Banner Image

1. Nedir?

Şok, sunulan oksijen ve tüketilen oksijen arasında dengesizlik oluşturan bir dolaşım bozukluğudur. Bu dengesizlik sonucu dokularda hipoksi meydana gelir. Şok tablosu erken evrelerde tanınabilirse geri döndürülebilirdir. Ancak tanınması gecikir ve organ disfonksiyonu oluşursa geri döndürülemez olabilir. Normal kan basıncında şok olabileceği gibi şok olmadan da hipotansiyon görülebileceği unutulmamalıdır. 

Şok Sınıflandırılması

Oluş mekanizmalarına göre şok, beş sınıfa ayrılır: Hipovolemik şok: Hemorajik ve hemorajik olmayan olarak ikiye ayrılır. (Travmaya sekonder hemorajik şok, “Travma Acilleri” başlığı altındadır). Distribütif şok: Şiddetli periferik vazodilatasyon vardır. Örnek olarak septik şok, anaflaksi, nörojenik şok, adrenal yetmezlik gösterilebilir. Kardiyojenik şok: Akut koroner sendrom gibi kalp kası işlevinin bozulduğu durumlarda ortaya çıkan şok tablosudur. Obstrüktif şok: Genellikle kardiyak pompa yetmezliğinin ekstrakardiyak nedenlere bağlı olarak geliştiği ve sıklıkla sağ ventrikül çıkışında meydana gelen obstrüksiyonlarla ilişkilendirilen bir klinik tablodur. Pulmoner emboli ve kardiyak tamponad, obstrüktif şoka örnek gösterilebilir. Miks şok: Yukarıdaki dört şok türünden iki veya daha fazlasının aynı anda bulunma durumudur.

Nedenlerin Birincil Tedavisine Göre Şok sınıflandırılması

Sıvı replasmanına ihtiyaç duyanlar

Hemorajik şok: Travmatik, GİS kanama, vücut boşluklarına kanama 

Hipovolemik şok: Dehidratasyon, GİS kaybı, inflamasyon kaynaklı

Sıvı replasmanı ve vazopressör destek ihtiyacı olanlar

Septik şok, anafilaktik şok, santral nörojenik şok, ilaç doz aşımı 

İnotrop ihtiyacı olanlar

Akut koroner sendrom, kardiyomiyopati, aritmiler, negatif inotrop ilaç doz aşımı

Kardiyak debiyi azaltanlar

Pulmoner emboli, kardiyak tamponad, tansiyon pnömotoraks, kalp kapak hastalığı 

Hücresel ve mitokondriyal intoksikasyona karşı spesifik antidot kullanılması gerekenler

Karbonmonoksit, methemeglobülinemi, hidrojen sülfür, siyanür

1.1. Hemorajik Şok Şiddet Sınıflaması

Hemorajik Şok Şiddet Sınıflaması ATLS 11
PARAMETRE
MİNÖR
ORTA
ORTA-İLERİ
MAJÖR
Kalp Hızı
(atım/dakika)
Değişmemiş
Değişmemişten artmışa
Artmış (>100)
Belirgin artmış (>120)
Sistolik Basınç
(mmHg)
Değişmemiş
Değişmemiş
Değişmemişten azalmışa
Belirgin azalmış (<90)
Nabız Basıncı
Değişmemiş
Azalmış
Azalmış
Azalmış
Solunum Sayısı
Değişmemiş
Değişmemişten artmışa
Artmış
Artmış
Bilinç Düzeyi
Değişmemiş
Değişmemiş
Azalmış
Belirgin azalmış
Base Deficit
(mEq/L)
0 ile -2
-2 ile -6
-6 ile -10
-10 ve altı
Kan Ürünleri
Olası değil
Olası
Muhtemel
Masif Transfüzyon Protokolü
Resüsitasyona Yanıt
Hızlı ve kalıcı
Oldukça hızlı ve kalıcı
Geçici
Minimal ya da hiç yok
Operatif Hemoraji Kontrolü
Olası değil
Olası
Muhtemel
Oldukça muhtemel
Not: Kan kaybına verilen yanıt; hastaya ait faktörlere ve kanama kontrolüne göre değişir. Resüsitasyona yanıt, belirli bir kan kaybı hacminden çok devam eden kanamanın varlığına bağlıdır.

2. Epidemiyoloji

Acil serviste görülen şok tipleri, başvuran hastaların popülasyonuna bağlı olarak değişmektedir. Genel olarak şokun en sık görülen formu  distribütif şoktur. Septik şok ise distribütif şokun en yaygın türüdür ve yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalar arasında en sık görülen şok şeklidir. Bunu kardiyojenik ve hipovolemik şok izler; obstrüktif şok nadirdir. Bununla birlikte şok tanısı acil serviste sıklıkla atlanılmakta olduğundan dolayı epidemiyolojik veriler gerçek verileri yansıtmayabilir. 

3. Etiyoloji

Hipovolemik şok

Hemorajik olmayan şok

Gastroenterit, yanıklar, sıcak çarpması, nefropatiler, hiperaldosteronizm, ileus, cerrahi operasyonlar

Hemorajik şok

Travmatik

Non-travmatik 

Gastrointestinal kanamalar 

Distribütif şok

Septik şok, anaflaksi, nörojenik şok, adrenal yetmezlik

Kardiyojenik şok

Akut koroner sendrom, miyokardit

Obstrüktif şok

Pulmoner emboli, kardiyak tamponad

4. Patofizyoloji

Vücutta oksijen talep dengesi herhangi bir nedenden bozulunca doku hipoksisi gelişir. Doku hipoksisi reseptörler tarafından algılanıp, sempatik sinir sistemi ve renin anjiyotensin aldosteron (RAAS) sistemi uyarılır. Sempatik sinir sisteminin uyarılması ile katekolaminler salınır. Katekolaminler deride, iskelet kaslarında ve splanknik alanda vazokonstrüksiyon yaparak oksijen rezervini kalp ve beyine yönlendirir. Nabız artar, pozitif inotropi oluşur. Öncelikle diyastolik basınç bir miktar artar ve nabız basıncı azalır. İkinci olarak RAAS aktivasyonu gerçekleşir. Aldosteron ve antidiüretik hormon salınır. Böylelikle böbreklerden su ve tuz reabsorbsiyonu artar. Damar içi hacim artırılarak oksijen rezervi artırılmaya çalışılır. Şok, genellikle üç evre halinde seyreder: ilk evre, kompanzasyonun hala sürdüğü ve gizli şok olarak bilinen pre-şok evresidir; ikinci evre, vücut kompanzasyonunu kaybettiği şok evresidir; üçüncü evre ise geri dönülemez organ hasarlarının meydana geldiği organ disfonksiyonu evresidir. Şok mekanizması ile ilgili bilinmesi gereken terimler: 

Atım hacmi (stroke volüm): 70 mL’dir. Ventriküllerden her atımda pompalanan kan miktarıdır. Preload, miyokard kontraktilitesi, afterload atım hacmini etkileyen üç faktördür.

Sistemik vasküler direnç: Viskozite, damar tonusu, damar çapı ve uzunluğu, türbülans varlığı ile değişir.

Kan basıncı: Debi x Sistemik vasküler direnç (SVR; Systemic Vascular Resistance)

Debi (kardiyak output): Dolaşıma dakikada pompalanan kan hacmidir.

Atım hacmi x Dakikadaki kalp hızı 

Ortalama Arteriyel Basınç (MAP; Mean Arterial Pressure):

DBP + (SBP − DBP)/3 veya ([2 × DBP] + SBP)/3’tür. Normal değeri 70-110 mmHg’dır. (DBP=Diastolic Blood Pressure=Diyastolik Kan Basıncı, SBP=Systolic Blood Pressure=Sistolik Kan Basıncı)

Şok İndeksi

Nabız/sistolik tansiyondur. Normal değeri 0,5-0,7'dir. Hemodinamik stabiliteyi gösterir. 0,9’un üzerinde ise hipotansiyonun bir göstergesi olup mortalite oranları bu değer üzerinde artmıştır.

Modifiye Şok indeksi (MŞİ):

Nabız/OAB’dir.  MŞİ’nin <0,7 veya >1,3 olması durumunda daha yüksek mortalite oranlarına sahip olduğunu göstermişlerdir.

Nabız Basıncı:

Sistolik tansiyon - diastolik tansiyon’dur. 

Nabız basıncının normal değeri  genelde <40 mmHg  olmakla birlikte bir çok kaynakta 30-50 mmHg arası olarak gösterilmiştir.

Nabız basıncı aort yetmezliği, ateş, hipertiroidi, anemi ve yaşlılıkta artabilir. Bu hastalıklarda kalp debisi yüksektir. Nabız basıncının artması iki şekilde olabilir. Sistolik basınç yükselmesi veya diastolik basınç azalması ile olabilir.

Sistolik basınç yükselmesi yaşlılarda görülebilir.

Diyastolik basınç azalması yine yaşlılarda görülebilir.

Nabız basıncının <25 mmHg olması şok lehinedir. Ayrıca kardiyak tamponad, aort darlığı ve kalp yetmezliğinde de azalır. Bu hastalıklarda kalp debisi düşüktür.

5. Klinik

Hastalar halsizlik, düşkünlük, baş dönmesi, çarpıntı, bilinç bulanıklığı gibi çok geniş ayırıcı tanıları olan şikayetler  ile gelebilir. Fizik muayenede ilk görülen bulgu ortostatik taşikardidir. Hipoglisemik  olan hastalarda ve beta bloker kullanan hastalarda bradikardi görülebilir. Dokulara daha fazla oksijen sağlamak için solunum sayısı artar, takipne görülür. Hasta soluk, cansız, terli ve soğuk görülür. İstisna olarak nörojenik şokta ekstremiteler sıcaktır. Mukozaları kurudur. Bazen periferik vazokonstrüksiyon şiddetli olduğunda hasta siyanoze de görülebilir. Kapiller dolum zamanı iki saniyenin üzerine çıkar. Bunun dışında deri turgoru da azalabilir. Sistolik kan basıncı önce vücuttaki vazokonstrüksiyon sebepli artarken, ileri aşamalarda düşer. Şoktaki hastaların hipertansif veya normotansif olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Ortalama arteriyel basınç azalır. Nabız basıncı şokun erken evrelerinde artarken ileri evrelerinde azalır.  Ayrıca renal ve splanknik vazokonstrüksiyon sonucu oligüri görülür. Beyin perfüzyonu bozulur ise ajitasyon, konfüzyon ve daha ileri aşamalarda koma ortaya çıkabilir. Son olarak özetle şok hastalarının kliniğinde taşikardi, hipotansiyon, solgun veya benekli cilt, gecikmiş kapiller dolum zamanı, mental durum değişikliği, oligüri, hipoksi ve yükselmiş laktat seviyesi önemli hipoperfüzyon bulgularıdır.

6. Tanı, Laboratuvar ve Görüntüleme

Ayırıcı tanısı yapılmamış hipotansiyon veya şok hastalarının değerlendirilmesinde laboratuvar testleri erken dönemde yapılmalı ve şokun nedenini veya erken organ yetmezliğini belirlemek amacıyla kullanılmalıdır. Kan grubu, cross match, hemogram, kan gazı, geniş biyokimya, koagülasyon testleri ve ELISA testleri hızlıca çalışılmalıdır. Ancak testler şüphelenilen etiyolojiye göre uyarlanmalıdır. Hemogramda yüksek hematokrit, hipovolemiye bağlı hemokonsantrasyonu gösterebilir. Kan gazında laktat düzeyi (>2 mmol/L) ve baz açığının -2 mEq/L’ den daha fazla negatifleşmesi şokun erken bir göstergesidir. Şok durumunda artmış laktat düzeyleri, yetersiz doku perfüzyonunu (tip A laktik asidoz) yansıtır. Yükselmiş laktat seviyeleri şok tanısında hassas bir araç olsa da spesifik değildir ve metformin toksisitesi, diyabetik ketoasidoz ve alkolizm gibi durumlarda da görülebilir. Bununla birlikte laktat artışını kompanse etmek içinde ventilasyon artışı ile PaCO2 seviyeleri düşer.  Biyokimya testlerinde yüksek kan üre azotu (BUN), kreatinin ve transaminaz düzeyleri genellikle şok kaynaklı organ hasarını (örneğin; akut böbrek hasarı, şok karaciğeri) gösterir, ancak aynı zamanda şokun etiyolojisini de açıklayabilir. (örneğin; böbrek apsesi, akut hepatit, kronik siroz). Şok durumunda hızlı ve taşınabilir bir tanı aracı olarak yatak başı ultrasonografi (POCUS; Point-of-Care Ultrasound) yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. RUSH (Rapid Ultrasound in Shock) protokolü ile kalp, akciğer, büyük damarlar ve batın içi organlar hızlıca değerlendirilebilir. Kalbi görüntülerken, perikard, ventriküller ve inferior vena kava değerlendirilir. Akciğer ve plevral alana bakılır. Plevral kaymanın olmaması pnömotoraksı gösterirken, B çizgileri pulmoner ödem veya sıvı yüklenmesini gösterebilir. Bununla birlikte batın içi serbest sıvının varlığı değerlendirilir. RUSH protokolünde son olarak ana arterler ve venlere bakılır. Travma  hastalarında ise  travma ultrasonu olarak bilinen Extended  FAST Examination (E-FAST)  yapılır. E-FAST’te perikard, hepatorenal, splenorenal bölge ve mesane çevresi sıvı araştırılması ile birlikte pnömotoraks varlığı araştırılır.
Tablo: RUSH: Rapid Ultrasound in Shock and Hypotension (Şok ve Hipotansiyonda Hızlı Ultrason)
HI–MAP Protokolü
Hedef
Önerilen Görüntüler
Klinik Bulgular
Heart (Kalp)
Parasternal uzun
Subksifoid
Apikal 4 boşluk
Kardiyak aktivite var mı? Sol ventrikül fonksiyonu azalmış mı? (kalp yetmezliği, kardiyojenik şok) Sağ ventrikül yüklenmesi var mı? (massif PE, obstrüktif şok) Perikardiyal efüzyon var mı? Tamponad? (obstrüktif şok)
IVC
IVC görünümü
Dolgun ve kollabe olmayan? (CVP↑; obstrüktif veya kardiyojenik şok) İnce ve kolay kollabe? (CVP↓; hipovolemik veya dağıtıcı şok)
Morison’s
Hepatorenal / Sağ Üst Kadran (RUQ)
Splenorenal / Sol Üst Kadran (LUQ)
Pelvis
Abdomende serbest sıvı kanıtı var mı? (hipovolemik şok) Pelviste serbest sıvı ve doğurganlık çağında? (rüptüre ektopik gebelik; hipovolemik şok)
Aorta
Aortaya yönelik uzunlamasına/kaydırma görüntüler
Aort kök dilatasyonu veya intimal flap var mı? (aort diseksiyonu; hipovolemik şok nedenli olabilir)
Pulmoner
Akciğer görüntüleri
B-line’lar var mı? (pulmoner ödem; kardiyojenik şok) Barkod işareti veya akciğer kaymasının olmaması + “lung point”? (pnömotoraks; obstrüktif şok)

IVC: Inferior Vena Cava (Alt Vena Kava), CVP: Central Venous Pressure (Santral Venöz Basınç), RUQ: Right Upper Quadrant (Sağ Üst Kadran), LUQ: Left Upper Quadrant (Sol Üst Kadran), PE: Pulmoner Emboli

Tablo: Şok Türlerine Göre Ultrason Bulguları
Değerlendirme Alanı
Hipovolemik Şok
Kardiyojenik Şok
Obstrüktif Şok
Distribütif Şok
Kardiyak Bakı
Hiperdinamik kalp, normal/ küçük sağ ventrikül
Hipodinamik kalp, dilate ventrikül, ciddi MY/AY/AS olabilir
Hiperdinamik kalp, dilate sağ ventrikül, perikardiyal efüzyon olabilir
Hiperdinamik/normal/hipodinamik kalp, normal/küçük sağ ventrikül
IVK’nın Değerlendirilmesi
Kollabe IVC
Distantdü IVC
Distantdü IVC
Normal/kollabe IVC
Morison Poşu’nun Değerlendirilmesi
Pozitif (kanama)
Pozitif (kalp yetmezliğine bağlı peritoneal sıvı)
Normal
Normal/pozitif (peritonit)
Aort’un Değerlendirilmesi
Abdominal aort anevrizması veya aort diseksiyonu
Normal
Normal
Normal
Pulmoner Bakı
A çizgisi baskın, plevral efüzyon yok
B çizgisi baskın, plevral efüzyon olabilir
A çizgisi baskın, akciğer kayma hareketi yok, plevral efüzyon olabilir
Fokal B çizgileri olabilir, konsolidasyon olabilir, plevral efüzyon olabilir

MY: Mitral Yetmezlik, AY: Aort Yetmezliği, AS: Aort Stenozu, IVC: Inferior Vena Cava

Tablo: PUMP–TANK–PIPES Yaklaşımına Göre Şok Tiplerinin Ultrason Bulguları
Bileşen
Hipovolemik Şok
Kardiyojenik Şok
Obstrüktif Şok
Distribütif Şok
PUMP
Hiperdinamik kalp, normal/küçük sağ ventrikül, düşük kalp debisi
Azalmış EF, hipodinamik kalp, dilate ventrikül olabilir, ciddi MY/AY/AS olabilir, düşük kalp debisi
Hiperdinamik kalp, dilate sağ ventrikül, perikardiyal efüzyon olabilir, düşük kalp debisi
Hiperdinamik/normal/hipodinamik kalp, normal/küçük sağ ventrikül, yüksek kalp debisi
TANK
Kollabe IVC, pozitif FAST (kanama), A çizgisi baskın, plevral efüzyon yok
Distantdü IVC, pozitif FAST (kalp yetmezliğine bağlı peritoneal sıvı), B çizgisi baskın, plevral efüzyon olabilir
Distantdü IVC, normal FAST, A çizgisi baskın, akciğer kayma hareketi yok, plevral efüzyon olabilir
Normal/kollabe IVC, normal/pozitif FAST (peritonit), fokal B çizgileri olabilir, konsolidasyon olabilir, plevral efüzyon olabilir
PIPES
Abdominal aort anevrizması, aort diseksiyonu, normal DVT
Normal aort, normal DVT
Normal aort, pozitif DVT
Normal aort, normal DVT

EF: Ejeksiyon Fraksiyonu, MY: Mitral Yetmezlik, AY: Aort Yetmezliği, AS: Aort Stenozu, IVC: Inferior Vena Cava, FAST: Focused Assessment with Sonography for Trauma, DVT: Derin Ven Trombozu

Ek olarak yatak başı ultrason ile inferior vena kava değerlendirilerek damar yatağında yeterli sıvı olup olmadığını değerlendirilebilir. Damar yatağında yeterli sıvı olup olmadığı invaziv ve noninvaziv yöntemlerle belirlenebilir. Bu yöntemler:

İnvaziv metodlar

Santral venöz basıncı (CVP) ölçümü  Sağ atrium basıncı (RAP) ölçümü Santral venöz kateterizasyon ile

Noninvaziv metotlar

İVK çapına ve solunum ile olan değişimine bakılabilir. Ancak bu hastanın kliniği ile mutlaka entegre değerlendirilmelidir.

Normal İVK çapı ekspiryumda <25 mm’dir ve inspiryum ile %50’den fazla komprese olur. 

Ekspiryumda 15-25 mm arasındadır. 

İVK’nın ekspiryumda  çapı <15 mm ise ve tamamen kollaps oluyorsa bu durum ağır hipovolemiyi gösterir.

Deri turgoru, mukozalar, nabız palpasyonu, ortostatik taşikardi ve hipotansiyon

İdrar miktarı, BUN ve Kreatinin değerleri

İnferior vena kava (İVK) ultrasonografisi

Tablo: Volüm Değerlendirmesi (Santral Venöz Basınç) - Vena Cava Inferior (VCI) Ölçümleri
Volüm Durumu
Ekspirasyonda VCI Çapı
Kollaps Miktarı (%)
Normal (3-10 cmH2O)
≤2,1 cm
<%50
Volüm az (0-5 cmH2O)
≤1,5 cm
Total kollaps
Volüm az (6-10 cmH2O)
1,5-2,5 cm
>%50
Volüm az (11-15 cmH2O)
1,5-2,5 cm
<%50
Volüm fazla (16-20 cmH2O)
>2,5 cm
<%50
Volüm fazla (>15 cmH2O)
>2,5 cm
Değişim yok
Şokta kullanılan diğer görüntüleme tekniklerinden akciğer grafisi, şokun yaygın nedenlerini (örneğin, pnömoni, ARDS) ve komplikasyonlarını (örneğin, pnömotoraks) tespit etmek için yaygın olarak kullanılır. Anevrizma, diseksiyon veya travmatik beyin hasarı gibi nedenleri belirlemek için bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılabilir. Şok tanısı için çoğu kaynakta spesifik bir tanı kriteri bulunmamakla birlikte bazı acil tıp textbooklarında tabloda görüldüğü üzere bazı kriterler belirtilmiştir.
Tablo: Şok Kriterleri
Kriter
Tanım
Hasta görünümü veya mental durum değişikliği
Hasta görünümü kötü veya mental durumda bozukluk mevcut
Kalp hızı
>100 atım/dk
Solunum Hızı
>20 nefes/dk veya PaCO2 < 32 mmHg
Arteryel baz açığı veya laktat seviyesi

Baz açığı < −4 mEq/L veya laktat seviyesi > 4 mmol/L

Laktat’ın 2 mmol/L üzeri olması mortalite için anlamlı bulunmuştur
Oligüri
İdrar çıkışı < 0,5 mL/kg/saat
Arteryel hipotansiyon
> 30 dakika boyunca sürekli hipotansiyon

Nedene bakılmaksızın dört kriterin karşılanması gerekir

7. Ayırıcı Tanı ve Komplikasyonlar

Şok başlı başına etiyolojik nedeninin komplikasyonudur. Ayırıcı tanılar hastanın öyküsü ve fizik muayenesine göre düşünülür. Örneğin bir travma hastasında öncelikli olarak hemorajik şok düşünülür. Travma hastasında aktif kanama bulgusu yok ise tansiyon pnömotoraks, kardiyak tamponada bağlı obstrüktif şok düşünülür. Fizik muayenesinde melena görülen hastada üst gastrointestinal kanamaya bağlı hemorajik şok düşünülür. Şiddetli karın ağrısı ve bel ağrısı ile gelen hastada aort diseksiyonu veya abdominal aort anevrizma rüptürü düşünülür. Hasta kusma ve ishal ile geliyorsa öncelikle sıvı replasmanına ihtiyaç duyulan hipovolemik şok düşünülür. Ateş ve diğer enfeksiyon semptomları ile gelen hastada ön planda sepsis ve septik şok düşünülür. Alerjen öyküsü olan ve hipotansiyon ile gelen hastada veya kaşıntı gibi bir cilt semptomu ile birlikte hipotansiyonu olan hastada anafilaktik şok düşünülür.

8. Acil Yönetim

Şok şüpheli hastalar monitörize edilip en az iki geniş damar yolu (minimum yeşil, 18 G) açılır. Hastanın idrar çıkışını takip etmek ve şok şiddetini sınıflamak için mesane sonda kateteri takılır. Hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra oksijen satürasyonu %91'in üzerinde olacak şekilde oksijen tedavisi uygulanmalıdır. Septik şokta, solunum iş yükünü azaltmak için noninvaziv mekanik ventilasyon, yüksek akımlı oksijen tedavisi veya entübasyon ile birlikte mekanik ventilasyon hastanın klinik durumuna göre karar verilir. Şok etiyolojisine göre hemodinamik yönetim farklılık gösterir. Bu kısım için spesifik tedaviler ayrıca ilgili şok başlıkları altında anlatılmıştır. Şok tablosundaki hastanın öncelikle kanaması var ise kanama durdurmaya yönelik müdahaleler yapılır. Sonraki aşamada hemodinamik yönetim için  hasta pozisyonu önemlidir. Hastalara hemodinamik stabilizasyon için hastaya pasif bacak kaldırma pozisyonu uygulanabilir. Bununla birlikte hastalara trendelenburg pozisyonu da uygulanabilir. Ancak yapılan araştırmalara göre Trendelenburg ve supin pozisyonlarının kardiyopulmoner performansı artırma konusunda birbirlerine üstünlüğü bulunmamıştır. Hastanın hemodinamisi için bir sonraki aşama ise intravenöz (IV)  sıvı veya kan ürünleri replasmanlarıdır. Aktif kanaması olan ve hemodinamisi anstabil olan hemorajik şoktaki hastalara acil olarak crossuz 0 Rh (-) eritrosit süspansiyonu istenmelidir. IV sıvı replasmanında ise  şokun etiyolojisine göre değişmek ile birlikte genelde ilk tercih intravenöz kristaloid uygulamaktır. Verilecek sıvılar;

İzotonik kristaloid sıvı (NS; normal saline) 

İzotonik kristaloid sıvı, ılımlı hipovolemi durumunda hastaya 20-30 mL/kg dozunda verilmelidir. Sonrasında volüm değerlendirmesi yapılır.

Sepsis tedavisinde ise 30 mL/kg dozunda uygulanması önerilir ve genellikle ilk 24 saatte toplamda 6 litreye kadar sıvı verilir.

Kardiyojenik şokta hastaya tek başına sıvı yüklemesi  yapılmaz. Hastaya 250 mL’lik IV boluslar şeklinde  inotrop veya vazopressörler ile birlikte hastanın volüm durumuna göre uygulanır. Kardiyojenik şokta sıvı verirken pulmoner ödem gelişebileceğinden dolayı çok dikkatli olunmalıdır.

Yüksek hacimde izotonik kristaloid sıvı verilmesi hiperkloremik metabolik asidoza yol açabileceğinden, Ringer Laktat (RL) veya Plasmalyte gibi sıvılarla kombine edilmesi tercih edilmelidir.

Hemorajik şok durumunda kan ürünleri beklenirken hastaya 500-1000 mL IV kristaloid sıvı verilebilir. 

Ringer laktat: Sıvı replasmanı ile yapılan çalışmalarda ringer laktatın küçük bir avantaj sağlayabileceği gösterilmiştir.

Sıvı resüsitasyonuna yeterli cevap alınamıyorsa veya volüm yüklenmesi kontrendike ise vazopressör kullanılmalıdır. Ancak damar yatağında yeterli hacim olmadığı durumlarda vazopressörlerin etkisiz olabileceği unutulmamalıdır. Vazopressörler, büyük damar kan akımını artırsa da splanknik alan, periferik damar ve kapiller akımı azaltabilir. Şok yönetimi çalışmalarında ortalama arteriyel basıncın 65-70 mmHg üzerine çıkarılmasının mortaliteye ek faydasının olmadığı belirtilmiştir. Acil serviste başlanan vazopressörlerin hastanın yoğun bakıma yatışı sağlanan kadar kesilmesi önerilmez. Ancak uzun kritik bakı yatışlarında vazopresörün her 5–10 dakikada bir 2 ila 3 µg/dk oranında azaltılmasıyla hedeflenen kan basıncı sağlandığında vazopressör tedavisi durdurulabilir. Ancak vazopressine özel bir öneri olarak ilacı durdurmaya yönelik deneme en az 6 saat boyunca hemodinaminin stabil olduğu durumlarda yapılmalıdır.

Vazopressör Kullanımı

Septik, kardiyojenik ve hipovolemik şokta ilk tercih edilen vazopressör nörepinefrindir. Bununla birlikte şok tedavisinde kullanılabilecek ajanlar ve pratik kullanım order’ları tabloda detaylı olarak anlatılmıştır.

Tablo: Şok Tedavisinde Sık Kullanılan Vazopressör İlaçlar ve Dozları
Ajan
Doz
Order
Endikasyonları

Nörepinefrin

4 mg/4 ml Aslen alfa 1  Biraz da b1 
0.5-50 mcg/dk
%5 500 ml dex + 4 mg (1 ml'de 8 mcg)  4-400 ml/sa
Septik şok, Hipovolemik şok, ve Kardiyojenik şokta ilk tercih edilen vazopressördür.

Başlangıç dozu:

5-15 mcg/dk 300-900 mcg/sa Sepsis: 3-30 mcg/dk
%5 500 ml dex + 4 mg (1 ml'de 8 mcg) 60-900 ml/sa

Maksimum doz

 80 ila 250 mcg/dk 4800-15.000 mcg/sa Genellikle 30 µg/dak'lık bir doza ulaşıldığında ek presör etkisi az veya hiç görülmez.
%5 500 ml dex + 8 mg (1 ml'de 16 mcg) 300-937 ml/sa

Kardiyojenik şokta: 

2 mcg/dk 120 mcg/sa Başlangıç 0,05 mcg/kg/dk  İdame 0,05 ila 0,4 mcg/kg/dk
%5 500 ml dex + 4 mg (1 ml'de 8 mcg) 15 mL/sa

Kardiyojenik şokta:

Hipotansiyon ve ventrikül disfonksiyon varsa ilk tercih nörepinefrin

Epinefrin 

1 mg/1 ml Alfa-1, beta-1, beta-2  Vazopressör olarak geçiyor. İnotrop etkisi de var. İlk uygulama sırasında laktat artabilir. Mezenterik perfüzyonu azaltır. Taşiritmi ve lökositoz yapar.
1-15 mcg/dk 60-900 mcg/sa Sepsis: 1-20 mcg/dk
1000 ml SF + 1 mg için (1 ml'de 1 mcg)  60-900 ml/sa
Anafilaktik şokta ilk tercih edilen vazopressör. Septik şokta, nörepinefrine ek olarak verilebilir.

Refrakter şok dozu:

40-160 mcg/dk  2400-9600 mcg/sa
1000ml SF + 5 mg (1 ml'de 5 mcg) 480-1920 ml/sa

Anafilaksi infüzyon dozu:

1 mcg/dk

Anafilaksi IV bolus:

100 mcg 5-10 dk'da
1000 ml SF + 1mg   (1 ml'de 1 mcg)  60 ml/sa 100 ml IV bolus

Kardiyojenik şokta:

0.1-0.5 mcg/kg/dk 6-30 mcg/kg/sa

 

 

1000 ml + 1mg (1 ml'de 1 mcg)

50 kg
60 kg
70 kg
80 kg
90 kg
300-1500 ml/sa
360-1800 ml/sa
420-2100 ml/sa
480-2400 ml/sa
540-2700 ml/sa

 

Dopamin

200 mg/5 ml D1, B1, alfa1 Düşük dozda 1-3 mcg/kg/dk D1 res uyarır. Vazodilatör Renal vd Orta doz 3-10 mcg/kg/dk Beta 1 res uyarır. İnotrop Yüksek doz >10 mcg/kg/dk Alfa agonist Vazokonstriktör
0,5-20 mcg/kg/dk 30 mcg-1200 mcg/kg/saat
%5 500 ml dex + 200 mg (1 ml'de 400 mcg)
 
2 mcg/kg/dk  = 120 mcg/kg/sa
50 kg
60 kg
70 kg
80 kg
90 kg
15 ml
18 ml
21 ml
24 ml
27 ml
Kardiyojenik şokta 3-5 mcg/kg/dk  50’ye kadar çıkabilir
 
 
Septik şokta nörepinefrine alternatif

Dobutamin

Aslen B1 inotrop! Biraz B2 Yüksek dozda Alfa1  5-10 dakikada bir titre edilir. Taşiaritmi yapar. Sıvı açığı varsa hipotansiyon yapar.

 

 

2-20 mcg/kg/dk
%5 500 ml dex + 250 mg (1 ml'de 500 mcg)
Düşük kardiyak debi ve kan basıncının korunduğu kardiyojenik şokta ilk tercih edilen ilaçtır. Kardiyojenik şokta: TA >90 mmHg ise ilk tercihtir Septik şokta nörepinefrinin yanına eklenebilir. Genel olarak nörepinefrinin yanına ikinci ajan olarak eklenecekse bunun dobutamin olması tercih edilir. B2 reseptörlerini uyardığının tansiyonun düşme riskini göz önünde bulundurmak gerekir.

Başlangıç dozu:

2-5 mcg/kg/dk  Sepsis: 2-15 mcg/kg/dk

Refrakter şok dozu ve maksimum doz aynıdır: 

20mcg/kg/dk

2 mcg/kg/dk  = 120 mcg/kg/saat

50 kg
60 kg
70 kg
80 kg
90 kg
12 ml
14,4 ml
16,8 ml
19,2 ml
21,6 ml
Kardiyojenik şok 2-5 mcg/kg/dk 20'ye kadar çıkılabilir.
 

Fenilefrin

Saf alfa-1  Vazokonstriksiyon yapar.

 

Stabilize olana kadar 40-160 mcg/dk Sepsis: 2-300 mcg/dk Maks. doz: 370 mcg/dk
 
Taşikardi nedeniyle nörepinefrin kullanılamazsa önerilir. Hızlı seri entübasyon sırasında kan basıncını desteklemek amacıyla 50-100 mcg bolus doz olarak verilebilir.

Vazopressin

0,03-0,04 ünite/dk Sepsis: 0,01-0,04 ünite/dk
 
 

Milrinon 

İnotroptur. Nonadrenerjik PDE-3 inhibitörü
0,125-0,25 mcg/kg/dk Maks.: 0,75 mcg/kg/dk
 
Beta reseptörlerini etkilemez.
Tablo: Vücuttaki Bazı Önemli Reseptörler ve İşlevleri 
Alfa 1
↑ Damar düz kas kontraksiyonu ↑ Pupiller dilatör kas kontraksiyonu (midriyazis) ↑ İnce bağırsak ve mesane sfinkter kas kontraksiyonu
Alfa 2
↓ Sempatik (adrenerjik) çıkış ↓ İnsülin salınımı ↓ Lipoliz ↑ Trombosit agregasyonu ↓ Sulu sıvı üretimi
Beta 1
↑ Kalp hızı ↑ Kontraktilite ↑ Renin salınımı ↑ Lipoliz
Beta 2
Vazodilatasyon, bronkodilatasyon ↑ Lipoliz ↓ İnsülin salınımı  ↓ Uterus tonusu (tokoliz), silyer kas gevşemesi ↑ Sulu sıvı üretimi
Beta 3
↑ Lipoliz ↑ İskelet kasında termojenez
M1
Santral sinir sistemi (SSS) Enterik sinir sistemi
M2
↓ Kalp hızı ve atriyal kontraktilite
M3
↑ Ekzokrin bez sekresyonları (örneğin: lakrimal, ter, tükürük, gastrik asit) ↑ Bağırsak peristalsisi ↑ Mesane kontraksiyonu, bronkokonstriksiyon ↑ Pupiller sfinkter kas kontraksiyonu (miyozis), silyer kas kontraksiyonu (akomodasyon)
Nikotinik
D1
Vazodilatasyon: böbrekte, splanknik (mezenterik), koroner ve serebral vasküler yataklarda bulunur
D2
Özellikle beyinde nörotransmitter salınımını düzenler. Nörepinefrin salınır, VK yapar
H1
↑ Nazal ve bronşiyal mukus üretimi ↑ Vasküler geçirgenlik, bronşiollerin kontraksiyonu, kaşıntı, ağrı
H2
↑ Gastrik asit sekresyonu
V1
↑ Damar düz kas kontraksiyonu
Şokta hedeflenen hemoglobin değeri 7 g/dL ve üzeridir; bu nedenle gerekirse eritrosit süspansiyonu verilmelidir. Sodyum bikarbonat kullanımı oksijen-hemoglobin dissosiasyon eğrisini sola kaydırarak oksijenin dokulara bırakılmasını zorlaştırabilir ve sodyum bikarbonat metabolizması sonucu oluşan karbondioksit hücre içi asidozu kötüleştirebileceğinden dolayı önerilmez. Bu tedavilere ek olarak analjezi, anksiyolitik (soğuk-stress vb.), sıcak örtüler, kas gevşeticiler, paralitik ajanlar eklenerek hastanın  oksijen tüketimini azaltılabilir. Tedavi etkinliği kan basıncı, kalp hızı ve idrar çıkışı gibi parametrelerle izlenmelidir. Beklenen idrar çıkış hızı minimum 0.5 mL/kg/saat olmalıdır. Tedavinin yanıtı ve etiyolojinin belirlenmesi ile hastanın kliniğine göre hastalar servis veya yoğun bakıma yatırılarak ileri tetkik ve tedavilerini alırlar.
Kaldığın Yerden Devam Et

Bu konunun tamamına erişmek için abonelik gerekiyor. Ancak ücretsiz üyelik oluşturarak Infuscion’un birçok özelliğini hemen kullanmaya başlayabilirsin.

Ücretsiz üyelik ile:

✔️Okuduğun konuları takip edebilir

✔️Önemli gördüğün yerleri vurgulayabilir

✔️İçeriklere geri bildirim bırakabilir

✔️Açık konulardaki quiz ve flashcard’ları çözebilir

✔️Infuse Mode ile aktif öğrenmeyi deneyebilirsin

Infuscion’u sadece okumak için değil; not alarak, işaretleyerek ve kendini test ederek daha verimli kullanabilirsin.

👉 Ücretsiz hesabını oluştur ve öğrenmeye devam et.