerleştirilmesi daha kısa sürergöğüs kompresyonlarındaki kesintiler en aza iner. 2. Anterior–Posterior (Önden–Arkadan) Yerleşim (Alternatif Konum) Alternatif olarak pedler göğsün ön ve arka yüzeyine yerleştirilebilir: Anterior ped: Göğsün sol tarafında, Orta hat ile meme başı arasına yerleştirilir. Kadın hastalarda mümkün olduğunca meme dokusundan uzak tutulmalıdır. Posterior ped: Hastanın sol skapulasının hemen altına, Omurga hattının soluna yerleştirilir. Dezavantajı: Daha fazla manuel pozisyonlama gerektirir, Bu nedenle anterior–lateral pozisyona göre daha zordur. Ancak, anterior–lateral yerleşim uygulanamıyorsa, ve kurtarıcı bu konuda eğitimliyse, anterior–posterior yerleşim uygun bir alternatiftir (Bkz. Şekil 6).

Defibrilasyon Öncesinde Sütyenin Çıkarılması

Kanıtlar, kardiyak arrest geçiren kadınların, çevredeki kişiler (bystander) tarafından daha az CPR ve defibrilasyon aldığını göstermektedir.³³¹–³³³ Bu durum, genellikle şu nedenlerle ilişkilendirilmektedir: Kadının göğsünü açmaktan veya dokunmaktan çekinilmesi ve Cinsel tacizle suçlanma korkusu.³³⁴ ILCOR 2025 Kanıt İncelemesi ILCOR, sütyen takmanın defibrilasyon üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla bir sistematik inceleme yapmıştır. Bu inceleme: İki manken (manikin) çalışması³³⁵˒³³⁶ ve Bir hayvan çalışması³³⁷˒³³⁸ içermektedir. Hayvan çalışması, sütyendeki metal telli desteklerin (underwire) Defibrilasyonun etkinliğini olumsuz etkilemediğini, Hasta veya kurtarıcıya zarar vermediğini göstermiştir.³³⁷ Manken çalışmaları ise şunları göstermiştir: Kadın mankenlerin erkek mankenlere göre daha az soyulduğu,³³⁵ Defibrilasyonun uygulanma süresinin kadın mankenlerde daha uzun sürdüğü.³³⁶ ROSC, sağkalım veya nörolojik iyileşme üzerine etkiyi inceleyen çalışma bulunmamıştır.³³⁸ᵃ Sütyen ve Ped Yerleşimi ile İlgili Sonuçlar AED yapışkan pedleri, doğrudan çıplak cilde yapıştırılmalıdır. Sütyen takan kişilerde, sütyenin çözülmesi veya kesilmesi gerekliliğiyle ilgili güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Metal destekli sütyen tellerinin (underwire) zararlı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. ILCOR, sütyenin rutin olarak çıkarılması veya kesilmesi konusunda yeterli kanıt bulunmadığını belirtmiştir. Pedlerin doğru pozisyonda ve çıplak ciltle temas halinde yerleştirilmesi öncelikli olmalıdır. Bu, genellikle sütyenin konumunu hafifçe kaydırarak da mümkün olabilir; yani sütyeni tamamen çıkarmaya gerek kalmadan pedler doğru şekilde yerleştirilebilir. ERC 2025 Önerisi ERC, kurtarıcıların önceliğinin: Defibrilasyon pedlerini doğru anatomik konuma ve doğrudan çıplak cilde yerleştirmek olması gerektiğini vurgulamaktadır. Özetle: Kadın hastalarda sütyen, defibrilasyonun uygulanmasına engel olmamalıdır — öncelik zaman kaybetmeden pedlerin doğru yere ve çıplak cilde temas edecek şekilde yerleştirilmesidir. Sütyen Çözülmeden Defibrilasyon Uygulaması ve AED Yerleştirme Önerileri Eğer defibrilasyon pedlerinin doğru şekilde yerleştirilmesi, sütyeni çözmeden veya kesmeden hızlıca yapılabiliyorsa, sütyenin çıkarılmasına gerek yoktur. Ancak, sütyen pedlerin doğru anatomik konumuna yerleştirilmesini engelliyorsa, doğru ped yerleşimini sağlamak amacıyla sütyen kaydırılmalı veya yerinden uzaklaştırılmalıdır. Gizlilikten Önce Hayat Kurtarma Önceliği Kurtarıcılar, defibrilasyon pedlerini yerleştirmek için hastanın göğsünü açmaktan çekinmemelidir. Yaşam kurtarıcı müdahaleler, mahremiyet kaygılarından önce gelmelidir. ERC, bu konuda açık bir şekilde “öncelik hastanın yaşamıdır” ilkesini vurgulamaktadır. Eğitim ve Maniken Tasarımı Üzerine ERC Tavsiyesi ERC, maniken üreticilerine ve eğitim programlarına da şu önerilerde bulunmaktadır: Maniken üreticileri, farklı vücut tiplerini ve anatomik özellikleri yansıtan, daha gerçekçi mankenler geliştirmelidir. CPR eğitimlerinde, sütyen takan bireylerde ped yerleşimi pratiği de yer almalıdır. Bu yaklaşım, toplumsal cinsiyet farkındalığını artırır, gerçek senaryolara daha iyi hazırlık sağlar ve kadın hastalara yönelik müdahalelerde gecikmeleri azaltır.

AED Cihazlarının Kamu Alanlarında Yerleştirilmesi

AED cihazlarının coğrafi konumlandırılmasıyla ilgili ayrıntılı kanıtlar, ERC 2025 “Systems Save Lives” kılavuzunda ele alınmıştır. ERC’nin önerisi şudur: AED yerleşimi, veriye dayalı olarak yapılmalıdır. Bu değerlendirme, şu unsurlar dikkate alınarak planlanmalıdır: Geçmiş kardiyak arrest (OHCA) yoğunluk verileri, Acil sağlık hizmetlerinin (EMS) ortalama yanıt süreleri, Mevcut AED cihazlarının konumları. Amaç: AED cihazlarının, yüksek riskli bölgelerde, kolay erişilebilir, 7/24 açık konumlarda bulundurulmasıdır.

7.1. Defibrilasyondan önce Göğüs Kompresyonları Yapılmalı Mı?

Defibrilasyondan Önce Göğüs Kompresyonu Yapılmalı mı?

ILCOR, defibrilasyonun ne zaman yapılması gerektiğine ilişkin 2020 CoSTR (Consensus on Science with Treatment Recommendations) belgesini, önceki kılavuzlardan bu yana iki kez güncellemiştir, ancak yeni bir çalışma tanımlanmamıştır.²˒³ ILCOR’un 2020 sistematik incelemesi¹, defibrilasyondan önce daha kısa veya daha uzun süre göğüs kompresyonu yapılmasını karşılaştıran beş randomize kontrollü çalışmayı (RCT) incelemiştir.³²³–³²⁷ Defibrilasyondan önce ek CPR uygulanmasının herhangi bir belirgin yararı bulunmamıştır. Dört çalışma, defibrilasyondan önce kısa süreli CPR uygulanan hastalar ile uzun süreli CPR uygulanan hastalar arasında, faydalı nörolojik sonuçlar açısından anlamlı bir fark saptamamıştır.³²³˒³²⁴˒³²⁶˒³²⁷ Beş çalışma, defibrilasyondan önce kısa ya da uzun CPR uygulanması arasında hastaneden taburculuğa kadar sağkalım açısından anlamlı fark göstermemiştir.³²⁴–³²⁷ ILCOR ile tutarlı olarak, ERC şu öneride bulunmaktadır: AED olay yerine ulaşana, açılana ve defibrilasyon pedleri hastaya bağlanana kadar CPR uygulanmalıdır. Pedler bağlandıktan sonra AED ritmi analiz etmeli ve şok endike ise gecikmeden uygulanmalıdır. Defibrilasyon, ek CPR süresi sağlamak amacıyla geciktirilmemelidir.

8. CPR Geribildirim (Feedback) Cihazlarının Kullanımı

8.1. CPR Geribildirim (Feedback) Cihazlarının Kullanımı

Kompresyon Geri Bildirim Cihazları

CPR kalitesini artırmak için, uygulamanın temel ölçütlerinin (metriklerinin) izlenmesi ve değerlendirilmesi gereklidir. Bu veriler, kurtarıcıya gerçek zamanlı (real-time) olarak sunulabilir veya resüsitasyon sonunda özet rapor şeklinde geri bildirilebilir. Göğüs kompresyonlarını yönlendirmek üzere kullanılan üç ana geribildirim cihazı tipi tanımlanmıştır: Dijital sesli-görsel (audio-visual) geri bildirim cihazları: Hatalı uygulamayı düzeltici sesli uyarılar içerir. Analog tıklama (clicker) veya dokunsal (tactile) geri bildirim cihazları: Göğüs kompresyonu derinliği ve geri yükselme (recoil) hakkında bilgi verir. Metronom rehberliği: Kompresyon hızını (dakikadaki ritmi) sabit tutmak için kullanılan sesli tempo kılavuzlarıdır. ILCOR’un 2025 CoSTR raporu, gerçek resüsitasyonlarda CPR kalitesi için geribildirim kullanımını inceleyen 60 makaleyi kapsamaktadır; bunların 24’ü 2020 sonrası yayımlanmıştır.²⁰⁴ Bu çalışmalar beş ana tema altında değerlendirilmiştir: Sistem değişimi / kalite iyileştirme, Hasta sonuçlarına etkisi, Hasta sonuçlarını etkilemeden CPR kalitesinde artış, CPR geribildiriminin diğer CPR metriklerinin üretilmesinde kullanımı, CPR geribildiriminin olası olumsuz etkileri (ör. dikkat dağıtma, gecikme). Sistemin genel performansını geliştirmek için geribildirim cihazlarının kullanımı, ERC 2025 “Systems Save Lives” kılavuzunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.³⁴ Bu bölümde ise, gerçek zamanlı CPR geribildirim cihazlarının hasta sonuçları ve CPR kalitesi üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Kırk çalışma, gerçek zamanlı geribildirimin göğüs kompresyonu kalitesi ve/veya hasta sonuçları üzerindeki etkisini incelemiştir.¹²⁵˒¹²⁷˒¹³³˒¹³⁹˒¹⁴²˒¹⁴⁵˒¹⁴⁹˒¹⁵³˒²⁰⁵–²³⁶  Hasta Sonuçlarına Etkisi Gerçek zamanlı geribildirim: **ROSC oranlarını artırmamıştır.**¹³³˒¹⁴²˒¹⁴⁹˒¹⁵³˒²⁰⁵˒²⁰⁸˒²⁰⁹˒²¹¹˒²¹⁴–²¹⁶˒²¹⁸–²²⁰˒²²⁴˒²²⁸˒²²⁹˒²³¹˒²³³˒²³⁵ **Sağkalımı iyileştirmemiştir.**¹²⁵˒¹⁴²˒¹⁴⁹˒²⁰⁵˒²⁰⁸˒²⁰⁹˒²¹¹˒²¹⁴–²¹⁶˒²¹⁸˒²²⁰˒²²⁸˒²²⁹˒²³¹˒²³⁵ **Nörolojik olarak iyi taburculuk oranında fark oluşturmamıştır.**¹⁴²˒²⁰⁸˒²¹⁴˒²¹⁸˒²²⁰˒²²⁹ Yani, geribildirim cihazları doğrudan hastanın klinik sonlanımını (ör. ROSC, sağkalım, nörolojik iyileşme) artırmamaktadır. CPR Kalitesi Üzerindeki Etkisi Buna karşın, gerçek zamanlı geribildirim CPR kalitesini anlamlı şekilde iyileştirmiştir: 6 çalışma, yaşam desteği kılavuzlarına uyumun arttığını göstermiştir.¹³³˒²⁰⁷˒²³⁰˒²³³–²³⁶ 2 çalışma, kardiyak debide (cardiac output) artış bildirmiştir.²¹⁵˒²²⁸ Çok sayıda çalışma, aşağıdaki parametrelerde iyileşme göstermiştir: Kompresyon hızı,¹²⁵˒¹³⁹˒¹⁴²˒¹⁴⁵˒¹⁵³˒²⁰⁵˒²⁰⁸˒²¹³˒²¹⁴˒²¹⁶˒²¹⁹˒²²³–²²⁷˒²³¹ Kompresyon derinliği,¹²⁵˒¹³⁹˒¹⁴²˒¹⁴⁵˒¹⁴⁹˒²⁰⁵˒²⁰⁸˒²¹³˒²¹⁴˒²¹⁶–²¹⁹˒²²³–²²⁵˒²²⁷ Kompresyon fraksiyonu (CCF),¹²⁵˒¹⁴²˒¹⁴⁵˒¹⁵³˒²⁰⁵˒²⁰⁸˒²¹⁴˒²²³–²²⁵ Hands-off süresinin kısalması,¹³⁹˒²⁰⁹˒²²⁵˒²²⁷ Göğüs üzerine ağırlık verilmesinin (leaning) azalması,¹³⁹˒¹⁴²˒¹⁴⁵˒²¹⁰˒²¹³˒²¹⁹˒²²²˒²²⁵ Ventilasyon oranlarının uygunlaşması,¹⁴²˒²⁰⁵˒²²³˒²³⁶  End-tidal CO₂ (EtCO₂) değerlerinde artış.¹²⁷˒²⁰⁶˒²³⁰˒²³⁵˒²³⁶ ⚠️ Ancak tek bir çalışmada, feedback cihazının göğüs duvarında fiziksel hasar oluşturduğu birkaç olgu bildirilmiştir.²³⁷ ERC’nin 2025 Tavsiyesi ERC, ILCOR’un önerisini desteklemektedir: Sesli-görsel (audiovisual) feedback veya prompt cihazlarının, tek başına kullanımlarının rutin olarak önerilmemesi gerekir. Çünkü bu cihazlar, karşınızdaki hastanın klinik sonucunu doğrudan iyileştirme olasılığı düşük görünmektedir.³ᵃ Buna karşın, CPR kalitesini artırma amacıyla, bu cihazlar resüsitasyon sistemlerinin genel performansını geliştirmeye yönelik kapsamlı kalite iyileştirme programlarının bir parçası olarak kullanılmalıdır.  Ayrıntılar için bkz. ERC Guidelines 2025 – “Systems Save Lives” (Sistemler Hayat Kurtarır).³⁴

Ventilasyon Geribildirim (Feedback) Cihazları

Artan sayıda çalışma, resüsitasyon sırasında yapılan ventilasyonun, mevcut kılavuz önerilerine tam olarak uyulmadığını göstermektedir.²⁴²˒²⁴³ Bu nedenle, ventilasyon kalitesini iyileştirmek amacıyla geliştirilen gerçek zamanlı geribildirim cihazları, son yıllarda araştırma konusu haline gelmiştir. ILCOR 2024 Kapsam İncelemesi ILCOR, bu cihazların uygulanmasını destekleyecek yeterli kanıt bulunup bulunmadığını değerlendiren bir scoping review yürütmüştür.²⁴⁴ İnceleme kapsamında 19 çalışma belirlenmiştir: 6’sı insan çalışması (1 RCT, 2 prospektif gözlemsel, 3 diğer klinik),²¹⁸˒²⁴⁵–²⁴⁸ 13’ü simülasyon çalışmasıdır.²⁴⁹–²⁶¹ Klinik Çalışmaların Bulguları Randomize kontrollü çalışma (RCT)²¹⁸, gerçek zamanlı ventilasyon geribildirimi ile ROSC oranlarının anlamlı şekilde arttığını göstermiştir (%55.5 vs %36.2, p = 0.004). Ancak, nörolojik olarak iyi sağkalım oranlarında fark bulunmamıştır (%11.1 vs %10.3, p = 0.77). İki prospektif gözlemsel çalışma²⁴⁵, ROSC veya taburculuğa kadar sağkalım açısından fark saptamamıştır, ancak ventilasyon parametrelerinin (hacim, frekans, süre) gerçek zamanlı geribildirimle iyileştiğini bildirmiştir. Simülasyon çalışmalarının büyük çoğunluğu, gerçek zamanlı feedback cihazlarının ventilasyon kalitesini belirgin şekilde artırdığını göstermiştir.²⁴⁹–²⁶¹ ERC’nin 2025 Görüşü ILCOR, bu cihazların klinik kullanımına yönelik resmî bir öneri veya iyi uygulama bildirimi (good practice statement) yayınlamamıştır. ERC, bu değerlendirmeye dayanarak şu sonuca varmaktadır: Mevcut kanıtlar, CPR sırasında ventilasyon geribildirim cihazlarının rutin kullanımını destekleyecek düzeyde değildir. Bununla birlikte, ERC, bu teknolojinin hızla gelişmekte olan bir araştırma alanı olduğunu ve gelecekte önemli bir rol oynayabileceğini kabul etmektedir. ERC’nin önerisi: Ventilasyon feedback cihazları sadece sıkı şekilde denetlenen koşullarda ve tercihen resmî bir araştırma programı kapsamında kullanılmalıdır.
Kaldığın Yerden Devam Et

Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.

Ücretsiz üyelik ile:

✔️Okuduğun konuları takip edebilir

✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir

✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir

✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir

✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin

Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.

👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.