Banner Image

1. Nedir?

Vücuttaki enfeksiyona karşı düzensiz immün yanıta bağlı yaşamı tehdit eden organ disfonksiyonuna sepsis denir. Organ disfonksiyonu demek için enfeksiyona bağlı olarak SOFA skorunda ≥2 puanlık akut artış gerekmektedir. SOFA bir organ disfonksiyonu skorudur, tek başına sepsis tanısı koymaz ve organ hasarının etiyolojisini belirlemez. Ayrıca sepsis tanısının belirli bir matematiği yoktur, sepsis klinik bir tanıdır. 

Eski Sepsis Tanımı

Bununla birlikte eski ve klasik sepsis kriterlerinden de bahsetmek gerekir. Dökümente edilmiş enfeksiyon ile birlikte sistemik inflamutuvar yanıt sendromu (SIRS) kriterlerinden iki tanesinin (SIRS kriterlerinden bir tanesi ateş veya lökosit olmalıdır) olması sepsis olarak tanımlanıyordu.

SIRS 

SIRS, düzenlenemeyen bir inflamasyon formu olan klinik bir sendrom olarak kabul edilir. SIRS enfeksiyöz veya nonenfeksiyöz olabilir SIRS kriterleri;

Ateş >38°C (100,4°F) veya <36°C

Nabız Hızı >90

Solunum Sayısı  >20 veya PaCO₂ <32 mm Hg

Lökosit sayısı  WBC >12.000/mm³, <4.000/mm³ veya >%10 bantlar

SIRS kriterlerinin, sepsis tanımlamak amacıyla kullanımı artık tercih edilmemektedir. Bunun nedeni, SIRS kriterlerinin enfeksiyon gelişmeyen birçok hastanede yatan hastada da bulunabilmesi ve ölüm öngörme gücünün, örneğin SOFA skoru gibi diğer skorlarla karşılaştırıldığında zayıf kalmasıdır. Yani, SIRS kriterleri, SOFA ile karşılaştırıldığında mortaliteyi öngörmedeki yeteneğinin düşük olmasından dolayı günümüzde artık kullanılmamaktadır.

Şiddetli Sepsis

“Şiddetli sepsis” terimi, başlangıçta doku hipoperfüzyonuna (örneğin: laktat yüksekliği, oligüri) veya organ disfonksiyonuna (örneğin: kreatinin yüksekliği, koagülopati) eşlik eden sepsis vakalarını tanımlamak için kullanılıyordu. Ancak, 2016 Sepsis ve Septik Şok tanım güncellemeleri ile birlikte, doku hipoperfüzyonu ve organ disfonksiyonu bulgularına sahip hastalar sepsis kapsamına alındığı için, bu terim artık resmi olarak kullanılmamaktadır. Buna rağmen, Amerikan Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi (CMS), eski SIRS, sepsis ve şiddetli sepsis tanımlarını desteklemeye devam etmektedir. 

MODS

 Multipl organ disfonksiyonu sendromu (MODS), akut hasta bir bireyde gelişen, ilerleyici organ disfonksiyonu durumudur. MODS için bireysel organ disfonksiyonunu tanımlayan evrensel kabul görmüş kriterler bulunmamaktadır. Organ yetmeziği değerlendirmede sıkça kullanılan parametreler: PaO₂/FiO₂ oranı, trombosit sayısı, serum bilirubin düzeyi (karaciğer), serum kreatinin veya idrar çıkışı, Glasgow koma skoru, hipotansiyon ve vazopressör ihtiyacı  MODS, genellikle şiddetli enfeksiyonlar, sepsis, travma veya büyük cerrahi operasyonlar sonrasında ortaya çıkar ve yoğun bakım ünitelerinde sıkça karşılaşılan bir klinik tablodur. Multiple organ yetmezliğinin en sık sebebi septik şoktur. MODS şu şekilde sınıflandırılır: Primer MODS Net olarak tanımlanmış bir hasarın doğrudan sonucu olup, organ disfonksiyonu erken dönemde gelişir ve doğrudan bu hasara atfedilebilir.
Örnek: Rabdomiyolize bağlı gelişen akut böbrek yetmezliği.
Sekonder MODS Doğrudan hasarın kendisine bağlı olmayan, ancak konak yanıtının sonucunda gelişen organ yetmezliğidir.
Örnek: Pankreatitli hastada gelişen akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS).

Terminoloji

Sepsis konusunda bilinmesi gereken kavramlar: 

Kolonizasyon: Mikroorganizmanın vücutta olmaması gereken yerde bulunmasıdır.

Enfeksiyon: Steril dokuya mikroorganizmaların kolonize olmasıdır.

Bakteriyemi: Mikroorganizmaların dolaşımda bulunmasıdır.

2. Epidemiyoloji

Sepsis, küresel düzeyde ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. 2017 yılında dünya genelinde yaklaşık 48,9 milyon yeni sepsis vakası ve 11 milyon sepsis ilişkili ölüm bildirilmiş olup, bu rakam tüm küresel ölümlerin yaklaşık %20’sine karşılık gelmektedir. Özellikle 65 yaş ve üzeri bireyler, immünsüpresif hastalar ve çoklu ilaç direncine sahip enfeksiyonlara maruz kalanlar en yüksek risk grubunu oluşturur. Artan yaşlı nüfus ve kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarındaki mevsimsel artışlar, sepsis vakalarının gelecekte daha da artabileceğine işaret etmektedir. 1990'dan bu yana eğitim kampanyaları ve erken tanı girişimleri sayesinde sepsisle ilişkili küresel mortalitede %53 oranında azalma sağlanmıştır; ancak düşük sosyo-ekonomik bölgelerde insidans ve mortalite hâlâ yüksek seyretmektedir. Sepsis insidansı son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin artış göstermiştir. Örneğin, 1970’lerde ABD’de yılda yaklaşık 164.000 vaka görülürken, günümüzde bu sayı milyonlarla ifade edilmektedir. En sık etkenler bakterilerdir; gram pozitif bakteriler ön planda olsa da gram negatif ve fungal sepsis vakalarının sayısı da artmaktadır. Sepsise neden olan viral ajanlar arasında influenza A/B, RSV, SARS-CoV, MERS-CoV ve SARS-CoV-2 gibi ciddi hastalıklara yol açabilen patojenler yer almaktadır. Ancak vakaların yaklaşık %50’sinde etken mikroorganizma saptanamamakta, yani kültür negatif sepsis tablosu oluşmaktadır. Hastalığın şiddeti de zaman içinde artış göstermiştir; ARDS, akut böbrek yetmezliği ve DIC gibi çoklu organ disfonksiyonu en sık görülen ciddi komplikasyonlardandır. Tanım farklılıkları ve kodlama sistemlerindeki değişiklikler bazı çalışmalarda sepsis oranlarının sabit ya da azaldığını ileri sürse de genel eğilim, sepsis insidansının arttığını ve hastalığın giderek daha komplike ve ölümcül bir hal aldığını göstermektedir.

3. Etiyoloji

Sepsis ve septik şokun etiyolojisi, enfeksiyonun kaynağı, coğrafi faktörler ve hastanın bağışıklık durumuna göre değişiklik göstermektedir. En sık enfeksiyon kaynakları arasında akciğer enfeksiyonları (özellikle pnömoni), intraabdominal enfeksiyonlar (örneğin peritonit) ve üriner sistem enfeksiyonları yer almaktadır. Yumuşak doku ve deri enfeksiyonları da sepsis nedenleri arasında görülürken, invaziv tıbbi cihazlar kullanılan hastalarda hastane kaynaklı enfeksiyonlar önemlidir. En yaygın bakteriyel etkenler arasında gram-pozitif organizmalar (Staphylococcus aureus, Streptococcus pneumoniae) ve gram-negatif organizmalar (Escherichia coli, Klebsiella, Pseudomonas aeruginosa) bulunmaktadır. İmmünsuprese hastalarda mantar kaynaklı enfeksiyonlar (Candida türleri) ve viral etkenler (Influenza, COVID-19) de yaygındır. Parazitik sepsis, özellikle Plasmodium (sıtma) ve Schistosoma türleriyle ilişkilidir, ancak nadir görülür. Düşük ve orta gelirli ülkelerde sepsis genellikle gram-negatif bakterilerle ilişkilendirilirken, yüksek gelirli ülkelerde gram-pozitif bakteriler daha sık rapor edilmektedir. Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonlar, yoğun bakım ünitelerinde kullanılan kateter ve mekanik ventilasyon gibi cihazlarla ilişkilidir. Ayrıca, antibiyotik direncine sahip organizmalar sepsis tedavisinde önemli bir zorluk oluşturmaktadır.

3.1. Fungal Enfeksiyon Risk Faktörleri

Tablo: Fungal Enfeksiyonlarda Risk Faktörleri Örnekleri
Candida Sepsisi İçin Risk Faktörleri
Birden fazla bölgede Candida kolonizasyonu
Serum Beta-D-Glukan testinde pozitiflik (biyobelirteç)
Nötropeni
İmmünosupresyon (bağışıklık baskılanması)
Hastalığın ciddiyeti (yüksek APACHE skoru)
Yoğun bakımda uzun kalış süresi
Santral venöz kateter veya diğer damar içi cihazlar
Damar içi ilaç kullanan hastalar
Total parenteral beslenme (TPN)
Geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı
Gastrointestinal perforasyon veya anastomoz kaçağı
Acil gastrointestinal veya hepatobilier cerrahi
Akut böbrek yetmezliği veya hemodiyaliz
Ciddi termal yanık
Önceden geçirilmiş cerrahi
Endemik Mayalar İçin Risk Faktörleri (Cryptococcus, Histoplasma, Blastomyces, Coccidioidomycosis)
Spesifik antijen testlerinde pozitiflik (örneğin: Cryptococcal, Histoplasma veya Blastomyces antijenleri)
HIV enfeksiyonu
Solid organ transplantasyonu
Yüksek doz kortikosteroid tedavisi
Hematopoetik kök hücre transplantasyonu
Bazı biyolojik yanıt değiştiricilerin (örneğin TNF inhibitörleri) kullanımı
Diabetes mellitus (şeker hastalığı)
İnvaziv Küf (Mold) Enfeksiyonu İçin Risk Faktörleri
Nötropeni
Serum veya bronkoalveoler lavaj galaktomannan testinde pozitiflik
Hematopoetik kök hücre transplantasyonu
Solid organ transplantasyonu
Yüksek doz kortikosteroid tedavisi
Bazı biyolojik yanıt değiştirici tedaviler

Not: Empirik antifungal tedaviye başlama kararı, mevcut risk faktörlerinin tipi ve sayısına ek olarak, fungal enfeksiyonların bölgesel epidemiyolojisine göre belirlenmelidir.

Kaldığın Yerden Devam Et

Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.

Ücretsiz üyelik ile:

✔️Okuduğun konuları takip edebilir

✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir

✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir

✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir

✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin

Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.

👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.