
1. Nedir?
Ventilasyon
◦Ventilasyon, alveollere hava giriş-çıkışı anlamına gelir. Yani, karbondioksitin (CO₂) atılması ve taze hava ile alveollerin doldurulması sürecidir.
◦PaCO₂ yüksekse(Hiperkapni): ventilasyon yetersizliği anlamına gelir.
•Oksijenizasyon
◦Oksijenizasyon, alveollerle kılcal damarlar arasındaki oksijen değişimini, yani kana oksijen geçişini ifade eder.
◦PaO₂ düşükse (Hipoksemi): oksijenizasyon yetersizliği olduğu anlamına gelir.
▪Dipnot : Hipoksemi ve hipoksi kavramları karıştırılmamalıdır. Hipoksi, dokuların yeterince oksijenlenememesidir. Yani dokulara yeterli oksijen ulaşamaz. Doku oksijenizasyon göstergeleri laktat ve organ disfonksiyonudur. Hipokside saturasyon ve parsiyel oksjien basıncı normal olabilir.
Özellik | Ventilasyon | Oksijenizasyon |
Tanım | Alveollere hava girip çıkması | Oksijenin alveolden kana geçmesi |
İzlenen Değer | PaCO2 | PaO2, SPO2 |
Sorun Olduğunda | Hiperkapni (CO2 birikimi) | Hipoksemi (O2 düşüklüğü) |
Müdahale Yaklaşımı | Solunum işini artırmak (RR, TV, MV) | FiO2, PEEP artırmak, oksijen desteği vermek |
Burun
•Orofarenks
•Larenks
•Trakea
•Bronş
•Bronşiol
•Alveol
Baş geri çene yukarı manevrası
◦Bu manevra ile boynun ekstansiyonu sağlanır. Böylelikle hyoid kemik öne doğru gelir ve epiglottu larinks girişinden uzaklaştırarak hava yolu açıklığı sağlar.

Çene itme manevrası
◦Travmalı hastalarda uygulanacak manevradır.
•Koklama pozisyonu
◦Boyun ekstansiyonu yapılamıyorsa hastanın başının altına rulo şeklinde havlu koyularak boyun hafif fleksiyonu da üst hava yolu tıkanıklıklarını hafifletebilir.

Hastanın arkasına geçilir. Yumruğun başparmak tarafı hastanın göbek deliğinin hemen üzerine, göğüs kemiğinin (ksifoid çıkıntının) oldukça altına yerleştirilir. Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır ve hızlı, yukarı yönlü bir baskı uygulanır. Cisim çıkana veya hasta bilinç kaybı yaşayana kadar işlemi tekrar edilir.

M | Maskenin yüze oturmaması | Sakal varlığı veya travma gibi BVM'nin düzgünce uygulanmasına mani durumlar |
|---|---|---|
O | Obstrüksiyon veya obezite | |
A | Yaş (age) | >55 yaş |
N | Diş olmaması (no teeth) | |
S | Akciğer veya göğüs duvarının sert olması |
R | Ağız açıklığının kısıtlanması (restricted) |
|---|---|
O | Obstrüksiyon veya obezite |
D | Bozuk veya tıkalı hava yolu (distorted or disrupted) |
S | Sert servikal vertebra veya akciğer |
2. Noninvaziv Hava Yolunu Koruma ve Oksijenizasyon Teknikleri


FiO₂
▪FiO₂ = 21 + (4X O₂ L/dk ]
▪Ancak düşük akımlı oksijen tedavisinde (özellikle 5 L/dk'nın altındaki akımlarda) litre başına %4 artış kuralı bu düzeylerde geçerli değildir. Bazı çalışmalarda spontan soluyan ve düşük akımlı oksijen desteği alan hastalarda inspiratuvar akımı dikkate alan yeni bir FiO₂ tahmin formülü önerilmiştir.
◦FiO₂ solunan havada bulunan oksijenin fraksiyonel miktarını ifade eder. Yani bir kişinin soluduğu gaz karışımındaki oksijen oranıdır.
◦Oda havasındaki FiO₂ oranı yaklaşık %21’ dir. Oksijen verme cihazları ile oksijen kaynağından gelen oksijen akımına (L/dk) göre hastaya solutulan FiO₂ miktarı değişmektedir. Genel olarak dakikada 1 Litre oksijen akışı başına, oda havasına ek olarak yaklaşık %4 FiO₂ ilave edilir.
Noninvaziv Oksijenizasyon Yöntemleri
•Düşük Akımlı Yöntemler
◦Nazal Kanül, Basit Yüz Maskesi, Geri Solumasız Maske, Difüzör maske
◦Bu yöntemde her zaman istenen FiO2 veya yüksek FiO2 verilemez.
•Yüksek Akımlı Yöntemler
◦Venturi maske, Yüksek akımlı nasal kanül, Balon Valf Maske, NIMV (noninvaziv mekanik ventilasyon)
▪Ayrıca invaziv yöntemler olan IMV (invaziv mekanik ventilasyon) ve trakeostomi maskesi de yüksek akımlı oksijenizasyon sağlayan invaziv bir yöntemdir.
◦Yüksek akımlı yöntemlerde sağlanan yüksek akım, hastanın inspiratuvar akımını karşılayabildiği için oda havası karışımını azaltır ve bu da hastaya sağlanan gerçek FiO₂'yi artırır.Yöntem | Oksijen Akımı | FiO2 |
Oda Havası | %21 | |
Nazal Kanül | 1 L/dk | %25 |
2 L/dk | %29 | |
4 L/dk | %37 | |
6 L/dk | %45 | |
Basit Maske | 5-6 L/dk | %40 |
7-10 L/dk | %60 | |
Geri Solumasız Rezervuarlı Maske | 10-15 L/dk | %60-90 |
Balon Valf Maske | 10-15 L/dk | %90-100 |
Yüksek Akımlı Nazal Kanül | 30-60 L/dk | %30-100 |
2.1. Nazal Kanül
2.2. Basit Yüz Maskesi


2.3. Difüzör maske
2.4. Venturi Maskesi


2.5. Yüksek Akımlı Nazal Kanül (High Flow Nasal Cannula; HFNC)
2.6. Rezervuarlı Maske
Yeniden solunmayan rezervuarlı maske
◦Maskenin alt kısmında bir rezervuar torbası bulunur ve bu torba, tek yönlü valflerle donatılmıştır. Bu valfler ekspiryumda açılır ve ekspire edilen gazın tamamı dışarıya atılır, torbaya geri dönmez. Rezervuar torbasında yalnızca oksijen birikir. Bu sayede hasta yalnızca rezervuardaki saf oksijeni solur.
◦Ciddi hipoksemisi olan kritik hastalarda 10-15 litre/dk akım hızında %60-90 FiO2 aralığında oksijen verilebilir.
◦Örnek kullanım yeri: CO intoksikasyonu hastaları
•Kısmi yeniden solunabilir rezervuarlı maske
◦Rezervuar torbası olan bu maskede, valf sistemi yoktur. Bu nedenle, ekshalasyon sırasında çıkan havanın yaklaşık üçte biri rezervuar torbasına tekrar girer. Bu, hastanın bir sonraki inhalasyonunda bu havayı tekrar almasına neden olur.


2.7. Balon Valf Maske
Bir yüz maskesi, bir valf ve biri ek oksijen desteği sağlayan rezervuar balonu olmak üzere iki adet balondan oluşan oksijen verme aracıdır. Diğer balon ise el ile sıkılarak manuel pozitif basınçlı ventilasyon sağlar. Sıklıkla "ambu" olarak da adlandırılır ancak bu terim orijinal marka isminden türeyen bir terimdir.
◦Bu sistemdeki valf tek yönlüdür, ekspiryumda açılır ve ekspire edilen gazın tamamı dışarıya atılır, karbondioksit rezervuar torbasına geri dönmez. Rezervuar torbasında yalnızca oksijen birikir. Bu sayede hasta yalnızca rezervuardaki saf oksijeni solur.
◦Resüsitasyon sırasında balon maske ile oksijen kaynağı ile yüksek akımlı (10-15 L/dk), %90–100’e kadar FiO₂’ ye kadar pozitif basınçlı ventilasyon sağlanabilir.

Balon valf maske tek uygulayıcı varken tek el ile C-E şeklinde uygulanır. İki uygulayıcı varsa bir kişi iki eli ile C-E yaparken diğer kişi rezervuar balonunu sıkar.
◦Örnek kullanım alanları : Arrest hasta, entübasyon öncesi preoksijenizasyon, transport esnasında geçici ventilasyon


2.8. Noninvaziv Pozitif Basınçlı Ventilasyon (NIPBV)
3. İnvaziv Hava Yolunu Koruma ve Oksijenizasyon Teknikleri
Supraglottik hava yolları
•Endotrakeal entübasyon
•Krikotiroidotomi
•Transkutanöz iğne jet ventilasyonu
•Trakeostomi
Bu yöntemlerden aşağıda detaylı olarak bahsedilecektir.4. Supraglottik Hava Yolu Teknikleri
4.1. i-Gel
4.2. King Laringeal Tüp
1,21 - 1,52 m: Boyut 3 (sarı)
•1,52 - 1,82 m: Boyut 4 (kırmızı)
•>1,82 m: Boyut 5 (mor)


4.3. Kombi Tüp
Proksimal balon ile faringeal alanı kapatır.
•Distal balon ise yemek borusunu kapatır.

Göğüs yükselmesi mevcut ise tüpün distal ucu trakeya yerleşmiş demektir.
◦Eğer distal uç trakeada ise sadece distal manşon şişirilir. Bu durumda kombitüp tıpkı bir endotrakeal tüp gibi çalışır.
•Göğüs yükselmesi yoksa tüp trakeaya değil özofagusa yerleşmiştir. Ventilasyon kombitüpün kısa olan portundan sağlanmalıdır.
◦Eğer distal uç özefagusta ise her iki balonda şişirilir, distal balon mide içeriğinin geri kaçışını önler. Ayrıca distal ucun olduğu lümenden nazogastrik sonda takılabilir. Proksimal balon ile distal balon arasındaki ventilasyon deliklerinden trakeaya hava akımı girer ve ventilasyon sağlanmış olur.
4.4. CobraPLA®
4.5. LMA (Laringeal Maske Havayolu)
Numara 4: 50–70 kg
•Numara 5: 70–100 kg
•Numara 6: >100 kg


5. Endotrakeal Entübasyon
Acil entübasyon (Crush)
◦Herhangi bir medikasyon kullanmadan yapılan özellikle kardiyak arrest geçiren ya da derin koma halinde olan hastalarda, entübasyon öncesi sedasyon ve paralizi kullanımı genellikle gerekli değildir ve bu şekilde yapılan entübasyonlara acil entübasyon (Crush) denmektedir.
•Hızlı-ardışık entübasyon (HAE = RSI; rapid sequence intubation)
◦Bir indüksiyon (sedasyon) ilacı ve ardından uygulanan
Kimleri entübe edelim?
•Hava yolunu koruyamayacak aspirasyon riski olan hastalar
◦Bilinç bulanıklığı olan hastalar
◦Son yayınlanan travmada ileri yaşam desteği kılavuzunda da belirtildiği gibi travmalı hastalarda glaskow koma skoru 8’in altındaki hastaların hava yolunu korumak için entübe edilmesi önerilir.
◦Ciddi sekresyonu olan hastalar
•Noninvaziv tekniklere rağmen yeterli ventilasyonun sağlanamadığı hastalar
•Hava yolu obstrüksiyonu olan hastalar
•Kafa travması nedeniyle hiperventilasyon ihtiyacı olan hastalar
•Arrest hastaları entübe edilecek ise kompresyonlara verilen ara 5 saniyeyi geçmemelidir.
•Genel anestezi alacak hastalar
Entübasyon için kontrendikasyonlar:
Trakeal entübasyon için mutlak kontrendikasyonlar çok azdır. Bunların çoğu, glottik veya supraglottik bölgede endotrakeal tüpün (ETT) yerleştirilmesini engelleyen patolojilerle ilgilidir ya da ETT veya laringoskopun uygulanmasıyla mevcut patolojinin kötüleşme riski taşır. Bu anatomik patolojilere neden olan birkaç örnek: •Larinkse yönelik künt travma
•Üst hava yoluna penetre travma, üst hava yolunda hematom
•Bakteriyel enfeksiyonlar, yanıklar veya anafilaksi sonucu gelişen ciddi larinks veya supraglotik ödem
Fizik muayenede bu tür bir hasardan şüpheleniliyorsa veya doğrudan laringoskopi ve entübasyonun zor veya imkansız olabileceğini gösteriyorsa kesin bir havayolu sağlanana kadar noninvaziv oksijenasyon ve ventilasyon yöntemleri tercih edilmelidir. Gerekirse doğrudan cerrahi hava yolu (krikotirotomi) uygulanmalıdır. Entübasyon için en önemli rölatif kontrendikasyon, kurtarıcı teknikler ile oksijenizasyonun zor ya da imkansız olacağının öngörülmesidir. Uygulayıcı cerrahi yedek teknikler (ör: krikotirotomi) konusunda yeterli değilse, hızlı ardışık entübasyon (RSI) yerine, uyanık entübasyon ya da noninvaziv hava yolu destek yöntemleri tercih edilmelidir. Aksi halde, ölümcül olabilecek bir "ne entübe edilebilen ne ventile edilebilen hasta" senaryosu gelişebilir.Entübasyon komplikasyonları
•Hipotansiyon, arrest
5.1. Hızlı ardışık Entübasyon (RSI)
Etkin preoksijenizasyon (yüksek akımlı oksijen ile en az 3 dakika)
•Doğru ilaç seçimi ve zamanlaması
•Video laringoskop kullanımı (özellikle ilk denemede başarıyı artırır)
Acil entübasyonda başarıyı artırmak için basit ve sistematik bir hazırlık ve uygulama yaklaşımı gereklidir. Her entübasyondan önce ve entübasyon sırasında yapılacak bir takım algoritmalar geliştirilmiştir. Acil serviste en sık kullanılan 7P olarak bilinen algoritmadır. •Preparation (Hazırlık)
•Preoxygenation (Preoksijenasyon)
•Physiologic optimization (Fizyolojik optimizasyon) ve Pretreatment
•Paralysis with induction (İndüksiyon ve paralizi)
•Positioning (Pozisyon verme)
•Placement with proof (Entübasyon ve doğrulama)
•Postintubation management (Entübasyon sonrası yönetim)
Güncel literatür verilerine göre RSI sırasında Pretreatment (ön ilaç uygulaması) aşaması artık zorunlu bir uygulama değildir, klinik duruma ve zamana bağlı olarak değerlendirilecek destekleyici bir aşamadır.5.2. Preparation (Hazırlık)
M | Maskenin yüze oturmaması | Sakal varlığı veya travma gibi BVM'nin düzgünce uygulanmasına mani durumlar |
|---|---|---|
O | Obstrüksiyon veya obezite | |
A | Yaş (age) | >55 yaş |
N | Diş olmaması (no teeth) | |
S | Akciğer veya göğüs duvarının sert olması |
R | Radiation/Restriction | Radyasyon/Kısıtlanma |
|---|---|---|
O | Obstruction/Obesity | Obstrüksiyon/Obezite |
M | Mask seal/Mallampati/Male | Maske oturmaması/Mallampati/Erkek |
A | Age | İleri yaş |
N | No Teeth | Diş Olmaması |
LEMON: Endotrakeal entübasyon zorluğu değerlendirme de kullanılır.
◦L: Look Eksternally
▪Boyun ve yüz travması, boynun kısa ve kalın olması, küçük çene, büyük dil, aşırı sekresyon veya kanama entübasyonun zorlu olacağını işaret eder.
◦E: Evaluate
▪Parmaklar ile 3-3-2 değerlendirmesi yapılır.
▪Kesici dişler arası 3 parmak mesafe var ise yeterlidir.
▪Mentum ile hyoid arası 3 parmak mesafe var ise yeterlidir.
▪Hyoid ile tiroid kıkırdak çıkıntısı arasındaki mesafe 2 parmak ise yeterlidir.
◦M: Mallampati
▪Mallampati sınıf 3 ve 4 zor entübasyon kriteri olarak kabul edilir.
▫Sınıf 1: Yumuşak damak, uvula ve faringeal pililer görülür.
▫Sınıf 2: Yumuşak damak, uvula ve farenks görülür.
▫Sınıf 3: Yumuşak damak ve uvula tabanı görülür.
▫Sınıf 4: Sadece sert damak görülür.

O: Obezite ve obstrüksiyon
◦N: Neck Mobility ▪Hastaların dejeneratif eklem hastalıkları veya romatolojik hastalıklarına bağlı olarak boyun mobilitesi az olabilir.
•Modifiye LEMON = LEON
◦Mallampati skoru, anatomik yapılar üzerinden havayolu açıklığını değerlendirmeyi amaçlayan klasik bir yöntem olsa da, acil servis koşullarında genellikle uygulanabilirliği sınırlıdır. Hasta pozisyonunun uygun olmaması, kooperasyon güçlüğü, hemodinamik instabilite veya zaman kısıtı gibi nedenlerle ideal değerlendirme ortamı çoğu zaman sağlanamaz. Bu nedenle, acil tıp pratiğinde daha hızlı ve bütüncül bir öngörü sunan mallampati skorunun olmadığı Modifiye LEMON skoru, havayolu değerlendirmesi için tercih edilen yöntem haline gelmiştir. •Tiromental Mesafe
◦6 cm’den daha kısa olması zorlu entübasyon kriteri olarak değerlendirilir.
Entübasyonda Kullanılacak Malzemeler
◦O2 kaynağı, balon mask valf, airway, aspirasyon kateteri, kapnograf, magill forseps, stile, RSI ilaçları
•Airway boyutu: Kulak memesinden çenesine kadar olan mesafe
Blade ve handle
▪Laringoskopi sırasında görüntüleme sağlamak amacıyla blade (kaşık) ve handle (sap) birlikte kullanılır. Klinik pratikte en sık tercih edilen iki bleyt tipi Macintosh ve Miller bladeleridir. Blade seçimi, hastanın anatomik özelliklerine, yaşına ve uygulayıcının tercihine bağlı olarak yapılmalıdır. Pediatrik hastalarda ise anatomik uyum açısından sıklıkla düz Miller blade tercih edilirken, bazı çocuklarda da eğri Macintosh blade kullanılabilir.
▪Macintosh blade, kavisli yapısı sayesinde epiglottisi dolaylı (indirekt) olarak kaldırmak üzere valleculaya yerleştirilir. Yetişkin hastalarda Macintosh blade'in genellikle 3 numarası tercih edilirken, daha iri hastalarda 4 numara kullanılır. ▪Buna karşın Miller blade, düz yapısıyla epiglottisi doğrudan kaldırarak glottik görünürlüğü artırır. Düz Miller blade kullanıldığında, erişkinlerde genellikle 3 numara tercih edilir. Düz blade ile epiglottis doğrudan kaldırılır.
◦Endotrakeal Tüp
▪Yetişkin erkekler için genellikle 8,0–8,5 mm, kadınlar için 7,5–8,0 mm iç çapa sahip tüpler tercih edilir. 10 mL’lik enjektör ile kaf hacmi ve sızdırmazlığı kontrol edilmelidir. Tüpün ucundaki Murphy gözü, uç kısmın tıkanması durumunda kesintisiz hava geçişine olanak tanır. ETT’nin yönlendirilmesi için stilen kullanılır; stilenin ucu tüp ucunu geçmemelidir.
▪Pediatrik hastalarda güncel kaynaklara göre kaflı tüp önerilmektedir. Tüp çapının "khine" veya "motoyama" formülüne göre hesaplanması önerilir. Bu formüller aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Hasta Grubu/Kriter | Hesaplama Formülü | Açıklama |
Erişkin Erkek | 8-8,5 mm | |
Erişkin Kadın | 7,5-8 mm | |
Çocuk (<2 yaş) | (yaş / 4) + 3 | Khine Formülü |
Çocuk (>2 yaş) | (yaş / 4) + 3,5 | Motoyama Formülü |
Boy Temelli Hesaplama | 2 + (boy (cm) / 30) | Alternatif Formül |
Videolaringoskop
◦Fleksible fiberoptik laringoskopi: Kullanımı uzmanlık gerektirir.
▪Oral veya nasal olabilir.5.3. Preoxygenation (Preoksijenasyon)
Hasta Grubu | %90 SPO2'ye Düşüş Süresi |
Sağlıklı Erişkin (70 kg) | 6-8 dk |
Çocuk (10 kg) | <4 dk |
Komorbiditeli/Obez Erişkin | <3 dk |
Term Gebelik | <3 dk |

15 L/dk hız FiO₂’yi yalnızca %65’e çıkarabilir. Ancak flush rate oksijen (genellikle 40–70 L/dk) FiO₂’yi %90 ve üzerine çıkarılır.
Tüm bu yöntemlerle beraber apneik olan hastalara, optimal etki sağlamasa da le apneik oksijenizasyon amacıyla ≥15 L/dk nazal kanül ile oksijen uygulaması rutin olarak önerilir. Ayrıca HFNO’ da tercih edilebilir.Bazı klinisyenler, özellikle solunumu yeterli olan ancak ajite hastalarda seçici indüksiyon ve sedasyon uygulayarak preoksijenasyonu kolaylaştırır. Buna Gecikmeli Sıralı Entübasyon (Delayed Sequence Intubation; DSI) da denir. DSI, entübasyon öncesinde hastanın oksijenizasyonunu ve preoksijenasyonunu iyileştirmek amacıyla bilinç değişikliği olmayan ama kooperasyon göstermeyen hastalara sedatif verilerek yapılan bir tekniktir. •
Bu teknikte ketamin (1 mg/kg IV) verilerek hasta disosiatif sedasyona alınır, böylece solunum depresyonu olmadan preoksijenasyon mümkün hale gelir.
•RSI'dan farklı olarak paralizan ilaçlar sedasyonla birlikte hemen verilmez, sedasyondan sonra oksijen düzeyi yeterli hale geldiğinde uygulanır.
RSI uygulanan hastaların dolu mideye sahip olduğu varsayılır. Bu nedenle, hastanın spontan solunum durduktan sonra pozitif basınçlı ventilasyondan kaçınılır. Ancak, hipoksi riski aspirasyon riskinden daha büyükse, nazikçe maske ile ventilasyon yapılabilir. Özellikle DKA gibi ciddi metabolik asidoz durumlarında, kısa süreli apne bile pH'da ciddi düşüş ve hemodinamik bozulmaya neden olabilir. Bu hastalarda hızlı entübasyon ve mekanik ventilasyon önceliklidir, eğer kontraendikasyon yoksa RSI sırasında nazikçe maske ventilasyonu yapılmalıdır. Bununla birlikte preoksijenizasyon yapılırken krikoid bası (Sellick manevrası) özofagusu komprese ederek gastrik insuflasyon ve aspirasyon riskini azaltır. Aspirasyon riski olan hastalarda mide içeriğinin mümkünse nazogastrik sonda ile boşaltılması önemlidir.5.4. Physiologic Optimization (Fizyolojik Optimizasyon) & Pretreatment
Hastanın hipovolemik şok bulguları varsa etiyolojiye yönelik tedavileri yapılmalıdır.
◦Örn: İzotonik sıvı (20–30 mL/kg IV bolus), Eritrosit süspansiyonu (1–2 ünite)
◦Eğer hasta sıvı yüklenmesine uygun değilse (örn; akut dekompanse kalp yetmezliği) ya da sıvı verilmesine rağmen hipotansiyon devam ediyorsa, norepinefrin infüzyonu (5–15 mcg/dk IV) başlanmalıdır.
•Kardiyojenik şok varlığında ise RSI öncesi dobutamin veya nörepinefrin infüzyonu önerilmektedir.
RSI öncesi hedefler: •Sistolik kan basıncının normalleşmesi
•Ortalama arter basıncının ≥65 mmHg olması
•Perfüzyon bozukluğu bulgularının düzelmesi
Bazı klinisyenler, entübasyon sonrası oluşacak hipotansiyonu önlemek için pretreatment aşamasında düşük doz ya da “push doz” vazopressör kullanımını savunsa da ideal ajan ve doz konusunda net bir fikir birliği yoktur.
•Epinefrin puşe dozu: 10–30 mcg, 2–5 dakikada bir
Pretreatment
Laringoskopi ve entübasyon sırasında oluşan sempatik uyarı; kalp atım hızı, kan basıncı ve kafa içi basınçta artışa yol açabilir. Bu yanıt, özellikle travmatik beyin hasarı, hemorajik inme, miyokard iskemi ya da aort diseksiyonu gibi durumlarda klinik açıdan önem taşır. Ayrıca laringeal uyarı ile laringospazm, öksürük ve bronkospazm gelişebilir. Bu etkileri azaltmak için bazı ön tedavi ajanları kullanılır. Hızlı ardışık entübasyon (HAE) öncesinde kullanılan üç temel ön tedavi ajanı olan Lidokain, Opiyat (Fentanil) ve Atropin, "LOA" mnemonik başlığı altında değerlendirilir. •Lidokain
◦1,5 mg/kg IV uygulanır. Özellikle kafa içi basınç (KİB) artışı, bronkospazm ve astım gibi durumlarda tercih edilir.
•Opioid
◦Fentanil
▪3 mcg/kg IV dozunda kullanılır. KİB artışı, kardiyak iskemi ve aort diseksiyonu gibi durumlarda entübasyonla ilişkili katekolamin salınımını azaltmak için yararlıdır. Ancak fentanilin potansiyel yan etkileri arasında solunum depresyonu, hipotansiyon ve göğüs duvarı rijiditesi yer alır; bu nedenle dikkatli kullanılmalıdır.
•Atropin
◦Atropin, özellikle çocuklarda vagal uyarıya bağlı bradikardi riskini azaltmak için kullanılır. Yetişkinlerde rutin kullanımı önerilmez, ancak seçilmiş vagal tonusu yüksek hastalarda düşünülebilir.Ajan | Doz | Endikasyonlar | Önlemler |
Lidokain | 1,5 mg/kg veya topikal |
•Kafa içi basınç (KİB) artışı
•Bronkospazm, astım
|
•KİB artışını azaltma etkinliğine dair kanıtlar sınırlıdır
|
Opiyat (Fenanil) | 3 mcg/kg IV |
•KİB artışı
•Kardiyak iskemi
•Aort diseksiyonu
|
•Solunum depresyonu
•Hipotansiyon
•Göğüs duvarı rijiditesi
|
Atropin | 0,01-0,02 mg/kg IV (maks. 0,5 mg) |
•Bradikardi riski (özellikle pediatrik hastalarda)
•Parasempatik yanıtların baskılanması
|
•Taşikardi yapabilir, miyokardiyal iskemi varsa dikkatli kullanılmalıdır.
|
5.5. Paralysis with Induction (İndüksiyon ve paralizi)
İndüksiyon Ajanları
İdeal indüksiyon ajanı; hızlı etki başlangıcı ve kısa etki süresi ile sedasyon-bilinç kaybı sağlamalı, hipotansiyona yol açmamalı ve entübasyon sırasında gelişen fizyolojik stres yanıtını kontrol etmelidir. Tek bir ideal ajan olmamakla birlikte, mevcut klinik duruma göre tercih yapılmalıdır. HAE için indüksiyon ajanı seçimi, hastanın hemodinamik durumu, klinik tablosu ve entübasyonun aciliyeti göz önüne alınarak yapılmalı; her ajan için potansiyel yarar ve risk dengesi değerlendirilmelidir. Aşağıda acil serviste sık kullanılan indüksiyon ajanlarından bahsedilecektir. •Etomidat
◦En sık kullanılan ajanlardan biri etomidattır. Non-barbitürat, hızlı etkili ve kısa süreli bir hipnotiktir. (GABA) reseptör kompleksi üzerinde etki ederek nörouyarılmayı engeller.
▪15-45 saniyede etki başlar. Etkisi 10-20 dk sürer.
◦Etomidat, miyokardiyal oksijen tüketimini azaltır ve serebral iskemi riskini düşürür. Bu nedenle, kardiyovasküler instabilitesi olan hastalarda güvenli bir seçenektir. Hemodinamik dengeyi bozmaz.
◦Adrenal baskılanma ve myoklonus gibi yan etkileri olabilir ancak bu etkiler genellikle kısa sürelidir.
◦Entübasyonda sedasyon dozu:
▪0,3-0,5 mg/kg IV
▪Etomidat, entübasyon sonrası sedasyonun sürdürülmesi için infüzyon olarak veya tekrar edilen bolus dozlarında kullanılmamalıdır. •Propofol
◦Hızlı etki başlangıcına sahip güçlü bir sedatiftir.
▪20-40 saniyede etki başlar. Etkisi 8-15 dk sürer.
▪Bronkodilatasyon yapar. Antiemetik etkilidir.
▪Nöbet eşiğini artırır, antikonvülsandır, status epileptikusta önerilir.
◦Ancak miyokard depresyonu ve vazodilatasyon nedeniyle hipotansiyon ve kafa içi basınç düşüşü riski taşır. Bu durum, özellikle travma ve şok hastalarında kullanımını sınırlayabilir.
◦Entübasyonda sedasyon dozu:
▪0,5-1,5 mg kg IV
◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu:
▪5-10 mcg/kg/dk olarak IV verilir. Sonrasında titre edilir. İnfüzyon enjektomat ile verilir.
▪Pratik order:
▫70 kg : 21 mg/saat IV infüzyon
▫80 kg: 24 mg/saat IV infüzyon
•Ketamin
◦Analjezi ve amnezi sağlayan disosiyatif bir ajandır. Spontan solunumu ve hava yolu reflekslerini korur. Bundan dolayı özellikle hava yolu güvenliği endişesi olan olgularda tercih edilir. Sempatik stimülasyon sağlar ve mevcut sedative indüksiyon ajanları arasında en hemodinamik olarak stabil olanlardan biridir.
◦Ketamin birçok reseptörde etki ederek çeşitli etkilere yol açar. Birincil etki mekanizması, N-metil-D-aspartat reseptör-katyon kanalı kompleksinde glutamatın rekabetçi olmayan antagonizmasıdır; bu da nöroinhibisyon ve anesteziye neden olur. İnsular korteks, putamen ve talamustaki opioid reseptörlerini uyararak analjezi üretir. Katekolamin reseptörlerini uyarır ve katekolamin salınımını sağlar.
▪45-60 saniyede etki başlar. Etkisi 10-20 dk sürer.
▪Bronkodilatasyon yapar. Hem sedatif hem analjezik özelliği vardır.
◦Ketamin, bronkodilatör etkisi nedeniyle astım veya reaktif havayolu hastalığı olanlarda da avantaj sağlar. Aynı zamanda sempatik aktiviteyi artırarak kalp hızı ve kan basıncını, intrakraniyal basıncı ve göz içi basınıcını yükseltir. Bu yönüyle hipotansif hastalar için yararlı olabilir. Kafa içi basıncı artırmasına rağmen kafa içi hadiselerde ve kafa travmasında kullanılabilir.
◦Ancak taşikardi, hipertansiyon ya da koroner arter hastalığı olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Nöbet eşiğini düşürdüğünden dolayı epilepsi hastalarında da dikkatli olmak gerekir.
◦Entübasyonda sedasyon dozu
▪1-2 mg/kg IV
◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu:
▪0,5-1 mg/kg/saat olarak IV infüzyon uygulanır. Uygun sedasyona kadar titre edilir.
▪Pratik order: 100 mL SF + 500 mg ketamin (ml’de 5 mg)
•70 kg: 14 ml/saat IV infüzyon
•80 kg: 18 ml/ saat IV infüzyon
•Ketamin ve propofol kombinasyonu: Ketafol
◦Kombinasyonun amacı her ilacın faydalarını elde etmekte (örneğin, ketaminin analjezik etkileri) ve potansiyel zararları (örneğin, propofolün hipotansif etkileri) en aza indirmektir. ▪MAP'ta küçük bir düşüş yapabilir. (2-6 mmHg'lık.) •Midazolam (Dormicum, Dilemy)
◦Benzodiazepin grubu bir ajan olup diğer ajanların kontrendike olduğu durumlarda alternatif olarak tercih edilebilir. RSI sırasında indüksiyon (uyutma) amacıyla kullanılan tek benzodiazepindir. Tintinalli 9. baskıya göre midazolam gibi benzodiazepinler, diğer ajanlar kontraendike olduğunda veya diğer ajanlar bulunmadığında kullanılabilir.
▪Etomidat, propofol ve ketaminin yaygın kabul görmesi ve bu ajanlara aşinalık nedeniyle, barbitüratlar ve benzodiazepinler gibi diğer ilaç sınıfları RSI için indüksiyon ajanı olarak nadiren kullanılır. (Rosen's 11.baskı) ▪Midazolam ile indüksiyon yapılan hastalarda yoğun bakım yatış süresinin arttığı, ekstübasyon süresinin uzadığı, sirkadiyen ritmi bozduğu belirtilmiştir. (Özgür Abi ) ▪Benzodiazepinler, GABA reseptör kompleksi üzerindeki etkileriyle sedasyon ve amnezi oluşturur. ▪Etkisi-bilinç kaybı genelde 30-120 saniye içinde başlar, yaklaşık 15–20 dakika kadar sürer.
▫En hızlı etkili benzodiazepindir.
▪Negatif inotroptur. Hipotansiyon yapabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle dikkatli izlem gerektirir.
▪Status epileptikus da tercih edilebilir. ▪ Etomidat ve propofol gibi daha sık kullanılan ajanlara göre daha zayıf bir etkiye sahiptir. ◦RSI sedasyon dozu
▪Genellikle 0,1–0,3 mg/kg doz aralığında intravenöz olarak uygulanır
▫Alternatif doz: 0.2–0.3 mg/kg IV (Rosen's) ▫Yaşlı ve hemodinamik olarak hassas hastalarda doz azaltılmalıdır (0.1 mg/kg veya 0.05 mg/kg). ◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu
▪0,02–0,1 mg/kg/saat doz aralığında önerildiği belirtilir.
▫Ancak sürekli benzodiazepin infüzyonlarının daha yüksek mortaliteye neden olabileceği için, mümkün olduğunca kaçınılması tavsiye edilmektedir .
▪Yenidoğan ve Çocuk dozu: Saatte 0,05 ila 0,4 mg/kg ▪Örn:
▫50 mg midazolam 100 mL SF içinde seyreltilerek, saatte 15 mL olacak şekilde infüze edildiğinde hastaya saatte 7,5 mg midazolam verilmiş olur.
◦Mevcut formülasyonlar arasında 5 mg/5 mL veya 50 mg/10 mL ampuller bulunur.
•Tiyopental
◦2017 itibariyle FDA onayı kaldırılmıştır! •Deksmedetomidin (Precedex)
▪Solunumu genellikle baskılamaz → bu yüzden yoğun bakım sedasyonu için oldukça uygundur.
▪Prosedürel sedasyon dozu:
▫Başlangıç: 0,5 ila 1 mcg/kg 10 dakikada yükleme dozu olarak verilir.
▫İnfüzyon dozu: 0,2 ila 1 mcg/kg/saat sürekli infüzyon
•Uptodate genel anestezi infüzyon dozu •0,2-0,8 mcg/kg/saat •Örnek order •500 ml SF + 200 mikrogram deksmedetomidin ◦ml' de 0.4 mikrogram var. ◦80 kg hasta için 16-64 mikrogram/saat ihtiyaç vardır. ▪16 için saatte 40 ml'den gidecek. ◦20 kg hasta için 4-16 mikrogram saat ihtiyaç vardır. ▪en düşük doz doz 4 için 10ml/saat ihtiyaç vardır. ▪Formlar: Precedex: Deksmedetomidin 200 mcg/50 mL —200 mcg/2 mL
◦Alfa-2 reseptörlerine selektif agonist olarak bağlanır ve sempatik aktiviteyi azaltır → bu da sedasyon, analjezi ve antihipertansif etki sağlar. Anksiyolitik etkisi de vardır. ◦Bilinci baskılamadan sedasyon sağlar (yani hasta kolay uyanabilir, kooperatif kalabilir). Genellikle uyandırılarak entübasyon gereken durumlarda ya tek başına ya da benzodiazepinlerle birlikte kullanılır.
◦Bradikardi ve/veya hipotansiyon oluşabilir. Kalp bloğu, bradikardi, ciddi ventrikül disfonksiyonu, hipovolemi veya kronik hipertansiyonu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
◦RSI için uygun değildir, çünkü etkisinin başlaması yavaştır.Ajan | Doz (IV) | Etkinin Başlaması | Etkinin Süresi | Avantajlar | Dikkat Edilmesi Gerekenler |
Etomidat | 0,3-0,5 mg/kg | <1 dk | 10-20 dk | KİB ve göz içi basınç düşer, kan basıncı genelde etkilenmez. | Uyuyan hastalarda miyoklonik kasılmalar, nadiren nöbet ve kusma yapabilir.Ananljezi sağlamaz, kortizol seviyesini baskılayabilir. |
Propofol | 0,5-1,5 mg/kg | 20-40 sn | 8-15 dk | Antiemetik ve antikonvülsan, KİB'i düşürür. | Hipotansiyon ve apne riski taşır. Analjezik etkisi yoktur. |
Ketamin | 1-2 mg/kg | ~1 dk | 10-20 dk | Bronkodilatör etkili, analjezik, "disosiyatif amnezi" sağlar. | Sekresyon artırabilir, kan basıncını yükseltebilir, ajitasyon (acil fenomeni) yapabilir. |
Midazolam | 0,1-0,3 mg/kg | 30-60 sn | 15-30 dk | Diğer ajanların kontrendike olduğu durumlarda alternatiftir. | Hipotansiyon yapabilir. |
Deksmedetomidin | 0,5-1 mcg/kg | Sedatif, anksiyolitik ve analjezik etkisi vardır. Bilinci baskılamadan sedasyon sağlar (yani hasta kolay uyanabilir, kooperatif kalabilir). | Bradikardi ve/veya hipotansiyon oluşabilir. Kalp bloğu, bradikardi, ciddi ventrikül disfonksiyonu, hipovolemi veya kronik hipertansiyonu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. |
Hangi hastalıkta hangi indüksiyon ajanı?
•Kafa travması ve inme ◦Etomidat, ketamin kullanılır. Midazolam önerilmez. •Status Epileptikus
◦Propofol, etomidat kullanılır. Midazolam tercih edilebilir ancak daha yavaş başlangıçlı olduğundan daha az tercih edilir. (Uptodate) •Reaktif hava yolu hastalığı ◦Ketamin, propofol önerilir. •Kardiyovasküler Hastalık ◦Etomidat ◦Fentanil ▪Koroner arter hastalığı veya şüpheli aort diseksiyonu olan hastalarda, laringoskopi ve entübasyonla ilişkili katekolamin salınımını azaltmak için ön tedavi ajanı olarak fentanil (3 mcg/kg, yavaş IV) verilmesi önerilir. •Şok◦Kardiyovasküler fizyolojiyi dengelemek için ön tedavi olarak sıvı tedavisi, vazopressör tedavi uygulanır. Bununla birlikte sedatif ilaç dozları daha düşük olarak uygulanmalıdır: ▪ IV etomidat 0.15 mg/kg ▪ IV ketamin 1 mg/kg
Paralizan Ajanlar
Nöromüsküler blokör ajanlar (NMA), trakeal entübasyonu kolaylaştırmak için hava yolu reflekslerini ortadan kaldırır ve kas gevşemesi sağlayarak entübasyonun güvenli ve hızlı yapılmasını destekler. Ayrıca intrakraniyal basınç artışı olan hastalarda sempatik yanıtı baskılayarak kontrol sağlamada yardımcı olabilir. Bu ajanlar anksiyolitik ya da analjezik etkili değildir, bu nedenle uygun sedasyonla birlikte kullanılmalıdır. Farmakolojik olarak iki ana gruba ayrılırlar: depolarizan ve depolarizan olmayan ajanlar.Ajan | Doz (IV) | Etkinin Başlaması | Etkinin Süresi | Notlar |
Rokuronyum | 1 mg/kg | 1-3 dk | 30-45 dk | Süksinilkolin ile karşılaştırıldığında daha uzun süre etkili ve yaygın alternatifidir. Taşikardi yapabilir. |
Vekuronyum | 0,08-0,15 mg/kg (standart doz) 0,15-0,28 mg/kg (yüksek doz) | 2-4 dk | 25-120 dk (doza bağlı) | Obez ve yaşlı hastalarda veya karaciğer/böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda etki süresi uzayabilir. |
Süksinilkolin | 1,5 mg/kg | 45-60 sn | 5-9 dk | En hızlı etki başlangıcına sahiptir, optimum entübasyon koşulları sağlar. Ancak hiperkalemi ve bazı kas hastalıklarında kontrendikedir. |
Süksinilkolin
▪Asetilkoline benzer yapısı nedeniyle hızlı etki başlangıcı ve kısa etki süresi sunar.
▪IV uygulamadan sonra 30–60 saniye içinde paralizi sağlar ve etkisi genellikle 6–12 dakika sürer. Kısa süreli, hızlı etki gerektiğinde tercih edilir.
▪Dozu: → 1,5 mg/kg IV (gerektiğinde 2 mg/kg’a kadar)
▪Ancak, bazı durumlarda kullanımı kontrendikedir.
▫Özellikle önceden bilinen hiperkalemi (örneğin: böbrek yetmezliği, crush yaralanması, ciddi yanıklar, miyopatiler), miyozit ve nöromüsküler hastalıklar süksinilkolin kullanımına engel oluşturur. Bu hastalarda kullanımı ciddi kardiyak aritmilere neden olabilir.
▫Genetik varyasyonlara bağlı olarak gelişen psödokolinesteraz eksikliği de süksinilkolin metabolizmasını yavaşlatarak uzamış paraliziye yol açabilir.
•Non-depolarizan NMA ◦Roküronyum
▪Asetilkolin reseptörlerini kompetitif olarak bloke eder ve antikolinesterazlarla geri döndürülebilir. Süksinilkoline benzer etki başlangıcı sağlar; ancak etki süresi daha uzundur. Roküronyum’un etki başlangıcı doza bağımlıdır.
◦Roküronyum → 1,5 mg/kg IV (standart RSI dozu)
◦Vekuronyum
▪Orta-uzun etkili bir ajan olup kardiyak etkisi yoktur. Histamin salınımına yol açmaz ve genellikle hemodinamik olarak stabildir.
▪Ancak, etki süresi daha uzundur ve geri döndürülmesi gerektiğinde Sugammadeks gibi özel antagonist ajanlara ihtiyaç duyulabilir.
•NMA Antagonistleri ◦Sugammadeks
▪Plazmadaki ajanları kapsülleyerek nöromüsküler bloğu hızla ve etkili şekilde tersine çevirir. Kas fonksiyonunu geri çevirir.
▪Standart doz aralığı 2–4 mg/kg’dır.
Süksinilkolin veya roküronyum 1,5 mg/kg dozunda kullanıldığında genellikle 45 saniyede ideal entübasyon koşulları sağlanır. Eğer 45 saniyede yeterli paralizi oluşmamışsa, ek olarak 15–30 saniye daha beklenmelidir.5.6. Positioning (Pozisyon Verme)
5.7. Placement with proof (Entübasyon ve Doğrulama)
Tam paralizi göstergeleri: masseter tonusunun kaybı, çenenin rahat açılması)
Laringoskopi, glottisin doğrudan görüntülenmesini sağlayarak endotrakeal tüpün (ETT) vokal kordlar arasından güvenli şekilde geçmesini amaçlar. Laringoskopide Macintosh ve Miller bleytleri yaygın olarak kullanılır.

Beklenmeyen Entübasyon Zorluğu
Sedatif ve paralitik ajanlar verildikten sonra ortaya çıkan beklenmedik entübasyon zorluğu, hızlı ve organize müdahale gerektirir. Bu durumda: •Sakin olun ve net iletişim kurun. Yardımcı ekipman, ilaç, personel için mevcut tüm destek birimlerini devreye alın. Yardım isteyin, uzmanlara erken ulaşın.
•Sonraki iki adımı planlayın: örneğin, başarısız olursa buji uygulaması veya laringeal maske geçişi planı gibi.
•Her denemede teknik değiştirin: bleyt tipi, entübasyon yaklaşımı veya uygulayıcı farklılaştırılmalı.
•İlaçların etkisini kaybetmesine izin vermeyin: gerekirse yeniden dozlanmalıdır.
•Noninvaziv önlemleri düşünün: balon-valf maske, supraglottik hava yolu gibi alternatifler klinik kötüleşmeyi yavaşlatabilir.
5.8. Postintubation Management (Entübasyon Sonrası Yönetim)
ETT Pozisyonu Doğrulama
Entübasyon sonrası tüp pozisyonu daima birden fazla yöntemle doğrulanmalıdır. Tüpün vokal kordlar arasından geçişinin doğrudan görülmesi değerlidir. Doğrulamada göğüs ve epigastrik bölge oskültasyonu, toraks simetrisinin gözlenmesi ve tüpün buğulanması gibi klinik bulgular kullanılabilir. ETT özofagusta yerleşmişse, yumuşak ve kollabe duvarlar nedeniyle aspirasyon veya negatif basınca direnç olur. Trakeal yerleşimde ise bu direnç gözlenmez ve enjektör haznesi kolayca dolar. Bu yöntem basit, hızlı ve pratiktir. En güvenilir objektif doğrulama yöntemlerinden biri ise kapnografi ve kapnometri ile ekshale edilen havadaki karbondioksitin (EtCO₂) ölçülmesidir. Kapnografi ise her nefeste karbondioksit düzeyini dalga formuyla gösterir. Düzenli dalga formu ve EtCO₂ >30 mmHg ölçümü, entübasyonun trakeaya yapıldığını güçlü şekilde destekler. Ultrasonografi, giderek artan şekilde endotrakeal yerleşimi doğrulamada kullanılan noninvaziv bir alternatiftir. Probu sternal çentik üzerine yerleştirerek trakea içinde “çift yol” görünümü alınması, entübasyonun başarılı olduğunu gösterir. Entübasyon sonrası tüpün dikey pozisyonu klasik olarak akciğer grafisi ile değerlendirilir. Ancak unutulmamalıdır ki, radyografide ETT’nin trakeada mı yoksa özofagusta mı olduğu güvenle ayırt edilemez. Postentübasyon dönemde pnömoni veya aspirasyon düşündüren infiltratlar tespit edilebilir. Başarılı entübasyon sonrası, tüp yerinden çıkmaması için mutlaka sabitlenmelidir. Eğer hasta entübasyon sonrası kötüleşiyorsa, ETT’nin doğru konumda olmadığından şüphelenmek gerekir. Oksijen satürasyonu kötüleşen hastada öncelikle balon-valf-maskeyle ventilasyona geri dönülmelidir. Aspirasyon riski varsa tüp sekresyonları temizlemeli, kaçak varsa kaf basıncını ve valfini kontrol etmelisiniz. Tüp değiştirilecekse; önce değiştirici yerleştirilir, tüp geri çekilir ve ardından yeni tüp aynı hat üzerinden tekrar yerleştirilerek doğrulama yapılır. Post-entübasyon dönemde hafif SpO₂ düşüşleri ve hipotansiyon görülebilir. Bunlar sıklıkla apne ve indüksiyon ajanına bağlıdır. Ancak patolojik olarak ani yaşamı tehdit eden durumlar “DOPES” kısaltması ile özetlenebilir: •Displacement of the endotracheal tube (ETT) ◦Yanlış yerleşim, özofageal entübasyon •Obstruction of the ETT: ◦ETT’nin tıkanması, mukus tıkacı •Patient: ◦Özellikle pnömotoraks; ayrıca pulmoner emboli, pulmoner ödem, kollaps, bronkospazm •Equipment: ◦Ventilatör problemleri ◦Oksijen devresinin kopması •Stacked breaths ◦Bronkospazm ve ventilatör ayarlarıyla ilgili bir hatırlatmaEntübe Hastanın Sedasyon Yönetimi
Hastanın mekanik ventilasyona olan uyumu ve hastanın klinik durumuna göre sedo-analjezi planlanmalıdır. Bu süreçte temel sorulardan biri şudur: •"Ventilatör hastaya uyum sağlayacak şekilde mi ayarlanmalı, yoksa hastanın ventilatöre uyum sağlaması için sedasyon mu uygulanmalı?"
Aslında bu ikisinin dengeli bir kombinasyonu tercih edilmelidir. Tüm hastalar aynı sedasyon derinliğine ihtiyaç duymaz. Hafif hipoksemi veya hiperkapni nedeniyle entübe edilen hastalarda genellikle derin sedasyona gerek kalmazken, akciğer koruyucu ventilasyon uygulanan ciddi hipoksemik hastalar daha derin sedasyona ihtiyaç duyabilir. Sedasyon uygulanırken yeterli analjezi sağlanması kritik önemdedir çünkü ağrı, ajitasyonun ve ventilatöre uyumsuzluğun en önemli nedenlerinden biridir. Özellikle spontan solunumu olan hastalarda, hacim destekli modlarda koordine olmayan solunum, ventilatörle asenkroniye ve sonuçta akciğer hasarına neden olabilir. Bu nedenle hastanın ağrı ve ajitasyon düzeyi düzenli olarak değerlendirilmelidir. Klinik pratikte en yaygın kullanılan ölçeklerden biri Richmond Ajitasyon-Sedasyon Skalası’dır (RASS). Acil serviste genellikle RASS skorunun -2 (hafif sedasyon, kısa sesli uyaranla uyanan hasta) ile 0 (uyanık ve dikkatli) arasında tutulması hedeflenir. Sedasyonun aşırı derinleşmesi hem solunumun baskılanmasına hem de iyileşmenin gecikmesine yol açabilir. Bu nedenle sedatif ajanlar dikkatli bir şekilde titre edilmelidir. Hastanın klinik durumuna göre gerekiyorsa sedatiflere ara verilerek hastanın spontan solunuma geçişinin denenmesi önerilir. Ayrıca sürekli benzodiazepin infüzyonlarından kaçınılmalıdır; çünkü bunlar artmış mortalite, deliriyum gelişimi ve sedasyon süresinin uzaması ile ilişkilidir. •Ketamin
◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu:
▪0,5-1 mg/kg/saat olarak IV infüzyon uygulanır. Uygun sedasyona kadar titre edilir.
▪Pratik order: 100 mL SF + 500 mg ketamin (ml’de 5 mg)
▫70 kg: 14 ml/saat IV infüzyon
▫80 kg: 18 ml/saat IV infüzyon
•Propofol
◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu:
▪5-10 mcg/kg/dk olarak IV verilir. Sonrasında titre edilir. İnfüzyon enjektomat ile verilir.
▪Pratik order:
▫70 kg: 21 mg/saat IV infüzyon
▫80 kg: 24 mg/saat IV infüzyon
•Midazolam
◦Entübasyon sonrası infüzyon dozu:
▪0,02–0,1 mg/kg/saat doz aralığında önerildiği belirtilir.
▪Ancak sürekli benzodiazepin infüzyonlarının daha yüksek mortaliteye neden olabileceği için, mümkün olduğunca kaçınılması tavsiye edilmektedir.
▪Örn: 50 mg midazolam 100 mL SF içinde seyreltilerek, saatte 15 mL olacak şekilde infüze edildiğinde hastaya saatte 7,5 mg midazolam verilmiş olur.
5.9. Endotrakeal Entübasyon Komplikasyonları
6. Cerrahi Hava Yolu Teknikleri
S | Surgery | Ameliyat |
|---|---|---|
H | Haematoma | Hematom |
O | Obesity | Obezite |
R | Radiation | Radyasyon |
T | Tumor | Tümör |
6.1. İğne Krikotirotomi ve Perkütan Transtrakeal Jet Ventilasyonu
6.2. Cerrahi Krikotirotomi
Cerrahi Krikotirotomi Komplikasyonları
Obez hastalarda anatomik yapılar belirsiz olabileceğinden girişim daha zor hale gelebilir. Karotis arter yaralanmaları genellikle belirgin olmayan işaretlerle (örneğin retrofaringeal hematom) kendini gösterebilir. Krikotirotomi sırasında vasküler yapılar, özellikle alt tiroid arteri ya da aorttan çıkan küçük dallar hasar görebilir ve kanama yapabilir. Kanama kontrolü için doğrudan baskı uygulanmalı, gerektiğinde topikal hemostatik ajanlar ya da ligasyon teknikleriyle desteklenmelidir. Tüpün yanlışlıkla larenkse yerleştirilmesi veya trakeada yumuşak dokularda yanlış diseksiyon, ventilasyon problemlerine yol açabilir. Bu durumda yüksek hava yolu basıncı, subkütan amfizem, cilt altı krepitasyon gibi belirtiler görülebilir. Şüphelenilen durumlarda tüp çıkarılmalı, ikinci bir girişim yapılmalıdır. Revizyonlar, ilk girişimden 24–48 saat sonra önerilir. Ek olarak laringeal sinir hasarı gibi nadir komplikasyonlar da bildirilmiştir. Oluşabilecek komplikasyonlardan dolayı KTM seviyesini doğru tespit etmek gerekir ve mümkün olan en kısa sürede daha kalıcı bir hava yolu sağlanması önerilir.Kaldığın Yerden Devam Et
Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.
Ücretsiz üyelik ile:
✔️Okuduğun konuları takip edebilir
✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir
✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir
✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir
✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin
Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.
👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.
